GeriEkonomi '100 günde çok şey değişti'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'100 günde çok şey değişti'

'100 günde çok şey değişti'
Abone Olgoogle-news

Hazır giyim ve perakende sektörünün duayen isimlerinden Abdullah Kiğılı son bir haftadır gündemde olan, “Bundan büyük kriz görmedik” sözlerine açıklık getirdi: “O, 4 ay önceki yorumum. Şimdiki farklı. 100 gün içerisinde sektörde benim de kimsenin de hayal edemeyeceği şeyler gerçekleşti. Banka faizlerinin ineceği söylenmişti, bu gerçekleşti. 6 ay önce bankalara hangi şirket giderse gitsin yüzde 24-25 yıllık faizle para alabiliyordunuz. Bu oran yüzde 11-12’ye düştü. Enflasyon iniyor. Ayrıca bizim satışlarımızın yüzde 80’ini kredi kartlarıyla yapılıyor. Kredi kartından aldığınızı paraya çevirmek istediğinizde ödediğiniz faiz miktarı yarıya indirildi. Perakende sektöründe ümit doğdu. Önümüz açıldı, moral motivasyon kazandık. Yurtdışında yeni yatırımlar yapıp, e-ticareti güçlendirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de AVM’lerde doygunluk var.”

Perakende sektörünün duayen isimlerinden Abdullah Kiğılı’nın ‘Bundan büyük kriz görmedik’ sözü geçtiğimiz hafta çok konuşuldu. Ekim ayında verdiği bir röportajdaki sözleri ile tekrar gündeme gelen Abdullah Kiğılı ile sohbet ettik. Kendisiyle 2016 yılında yaptığım röportajda da ‘AVM denizi bitti’ demiş, AVM’lerde yaşanan sıkıntıları anlatmıştı. Bu kez ben de sordum, ‘Gerçekten en zor dönemi mi yaşıyorsunuz’ diye. Kendisi de yanıtladı. Hazır giyim ve perakende sektöründe 54 yıllık bir deneyime sahip olan Kiğılı, ‘Son gelişmeler beni de şaşırttı, beklemiyordum’ diyor.

- Sektörle ilgili yorumlarınızla gündemdesiniz. Sektörün en deneyimli isimlerinden biri bunları söyleyince “Ne oluyor, mağazalar bir bir kapanacak mı?” diye sormak istedim. Gerçekten de o kadar kötü mü?

Çok şey anlattım, o anlattıklarımın içinden bazı cümleler cımbızla çekildi. Üstelik aylar önce yaptığım bir değerlendirme. Son 100 gün içinde de çok şey değişti.

- O değerlendirmede “Bundan sonra büyüme yok. AVM’lerde yeni markaları göremeyeceğiz. Perakendenin en zor dönemine girdik” gibi sözleriniz var... Bu sözlerin ne kadarını yeniden söylersiniz?

Bu sözler başta da söylediğim gibi cımbızlandı. Ayrıca 4 ay önce söyledim. O günün konjonktürüyle yaptığım açıklamalar çarpıtılmış durumda. Yaptığım açıklamaların içinden bazı ifadeler cımbızla çekilerek, açıkçası çok da anlam veremediğim bir haber yayılmaya başlandı.

PERAKENDENİN ÖNÜ AÇILDI
- Ne değişti bu süreçte?

Sektörde benim de hayal edemeyeceğim kimsenin hayal edemeyeceği şeyler gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanı olsun, Hazine ve Maliye Bakanı olsun, banka faizlerinin ineceğini söylemişlerdi. Bu gerçekleşti. 6 ay evvel bankalardan hangi firma giderse gitsin bir kredi talebinde bulunduğunda zorlanıyordu, ayrıca yüzde 24-25 yıllık faizle para alabiliyordunuz. O da alabilirseniz. Yani eğer şirketinizin maddi durumu iyiyse bu faizle alabiliyordunuz. Bugün yüzde 11-12’ye düştü faiz oranları. Yani bu indirimler zorluk çeken markaları inanılmaz derecede rahatlattı.

- Bankalardan kredi almak son dönemde kolaylaştı diyorsunuz. Başka ne değişti?

Bankalar hakikaten de karşılarında doğru bir müessese buldukları taktirde inanılmaz kredi veriyorlar. Bir kere bu çok önemli. Peki ikinci gerçek denen şey var. Enflasyon iniyor. Neredeyse tek rakamlara iniyor; bu da tabi fiyatlara tesir ediyor. Bunu piyasanın gerçek durumda anlayabilmesi belli bir süreç istiyor. Üçüncü değişim de şu; bugün satışımızın yaklaşık yüzde 80’i banka kartlarıyla yapılıyor. Yani Türk parası dönüşümü son derece az. Kredi kartlarının aylık faizi eğer bunu paraya çevirmek istediğinizde, aylık faizi yarıya indirildi. Bizim lehimize olan bu şartların hepsi oluştu. Artı çok önemli olan bir şey, yani kurlardan dolayı bütün AVM’lerde dövizle olan kiralarımızın tamamı TL’ye döndü. Artışlar da TEFE-TÜFE üzerinden yapılıyor. Bunların hepsi gerçekleşti. Şimdi bu gerçekleşen şeylerin ışığında perakende sektöründe bir ümit doğdu. Benim kendi sektörümün inanılmaz bir önü açıldı. Biz moral motivasyon kazandık.

100 günde çok şey değişti


2001'DE KORKU İÇİNDEYDİK
- Siz kriz şerbetlisi olmalısınız iş yaşamınızda. Bu yüzden de son sözleriniz dikkat çekti. Örneğin 2001 krizinde siz ne yapıyordunuz?

2001 krizinde hiç unutmadım kriz geldi şaşkın bir vaziyetteydik ne yapacağımızı bilemiyorduk. 19 Şubat 2001 tarihin hiç unutmam, dolar 680 TL idi. İnanılmaz bir şey bir ayda dolar 1000 lirayı geçti. 1500 TL’yi bulmuştu. O 17 tane mağazamız var; 209 tane çalışanımız vardı. Ne yapacağız nasıl yapacağız bu sıkıntıyı nasıl gidereceğiz derken, korku içindeydik. Aradan 19 yıl geçmiş, bu 19 yıl zarfında bizim 209 çalışanımız olmuş 2000. 17 mağaza olmuş 225 mağaza...

KÜL YUTACAK GİBİ DEĞİLİM
- O zaman en kötü zamanlardan güçlenerek çıkma yeteneğiniz var diyebiliriz...

Bildiğimiz işi yaptığım için bir kabiliyetim var yalnız bildiğim işi yapıyorum. Bu işte pek kül yutacak gibi değilim. Hayatımda da yaptığım en doğru işlerden bir tanesi hiç bilmediğim işe yatırım yapmadım. Dolayısıyla gittikçe genişledik bu günlere geldik. Elif yıllardır belli aralıklarla konuşuyoruz. Bana beş yıl evvel ‘Abdullah Bey sen yurtdışını düşünüyor musun?’ deseydin ki konuşmuşuzdur, “Valla fazla düşünmüyorum yani yurtiçinde yatırıma devam ediyoruz” demişimdir. Ama bugün aynı şeyi söylemiyorum.

20 ÜLKEDE 89 NOKTADAYIZ
- Hatta sanırım tam tersi. Şu anda Türkiye’deki markaların ayakta sağlam durması için yurtdışında büyüme kaçınılmaz. Peki bu kolay mı?

2019’un başında, içerideki tüketim ve AVM sayısı gittikçe belli bir noktaya varınca, biz de artık 70 vilayette servis yapıyoruz. Dolayısıyla da Türkiye’de elde ettiğimiz gücü yurtdışına taşıma zamanı dedik. Markamızın kalitesine ve deneyimine güveniyoruz. Yurtdışında da büyümeye başladık. Kolay mı? Değil. Ayrı bir operasyon gücü istiyor. Ama bir de avantajımız var. Türkiye’ye gelen yabancıların bildiği bir markayız. Yıllardır bizden alışveriş yapıyorlar. Şu anda 20 ülkede 89 satış noktasındayız. Toplam 7 bin 500 metrekarelik bir sahadayız.

- Burada yabancılara satış oranınız nasıl?

İstanbul’da 4-5 AVM’de yabancılar yoğun. Antalya’da da 8 mağazamız var. Orada da yoğun. Trabzon’da da Araplar çok, orada da yabancılara satış yüksek.

- Aynı zamanda AVM’lerde büyüme, AVM’lerde mağazalaşmayı düşünmesek de büyüyeceğiz diyorsunuz değil mi? Türkiye’de mağaza açmasak da büyürüz diyorsunuz...

Evet. Gidecek fazla yerimiz yok Türkiye’de sırf İstanbul’da 52 mağazamız var. Ankara gibi bir şehirdeki mağaza sayımız 25, İzmir’de 10 mağazamız var. Antalya’da 8 mağazamız var. Bursa’da 8 mağazamız var. Eskişehir’de 2 mağazamız var. Konya’da 4 mağazamız var. Denizli’de 2 mağazamız var, Diyarbakır’da 3 mağazamız var. Gaziantep’te 4 mağazamız var. Hiç gitmediğimiz yaklaşık 10 tane vilayet var; dolayısıyla oralara gidebiliriz. Ama öncelikle yurtdışına açılıma ve e-ticaretle büyümeye hız verdik. Biraz önce saydığım değişiklikler olunca moral bulduk.

TAKIM ELBİSE SATIŞLARI DÜŞÜYOR
-Son dönemde dünyada perakende sektöründe büyük bir değişim var. Siz bu değişimi nasıl yaşıyorsunuz?


Kendimizi şirket olarak bu değişime hazırlıyoruz. Bundan sonraki dönüşüm çok daha hızlı olacak. Hazır giyimde ezberler değişiyor; bazı ürünler yerini yenilerine bırakırken, bazıları hayatımızdan çıkacak. Bunu mesela erkek takım elbise satışlarında görüyoruz. Bugünkü gençlik artık klasik takım elbise giymek istemiyor; yeni spor kıyafetler veya spor kombinleri tercih ediyor. Mesela benim esas mesleğim kumaşçılık. Eskiden bir metresi 500-700 gram gelen paltoluk kumaşları inanılmaz satardık. Şimdi bir kere mevsimler değişti.

- Küresel ısınma hazır giyim sektörünü etkiledi. Yeni teknolojilerle üretilen kumaşlar da çok farklı. Bunu yakalayamayan şirketlerin yaşama şansı var mı?

Zor. Bu kış mesela, yün paltolar, kabanlar maalesef arzu edilen satışlara ulaşamadı; mevsimden dolayı. Tarzların ve dünyanın değişmesinden dolayı kendimizi bu yeni şartlara hazırlıyoruz. Daha farklı tüketme eğilimi var. Yeni kumaş sistemleri geliyor; mesela yıkanabilir kumaş sistemleri geliyor, ütü istemeyen kumaşlar, kırışmayan kumaşlar... Ceketin içinde astar kalkıyor, vatkası kalkıyor. Hafifliyoruz. Parfümlü kumaşlar üretiyoruz; arzu ettiğiniz kokuda takım elbise giyiyorsunuz ya da ceket, tişort giyiyorsunuz. Bunları hayal etmek bile zordu.

- Sizle 2016’da yaptığımız röportajda da Türkiye’deki AVM sayısını eleştirmiş, ‘Değişim geliyor. AVM denizi bitti’ demiştiniz. Son dönemde bu kadar çok AVM, bu kadar çok mağaza yüzünden mi sektör sorun yaşıyor? Başta ayakkabı olmak üzere perakende de büyük sıkıntı yaşayan markalar oldu.

Şu bir gerçek; AVM’ler Türkiye’deki perakende sektörünü inanılmaz boyutlara getirdi. Yüzbinlerce istihdam söz konusu. Çok ciddi rakamlardan ve cirolardan bahsediyoruz. Aynı zamanda AVM’lerle birlikte kayıtdışı ekonomi yerini kayıt içi ekonomiye bırakmış durumda. Bu sektör hem istihdam sağlıyor hem ciddi manada vergi geliri yaratıyor. Perakende sektörüne AVM’lerin katkısı tartışılamaz. Benimle şimdi bu röportajı yapıyorsun; 25 sene evvel bana o gün üç tane beş tane mağazamız varken, ‘Abdullah Bey 50 tane mağaza açmayı düşünüyor musunuz?’ diye sorsaydın, ‘Elif benimle dalga geçiyor’ derdim. Yani bugün mesela öyle bir noktaya geldik ki Türkiye çok cazip bir pazar yurtdışı markaları için. Özellikle İspanyol ve İsveç markaları Türkiye’yi çok sevdi.

- Bu yüzden de bazı markalar çok zorlandı ama başarılı olmayıp çıkan markalar da var…

Bu durum kadın giyim ve ayakkabı sektöründe kendini hissettiriyor. Ama erkek giyiminde Türkiye markaları çok güçlü.

