GeriEkonomi Hammadde değil teknoloji devrindeyiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hammadde değil teknoloji devrindeyiz

Hammadde değil teknoloji devrindeyiz
Abone Olgoogle-news

Bugüne kadar Türkiye’ye 22 milyar doların üzerinde yabancı yatırımcı getiren ortaklıklara imza atan Aksoy Holding ve Turcas Petrol’ün Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, bugünlerde yepyeni bir proje üzerinde çalışıyor. Petkim’in ardından 2015’te STAR Rafinerisi’ndeki ortaklığından ayrılan Aksoy, Diyarbakır-Şanlıurfa arasında Singapur modelinde bir endüstri parkı kurulmasının önemine çok inanıyor. Projenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ilgisini çektiğini söyleyen Aksoy, “Dünyanın en büyük 500 teknoloji şirketinin 230’unun bugünlerde koronavirüs ile boğuşan Wuhan’da üretim üssü var. Önümüzdeki dönemde uluslararası teknoloji devleri Çin gibi Uzakdoğu yerine Türkiye gibi daha yakın bölgelere yatırımı düşünebilirler. Yeter ki biz uygun ortamı sunalım. O yüzden bu endüstri parkı modeli çok önemli” diyor.  Hayatı bir problem çözme serüveni, bir mücadele olarak gördüğünü söyleyen Aksoy ile evinde iş yaşamını ve artakalan zamanını nasıl geçirdiğini konuştuk.

Aksoy Holding ve Turcas olarak enerji, akaryakıt, turizm, gayrimenkul ve Ortadoğu ülkelerine ihracata yoğunlaştığınız bir faaliyet alanınız var. Grubunuz için ‘sessiz dev’ diyorlar, ne kadar büyüklükte bir operasyonu yönetiyorsunuz?

Shell, RWE, BP ve Hilton grupları ile çeşitli alanlarda ortaklıklarımız ve uzun yıllara dayanan işletme anlasmalarımız var. Bugün ayrıca uluslararasi ticaret alanında Sheil, Gazprom, Rosneft ve Hyundai Oilbank firmalarının madeni yağlarının Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da makro distributorluklerini yapıyoruz. Akaryakit sektounde küresel enerji devi Shell ile ortak girim sirketimiz Shell & Turcas Petrol, 2018’i Türkiye’nin cirosu en yuksek 6. ozel şirketi olarak kapatmisti. 2019 yılını tahmin ediyorum Shell & Turcas olarak yaklasik 40 milyar TL ile kapattık. Diğer iştiraklerimizden de 1.2 milyar TL civarında gelir elde ettik. Bugün 15 civarındaki iştirakimizde 1.500’e yakın doğrudan ve 12 bine yakın da dolaylı istihdam sağlıyoruz. Bugünlerde özellikle odaklandığımiz iki alan var. 

VUHAN YERİNE DİYARBAKIR
Nedir o odaklandığınız alanlar?


Benim her zaman gündemimin en öncelikli konusu, ülkem. Hep ülkeme faydalı olacak projeler peşinde koşarım. Çünkü bana göre Vehbi Koç’un dediği gibi, “ülkem varsa ben de varım.” Bu söze yüzde 100 katılıyorum. Bugünlerde neyle uğraşıyorum, derseniz: Birincisi ortağmız Shell ile birlikte akaryakıt istasyonlarına elektrikli otomobiller için şarj üniteleri kurmaya, LNG gibi alternatif kaynaklara yönelik yeni yakit istasyonlari açmaya, bunlari yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Yerli otomobilimiz başta olmak üzere elektrikli araçlar yaygınlaştığında Türkiye genelinde bu altyapı ile hazır olmak istiyoruz. Bir diğer konu ise benim çok önem verdiğim bir proje; Türkiye için bir kalkınma projesi.

Nasıl bir kalkımna projesi bu?

Singapurlu paydaslarımızla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde uluslararası yatırımcılar için bir teknoloji üretim üssü kurmak, bir model şehir kurmak istiyorum. Bunu para kazanacağım bir iş olarak istiyor değilim. Ülkenin menfaati için uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir proje bu. Singapur’dan çıkan ve Güneydoğu Asya’da 3 milyara yakın devasa bir nüfusun sefaletten orta sınıfa yükselmesini sağlayan bir kalkınma modeli. Projeyi Cumhurbaşkanımız dahil birçok ust düzey yetkili ile çeşitli zamanlarda paylaştım. Çok da ilgi gördü, lokasyonlar bile konusuldu ama son dönemdeki birçok uluslararası gelişme nedeniyle bir türlü öncelikli gündem haline getirip bir adım atamadık. Şimdi Çin’de yaşanan koronavirüs hadisesinden sonra Türkiye daha da dikkat çekecek. Buradan elbette Çin başta olmak uzere etkilenen herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bugünkü şartlarda Türkiye’de kurulacak bir Endüstri Parkı, uluslararası teknoloji yatırımcılarının ilgisini şimdi daha fazla çekebilir.

GÜNDEME GİRMEYE ÇALIŞIYOR
Proje ne aşamada şu anda?


Gündeme girmeye çalışıyor diyelim. Bir ara öncelikliydi ama son zamanlarda maalesef terörle etkin mücadele esnasinda bunun gibi büyük projeler beklemede kaldı.

Yeri belli dediniz, neresi?

Diyarbakır ile Şanlıurfa arasında bir lokasyon belirlendi. Kurulacak bu Endüstri Parkı’nın istihdam potansiyeli de çok büyük. Şehrin inşa sürecinde 300 bin kişiye geçici istihdam sağlanabilir. 10 yıl içerisinde kurulacak fabrika ve işyerlerinde 100 bin kişi doğrudan istihdam edilir. İlk 10 yılın sonunda aileleriyle birlikte toplam 400 bin kişinin yaşadığı, çevresindeki ilçelerden de 150 bin kişinin de çalışmak için geldiği sıfırdan modern bir şehir kurmak manasina geliyor. Projenin başarılı olması için gerekli insan gücüne sahibiz ve coğrafi avantajımız var.

Hammadde değil teknoloji devrindeyiz



Anlattığınız projeye benzer çok proje var, sizinkinin farkı nedir?

Türkiye’nin önünde tarihi fırsat penceresi var, artık devir, “hammadde devri” değil, “teknoloji devri”. O yüzden son yıllarda rafineri kapasitesini artıran ülkeler petrol zengini ülkeler değil. Almanya, Güney Kore, Singapur, Tayland gibi ülkeler buna örnek gösterilebilir. Türkiye’nin sanayiye dayalı büyüme modeline geçmesi gerekiyor. Bugünlerde Koronavirüs ile gündeme gelen Wuhan şehrini Haziran 2016’da ziyaret ettik. Wuhan, Endüstri Parkı modeli sayesinde (Şangay, Pekin ve Guangzhou’nun ardından) ülkenin 4. büyük üretim üssü haline gelmiş bir şehir. Fortune 500 listesindeki 230 şirketin fabrikası Wuhan’da. ‘Wuhan Optics Valley’, tüm dünyadaki bilgisayar, TV, cep telefonu camları gibi elektronik optiklerin yarısının üretildiği bir Endüstri Parkı. Yaşanan son hadiselerden sonra dünyanın büyük şirketleri ‘Far East’ (Uzak Doğu) yerine ‘Near East’ (Yakın Doğu) deyip Türkiye’yi tercih edebilir. Bu projenin farkı zamanlaması doğru. Şu anda artık Çin’in çevre kirliliğine yol açan üretim anlayışı ve hijyen konusundaki eksiklikleri tartışılıyor, yatırımcılar yeni bir yer arayışında. Dolayısıyla yeri doğru ve ben mücadeleyi bırakmıyorum, işi takip ediyorum. Bizde bu kapasite var, yeter ki ekonomiyi ve yatırımı önceliğimize alabilelim.

SOCAR'I TÜRKİYE'YE GETİRDİ
Sizin için Türkiye’nin en büyük yabancı yatırımcısı Azerbaycan merkezli SOCAR’ı Türkiye’ye getiren adam deniyor. Doğru mu bu?


