GeriEkonomi 70 yıldır testiyi kırmadık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

70 yıldır testiyi kırmadık

70 yıldır testiyi kırmadık
Abone Olgoogle-news

Dile kolay, 1950’de başlayıp 2020’ye kadar gelmiş bir ortaklık... Özilhan ve Yazıcı ailelerinin kurdukları Anadolu Grubu tam 70 yıldır faaliyette. 2019 3. çeyrek gelirleri 38 milyar TL’yi aşan, Türkiye dahil 19 ülkede, 66 üretim tesisinde yaklaşık 80 bin kişilik istihdam yaratan dev bir yapı. Grup, 55 yıldır dünya devi Coca-Cola Company ile de ortak. Birlikte 10 ülkede faaliyetteler. ABInBev, Faber-Castell, Isuzu ve Kia diğer uluslararası ortakları. Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan bütün bu ortaklıklarda sağlanan başarı için ‘Dinlemeyle gelen ortak akıl’ diyor. Türkiye’nin otomobili projesindeki 5 ‘babayiğit’ten biri olan Özilhan’la, yerli otomobilden örneğine az rastlanan bu ortaklığın sırrına kadar pek çok konuyu konuştuk. İşte basketboldan torunlarıyla ilişkisine, müzikten izlediği dizilere kadar daha pek çok konuyu daha konuşmayı ihmal etmediğimiz Özilhan’ın ‘Ekonomi ve Ötesi’ne anlattıkları...

İki kardeşin bile birbiri ile zor geçindiği günümüzde Anadolu Grubu, önemli bir örnek. Nedir sizin 70 yıldır süren ortaklığınızın sırrı?

Hem iki aile ortağız, hem de birçok uluslararası şirketle devam eden ortaklıklarımız var. Yani ortaklık kültürü bu Grubun genlerinde var. İş yapış şeklimizin merkezine oturttuğumuz ortak akıl dediğimiz bir kavramımız var. İşlerimizi ortak akıl ile yürütüyor, birlikte karar alıyoruz. Bu yerleşik kültür, ortaklığımızı güçlendiren en güçlü unsurlardan biri. Bizim bir de herkesin uyduğu bir aile anayasamız var. Buna göre aile fertleri profesyonel olarak şirketlerde çalışmıyor, yönetim kurullarında görev alıyor. Maalesef Türkiye’de ortaklıklar uzun sürmüyor. En önemli sırrımız sanırım birbirimizi çok iyi dinlememiz. Birbirimizi dinleyerek ortak akıl oluşturuyoruz. Ayrıca insanların birbirine dürüstlüğü ve buna bağlı gelen güven de çok önemli. Şeffaflık bir diğer kilit unsur. Bizde her şey açık ve net ortadadır. Güven sarsıldı mı işiniz çok zor. Testi bir kez kırıldı mı hiçbir şey eskisi olmaz. İşte bizde o testi hiç kırılmadı.

2020'DE UMUTLU
2019 Anadolu Grubu için nasıl bir yıldı?

2019 yılı, makro dengelerdeki değişimlere rağmen büyümemizi başarıyla sürdürdüğümüz, şirketlerimiz bünyesinde yatırımlarımızı yaptığımız ve gelecek odaklı çalışmalarımızda önemli aşamalar kat ettiğimiz bir yıl oldu. Portföyümüzün büyük bir bölümünü oluşturan hızlı tüketim malları pazarlarında 2019 yılının ilk dokuz ayında güçlü satış ve operasyonel karlılıklar elde ederken, faaliyet gösterdiğimiz diğer sektörlerde ihracata daha çok yöneldik ve ciro büyümemizi sürdürdük.

2020’den neler bekliyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde şirketlerimizin tamamında güçlü nakit akımı yaratma önceliğimiz sürecek. Ayrıca temkinli ve etkin risk yönetim anlayışını tüm operasyonlarımızda hassasiyetle ele alıyoruz. Tüketici ürünleri ile ilişkili sektörlerde odaklanmamızı sürdürürken, yurtiçi ve yurtdışı yatırım fırsatlarını her zaman olduğu gibi değerlendireceğiz.

Yerli otomobil projesinde yer alan 5 babayiğitten birisiniz. Nasıl katıldınız?

Bizim Anadolu Grubu olarak bu projede yer alma sürecimiz Cumhurbaşkanı’nın davetiyle başladı. Davet üzerine elbette biz de seve seve bu projenin içinde yer aldık.

TÜRKİYE'NİN AVANTAJI
O zaman içeriden bilgi alalım biraz...


Bu projenin içinde yer almak elbette çok büyük gurur ve sorumluluk demek. Projenin sözcüsü Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) CEO’su Gürcan Karakaş. Dolayısıyla bu konuda çok fazla paylaşımda bulunmayı doğru bulmuyorum. Ancak özetle şunları söyleyeyim, öncelikle bu proje çok doğru bir proje. Çünkü Türkiye, dünyada otomotiv sektöründe yaşanan değişimi bu projeyle bence çok iyi yakaladı. Dünyada elektrikli araçlara doğru bir gidiş var. Türkiye de bu yarışa herkesle birlikte sıfır kilometrede girdi. Zaten otomobil üretimi konusunda Türkiye’de muazzam bir deneyim, yan sanayisiyle birlikte muazzam bir ekosistem var. Son derece avantajlıyız.

70 yıldır testiyi kırmadık




Meseleye biraz duygusal bakıyorsunuz sanırım...


Yapı olarak doğru bir yapı, zamanlama doğru, fabrikanın yeri çok doğru. Vatandaş otomobilleri çok sevdi, projeyi sahipleniyor. Projeye karşı hepimizin duygusal bir bağı var. Hepimiz başarılı olması için var gücümüzle çalışıyoruz. Her fedakârlığı yapmaya hazırız. Öncelikle şunu kabul etmeliyiz, dünyanın her yerinde devletler bu tür projeleri uzun yıllar destekler. Bu mantığı bizim de Türkiye olarak biraz hazmetmemiz lazım. Yerli otomobil Türkiye ekonomisine büyük bir katkı sağlayacaktır. Şimdiden müthiş bir destek, müthiş bir talep var.

BU AŞK BİTMEZ
Bu romantik dönem geçmez mi diyorsunuz?


Bana geçmez gibi geliyor. Çünkü bütün dünyada yerli üretimlere yönelim artıyor. Türkiye’de de insanlar yerli otomobili çok sevdi. Tüm kesimleri birleştiren bir proje oldu. Bir de 50-60 yıllık toplumun bir özlemi var. Dolayısıyla bu yerli otomobil aşkı kolay kolay bitmez...

HOBİSİ
BASKETBOL AŞKI ON BİNLERCE GENCE BULAŞTI

Kalem merakım var. Kalemleri seviyorum, biraz topluyorum. Kaç kaleminiz var diye soruyorlar, sayısını bilmiyorum. Emekli olunca oturup onları düzenleyeceğim. Bunun dışında en önemli hobim basketbol. Orada da yine erkenciyim. Maçı izlemeye salona daha kimse gelmeden gidiyorum. Anadolu Efes’in maçlarını kaçırmamaya çalışıyorum.

Bu nasıl bir hobi, kulüp kurmuşsunuz...

Basketbol çok sevdiğim bir spor. Oynadım da, amatör profesyonel çok kısa bir dönem oynadım. Amerika’da özellikle NBA ile birlikte hastası oldum. Döndüğümde patronları ikna ettim ve bir kulüp kurduk. 1977’den bu yana kulübümüz var. O tarihten bu tarihe kadar binlerce genç yetiştirdik. Milli takıma, NBA’ye sporcular yolladık. Bugün basketbol camiasındaki hemen herkesin yolu bizden geçmiştir. Bunu biraz sosyal sorumluluk olarak gördük. On binlerce gence sporu sevdirdik. Anadolu Grubu’nun kültüründe hep sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri oldu. Tiyatroya destek vermeye başladık 40 küsur yıl oldu. Sinemaya yine öyle. Anadolu’dan aldığımızı Anadolu’ya veriyoruz. Bu iki kurucu başkanımızın bize verdiği bir kültür. Anadolu Vakfı’nda on binlerce gence burs verdik, Anadolu Sağlık Grubu hastanelerinde hastalarımızın yüzde 10’u ücretsiz sağlık hizmeti verdiğimiz kişilerden oluşuyor.

Futbolu takip ediyor musunuz?

Ediyorum, iyi bir Beşiktaşlıyım. Birkaç kez başkanlık teklifi oldu ama kabul etmedim.

KARİYER
OKULDA BOYKOT OLUNCA ÇALIŞMAYA BAŞLADIM

İlk sigortam 1967 yılında yapıldı. Üniversiteye adımı attım o gün boykot oldu. Üniversite tatil olunca ben de işe gittim tabi. Her ne kadar işe başlamam 1977 olsa da öğrenciliğim boyunca ben her yıl 4-5 ay fabrikada çalıştım aslında. Okulda boykot varken, bazıları gideyim gezeyim derdi, ben fabrikada çalıştım. Seviyorum çalışmayı, sanırım biraz genlerde de var. Türkiye’de mezun olduktan sonra ABD’de işletme master’ı yaptım. O zamandan bu yana bil fiil çalışıyorum.

RUTİN
08.30'DA İŞTEYİM

Hala her gün sabah 8:30, akşam 6’ya kadar çalışırım. Emekli edelim sizi dediler kabul etmedim, hem çalışıp hem emekli maaşı olmaz dedim. Sabah ofise gelişim 08:45’e kaldı mı üzülüyorum, rahatsız oluyorum. 6-7 yıl öncesine kadar cumartesi-pazar günleri mutlaka bir fabrikaya giderdim, inceleme yapardım. Artık bunu yapmıyorum ama haftaiçi yoğun çalışıyorum. Haftasonunu çocuklarla, torunlarla geçiriyorum.

ZAMAN YÖNETİMİ
HERKESTEN ÖNCE GİDERİM

Herkes soruyor bu kadar çok şeyi nasıl yapıyorsun bir arada. Çok iyi planlıyorum işlerimi, tıkır tıkır yürütürüm. Geç kalmaktan nefret ederim. Geç kalandan da pek hoşlanmam. Bu huyuma hanım (Emine Özilhan) biraz kızıyor. Örneğin bir düğün daveti var. İlk biz gideriz. Hanım, ‘Yine ilk bizi getirdin’ der. Bu bir çalışma aşkı, yetiştirilme tarzımız da böyle. Ben de çocuklarıma aynı şeyi öğrettim.

NE ÖĞRENİYOR
ÖĞRENDİKÇE SUSUYORUM

Öğrenmek hiç bitmeyen bir süreç, her gün bir şey öğreniyorum, herkesten bir şey öğreniyorum. Öğrendikçe de susuyorum. Çünkü dinlemenin güzelliğini görüyorum. Öğrenmesini bilmek de önemli. Torunlarımdan öğrendiğim şeyler oluyor zaman zaman.

AİLE
TORUNLARI 'KOVULDUN' DİYEMEDİĞİ 'ÇIRAK'I İZLİYOR

70 yıldır testiyi kırmadık


Torunlarla zaman geçirmek muazzam, müthiş güzel. 19 yaşındaki torunum, 1.5 yıl sonra üniversiteden mezun oluyor. Gelecek planlaması için bana geldi. Kendisine Stanford’a gitmesini, Silikon Vadisi’nde zaman geçirmesini önerdim. Stanford’da girişimcilik ile ilgili bir bölüm okuyabileceğini söyledim. Hatta ‘iyi bir start up ile Türkiye’ye dönersen belki ben de sana ortak olurum’ dedim. Diğerleri daha küçük. Geçen gün kız torunlarımdan biri benim eski ‘Çırak’ programını bulmuş. 2 saatlik programı bıkmadan izledi. (Çırak programından söz açılmışken, ABD’deki versiyonda yer alan Donald Trump Başkan’ın olduğunu hatırlattım.) Amerika’ya gidersem başkan olacağım garanti demek! (Gülüyor) Çok güzel bir deneyimdi. Programda bir türlü kovuldunuz diyemedim. Bu konuyu kendi aramızda da konuştuk, tartıştık ama ben bir türlü o kelimeyi söyleyemedim. Hayatta en çok haksızlığa kızarım. Suistimale, kaytarmaya, yalana hiç tammülüm yok.

NE DİNLİYOR
AĞITLARI SEVİYORUM

Televizyon ya da sinemaya pek vakit ayırdığımı söyleyemem. Bazen hanım izlerken gözüm O Ses Türkiye’ye takılıyor. Bir de yakın zamanda Mucize Doktor dizisini izledim. Gelinim Yasemin oynamıştı. Son zamanlarda türkü dinliyorum. Anadolu kültürünü çok seviyorum, ağıtlar hoşuma gidiyor. Bir dönem Fransızca şarkı çok dinlerdim.

KİME TEŞEKKÜR EDİYOR
ÖNCELİKLE HAMDOLSUN DERİM

Hamdolsun derim başka bir şey demem her halde. Tek bir kişiye teşekkür edilecekse cevabım bu olurdu. Ama aslında o kadar çok teşekkür edilecek kişi var ki annem babamdan başlarım, ortağımız Kamil Bey’e (Yazıcı), rahmetli eşine kadar. Eşim, çocuklarım, tüm çalışma arkadaşlarım, hepimiz artık bir aile gibiyiz. Yaşamak teşekkür edilecek en önemli şey, hayatta bir yere gelebilmek teşekkür edilecek önemli bir şey.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle