GeriEkonomi ‘Kırsal kalkınma sağlanmalı çiftçi yerinde tutulmalı’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Kırsal kalkınma sağlanmalı çiftçi yerinde tutulmalı’

‘Kırsal kalkınma sağlanmalı çiftçi yerinde tutulmalı’
Abone Olgoogle-news

Aydın’da Hürriyet ve Denizbank işbirliği ile gerçekleştirilen ‘Tarım Zirvesi’nde Türkiye tarımının sorunları masaya yatırıldı. Denizbank Batı Anadolu Bölge Müdürü Hasan Özer Orhan, Büyük işletmelerin dışında küçük işletmelerin de köyünde kalmasını sağlayacak, rekabet güçlerini arttıracak çalışmaların ön plana çıktığını söyledi. Orhan, “Kırsal kalkınma sağlanarak çiftçinin yerinde tutulması gerekiyor” dedi.

‘Kırsal kalkınma sağlanmalı çiftçi yerinde tutulmalı’HÜRRİYET ve Denizbank işbirliğiyle gerçekleşen ‘Tarım Zirve’lerinin ilki Aydın’da gerçekleştirildi. 10 Ocak Çarşamba günü Aydın Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda düzenlenen zirvede, Aydın ve Ege Bölgesi özelinde tarım yatırımları değerlendirildi, sorunlar ve çözüm önerileri görüşüldü. Tarım özelinde geliştirilmesi gereken konuların masaya yatırıldığı toplantıya Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve Denizbank Tarım Bankacılığı Pazarlama Grup Müdürü Canan Aytekin de katıldı. Hürriyet ekonomi yazarı Noyan Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde konuşmacılar arasında Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, Denizbank Bölge Müdürü Hasan Özer Orhan, Hürriyet ekonomi yazarı Vahap Munyar, Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı ve Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Özertan yer aldı.

Dünyada tarımın gayri safi milli hasılasının 3 trilyon dolar seviyelerinde olduğunu dile getiren Hasan Özer Orhan, “Tarımın dünya ekonomisi içindeki payı yüzde 1.7 seviyelerinde. Türkiye’de istihdam içindeki payda düşüş yaşansa da hala her 4 kişiden 1’i yine bu sektörde çalışıyor. Tarım ülkemiz için çok önemli. Büyük işletmelerin dışında küçük işletmelerin de köyünde kalmasını sağlayacak, ekonomik ölçekte üretim yapmalarına olanak tanıyacak, rekabet güçlerini arttıracak çalışmalar yapmalıyız. Bu noktada toplu hareket edip, birlik olunmalı ve bu yönde adımlar atılmalı. Örneğin 5 ineği olanın inek sayısı 25 başa çıkarılmalı. Kırsal kalkınma sağlanmalı. Çiftçi yerinde tutulmalı. Verimsiz ölçekler ekonomik ölçeklere çıkarılmalı. İstihdam belki düşecektir ancak bu şekilde çiftçinin verimli olması sağlanacaktır. Böylece çiftçinin daha fazla gelir elde etmesinin yolu açılacaktır. Finans tarafında bize ne görev düşüyorsa yapıyoruz, yapacağız.  15 yıldır üreticimizin yanındayız ve yanında durmaya devam edeceğiz” dedi.

ÜRETİCİYİ DESTEKLİYORUZ

Küçük üreticiyi destekleyen bir banka olduklarının altını çizen Orhan, “Küçük çiftçinin sorunları ile ilgilenmek kolay değil. Tarım bankacılığını 2003’te kurduk. Çiftçiye özel, üretimi destekleyen, üretici kartımızı çıkardık. Bu kart sayesinde üreticilerimiz tarımsal ihtiyaçlarını 6 aya varan faizsiz dönem avantajıyla temin edebiliyor. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi çiftçiler için çok önemli. Çiftçinin maliyetlerini düşürüp, verimi arttırmalarına yardımcı oluyoruz. Arazi alımından ekipman tedarikine kadar ürünlerimizle çiftçinin yanında yer alıyoruz. Çiftçimize daha yakın olabilmek adına şubeler açıyoruz. Kooperatiflerin her türlü ihtiyacını karşılamak gibi bir görevimiz var. Ürünün değer kazanması sadece kooperatifler aracılığıyla olabilir. Bu konuda banka olarak elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.

