GeriEkonomi Sermaye korkaktır ama bir kaçış yok!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sermaye korkaktır ama bir kaçış yok!

Sermaye korkaktır ama bir kaçış yok!
Abone Olgoogle-news

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye’den bir sermaye kaçışının olmadığını belirterek, “Bireysel bazda tedirgin olmuş olanlar olabilir. Bunlar münferittir. Sonuçta sermaye korkak ve tedirgindir. “Burada şartlar kötüleşiyor, Afrin harekâtı var, ben gideyim” gibi durumların olduğunu gözlemlemiyorum. Bir taraftan giriş de devam ediyor” açıklamasını yaptı.

EKONOMİ Bakanlığı’na bağlandıktan sonra yönetmeliğinde de değişiklikler olan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) MÜSİAD’ın eski Başkanı olan, 5 yıldır da DEİK Yönetim Kurulu’nda yer alan, yeni başkanı Nail Olpak’la konuştuk. DEİK Başkanlığı’na 2017’nin Eylül ayında getirilen Nail Olpak, kuruldaki değişimi ve Türkiye’nin yurtdışında ticari ilişkileri geliştirmek için izlenecek yeni stratejileri anlattı. DEİK üyeleri 21 Şubat’ta Başbakan Binali Yıldırım ile Ankara’da görüştü. Olpak, DEİK’in gündeminde yeni bir yapılanmanın da olduğunu ilk kez Hürriyet’e anlattı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 32 yıllık bir kurum. Yapısında bundan 3.5 yıl önce değişim yaşandı. Sizce bu değişim ne getirdi DEİK’e?

DEİK 1986 yılında kuruldu. Amerikan yardımlarının Türkiye için gündemde olduğu bir dönemde, askeri yardımların olduğu bir dönemde rahmetli Turgut Özal,  “yardım değil ticaret istiyorum” diyerek DEİK’in kurulmasına öncülük etti. Türk- Amerikan İş Konseyi’yle temel atıldı. DEİK zamanla büyüdü.  Biliyorsunuz DEİK’te ülke bazında çalışıyoruz. Türkiye - Amerika, Türkiye - Hindistan İş Konseyleri gibi. Zaman içinde genişledi DEİK ve İş Konseyleri de gelişti, 7 sektörel bazda İş Konseyi kuruldu. Toplam 143 İş Konseyimiz var. Bunlardan biri Dünya Türk İş Konseyi. Onun başkanlığını da ben yapıyorum. DEİK gönüllü üyelikle yürüyor. “Demek ki burada bir beklenti var” diyebiliriz. DEİK’te son 5 yıldır Yönetim Kurulu üyesiyim. Başkan olmadan önceki dönemde de başkan yardımcısıydım. Yapıya uzak bir insan değildim. DEİK Yönetim Kurulu’nda da 35 kişi var. Türkiye’de bu yönetim kuruluna sahip ikinci bir kurum yok. Üyelerimiz aslında işleriyle ünlüler, başarılı iş insanları mozayiğidir DEİK.

DEİK Ekonomi Bakanlığı’na bağlandı. Bu neyi değiştirdi?

Hükümetin aldığı bu kararın temelinde şu vardı. Türkiye’nin büyük şirketlerinin hepsi dışarıda faaliyet göstermek istiyor. MÜSİAD da istiyordu. Hepimiz dışarıda yaptığımız faaliyetlerde devlet ve hükümetin de belirli ölçülerde dahil olmasını isteriz. Bu müdahale anlamında değil.

Siyasi ilişkilerin zedelenmesi ekonomik ilişkileri olumsuz etkilerken zaten ister istemez müdahale olmuyor mu?

