GeriEkonomi İsveçli mobilya devi ilk kez Türk tasarımcıyla çalıştı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsveçli mobilya devi ilk kez Türk tasarımcıyla çalıştı

İsveçli mobilya devi ilk kez Türk tasarımcıyla çalıştı
Abone Olgoogle-news

İsveçli mobilya devi Ikea ilk kez bir Türk tasarımcıyla çalıştı. Babası Turkcell’in ilk Genel Müdürü olan 31 yaşındaki Pınar Demirdağ, 2017 koleksiyonu için Ikea’ya masa örtüleri, çarşaflar, tabaklar, tepsiler ve yastıklar tasarladı.

31 yaşındaki Pınar Demirdağ İsveçli mobilya devi Ikea’nın çalıştığı ilk Türk tasarımcı oldu. İmaj couture, digital couture tasarımları yapan Pınar Demirdağ Nike, Adidas, MTV, Bloomberg’e de tasarımlar üreten bir sanatçı. 2017 yazında Ikea koleksiyonunda o ve ortağı Viola Renata’nın tasarladığı masa örtüleri, çarşaflar, tabaklar, tepsiler ve yastıkları göreceğiz. Kısa süreliğine İstanbul’a gelen Pınar Demirdağ ile buluştuk, gençlere ilham verecek öyküsünü dinledik. 

* Sizin hikayeniz nerede başlıyor? Türkiye’de mi okudunuz?

Ben Kanada’da doğdum. Annem babam Türk. 1 yaşında Türkiye’ye gelmişiz. Saint Joseph Lisesi’nde okudum. Küçüklüğümden beri çiziyorum. Ve hep sanatçı olmak istedim.

* Var mı ailede sanatçı?

- Yok. Babam Turkcell’in ilk genel müdürü, annem de iş kadını. Her ikisi de profesyonel. Benim hep mutlu olmamı istediler. Ben sanata yatkındım. Saint Joseph’te okurken mutlu değildim. Sanat okumak, sanatçıların ortamlarında olmak istiyordum. Fransa’ya okumaya gittim. Çok zorlandım ilk dönemde. Türk olmayan bir kültürü içime almakla uğraştım. Tek yabancı öğrenci bendim okulda. Daha sonra Fransa’nın en iyi sanat okullarından birine kabul edildim. Orada da zorlandım. Hayallerimin peşinden koşarak Hollanda’ya ikinci master için gittim. Wikileaks’le çalışan bir sanat ikilisi var, onların işlerini takip ediyordum. Onlardan öğrenmem gerektiğini düşünüyordum. Onlara yazdım. Mentorum olmalarını istedim, başta istemediler ama ısrarlı oldum. Hollanda’ya gittim ve onlarla çalışmaya başladım. 7 yıldır ortağım olan Viola ile de orada tanıştım. Hollanda’daki sanat çevresinden çok şey öğrendim.

İsveçli mobilya devi ilk kez Türk tasarımcıyla çalıştı

DERİ GİYMEM, SÜT İÇMEM

- Bunu biraz anlatın bize…Büyük markalarla çalışıyorsunuz, Avrupa’da birçok sanatçı arasından sıyrıldınız…Nasıl oldu bu?

- İnsanlar nasıl cazibeyle çekiliyor, kodlar ne? Ben bunları anlayıp kalbimi koyduğum konuları cazip yapmak istedim. Kadının eşit olduğu, doğa sevgisi, yabancının kabul edilmesi konuları benim için önemli. Ben Hollanda’da politikanın anlamını öğrenmeye çalıştım.

* Günlük hayatın politik olduğundan bahsediyorsunuz…

- Aynen. Ben kürk giymiyorum, deri giymiyorum. İnek sütü içmiyorum. Çevre benim için çok ön planda. Bir konu hakkında konuşamıyorsanız üretemezsiniz.

* Ikea ile nasıl çalışmaya başladınız?

- Biz farklı yerlere iş yapıyorduk. Bazı müzelerde işlerimiz yer alıyordu. New York’taki New Museum gibi, Hollanda’daki Stedelijik ve Cobra Müzeleri’nde tasarımlarımız yer aldı. Farklı yerlerde işlerimiz vardı. Bir mail aldık Ikea’nın Kreatif direktörü olan Henrik Most Nielsen’den. Doğrusu ilk gördüğümüzde maili inanmadık. Google’layarak filan baktık. ‘Bizim için tasarım yapar mısınız? diyorlardı mailde. Çok heyecanlı bir süreçti. Onların taleplerini dinledik. Ikea gibi bir ismin yanımızda olması bizim benliğimizi değiştirmiyor. Biz tasarım yaparken benliğimizi yansıtıyoruz. Ancak bu bize çok özgüven verdi. Ötekileştirmeye karşı duruş bizim için çok önemli. Ikea da bizden bunu istedi. Ötekini kabul etmek üzerine çılgın bir şeyler istediler. Ama ilk gönderdiklerimiz beğenilmedi. Koleksiyonda birkaç uzaylı, birkaç Alien zürafa, çok hoş bir Alien kız var, doğa var, nazar boncuğu gibi gözler var…Böyle bir çarşafın altında uyuyabiliyorsan, başkalarını kabul edebilirsin. Gözlerle de nazar boncuğuna bir ruh vermek istedik. Hikayesi olan, rengarenk şeyler kullanabilen insanların daha açık fikirli olduğuna inanıyoruz.

*Biliyor muydunuz Ikea’nın daha önce hiçbir Türk tasarımcıyla çalışmadığını?

- Hayır. Sonradan öğrendik. Bu da beni çok mutlu etti.


İlk işi bize  Haham verdi

* İlk işiniz neydi?

- İlk işimizi Sinagog’a yaptık. Viola ile ikimiz de farklı dinlerdeniz ve Haham bizi aradı, bize iş verdi. Sinagog’ta kadınlara önem vermek için bir vitray tasarımı istedi. İkimiz de Musevi değiliz. Biz 4 hikayeyi orada görselleştirdik.

* Moda sektörüyle de çalışıyor musunuz?

- Çok farklı işler yapıyoruz. Son Dice Kayek defilesinde kullanılan bazı desenler bizimdi. MTV için bir video hazırladık.

* Klipler arasındaki videolardan mı?

- Evet. Anlattığım gibi hem fanteziler var hem de çevre bilinci var o işimizin içinde de. Mitoloji, uzay, ötekileştirmemek…Nike, Adidas ve Bloomberg’le de çalıştık.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle