2000'de işten çıkarılanların oranı: yüzde 5.1

Güncelleme Tarihi:

2000de işten çıkarılanların oranı: yüzde 5.1
Oluşturulma Tarihi: Mart 23, 2001 00:00


Gayri Safi Milli Hasıla'da (GSMH) 2000 yılında yüzde 6'lık büyüme karşılık, işten çıkarılanların oranının yüzde 5.1'e yükseldiği bildirildi.
Haberin Devamı

İstanbul Sanayi Odası'nın Türk özel sektör imalat sanayinin 2001 yılına ilişkin beklenti ve öngörülerini derleyebilmek amacıyla 2000 yılı 2. yarısı ekonomik durum tesbit çalışmasının sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, 2000 yılının ilk yarısında işten çıkartılanların toplam çalışanlara oranı yüzde 2.4 iken, yılın son aylarında meydana gelen kriz nedeniyle işten çıkartılanların 2. yarıda hızlandığı belirlendi.

Yılın ikinci yarısında işten çıkartılanların oranı yüzde 2.6 olurken, 2000 yılı sonu itibariyle oran yüzde 5.1'e ulaştı.

Araştırmada, "GSMH'de yüzde 6'lık bir büyüme elde edilen ekonomide işten çıkartılanların yüzde 5.1'e yükselmesi, çok olumsuz bir durumdur" denildi.

İşten çıkartılanların özellikle küçük ölçekli işyerlerinde yoğunlaştığı dikkat çekti. Küçük ölçekli işyerlerinde yüzde 14.1 olan işten çıkartılanların toplam çalışanlara oranı, orta ölçekli işyerlerinde yüzde 9, büyük ölçekli işyerlerinde yüzde 3.9 olarak gerçekleşti.

Küçük işletmelerden özellikle tekstil, deri, kağıt, basım, metal eşya alt sektörlerindeki istihdamda gerilemeler kaydedildi.

SANAYİCİLER FİNANSMAN DAR BOĞAZINDA

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) araştırmasına göre, imalat sanayinde işyerlerinin yüzde 69.6'sının 2000 yılının ikinci yarısında finansman darboğazı içinde oldukları belirlendi.

Finansman darboğazı oranı, büyük ölçekli işyerleri arasında giyim sanayinde yüzde 92.9'a ulaştı.

İstanbul Sanayi Odası, Türk özel sektör imalat sanayinin 2001 yılına ilişkin beklenti ve öngörülerini derleyebilmek amacıyla gerçekleştirdiği İSO Ekonomik Durum Tespiti adlı anket çalışmasının 2. yarı sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, 1999 yılında yüzde 65.8 düzeyinde olan finansman darboğazı içindeki İSO üyesi kuruluşları sayısı, bu yılın ilk yarısında yüzde 47.6 iken, ikinci yarıda 1999 yılını da aşarak yüzde 69.6'ya yükseldi.

"Bu gelişme oldukça düşündürücüdür" denilen araştırmada, bu gelişmenin, kuruluşların yıl sonundaki parasal krizin büyük etkisi ile finansman konusunda çok büyük ve çeşitli sorunlar ile karşı karşıya geldiklerini gösterdiği vurgulandı.

Küçük işletmelerde finansal darboğaz içinde olanların oranının ilk 6 ayda yüzde 55.2 iken yılın ikinci 6 ayı sonunda yüzde 72.4'e yükseldi.

Finansman darboğazındaki küçük işletmelerde ilk sıraları yüzde 88.2'lik oranla oto yan sanayi, yüzde 87.5 ile deri ve ayakabbı sanayi, yüzde 85.7 ile taş ve toprağa dayılı sanayi ve yüzde 82.1 ile metal eşya sanayi aldı.

Orta ölçekli işletmelerde, ilk yarıda yüzde 53.8 olan oran, ikinci yarıda yüzde 70.6'ya çıktı.

Finansman sıkıntısı, büyük ölçekli işletmelerde katlandı. 2000 yılının ilk yarısında yüzde 29.4 olan büyük ölçekli işyerlerinde finansman darboğazı içinde olanların payı, Temmuz-Aralık döneminde yüzde 63.7'ye ulaştı.

Büyük işyerleri içinde finansman darboğazında olanların, giyim sanayinde yüzde 92.9 payla ilk sırayı aldı. Tekstil kesimi, yüzde 79.3 ile giyim sanayini izledi.

2000 yılı sonunda finansal darboğaza giren firmaların oranının bu kadar büyük olması, Kasım-Aralık krizinin işyerlerini çok önemli boyutta olumsuz etkilediğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Finansman konusunda darboğaz içinde olan kuruluşların en önemli sorunları, işletme sermayesi ihtiyacının hızlı artışı ve kredi maliyetlerinde yükseklik olarak açıklandı.

KREDİ KAPATMA BASKISI

Değerlendirmede, mali sektörde ortaya çıkan krizin birçok işletmeyi istemediği halde finans kuruluşlarından gelen baskılarla kullandıkları kredileri kapatmaya zorladığı vurgulandı.

Zorunlu kapatma işlemlerinin finans kurumlarının baskısının yanında bu kurumların sözkonusu dönemde uygulamaya koydukları yüksek faiz oranlarından kaynaklandığı belirtildi.

Uygulamanın, yapılan tahsilat ya da yaratılan ek kaynakların ödemeler yerine kredi kapatma işlemlerinde kullanılmasına yolaçtığı, bunun da işletmelerarası nakit akışını olumsuz yönde etkileyerek, krizin yaygınlaşmasına neden olduğu kaydedildi.

Çalışmaya katılan işletmelerin yüzde 16.5'inin bu dönemde kullandıkları kredileri istemedikleri halde kapatmak zorunda kaldıklarını ifade ettikleri belirtildi.

Araştırmaya katılanların yüzde 68'i, Kasım-Aralık dönemlerine ilişkin faiz oranları konusunda mutabakat sağlayamadıklarını bildirdi.

Kasım-Aralık döneminde kullandıkları kredilerin faiz oranlarının değiştiğini belirten işletmelerin oranı yüzde 52 oldu.

KARŞILIKSIZ ÇEK-SENETTE ARTIŞ

2000 yılının ikinci yarısına kadar daha önceki yıllara göre düşme eğilimi gösteren karşılıksız çek ve protestolu senet oranı, tekrar yükseliş gösterdi.

Karşılıksız çek ve senetle karşılaştıklarını bildiren işletmelerin oranı yılın ilk yarısında yüzde 50.6 iken, ikinci dönemde 56.7'ye çıktı.

Karşılıksız çek ve protestolu senetlerin satışlara oranı yüzde 8.8 ile son 3 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

KRİZE KARŞI İLK ÖNLEM ÖDEMEYİ ERTELEME

2000 yılının son 2 ayında yaşanan kriz karşısında işletmelerin yüzde 40.8'inin ödemelerini erteleme yoluna gittiği belirlendi.

Büyük ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 48 düzeyine çıkarken, ortalarda yüzde 47.5, küçüklerde yüzde 32.7 oldu.

Ödemelerin ertelenmesi yanında alınan bir diğer önlem, istihdamın azaltılması olarak gözlendi. Küçüklerin yüzde 26.6'sı, orta ve büyük işletmelerin yüzde 19.9'u, tüm işletmelerin ortalama yüzde 23'ü, işten çıkarmaya gitti.

Vadeli satışları durdurma oranı yüzde 19.6, üretime ara verme oranı yüzde 17.9, ticari kredileri kapatma oranı yüzde 15.9 oldu.

BEKLENTİLER KARAMSAR

İstanbul Sanayi Odası üyesi işletmelerin bu yıla ilişkin beklentilerinin, geçen yıla göre daha karamsar olduğu bildirildi.

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) araştırmasına göre, 2000 yılı ikinci yarısında ankete katılan işletmelerin üretim, istihdam, iç satış ve yeni siparişlerinde azalış bildirenlerin oranı arttı.

Toplam işyerlerinin yüzde 31.3'ü üretimlerinin azaldığını, istihdamda yüzde 30.8, iç satışlarda yüzde 35.9 ve yeni siparişlerde yüzde 32.6 oranında düşüş yaşandığını bildirdi.

Elde edilen bulguların imalat sanayi işletmelerinin üzerindeki karabulutun büyüdüğünü gösterdiği ifade edilen raporda, sonuçların ikinci dönemin özellikle son iki ayı için daha kötü olduğunun unutulmaması gerektiği vurgulandı.

DALGALI KUR ÖNCESİNE AİT TAHMİNLER

Ekonomik Durum Tespiti anket çalışmasında 2001 yılı tahminlerine de yer verildi.

Dalgalı kura geçmeden önce, Ocak ayında gerçekleştirilen çalışmaya katılan üyelerin GSMH büyüme oranları tahminleri ortalaması yüzde 3.4 oldu. Büyüme oranı konusunda özellikle giyim, deri ve ayakkabı sanayiinde işletme büyüklüğü artıkça daha iyimser tahminler yapıldı.

İşletmelerin TEFE tahminleri sektörlere göre, yüzde 32.2 ile yüzde 22.3 arasında değişti. TÜFE tahminlerinde ise yüzde 27.3 sonucu elde edildi.

İSO üyelerinin yıl sonu itibariyle ortalama dolar kuru tahmini 815 bin 437 lira oldu.

Üyeler 2001 yılının ilk yarısında, tüketimde daralma, ekonomide durgunluk, satışların kötüye gitmesi, istihdamda azalma ve 2000 yılından daha zorlu bir yıl beklentilerini dile getirdiler. Buna karşılık, dış satışlarda daha iyimser bir görüş bildirdiler.

Küçük ölçekli işyerlerinin yüzde 36.4'ü, orta ölçeklerde yüzde 22'si ve büyüklerde yüzde 36.6'sı istihdamda azalış beklerken, bu durumun Türkiye'nin yılın ilk yarısında dikkat çekici bir işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalabileceğini gösterdiği vurgulandı.

KAVİ'NİN DEĞERLENDİRMESİ

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Kavi, imalat sanayinde faaliyet gösteren 649 firmanın katılımıyla gerçekleştirilen anket sonuçlarını değerlendirirken, Şubat 2001 krizi ile enflasyonla mücadele programı rafa kaldırılırken, tasarrufların eridiğini, borçların arttığını ve üretemeyen bir sanayi ile karşı karşıya kalındığını vurguladı.

2000 yılı durum tesbit çalışmasının en önemli bulgularından birinin, işletmelerin 2001 yılında 2000 yılına göre bir iyileşme beklentilerinin bulunmaması olduğunu belirten Kavi, 2001 yılına çok kritik koşullarda giren Türkiye ekonomisinde reel sektörün yaşam alanlarının iyice daraldığını kaydetti.

Kavi, şu görüşleri dile getirdi: "Ekonomi yönetiminin yıl başında açıkladığı kararların aksine getirilen dalgalı kur politikası üretimi kilitlemiştir. Bu durum, programa inanan ve destekleyen tüm kesimleri karanlık çıkmaz bir sokağa iterken, ekonomi yönetimi de dramatik bir yenilgi yaşamaktadır. Ülke ekonomisi tekrar 14 ay önce istikrar programının başlatıldığı noktaya dönmüş bulunmaktadır."

Gelinen bu noktada ülke ekonomisinin temeli olan reel sektörün daha fazla hasar almaması için acil çözümler gerektiğini belirten Kavi, ekonominin tüm kesimlerine, tek çıkış yolunun üretim olduğunu gerçeğini gözönünde tutararak krizi daha da ağırlaştırıcı davranışlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!