1 GÜNDE KARAR VERİLDİ

DENİZBANK ve Hürriyet işbirliği ile gerçekleştirilen ‘Tarım Zirve’lerinin ilkini Aydın’da gerçekleştirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Hasan Özer Orhan, Denizbank’ın tarımla buluşma öyküsünün de Aydın’da başladığını söyledi. Aydın’da 1913 yılında kurulan Milli Aydın Bankası’nın yani TARİŞ Bank’ın Denizbank tarafından satın alınmasıyla, Denizbank’ın tarım bankacılığına başladığını anlatan Organ, “Banka 90’lı yıllara kadar çiftçiyi desteklemek adına bölgede faaliyet gösteriyordu. Ardından bölge ve tarım dışı faaliyetlere yöneldi. 2000’li yıllardaki krizin etkisiyle TMSF’ye devredildi. 1.5 yıl fonda kaldı. Tasfiye edileceğini düşünüyorduk ki ortaya Denizbank çıktı. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş TARİŞ Bank’ın nasıl satın alındığını da şöyle anlatır. Bir pazar günü TMSF’den gelen bir telefonda ‘böyle bir banka var alır mısınız’ deniyor. O da bilançoları gönderin diyor. Karşı taraf, ‘O kadar zaman yok. Pazartesi günü aldınız aldınız, yoksa Salı ya da Çarşamba günü banka tasfiye edilecek.’ diyor. 1 günde satın alma kararı veriliyor.’ O dönemde bankanın ana hissedarı da Zorlu Grubu. Denizbank’ın o dönemde 80-100 şubesi var. Şubeleri de genel de büyükşehirlerde. Çoğu ilde bile şube yok. Tarım bankacılığı yapmak ve üreticiyi desteklemek adına satın alınmış bir banka. Satın alındıktan sonra Hakan Bey şunu söyledi. Arkadaşlar bilmeden çok önemli bir kıymeti satın almışız dedi. Bu bankanın kültürünü ve misyonunu devam ettirmeliyiz dedi” ifadelerini kullandı.

ÇİFTÇİ EN ÇOK JEOTERMALLERDEN ŞİKÂYETÇİ

AYDIN’da gerçekleştirilen panele çiftçiler ve üreticiler de yoğun ilgi gösterdi. Panelin ardından düzenlenen soru-cevap kısmında çiftçilerin sorduğu soruların çoğunluğu Aydın’daki jeotermal yatırımları ile ilgiliydi. Jeotermal yatırımlarının Aydın gibi bir tarım kentine zarar verdiğini ifade eden çiftçiler, “Aydın’da incir araştırma merkezi kurdular. Hemen dibine ise jeotermal tesis açıldı. Jeotermal bir sorun halinde. Pencerelerimizi, kapılarımızı açamıyoruz. İncir ve zeytinimizin kalitesi düştü” dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da, “Aydın’da sağlık konusunda yurttaşlardan ciddi sıkıntılar geliyor. Aydın’da kanser vakalarının sayısını resmi makamlardan istedik ancak elimize ulaşmadı. Elimde resmi bir veri yok. Ayrıca bu yatırımları incelemek, denetlemek belediyenin de yetkisinde değil. Yetkimizde olsa denetleriz” dedi. 