1992 yılından bu yana Azerbaycan ile çok yakın ilişkilerim oldu. Adeta benim ikinci vatanım oldu, Azerbaycan’ın baba dostuyum. Aksakal diyorlar bana orada. Rahmetli Cumhurbaskanı Sayın Haydar Aliyev çok vizyoner bir devlet adamıydı. Kendisini yakından tanıma şansım oldu. Şimdi Sayın Cumhurbaskanı İlham Aliyev ve Azerbaycan yönetimi ile yakın temaslarım var. Tüm bu ilişkiler karşılıklı güven yarattı. Biz Hazar’ı Ege’ye bağlarsak iki ülkenin de yararına olur diye düşündük. SOCAR’ı Türkiye üzerinden dünyaya açmayı hedefledik. Bu sırada Petkim’in özelleştirilmesi gündeme gelince ihaleye girdik, aldık. Ardından STAR Rafinerisi’ni kurmaya başladık. Finansmanını yaptık. Petkim’in kapasitesini geliştirdik. Azerbaycan bunların üzerine TANAP’ı da koyunca kısa süre zarfında Türkiye’nin 20 milyar dolar büyüklüğe dayanan en büyük yatırımcısı oldu. Dönemin Maliye Bakanı, ‘SOCAR’ı Türkiye’ye getiren adam olarak sana madalya vereceğim’ derdi, ömrü vefa etmedi.

SOCAR ile Petkim ve STAR Rafinerisi’nde ortaktınız. Yakın zamanda ayrıldınız, neden?

Özelleştirme sürecinde Turcas olarak SOCAR ile ortaklığımız vardı. Bu ortaklık, Azerbaycan’la 30 yıllık dostluğumuza dayanıyordu. STAR Rafinerisi’nin projesi onaylanıp finansmanı tamamlandığında biz ortaklıktaki payımızı SOCAR’a devrettik.

TATİL
2 AY ABD'DE, 2 AY BODRUM'DA

ABD ile ilişkiyi her zaman çok önemsiyorum. O sebeple senede bir iki ayımı Amerika’da geçirmeye gayret ediyorum. İş artı tatil olarak denk getirmeye çalışıyorum. Bir de Bodrum’u çok seviyoruz. Yılda 2 ayı da Bodrum’da geçiriyoruz.

KİME TEŞEKKÜR EDİYOR
EKSİKLERİMİ KAPATAN EŞİME

Anneme babama teşekkür ederim, Allah’a şükrediyorum. Açıkçası eşime de teşekkür ediyorum. Birçok eksiğimi eşim kapattı.

KARİYER
TAM BİR GÖREV ADAMIYIM

Elektronik mühendisiyim. Çalışmayı çok severim. Tam bir görev adamıyım, görevden hiç kaçmam. Siyaseti bilmezdim, rahmetli Turgut Özal çağırdı, siyasete girdim. ANAP’ın kurucusu ve sonrasında İstanbul İl Başkanı oldum. Futbolu bilmezdim, semtimizin futbol takımı Sarıyer Spor Kulübünün başına geçmemi istediler. Geldim, bir semt takımı olan Sarıyer’i birinci lige taşıdım. Hala daha sirketlerimizin yönetim kurullarinda ve TÜSİAD ve PODEM başta olmak üzere birçok STK vesilesiyle memlekete hizmet etmeye gayret gösteriyorum.

AİLE
KAYBETTİKLERİNİ YENİDEN KAZANDI

Hayat bir mücadele serüveni, vazgeçmeden devam etme yeteneğiniz olmalı. Dedem Karadeniz’den Batum’a iş kurmaya gidiyor, işleri büyütüyor. Sonra birden bire Bolşevik ayaklanmasından sonra bütün varlıklarını kaybediyor. Tekrar Türkiye’ye dönüyor ve bamamla birlikte kaybettiklerini yeniden kazanıyor. Babamdan öğrendiğim en önemli şey, mücadeleyi hiç bırakmamak. Babam bana her zaman, ‘sabah kalktığında her şeyini kaybetmiş olabilirsin, daima bunu düşün ve sahip olduklarını yeniden kazanma gücün olsun’ derdi. Ben de hep böyle yaşadım, mücadeleyi bıraktığın an işin biter.

HOBİ
RESİM KOLEKSİYONU SABANCI MÜZESİ'NDE

Resime merakım var. Klasik resimlerden oluşan bir aile koleksiyonumuz var. Geçtiğimiz günlerde koleksiyonumuzdan 524 eser Sabancı Müzesi’nde sergilendi. 55 günde 60 bin kişi bizim diyebileceğim sergiyi gezmiş. 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle