Güncelleme Tarihi:

Yapay zekâ öğretmeni bitirmeyecek, dönüştürecek
Öğretmeni yalnızca bilgiyi aktaran geleneksel bir figür olarak düşünürsek, yapay zekâ bu rolün önemli bir kısmını üstlenebilir. Çünkü, yapay zekâ, bilgiyi sohbet yoluyla aktarabilir, olumlu-olumsuz geri bildirim verebilir ve motive edici ifadelerle öğrenciyi öğrenme sürecine teşvik edebilir. Ancak öğretmen yetiştirmede bilimsel yaklaşımın da etkisiyle öğretmenlik mesleği artık yalnızca bilgi aktarmaya dayalı bir rol değil. Öğretmen; sınıfını gözlemleyen, öğrenme sürecini tasarlayan, öğrencilerin yaratıcı ve eleştirel düşünmesini destekleyen bir rehber. Yapay zekânın kullanıldığı bir ortamda öğretmenler neler yapabilir;
• Öğretmen, aynı kazanım için farklı düzeylerde etkinlikler hazırlamak için yapay zekâdan faydalanabilir. Temel düzeydeki öğrenciler için daha basit, görsel ve somut örnekler; ileri düzey öğrenciler için ise problem çözme gerektiren etkinlikler oluşturabilir.
• Değerlendirme süreci hızlanabilir. Açık uçlu sorular için değerlendirme ölçütleri daha çabuk hazırlanabilir. Öğrencilerin gelişime açık yönleri daha erken tespit edilebilir ve her öğrenciye daha kısa sürede bireysel geri bildirim sunulabilir.
• Öğretmen öğrencinin yapay zekâ ile çalışması durumunda öğrencinin gerçekten öğrenip öğrenmediğini kontrol etmelidir. Üretilen bir içeriğin olduğu gibi kullanılması durumunda öğrenciye bilgiyi sorgulamayı, teyit etmeyi ve kendi düşüncesini eklemeyi öğretmelidir. Yani, yapay zeka etiğini bilmelidir.
• Sınıf yönetimi açısından özel desteğe ihtiyaç duyan öğrencileri daha erken fark edebilir ve onlar için etkinlik önerileri alabilir. Tabi ki, öğrencinin özel durumuna ilişkin yönlendirme süreci mutlaka okul rehberlik birimiyle birlikte yürütülmelidir.
Kısacası, gelecekte öğretmen öğretim tasarımcısı ve rehber rolünde olacaktır. Yapay zekâ bilgiye erişimi kolaylaştırırken, öğretmenin asıl değeri öğrencinin düşünme biçimini, etik farkındalığını ve öğrenme yolculuğunu geliştirmesinde ortaya çıkacaktır.
ÖĞRENCİ PASİFLEŞECEK Mİ?
Öğrenciyi yalnızca bilgiyi dinleyen ve öğretmene yanıt oluşturan pasif birey olarak düşünürsek, yapay zekâ bu rolü öğrencinin yerine yapabilir ve sınıfı da geçebilir. Çünkü yapay zekâ ödev yapabilir, problem çözebilir ve özet çıkarabilir. Ancak yapay zekânın öğrencinin görevlerini yapmasını beklemiyoruz. Aksine öğrencinin öğrenme sürecini zenginleştirmesini, kalıcı hale getirmesini ve başka ortamlara transfer etme becerisini geliştirmesini bekliyoruz. Öyleyse öğrenciler yapay zekâ ile neler yapabilir;
• Yapay zekâyı bir öğretmen gibi kullanarak çalışmasının güçlü ve zayıf yönleri hakkında geri bildirim alabilir, eksik kalan noktaları fark edebilir ve geliştirmesi gereken bölümler konusunda yönlendirme isteyebilir.
• Çalışma alışkanlıklarına göre günlük çalışma planları ve kendilerine uygun etkinlik önerileri alarak daha bireysel bir öğrenme süreci oluşturabilir.
• Bir proje hazırlarken yapay zekâyı doğrudan fikir üreten bir araç olarak değil, kaynak önerileri sunan, planlama yapmaya yardımcı olan, farklı bakış açıları gösteren ve düşünmesini destekleyen bir yardımcı olarak kullanabilir.
SINIFTA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ
Sınıflar büyük ölçüde öğrencilerin sıralarda oturduğu, öğretmenin ders anlattığı ve bilginin tek yönlü aktarıldığı fiziksel ortamlar olarak tasarlanmaya devam ediyor. Oysa yapay zekâ çağında öğrenme ortamları; IoT sensörleri, büyük veri, öğrenme analitikleri ve akıllı sistemlerle öğrencinin katılımını, dikkatini, etkileşimini ve öğrenme ihtiyaçlarını daha görünür kılan dinamik alanlara dönüşebilir.
Bu dönüşüme Türkiye’den örnek olarak Dokuz Eylül Üniversitesi’nde geliştirilen Meta Sınıf Modeli (https://metasinif.deu.edu.tr/) gösterilebilir. Böylece sınıf yalnızca ders anlatılan bir mekân değil; veriye dayalı kararların alındığı, etkileşimli, esnek ve öğrenci merkezli bir öğrenme alanı hâline gelebilir. Örneğin; sınıfın sıcaklık, nem, hava kalitesi, ışık ve gürültü düzeyi sensörlerle anlık olarak izlenebilir. Öğrencinin dikkatini destekleyecek şekilde ortam koşulları otomatik olarak düzenlenebilir. Öğrenciler sınıf içi ve çevrim içi ortamlarda kesintisiz kusursuz bir biçimde öğrenmeye devam ederken, yapay zekâ destekli sistemler öğrencilerin katılımını, öğrenme süreçlerini ve ihtiyaçlarını analiz ederek öğretmene destek sunabilir. Aynı zamanda enerji verimliliği sağlayan akıllı sistemler sayesinde daha sürdürülebilir sınıf ortamları oluşturulabilir. Böylece sınıf yalnızca ders anlatılan bir yer değil; fiziksel, dijital ve pedagojik boyutların birlikte tasarlandığı aktif bir öğrenme ekosistemine dönüşebilir.
PROF. DR. BAHAR BARAN KİMDİR?
Prof. Dr. Bahar Baran, eğitim teknolojileri, uzaktan eğitim ve dijital öğrenme alanlarında çalışan bir akademisyendir. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Baran, aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (DEUZEM) müdürlüğünü yürütmektedir. Çalışmalarında özellikle çevrim içi öğrenme, öğretim tasarımı, dijital okuryazarlık, artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamaları ile yapay zekânın eğitimde kusursuz kullanımı konularına odaklanan Baran’ın, eğitim teknolojisi alanında ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda bilimsel çalışmaları bulunmaktadır.