‘TÜRKİYE’DE EĞİTİM VE TARIM İHMAL EDİLİYOR’

Tarım konusunda sıkıntıların giderilmesi için ciddi bir tarım politikasına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, Türkiye’nin ihmal ettiği iki alan olduğuna dikkat çekti Levent, ”Bunlardan biri eğitim diğeri ise tarım. Çiftçiyi dünya ile rekabet edecek şekilde geliştirmeliyiz. Eskiden kendi kendimize yeten bir ülkeydik. Ancak nüfus artıyor toprak değişmiyor. Bunun için verimin arttırılması gerekiyor. Burada finans sektörüne de büyük görev düşüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin Avrupa’nın birçok ülkesinden daha fazla tarımsal işletmeye sahip olduğunu vurgulayan Sefer Levent sözlerini şöyle sürdürdü: “Fransa’da 527 bin, Türkiye’de ise 3.5 milyon civarında tarım işletmesi var. Fransa’da bir işletmenin ortalama büyüklüğü 52 hektarken, Türkiye’de sadece 6.1 hektar. 5-6 hektar yerde yapılan tarımla 100 hektar üzerinde yapılan arasında çok büyük fark oluyor. Büyük alanda verimi arttırmak, maliyeti düşürmek daha kolay. Burada arazilerin toplulaştırılması konusu ön plana çıkıyor. Arazilerin toplulaştırması sadece devlet eliyle yapılmamalı. Toplulaştırma bir kereye mahsus da olmamalı. Miras hukukunda, tarım arazilerinin bölünmemesi için bir takım kararların geliştirerek alınması gerekiyor.”

Türkiye’de çiftçilerin malzeme, ekipman için aldıkları kredileri ödemeye çalıştığını, Avrupalının ise daha modernize olmak için kredi aldığını söyleyen Levent, “Bankacılık ve kredi desteği tarımda olmazsa olmazlar arasında. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde zaten çiftçilerin kazandıkları bir sonraki seneye hazırlık ve geçinmek için yeterli oluyor. Kenara, köşeye bir para koyamıyor” dedi. 

‘TEKNOLOJİ OLMADAN REKABETÇİ OLAMAYIZ’

TÜRKİYE’de tarımda teknoloji kullanımının yüzde 1 civarında olduğunu söyleyen Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Özertan, “Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 55. Ortalama eğitim düzeyi de ilkokul. Dünyada teknoloji gelişiyor. Çiftçilere uzaktan algılama, büyük veri analizi gibi konuları anlatmak gerekiyor. Ancak eğitim seviyesi arzulanan düzeyde değil. Ayrıca yaşlanmakta olan bir çiftçi nüfusu var. Teknolojinin yoğun kullanıldığı bir gerçek varken, biz teknoloji olmadan rekabetçiliği nasıl sağlayacağız. Ucuz, verimli, çevre dostu üretimi nasıl yapacağız. Bunu yapan ülkelerle nasıl rekabet edeceğiz. Bunlara yapabilmek için çiftçilerimize çok yoğun eğitim desteği vermeliyiz. En kuvvetli ve hızlı müdahale edilecek alanlardan biri burası” ifadelerini kullandı. 

ÖNCELİKLER NE

Teknolojinin herkes için bir nimet olduğuna vurgu yapan Özertan, “Birçok ülke teknolojinin faydalarından yararlanıyor. Sadece teknolojiyi ithal etmek değil, verimli hale getirmek kritik önem taşıyor. Biz ne yazık ki çok fazla zirai mücadele veriyoruz. Gübreyi belki dünya kadar çok fazla kullanamıyoruz ancak önceliklerimiz arasında sürdürülebilir ve çevre dostu bir üretim de yok. Aslında teknoloji bütün bu eksikleri giderebilecek bir araç”diye konuştu. Türkiye tarımının sorunlarının 50 yıldır aynı olduğunu söyleyen Özertan, “ 50 yıl önce Türkiye tarımı verimsiz, kırdan kente göç var ve çiftçiler yeteri kadar para kazanamıyor’ deniyordu. Sorunlar hala aynı. Ciddi şekilde vizyon tarafında da eksiklik var” dedi.

İNCİR ÜRETİMİNDE DÜNYADA RAKİBİMİZ YOK

TARIMDAKİ yapısal sorunların dışında Aydın’ın iyi olduğu noktaların da var olduğunu kaydeden Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, “Dünyada hiçbir ülkenin bizimle rekabet edemeyeceği bir ürünümüz var. O da incir. Dünya üretiminin yüzde 30’unu, Türkiye’nin ise yüzde 60’ını incirde biz yapıyoruz. 600 milyon dolar ihracat gelirimiz var. Dünyada tekeliz diyebiliriz. Aydın toplam ekonomi olarak cari açığa artı sağlayan bir il konumunda. İncir özelinde çalışacak işçi bulma konusunda zorluk yaşıyoruz. Bir sonraki nesle aktarımda da zorluk yaşanacak. Emek yoğun bir üretim var. İncir toplaması büyük bir sorun. İşçi bulmak gelecekte daha da zorlaşacak. Üretimimizi daha fazla geliştirirsek pazarlayacak potansiyele de sahibiz. 6 ihracatçı vardı şimdi 110’a çıktı. Birbirlerinin pazarlarını bölmeden yeni pazarlar buluyorlar. Bu yıl incirde rekoltede bir düşüş bekleniyordu. Bu yüzden fiyatlar yükseldi. Bu çiftçiye yaradı. İncirle geçinen çiftçilerimiz bu sene finansmanda çok zorluk çekmiyor” ifadelerini kullandı.

ZEYTİNYAĞINDA BİRİNCİYİZ

İncir dışında Aydın’ın zeytin ve zeytinyağında iyi durumda olduğunu anlatan Çondur sözlerini şöyle sürdürdü: “Zeytinyağında birinciyiz. Sofralık zeytinde Manisa’nın ardına gerileyerek ikinci sıraya düştük. Körfezde küçük kasabalar bizden daha iyi biliniyor. Bizden popülerler. Bu da Ayvalık. Bizim 10’da birimiz üretim yapıyor. Ancak bizden daha çok biliniyorlar. Ben tadım yaptığımda bize öğretilen en iyi olan Toskana yağlarına en yakın olarak Aydın’da üretilen zeytinyağını görüyorum. Ayvalık bizden küçük ama bizden iyi pazarlıyorlar. Zeytinyağında markalaşma ciddi sorun. Markalaşmayı aştıktan sonra pazar daha da gelişecektir. Burada da büyük potansiyel olduğunu düşünüyorum. Zeytinyağında bir sorun daha var. Zeytinyağını AB’ye ihraç etmek istediğimiz zaman Türkiye’ye fon uygulanıyor. Bir türlü bu aşılamıyor. Bunun yanında karışım yağlar var. Devletin ciddi önlemler alması gerekiyor. Gerçek zeytinyağını korumak için yaptırımlar gerekiyor.”

BİRLİK OLMAZSA VERİM DE OLMUYOR

PANELDEKİ konuşmacılar arasında yer alan Hürriyet ekonomi yazarı Vahap Munyar da tarımda Türkiye’nin geldiği noktayı geçmişte yaşadıkları örneklerle anlattı. Geçmişte tarım sektörüne giren büyük kuruluşların kredi almakta zorlandığını anlatan Munyar, “Acıpayam’da büyük bir çiftlik kurarken kredi arıyorlar. Ziraat Bankası’na gidiyorlar. Ancak o dönemde Ziraat Bankası’nda büyük üreticiye kredi modeli yok. Sonunda Denizbank’a gidiyorlar. Hakan Ateş biz veririz’ diyor. Ondan sonra tabi Ziraat Bankası da büyüklere kredi vermeye başlıyor” dedi. 1970’lerin sonlarında Bülent Ecevit’in toprak reformunu desteklediğini anlatan Munyar, “Toprak halkın olmalı diyordu. Bize çok mantıklı geliyordu. Ancak yanlışlığı zamanla işin içine girince anladık. Çok bölünce, birlikte hareket edemiyorsunuz. Birlik olmayınca verim elde etmeniz de mümkün olmuyor” diye konuştu.

2009 yılında yaşadığı bir olayı anlatan Munyar şunları söyledi: “Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ile ABD’de görüştük. Brezilyalı Cutrale’yle ortak olup tarım işine girmişlerdi. Uçakla portakal bahçelerinin üzerinde yarım saat boyunca uçtuk. Çok büyük alanlarda tarım yapılıyordu. Türkiye’de 500 milyon lira yatırım yaptılar. 10 milyon ağaç dikeceğiz dediler. Ancak Türkiye’de büyük arazi bulmakta zorlandılar. Türkiye’nin farklı bölgelerinde parça parça araziler kiraladılar. 4 milyon ağaç varlığına da ulaştılar. 10 milyona ulaşmak için sözleşmeli tarım modeli ile tarım yapacaklarını söylediler. Şimdi 150 bin civarında aile ile çalışıyorlar. 3 bine yakın köyden ürün alıyorlar. Keşke Türkiye’de kooperatifçilik gelişse de verimler arttırılsa ve maliyet düşürülse” dedi.

GENÇ NÜFUS TARIMA İLGİ GÖSTERMİYOR

AYDIN’ın bir tarım bir kenti oluğunu dile getiren Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, “Aydın’da geçmişte nüfusun yüzde 55’i tarımla uğraşıyordu. Şu anda yüzde 35’lere düştük. Ancak Aydın’daki her ailenin bir tarım geliri vardır. Ben de tarımla uğraşan bir aileden geliyorum. Gelinen süreçte benden sonra tarım yapacak bir aile ferdi yok gibi gözüküyor. Tarıma rağbet eden genç nüfus çok az. Tarım yıllarca popülist şekilde idare edildi. ‘5 lira daha fazla verelim bize oy ver’ dediler. Böyle olunca da yapısal problemler çözülemedi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana, herkes çiftçiyi oy potansiyeli olarak gördü. Pansuman tedbirlerle sorunlara çözüm arandı” dedi. 

DOĞA TAHRİP EDİLMEMELİ

Tarımda yüksek maliyetlerle üretim yapıldığını anlatan Rıza Posacı sözlerini şöyle sürdürdü: “Pahalı mazot, gübre ,yem kullanıyoruz. Destekler tabi veriliyor, yeterliliği tartışılır. Tarım kanunu der ki tarıma ayrılan bütçe gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin altına inemez. Ancak biz daha bunu yakalayamadık. Aydın’da jeotermal sıkıntımız da var. Burada önemli nokta Elektrik açığını kapatmaya çalışırken de doğayı tahrip etmemek. Çevre bizim geleceğimiz. Belediyelerimizin sanayilerin burada büyük suçları var. Yeteri kadar özen göstermiyorlar. Arıtmalar hala yetersiz. Seul kentinde çıkan arıtma suyu, şebekeye içme suyu olarak verilebiliyor. Türkiye neden yapmasın bunu. Bu güzelim coğrafyayı hoyratça tüketiyoruz. Jeotermale karşı değiliz ancak jeotermalin de kesin kuralları olması gerekiyor.”

Eylül 2017’de Denizbank olarak ‘Deniz’den Toprağa’ mobil tarım uygulamasını hizmete sunduklarını ifade eden Denizbank Tarım Bankacılığı Pazarlama Grup Müdürü Canan Aytekin, “Bu uygulama 5 fonksiyondan oluşuyor. Üreticilerimiz bu uygulama ile uzmanlara sorularını iletip cevap alabiliyor, tarlada yapılması gerekenler hakkında bilgilere ulaşabiliyor. Hatta kullanmadıkları dönemde traktörlerini bile kiralayabiliyor” dedi.

ÇİFTÇİYE 'UYGULAMALI' DESTEK

TARIMIN finansmanı alanında hizmet veren bir kurum oldukları kadar üreticilere işlerinin her aşamasında yardım eden bir kurum olmayı da hep önemsediklerinin altını çizen Denizbank Tarım Bankacılığı Pazarlama Grup Müdürü Canan Aytekin, “Burada bu işi üreticilerden iyi biliyoruz gibi bir anlam çıkmasın, amacımız üreticimizin sıkıştığı, bilgiye ihtiyaç duyduğu, yardıma ihtiyaç duyduğu yerde bilgi birikimimiz doğrultusunda sorunları çözmeye çalışmak” dedi.