E-TİCARET EN İYİ MAĞAZAYI SOLLADI
- e- ticarette sizdeki büyüme nasıl?

Büyüme müthiş. e-ticarette takım elbise satıyoruz; bilinen bir marka olunca bize ve takım elbisesine aşina bir insansa bedenini biliyor kalıpları da biliyor. Ticarette takım elbise satmak zordur ceket satmak zordur. Biz bunlara muvaffak olduk satıyoruz. En çok hız da pantolon, tişört ve trikoda. Şimdi son 6 aydır yastık, örtüler, nevresimler de satıyoruz.

- En büyük ciro nereden geliyor?

e-ticaret cirosu mağazaların cirosunu geçiyor. Mesela aralıkta en iyi mağazanın satışını geçti, bir numara oldu. 225 mağazada bir numara e-ticaret satışımız oldu. e-ticaretten ürün aldığı zaman istediği mağazadan ürünü teslim alabiliyor olmadığı zaman mağazadan değiştirebiliyor. Takım elbise aldı paçasını ücretsiz bir şekilde mağazamızdaki terzilerimizde yaptırabiliyor. Bizim her mağazamızda terzi var, dikiş makinesi var.

- Birleşmiş Markalar Derneği ‘yeter artık bu indirimlere’ dedi. Siz ne diyorsunuz?

İndirim dönemlerinden mustarip vaziyetteyiz. Senenin 12 ayında indirimli satış sisteminin kalkması lazım. İndirim yasası çıkmak üzere. Çıkınca herkes rahatlayacak. İndirimler kesinlikle sınırlandırılmalı. Bizim işimiz doğru zamanda doğru malı doğru fiyatla satmak olmalı. Müşteri karşısında biz de zor durumda kalıyoruz.

YURTDIŞINDA DA BÜYÜYOR

Almanya ve Kanada gibi önemli ülkeleri hedef pazarları arasına alan Kiğılı, kısa vadede Bükreş’te ikinci, Braşov’da üçüncü mağazayı açarak, 2020 yılının ilk yarısında Romanya’da üç mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Öte yandan kısa vadede Mısır, Kazakistan Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Bosna-Hersek, Katar, Gürcistan, Irak, Bulgaristan başta olmak üzere en az 10 yeni mağaza da markanın 2020 yılı hedefleri arasında yer alıyor. Abdullah Kiğılı markası Türkiye’de 67 ilde 226 mağaza, yurtdışında ise 22 ülkede 100 satış noktasında. Afganistan’dan Kanada’ya kadar farklı ülkelerde Abdullah Kiğılı imzalı mağazaları bulunuyor.

GÖNLÜ SPORDA

Abdullah Kiğılı 1975 yılında Türkiye’de ilk güreş minderini alıp, güreş sporuna destek verilmesini sağlayan biri. Futbol ise tutkusu. Bu yüzden de spor sponsorluklarına hep sıcak bakıyor. Bu dönemde Abdullah Kiğılı Göztepe Futbol Takımı’nın, Karşıyaka Basketbol Takımı’nın ve Sivasspor’un sponsoru. Ayrıca Düsseldorf’ta da Buz Hokeyi Takımı’nın da sponsorluğunu üstlendi. Kiğılı, “Almanya’da mağazalaşacağız. Kendimizi tanıtmak için de yurtdışında da sponsorluklara sıcak bakıyoruz” diyor.

ABDULLAH KİĞILI KİMDİR?

1943 Malatya doğumlu Abdullah Kiğılı Sultanhamam’da yetişti. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. İlk işi kumaşçılıktı. 1965 yılında ilk gömlek üretimini başlattı. 1969 yılında Beyoğlu’nda ilk mağazasını açtı. 1980 yılında Kiğılı konfeksiyon fabrikasının kurulmasıyla birlikte, hem kendi ürettiği ürünleri satmayı sürdürdü; hem de özel üretim yapmaya başladı. Uzun yıllar yurtdışına da üretim yapan Kiğılı, 2006 yılının başında ise sektörün duayeni olan Abdullah Kiğılı ismini markalaştırdı. Renkli kişiliğiyle tanınan Abdullah Kiğılı Fenerbahçe Spor Kulübü’nde başkanvekilliği, Güreş Federasyonu, Kayak Federasyonu ve Futbol Federasyonu’nda yöneticilik yaptı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle