GeriEkonomi Çalışanlarını ev sahibi yaptı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çalışanlarını ev sahibi yaptı

Çalışanlarını ev sahibi yaptı
Abone Olgoogle-news

Türkiye’nin en büyük kuru meyve ihracatçısı olarak işe başlayan, ardından tekstil sektöründeki yatırımlarıyla üretimlerinin yüzde 80’ini Avrupa ve Amerika’ya ihraç eden, tekstilde dünyanın sayılı pamuklu ev tekstili üreticilerinden Menderes Tekstil’i çatısı altında bulunduran Akça Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Akça, fabrikasında çalışanların ev sahibi olması için de proje geliştirdi. Çalışanlar, ayda 1000-1500 lira ödeyerek ev sahibi oldu.

Rıza Akça, Akça Holding’in ikinci kuşak temsilcisi. Ege’nin en önde gelen iş insanlarından Osman Akça’nın oğlu. Üzüm Kralı olarak bilinen Osman Akça’nın 2000 yılında vefatından sonra şirketin dümenine geçen Rıza Akça, eniştesi, ortağı Ahmet Bilge Göksan ve ailenin 3’üncü kuşak temsilcileriyle birlikte şirketini büyütüyor. Akça Holding, Türkiye’nin sayılı büyük kuru meyve ihracatçısı olmanın yanı sıra, Target, Walmart, Aldi ve IKEA gibi devlerinin de en büyük ev ürünleri üreticisi. Rıza Akça ile hem şirketlerinin hikayesini hem de yeni atılımlarını konuştuk.

-Ailenizin ikinci kuşak temsilcisisiniz. Tekstil ve gıda alanında sanayi devi şirketler var Akça Holding çatısı altında. Siz nasıl yetiştirildiniz? Bu işlerin temeli nasıl atıldı?

Babam Osman Akça çok girişimci, vizyoner biriydi. 1955 yılında Osman Akça A.Ş. şirketini kurmuştu. Manisa Alaşehirli bir aileyiz. Babam üzüm alıp satarak işe başlamış. Benim çocukluğumda da meyve işi yapıyordu babam. İlkokul mezunuydu ancak çok açık görüşlü bir insandı. Çalışkandı. İstihdam yaratmayı hep önemserdi. Bize de, “iki kişi daha istihdam edin, iş yaratın onların da duasını alın” derdi.

- Siz de işin içinde büyüdünüz...

Aynen. Bir kız kardeşim var. Babam iyi okumamı istedi. Beni İzmir Özel Türk Koleji’ne yatılı gönderdi. Hafta sonları ailemin yanına giderdim. Biz okul dışında kalan zamanda hep çalıştık. Ciklet, gazete de sattım, sinema bileti de. Üniversitede Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazandım ancak o dönem Türkiye’nin siyasi olarak karışık olduğu dönemdi. Babam ”Seni Ankara’ya göndermem” dedi ve beni yurtdışına göndermeyi önerdi. Ancak o dönemde ben işin tadını almıştım. “Çalışmak istiyorum” dedim. İngiltere ve Almanya’ya gitmek yerine babamla çalışmayı kendim istedim.

- Kuru meyve ihracatında uzun süre öncülük ettikten sonra yeni sektörlere girmeniz nasıl oldu?

1983’ten sonra 30 yıl kuru meyve ihracatında sektör birincisiydik. Daha sonraki yıllarda Türkiye’de üretim arttı ama rekabet işin kârını düşürdü, neredeyse zarar eder hale getirdi. Şu anda sektörde 3’üncü, 4’üncü sıradayız kuru meyve ihracatında. 65 milyon dolar civarında meyve işimiz var. Katma değerli ürün üretip neredeyse hepsini başta Almanya ve Japonya olmak üzere satıyoruz. Ama şu anda amiral gemimiz tekstil.

- Tekstil sektörüne babanızla birlikte adım attınız. Türkiye’nin de yeni bir döneme girdiği yıllardı. Çok sayıda tekstil devi daha sonra battı. Siz nasıl ayakta durmayı başardınız?

Önce Uşak’ta çırçır fabrikası almıştık, sonra orayı sattık. Özal dönemiydi. Babam gelişmeleri öngören biriydi. Denizli Sarayköy’de 1985 yılında Menderes Tekstil’i almıştık. Çoğu insan bu yatırım nedeniyle beni Denizlili zanneder. İşin başında olduk hep. İşi bilenleri aramıza aldık. Birçok şeyi de birlikte öğrendik. Menderes Tekstil 500 bin metrekare kapalı alan üzerinde kurulu olan Türkiye’nin ve Avrupa’nın alanındaki en büyük entegre tesisi. 4200 çalışanı var Menderes Tekstil’in. Çarşaf, nevresim, pike, masa örtüleri yapıyoruz.

- Tekstil sektörü birçok krizden çok etkilendi. 1985’ten bu yana da çok kriz atlatmış olmalısınız. Nasıl başa çıktınız?