100 BİN TAKİPÇİ

Tarım sektöründe doğru ve güncel bilgiye erişimin çiftçiler için büyük bir ihtiyaç oluğuna vurgu yapan Aytekin, “Ayrıca her konuda soru sorup en kısa sürede cevap alabilecekleri, alanında uzman kişiler ile bir çabaya gerek duymadan iletişim kurabilmeleri üretimin verimli hale getirilmesi için büyük bir gereklilik. 2015 yılında bir saha araştırması yaptık, bu araştırmanın sonuçlarına göre üreticilerimizin internet kullanım oranı azımsanmayacak kadar yüksekti. Internet erişimi olan bu kitle içinde haftada bir Facebook kullananların oranı yüzde 90, her gün Facebook kullananların oranı yüzde 75 seviyesindeydi. Bu vesileyle; 2016 yılı 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününde ‘Deniz’den Toprağa’ Facebook sayfasını hizmete sunduk. Bu sayfanın temel amacı tarıma dair ne varsa; bir an önce, en doğru şekilde üreticilerimize ulaştırmak, onlardan her bir içeriğe yönelik gelen soruları hızlıca cevaplayarak kafalarında bir soru işareti bırakmadan bilgi akışı sağlamaktı. Yani bu sayfayı bir nevi haber portalı gibi kurguladık. Şu anda 100 bin takipçiyi geçmiş durumdayız. Sadece içerik paylaşmıyor gelen binlerce soruyu sayfa üzerinden en kısa sürede cevaplamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

UZMAN EKİP HAZIRLADI

Facebook sayfalarının yakaladığı bu ivmenin kendilerini daha kişiselleştirilmiş, bölge ve ürün bazında farklılaştırılmış bir danışmanlık hizmeti vermeye yönelttiğine değinen Aytekin, “Bu amaçla 20 Eylül 2017 tarihinde yine aynı isimle ‘Deniz’den Toprağa’ mobil tarım uygulamasını hizmete sunduk. 3.5 ay gibi bir sürede 25 bin üzerinde indirme adedine ulaştık. Mobil uygulamamamız piyasaya sürülmesinin birinci ayında Barcelona’da finans kurumlarının inovatif ürünlerinin yarıştığı bir oylamada 6 farklı uluslararası rakibini geride bırakarak ‘Yılın En İyi Yeni Ürünü’ ödülünü kazandı. Mobil uygulamamız 5 ana fonksiyondan oluşuyor. Tarlalarım menüsü altında Tarla Ekle butonu ile yetiştirdiğiniz ürüne dair lokasyon, ürün ve ürün çeşidi, toprak ve sulama özellikleri, ekim-hasat tarihleri gibi temel bilgileri yaklaşık yarım dakikada kaydederek tarlanızın sanal bir benzerini oluşturuyorsunuz. Uygulamamız; bu tarlada yer alan bitkinin büyüme sürecini taklit ederek her bir evre için gereken gübreleme, sulama, ilaçlama önerilerini kullanıcının cep telefonuna iletiyor. Bu altyapı ve önerilerin tamamı uzman yazılımcılar ve ziraat mühendislerinden oluşan ekibimiz tarafından oluşturuldu. İlerleyen zamanlarda uydu takip sistemleri ve sensörlerle bu yapıyı entegre ederek bitkinin gelişimini daha sağlıklı takip etmeyi ve o bitkiye özel daha nitelikli öneriler iletmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

2 SAATTE CEVAP

Bir diğer önemli fonksiyonlarının da ‘Mühendise Sor’ fonksiyonu olduğunu söyleyen Canan Aytekin, “Üreticiler ziraat mühendislerine video, fotoğraf , ses kaydı ya da sadece metin yazarak sorularını sorabiliyor. Sektör açısından ziraat mühendislerinden destek alabilmek önemli bir ihtiyaç. Üreticimizin tarlasına dair bir sorunu varsa, ürününe dair bir sorusu varsa, herhangi bir duyuruya dair detaylı bilgi almak istiyorsa tarlanızdan, köyünden ayrılmasına gerek kalmadan anında talebini ziraat mühendislerine iletebiliyor. Bu sorular konularında uzman ziraat mühendislerinden oluşan ekibimizin önüne düşüyor, en geç 2 saat içerisinde mobil uygulama üzerinden yazılı olarak ya da soru sahibi uygulamayı indirdiği telefon numarasından direkt aranarak cevabı alıyor. Bu fonksiyon altında bir soru sınırı ya da bir ücret yok; üreticimiz istediği kadar soruyu ücretsiz olarak sorabiliyor, cevabını en kısa sürede alıp işlerini daha verimli hale getiriyor, tarlasındaki zararlılardan/hastalıklardan daha kolay korunuyor” dedi.

ÇİFTÇİYE ‘KİRALIK TRAKTÖR’

TÜM bunlar dışında ‘Hal / Borsa Fiyatları’ ile tarımsal ürünlerin farklı hallerdeki ve borsalardaki fiyatları anlık olarak üreticilere sunduklarını anlatan Canan Aytekin, “Haberler menüsünde tarım sektörüne dair tüm gelişmeleri anlık olarak üreticilerimizle buluşturuyoruz. ‘Kiralık Traktör’ menüsü altında ise üreticilerimiz traktörlerini, kullanmadıkları dönemlerde diğer üreticilere kiraya verebiliyor ya da talep ettikleri kriterlere göre kiralık traktör arayabiliyorlar. Türkiye’de toplam traktör adedi iyi diyebileceğimiz bir sayıda ama bu kaynağın orantılı bir şekilde dağıldığını maalesef söyleyemeyiz. Bu kaynağın imece kültürü ile etkin bir şekilde kullanımı için, yılın sadece belli dönemlerinde etkin şekilde kullanılan traktörlerin diğer dönemlerde çiftçilerimize gelir getirmesi için böyle bir fonksiyon tasarladık. Yakın zamanda buraya kiralık arazi, kiralık ekipman gibi tarım sektörü açısından gerekli diğer bazı menüleri de ekleyeceğiz. İkinci el satılık menüsü ile aynı zamanda satılık ilanları da çiftçilerimizin inceleyebilmesini sağlayacağız. Müşterimiz olsun olmasın tüm üreticilere hizmet veren bu yapının kurulması ve yönetilmesi konusundaki tüm giderler DenizBank tarafından karşılanıyor ve ücretsiz olarak sunuluyor” ifadelerini kullandı.

‘ÜRETİCİ KART’ 550 BİN KİŞİYE ULAŞTI

550 bin kişinin kullandığı ‘Üretici Kart’ hakkında da bilgi veren Canan Aytekin “Hasat vadesinde üreticimizin borcunu ödeyebilmesine olanak sağlayan bu yapı ile üreticilerin finansman ihtiyaçlarını, ürünlerinin kazancını elde edene kadar ertelemesinin; gübre, ilaç, mazot gibi tarımsal girdi temin eden firmaların sattığı ürünlerin bedelini daha çabuk almasının yolunu açtık. Ayrıca Petrol Ofisi, OPET, Lukoil, Aytemiz gibi akaryakıt firmaları, Toros Tarım, İGSAŞ, Gemlik Gübre gibi gübre firmaları, Gediz Elektrik, AYDEM gibi tarımsal elektrik satan firmalar başta olmak üzere üretimin devamı için elzem olan temel girdileri satan büyük firmalarla yapılan ticari anlaşmalar üreticilerimizin hem ürünleri daha ucuza temin etmesinin yolunu açtı hem de 5-6 ay vadede faiz yüküne katlanmadan üreticilerin kartla alışveriş yapabilmesini sağladı” dedi.

%41: Denizbank’ın özel bankalar arasında tarımdaki pazar payı

%13: Kamu bankaları dahil edildiğinde Denizbank’ın pazar payı

14: Türkiye’de tarım bankacılığı alanında hizmet veren banka sayısı

80 milyar TL: Türkiye’deki tarım kredileri miktarı

1 milyon: Türkiye genelinde Denizbank’ın müşteri sayısı

11 milyar TL: Denizbank’ın üreticilere sağladığı finansmanın büyüklüğü

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle