Güncelleme Tarihi:

Son dönemde dünyada yaşanan çatışmalar ve savaşlara dair haber ve görüntüler, televizyon, sosyal medya ve internet aracılığıyla çocukların da karşısına çıkıyor. Uzmanlar, özellikle gelişim sürecindeki çocukların bu tür içeriklerden yetişkinlere göre daha fazla etkilenebileceğine dikkat çekiyor.
Erken Çocukluk ve Yetişkin Eğitimi alanında çalışmalar yürüten ve Marmara Üniversitesi (MÜ) Atatürk Eğitim Fakültesi Okulöncesi Ana Bilim Dalı Başkanı emekli Prof. Dr. Ozana Ural, küçük yaştaki çocukların savaş haberleri ve görüntülerinden korku ve kaygı duyabileceğini belirtiyor. Ural’a göre çocuklar bazen yaşadıkları duyguları ifade edemeyebiliyor ve bu durum uyku sorunları, yemek problemleri, yalnız kalmak istememe veya ağlama gibi davranışlarla ortaya çıkabiliyor. Sürecin etkilerinin uzun vadede de görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Ural, şöyle konuşuyor:
EVDE KONUYLA İLGİLİ KONUŞMAYIN
“Küçük çocukları savaşın olumsuz etkilerinden korumak ailenin alacağı önlemlerle evde başlayabilir. Küçük çocukların yanında televizyon da savaş haberlerini izlememek, savaşla ilgili yetişkinlerin konuşmalarını çocuğa duyurmamak alınacak en basit ve etkili önlem. Bu temel önleme rağmen yine de çocuk başkalarından savaş haberlerini duymuş olabilir. Yaşı daha büyük olan bir çocuk savaşı öğrenmişse ve soru soruyorsa, anne-babanın çok detaylı olmayan, kısa açıklamalar yapması uygun olur. Küçük çocukları izledikleri patlama, yangın, ölen insanların cenaze törenleri korkuttuğu gibi, bir korkusu da kendi başlarına aynı durumun gelme olasılığı olduğunu düşünmesi. Ailenin “savaş, ölenler çok üzücü, bir an önce bitmesini umalım ama bizim endişelenecek bir durumumuz yok, biz emniyetteyiz, senin yanındayız” anlamına gelecek ifadeleri çocuğu rahatlatabilir.
DEZENFORMASYONA DİKKAT EDİN
İlköğretim çağındaki çocukların savaş haberlerini duyma, izleme olasılığı daha yüksek. Özellikle sosyal medyadaki dezenformasyon ve yanlış bilgilendirmeler sebebeiyle çocukların gerçek dünya ve sanal dünya arasındaki farkı bilip, bilmedikleri çok önemli. Okulda rehber öğretmenlerin de çocukların savaş algısını fark edip, önlem alması, savaşın sanal bir dünya yerine gerçek dünyada yaşanan bir trajedi olduğunu çocuğu ürkütmeden anlatması gerekebilir. Çocukların yoğun kaygı yaşaması durumunda psikolog veya psikolojik danışmanlardan destek alınması da çok önemli.”
ÇOCUKLAR SAVAŞIN EN BÜYÜK MAĞDURU
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Sapsağlam ise çocukların tarih boyunca savaşların nedeni olmadığını ancak en büyük mağduru olduklarını belirtiyor. Sapsağlam, çocukların psikolojik olarak kırılgan olmaları ve psiko-sosyal gelişimlerinin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle savaşlardan yetişkinlere göre daha fazla etkilenebildiğini ifade ediyor. Çocukların ebeveynleri anlatmasa bile medya ortamlarında savaşın en ağır sahneleriyle karşılaşabildiğini belirten Prof. Dr. Sapsağlam “çocuklar savaşın gölgesinde kalmasın” diyerek alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
DOĞRU BİLGİLENDİRME ÖNEMLİ
1. Çocuklar savaş olgusunu erken yaşlardan itibaren medya ortamlarından, çevrimiçi oyunlarından, okullardaki derslerden veya ders kitaplarından öğreniyorlar. Dolayısıyla savaş hayatın acı bir gerçeği ve bunu onlardan saklamak doğru değil.
2. Savaşlar hakkında soru sorduklarında onları baştan savma ve avutma cevaplarla geçiştirmemek gerekir. Psikolojik açıdan olumsuz etkilenmemelerine özen göstererek, doğru bilgilerle çocukları bilgilendirmek gerekir.
3. Mümkün oldukça çocukları savaşlarda ortaya çıkan trajik görüntülerden uzak tutmak gerekir.
4. Ebeveynler sakinliklerini ve sağduyularını korumalı, kendi ruh halleriyle çocuklarda bir kaygı veya depresyona neden olmamalıdır.
5. Ebeveynler yaşanan savaş veya savaşlar nedeniyle ev ortamında bir panik hali oluşturmamalıdır. Soğukkanlı davranmaya özen göstermelidir.
RUTİNLERİ DEĞİŞTİRMEYİN
6. “Hepimiz öleceğiz” “Her şey mahvolacak” gibi olumsuz bilişsel çarpıtmalardan ve sözel ifadelerden kaçınılmalıdır.
7. Çocukların rutinleri ve alışkanlıkları savaş nedeniyle değiştirilmemeli, bir olağanüstü hâl durumu oluşturulmamalıdır.
8. Çocukların daha duyarlı olduğu bu anlarda, savaşın olumsuz etkilerinden ve tüm canlıların yaşama hakkından bahsedilmelidir.
9. Çocukların kendi duygularını ve düşüncelerini ifade etmesine fırsat verilmeli ve onlarda psikolojik bir baskı oluşturulmamalıdır.
10. Çocuklarda korku ve kaygı halini tetikleyebilecek çevresel uyaranları azaltmak gerekir.