Biz entegre tesisiz. Pamuk tarladan tesise giriyor, çarşaf takımı, masa örtüsü olarak çıkıyor. Kendimizi hep yeniledik ve hep kendimizi yurtdışına odakladık. Babam o yıllarda bizi ihracata odaklamıştı. 1970’lerin sonunda üzüm ihracatına başlamıştı. Üretime çok inanan, ufku geniş bir insandı. Şu anda da neredeyse üretimimizin tamamını büyük dev şirketlere Amerika ve Avrupa’ya yapıyoruz. Her krizden de güçlenerek çıktık. Şunu çok iyi görüyorum. Türkiye’de sanayici olmak hiç kolay değil. Üretmek, fark yaratmak kolay değil ancak uzmanlaştığınız alanda kendinizi yenilediğinizde dünyanın kapıları da açık. Babam da hep söylerdi, sanayici olmak demek hep üretmek demek, bisiklete binmeye benziyor, ayakta durmak için hep pedali çevireceksiniz.

Çalışanlarını ev sahibi yaptı

- İhracat şirketlerinizin en büyük artısı olmuş...

Çok iyi bir ekibimiz var. Kaliteli üretim yapıyoruz. Amerika’da Walmart, Target ve Avrupa’da da IKEA’nın ve ALDİ’nin yıllardır üreticisiyiz. IKEA’nın ev tekstilindeki en büyük üreticisiyiz. Kendimizi yenileyerek, ekibimize de güven vererek bu başarıyı yakaladık. Bizim işimiz ihracat. Babamın tavsiyesi de şuydu, “ne yaparsanız yapın 3 kuruş az da kazansanız ihraç edin” derdi.

- Gayrimenkul geliştirme projeleriyle de ilgileniyorsunuz...

Efes Oteli’nin ihalesine girmiştik, alamadık. Yine bir 5 yıldızlı otel projemiz vardı ama tam istediğimiz yerde olamadı. Yeni gelişen bölgelerdeki projelerle ilgileniyoruz. Bazı bölgelerde de arazilerimiz var.

- Çalışanlara özel proje geliştirmişsiniz...

Denizli’de biz büyük bir aileyiz. 240 konutluk Rıza Akça Sitesi kurduk. Daha sonra Nermin Akça adına da 100 konutluk bir site, babam adına da 60 konutluk Osman Akça sitesini yaptık. Çalışanlar 43 bin liraya, ayda 1000-500 lira ödeyerek ev sahibi oldular. Yakında Dilek-Ahmet Göksan Sitesi de hayata geçecek. Çalışanlarımızın mutluluğu çok değerli, havuzlu, basketbol sahalı bir sitede oturuyorlar, çocukları mutlu.

YENİ İŞ ALANLARINA GİRDİ

- Gıda ve tekstilden sonra başka alanlara da girdiniz. Ne sizi yeni alanlara yönlendirdi?

Enerji sektörü tüm şirketler için çok önemli. Bizim de en büyük maliyetimiz enerji giderleri. Biz JES ve RES yatırımları yaptık. Jeotermal enerji ve rüzgar enerjisi yatırımlarımız var bu işleri de büyüteceğiz. Devam eden yatırımlarımız var. Hepsi bittiğinde 60 megawattlık kapasitemiz olacak.

- Akça Holding çatısı altında başka şirketler de var... Tarıma da devam ediyorsunuz değil mi?

Evet. Kuru meyve işinde katma değer yarattık. Ambalajlama, organik ürünler hep kendimizi yeniledik. Ayrıca seracılık da yapıyoruz. Denizli Sarayköy’de fabrikamızın bulunduğu arazinin yanında farklı domates çeşitlerini yetiştirdiğimiz bir seramız var. O seradan da çıkan domatesler ihraç ediliyor.

- Yeni işlere girmekte hevesli bir yanınız var...

Kesinlikle. Bu ailede geliyor. Ahmet Göksan ile birlikte ve tüm ekip arkadaşlarımızla her zaman yeni fırsatları takip ediyoruz. Biz aynı zamanda TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarının da Türkiye’deki en büyük bayiisiyiz. İzmir, Aydın, Denizli bayilikleri bizde.

RIZA AKÇA KİMDİR?

Alaşehir’de 1958 yılında doğan Rıza Akça, İzmir Özel Türk Koleji’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanmasına rağmen, Türkiye’nin 1980 öncesi iç karışıklık ortamında Ankara’da okumaya gitmedi. Babası Osman Akça’nın yanında iş hayatına atıldı. Kendini bildiğinden beri okul hayatının yanısıra aile işleriyle de ilgilenen Rıza Akça, iş hayatına biran önce atılma konusunda da hep hevesliydi. Üzüm Kralı olarak bilinen Osman Akça’nın 2000 yılında vefatının ardından Akça Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Rıza Akça 3 çocuk babası.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle