GeriAhmet HAKAN Eğri oturdum doğru konuşacağım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğri oturdum doğru konuşacağım

Tamam, Esad zulüm yaparken sessiz kalmamalıydın.

Tamam, Esad’ın öldürdüğü mazlumların sesi olmalıydın.
Tamam, dünyayı ayağa kaldırmalıydın.
Tamam, Esad’ın gitmesi için çaba göstermeliydin...
Ama bu politikayı oluştururken azıcık kıvam gözetmen gerekmez miydi?
Suriye ile sınırının uzunluğunu, Batı’nın kaypaklığını, Rusya’nın tutumunu, İran’ın durumunu falan gözetmen gerekmez miydi?
Bodoslama gitmek yerine basiretli olmayı tercih edemez miydin?

*   *   *

Görüyorsun işte! “Caydırıcı” falan değilsin...
Aylardır tehdit ediyorsun, sabrımız taştı diyorsun, yeter diyorsun...
Ama adamlar caymıyor.
Ne cayması! Uçağını düşürüyorlar, sınırına ateş açıyorlar, ilçelerine bomba atıyorlar.
Bunun bir adım sonrası savaş...
Hiç boşuna Esad’a hiddetlenme, sonuçta o kendinden bekleneni yapıyor.
Hiddetleneceksen, bir adım sonrasını göremediğin için kendine hiddetlen...

*   *   *

Sadece bir adım ötesini mi?
Yüz adım gerisini de, yüz adım ötesini de göremedin.
Dünyanın seni yalnız bırakabileceğini göremedin.
Baştan gaz veren ABD’nin bile kendini geri çekebileceğini göremedin...
İçsavaşın bir parçası oldun ama savaşın öyle kolayca bitmeyebileceğini göremedin.
Komşunun rejimini yıkmak için en birinciliğe soyundun ama o rejimin ayakta kalması halinde nelerin olabileceğini göremedin.
Hiç saklamadan muhaliflere silah yardımı yaptın ama bu durumun Batılı müttefiklerin tarafından bile yadırganabileceğini göremedin.
“Direnişçi” diye bir tanım yaptın ama “direnişçi” kimliği altında Suriye topraklarında kimlerin at koşturduğunu göremedin.
Öldürülen mazlumlar adına ayağa kalktın ama katliamın önüne geçemeyebileceğini göremedin.
Köşeye sıkışan ilkesiz Esad’ın ilçendeki sivillerin üzerine bomba atacağını da göremedin.

*   *   *

Madem bu denli hesapsız, kıvamsız, öngörüsüz bir şekilde dönülmez bir yola girecektin... Ne diye “Stratejik Derinlik” falan diye kitaplar yazdın ki?

İstanbul’da geçen yabancı film klişeleri

Kapalıçarşı’da cevelan...
Sultanahmet damlarında koşuşturmaca...
Pencereyi açınca birden Boğaz...
Haluk Bilginer’e verilen küçük bir rol...
Haliç köprülerinde araba kovalamaca...
Sokak satıcıları arasında yürüyen kahraman...
Araya sokuşturulan bolca Sultanahmet Camisi görüntüsü...
Deve ve fes olmasa olur ama ille de çarşaf...
Kahramana yancılık yapan iyi Türk...

Muharrem İnce hakkında 5 şey

BİR: Üç dakikalık süre içinde derdini bakkalın da, profesörün de gayet iyi anlayacağı şekilde anlatabilme yeteneğine sahiptir.
İKİ: Kendisine “Esad’ın adamı” denilmesi karşısında milim düşünmeden “Sen de Obama’nın adamısın” cevabını verebilecek kadar hazırcevaptır.
ÜÇ: “Esadçı” suçlamasını boşa çıkarmak için “Esad’ın canı cehenneme” denmesi gerektiğini akıl edecek denli zekidir.
DÖRT: Cama bakmadan da etkili ve hatasız konuşulabileceğini kanıtlayacak denli iyi bir hatiptir.
BEŞ: Elinde yeterli veriler olduğunda o verileri en iyi şekilde değerlendirerek bir ayar makinesi haline gelmeyi bilendir.