2 ülke arasındaki siyasi ilişkiler gerginse ister istemez bu iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri de etkiliyor. Ama bu ülkelere göre de değişiyor. Ülkelerin yönetim şekillerine bağlı olarak da değişiyor. Demokrasinin daha fazla geliştiği ülkelerde siyasi ilişkilerin bozulması bizim ekonomik ilişkilerimizin birebir bozulması yansıması şeklinde olmuyor. Hatta bazen bakıyorsunuz hiç etkilenmediği dönemler de oluyor. Demokratik standartlar yaygın değilse ikili ilişkiler bozulunca ekonomik ilişkilere yansıyor. İş dünyası da ister istemez siyasetin açtığı yoldan gitmek durumunda. Başbakan, bakanlar yurtdışı gezilerinde iş dünyasını isteyince çok kesişmeler olmaya başlamıştı. Hükümet de yurtdışı faaliyetlerde İş Forumu tarzı organizasyonları DEİK’in yapmasını istedi. Aslında temel değişiklik buradan kaynaklandı. Ne DEİK’in özerk yapısında bir değişiklik ne de üye yapısında değişiklik oldu.

İş dünyasında bazı önde gelen iş insanlarının sermayelerini yurtdışına çıkardıklarına dair söylentiler var. Bazı şirketlerin son dönemde yaşadıkları da tedirginlik yarattı. Sermaye çıkışı var mı Türkiye’den?

Çıkmaktan kastedilen ciddi bir kaçış olduğunu düşünmüyorum. Bireysel bazda tedirgin olmuş olanlar olabilir ama Türkiye’nin ekonomisini etkileyecek durumda değildir diye düşünüyorum. “Ahmet de gidiyor ben de gideyim” tarzında da olduğunu sanmam. Sermaye korkak ve tedirgindir. Birileri daha fazla tedirgin olabilir. Bunlar münferittir. “Burada şartlar kötüleşiyor, Afrin harekatı var, ben gideyim” gibi durumların olduğunu gözlemlemiyorum. Bir taraftan giriş de devam ediyor.

İş dünyasında son dönemde bazı hareketler kuşku uyandırdı…

Kaçış anlamına gelecek algılamalardan uzak durmalı iş dünyası da. Paranın sahibi kendi karar verir ama kafalarda kuşku uyandırıyorsa bazı hareketleri de ertelemekte yarar olabilir.

Afrin Harekatının uzun süreceği endişesi var…

Ben kısa süreceğini sanmıyorum. Askeri uzman değilim. Yalnızca Membiç meselesi de değil. Fırat’ın doğusundan batısına doğru da devam edebilir. Biz tam bilemeyiz, ben şöyle bakıyorum. Bizimle ilgili bir tehdit varsa o bitene
kadar biz oradayız. Tedirginliğin ortadan kalkması lazım.

TÜSİAD’IN DÖNME İHTİMALİ VARDI

Sermaye korkaktır ama bir kaçış yok

Son dönemde seçimlere gittiniz. Üye yapısı değişmedi mi?

Yönetim Kurulu seçimlerinde, İş Konseyleri seçimlerinde bunun yansıması olmadı. Sandıklar kurularak seçimler yapıldı. Önceden ilan ettik, üyeler geldi, oy verdi. 3 yıl önceki değişikliğin bu anlamda bir farkı olmadı. Ancak Cumhurbaşkanımız, Başbakan ve bazı Bakanların yurtdışı ziyaretlerinde iş dünyası onlara eşlik edecekse bunu DEİK yapıyor. 5 kuruluş ana kurucu ilan edilmişti. DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, Türkiye Müteahhitler Derneği. TÜSİAD bu yapıdan 1.5 yıl önce ayrılmak istedi.

Sizce TÜSİAD neden bu yapıda olmak istemedi? Neden ana kurucu kuruluş olmaktan çıktı?

2 ay önce yeni ayrılmış gibi ifade edildi. Oysa 1.5 yıl önce alınmış bir karardı. Bireysel bazda faaliyet gösteriyor TÜSİAD üyeleri. Sembol isimler de yönetimimizde devam ediyor. Ali Koç Yönetim Kurulu üyemiz. Tuncay Özilhan hem İş Konseyi Başkanımız hem de Yönetim Kurulu üyemiz. Aynı şekilde Murat Özyeğin de öyle…TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ile 4 ay önce görüştük. Tekrar yapıya dönme konusunda niyetleri vardı ama ardından yönetim kurulu kararı alamadılar. Böyle devam etmeyi uygun buldular.

14 KADIN SEÇİLDİ, DAHA DA ARTACAK

DEİK seçimlerinde 143 İş Konseyi Başkanı’ndan 14’ü kadın oldu. İlk kez DEİK’te İş Konseyi Başkanlığı’nda bu sayıya ulaşıldı. Nail Olpak, iş dünyasında kadın temsilinin güçlenmesiyle temsil oranının da artacağını beklediklerini söyledi.

BAŞBAKAN VE BAKANLARIN DANIŞMANLARI OLMALIYIZ

Şu dönemde Türkiye’nin yurt dışı algısı kötü. Dünya ticaretinde sıkıntılar da yeni fırsatlar da var. Türkiye ekonomisinin kalkınması için yeni yol arayışları var. DEİK bu süreçte nasıl yol izleyecek? Cumhurbaşkanı ya da Başbakan’ın seyahatlerine katılmanın ötesinde ne yapacak üyeler?

Başbakan ile toplantımız olduğunda inanın üyeleri aynı anda ülkede toplamakta zorlanıyoruz. Hepsi çok çalışıyor. Biz yalnızca ziyaretlerde DEİK yönetimi ve İş Konseyleri’yle bir araya gelme dışında bir öneri geliştirdik. DEİK Yönetim Kurulu’nu bir danışma kurulu gibi konumlandırmayı teklif ettik. Artık adı ne olur bilemiyorum. Benzer uygulamalar bazı ülkelerde var. Örneğin ABD Başkanı’nın İhracat Komisyonu adında bir kurulu var. DEİK’in 35 kişilik iş insanları grubu Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Burada yatırımları var. Yurtdışında büyük işleri var. İhracatçısı, müteahhidi, ithalatçısı var. Bu değerli olur. Yönetim Kurulu üyelerini birer birer ziyaret ediyorum. Nasıl daha rahat çalışabiliriz diye konuşuyorum. Mesela Güler Sabancı’yla neden çok daha aktif çalışmayalım birlikte? İlişkileri güçlendirmek için ilişkileri iyi olan üyelerimizle verimli çalışabilmeliyiz.

AB İLE İLİŞKİLERDE İYİ GELİŞMELER

Siyasi çalkantılar, terör saldırıları, FETÖ olayı derken Türkiye özellikle Batı ülkeleriyle ilişkilerinde sorunlar yaşıyor. Bu ticari faaliyetlere ne kadar yansıdı?

Yakın ile ticaret işin doğası gereği daha kolay. Bakıldığında ülkemizin güneyi savaş olan bir coğrafya. Bir ara AB ülkeleriyle ticaretin payı yüzde 56’ya çıkmıştı. Sonra 2008 yılında AB’nin kendi kriziyle yüzde 32’ye düştü. Şu anda yüzde 52’ye çıktı. AB ile siyasi anlamda yaşadığımız onca çalkantıya rağmen bu tabloyu önemli görüyorum. Bundan 3-4 ay önce “Mart ayı önemli bir süreç olacak” demiştim. Şimdi bunu da görüyoruz. Belirleyici ülkelere bakmak lazım. Fransa Başbakan’ı Macron ile iyi bir temas kuruldu, ticari ilişkiler gayet iyi. Almanya ile iki dışişleri bakanı birlikte oldu. Almanya’da hükümet süreci devam ediyor. Ben önümüzdeki günlerde netleşeceğini düşünüyorum. Bulgaristan AB’de dönem başkanı, martta Varna’da zirve var ve Cumhurbaşkanımız o zirveye katılıyor. Demek ki iyi gelişmeler var.

NAİL OLPAK KİMDİR?

İTÜ Makine Bölümü’nden mezun. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde enerji yüksek lisans yaptı. İş hayatına Umar Makina’da başladı. Uzun süre Cankurtaran Holding bünyesinde çalıştıktan sonra kendi şirketlerini kurdu. Nora Elektrik ve Pak Yatırım’ın kurucusu olan Olpak, MÜSİAD Başkanlığı da yaptı.

 

False