Savaş kuralı

Madem “savaş” gündemimizin birinci maddesi...
O halde bir prensip geliştirmenin vakti gelmiş demektir.

*   *   *

Prensip şu olmalı:
Kim “Türkiye büyük devlet, gerektiğinde düşmana haddini bildirir” diyorsa...
Kim “Vuralım” diyorsa...
Kim “Kıralım” diyorsa...
Kim “Savaşalım” diyorsa...
Savaşa o gitsin.
Tamam mı?
Anlaştık mı?

Tezkere

Başbakan “Tezkereyi kullanmayacağız” diyor.
Bakanlar “Tezkereyi kullanmak için çıkarmadık” diyor.
Milletvekilleri “Tezkere kullanılacak diye bir şey yok” diyor.
Hükümeti destekleyen yazarlar “Tezkerenin kullanılması söz konusu değil” diyor.
Ondan sonra da hakiki maksadı söylüyorlar:
“Biz tezkereyi caydırıcı olsun diye çıkardık.”

*   *   *

İyi de ağalar, iyi de beyler...
“Kullanmayacağız” diye yedi düvele ilan ettiğiniz tezkerenin, Hafız’ın oğlunda nasıl bir etki yapacağını sanıyorsunuz siz?
Bari “Belki kullanırız” falan deyin yahu...

Magazin ünlüsü için laf çakma rehberi

Diyelim ki “altın kestane” ödülü aldın ama kimse tınmıyor... Hemen sosyal medyadaki hesabına şöyle yaz: “Kazanan yalnızdır.”
Diyelim ki bir polemiğin içine çekilmek istiyorsun... Konuya dalman, bir şey söylemen falan gerekiyor... “Her lafa verecek cevabım var...” diye başlayan tirat fena halde demode... O halde ne diyeceksin? Şunu diyeceksin: “Arkamdan konuşanlar! Sizin için ancak konuşulacak konu olurum.”
Diyelim ki biri size “Neden dövme yaptırmıyorsun” dedi... Cevabınız şu olsun: “Bentley kullanıyor olsaydın üzerine sticker yapıştırır mıydın?”
Diyelim ki sosyal âlemde aforizmalarınla ortalığı karıştırmak istiyorsun... O zaman şunu mutlaka yaz: “Açılmak isteyene deniz, sığınmak isteyene liman, kopmak isteyene fırtınayım.”
Diyelim ki bir hadsizlikle karşı karşıyasın... Hemen çıkar çıkınından şu sözü: “Her şeyi bilmene gerek yok haddini bil yeter.”

THY’nin İstiklal Marşlı reklamı

Fikir orijinal olmayabilir ama çok güzel çekilmiş.
İnceden Türkçe Olimpiyatlarını çağrıştırıyor olabilir ama süper etkileyici olmuş.
Türk’ün Türk’e propagandası gibi algılanabilir ama hiç değilse çok kaba bir propaganda olmamış.
Azıcık yerel kaçmış olabilir ama hiç değilse kalitesiyle evrensel olmuş.
Türk Hava Yolları işçisine iyi davranmıyor olabilir ama güzel reklam çekiyormuş.

Üzülen Sevinen

ÜZÜLEN: Meclis’te 28 Şubat soruşturması yapan ve katılımcıları sorularıyla terleten Nimet Baş... Yaptığı çıkışın savaş hayhuyuna gittiğine epey üzülmüştür sanırım.

*   *   *

SEVİNEN: İçerideyken topladığı tüm itibarı, Alex kriziyle geri veren Aziz Yıldırım... Yaptığı çıkışın savaş hayhuyuna gittiğine epey sevinmiştir sanırım.

Hiç kimse

“Hiç kimse Fenerbahçe’den büyük değildir.”
İmza: Aziz Yıldırım

*   *   *

“Hiç kimse Fenerbahçe’den büyük değildir. Aziz Yıldırım hariç.”
İmza: Alex.

X

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku