Güncelleme Tarihi:

İstanbul’da etkili olan depremi tüm kademelerden yaklaşık 3 milyon öğrenci de yaşadı. Okullarda perşembe ve cuma günleri eğitime ara verilmesiyle birlikte pek çok aile, pazartesi gününe kadar kaygıyla şehri terk etti. Ancak uzmanlara göre okulun yeniden başlayacağı pazartesiye kadar geçecek günler, deprem kaygısının çocuklarda fobiye dönüşmemesi için çok kritik. “Çocuklara, deprem oldu, kaçıyoruz, güvenli bir yere gidiyoruz demek doğru değil. Güvenli bir yere gidiyoruz vurgusunu çok yaparsanız, güvensiz olduğu düşündüğünüz eve geri dönmek çocuklar için daha sancılı olacaktır” diyen Uzm. Gelişim Psikoloğu Irmak Kerimoğlu doğru ebeveyn davranışını şöyle anlatıyor;
KAYGI FOBİYE DÖNÜŞEBİLİR
“Deprem anında anne-babalarının tepkilerini çok ciddi kontrol edebilmelerini beklemiyoruz. Deprem anında insanın kontrol becerisini kaybetmesi doğal. Korku ve kaygılarının tetiklenmesiyle üst perdeden tepkiler verilmesi de normal. Ancak bu ilk tetiklenme anının geçmesiyle beraber çocuklar için güven ortamı sağlanması gerekiyor. Sürekli kaygı hali çocuklarda uzun vadede fobik sonuçlar doğurabiliyor. Bunlar olağanüstü durumlar. Böylesi durumlarda ebeveynlerden ideal tepki ve davranışlar beklemiyoruz çünkü insan bu kadar programlı değil. Tabii öncelik hayatta kalmak ve güvende olmak. Burada özellikle çocukları koruma içgüdüsüyle yapılan hiç bir davranışa ‘yanlış’ demek doğru olmaz.
DEPREMİ 3 AŞAMADA ANLATIN
Çocukları deprem gerçeğinden uzak tutma söylemi çok gerçekçi değil. Ancak ilk paniği atlattıktan sonra özellikle küçük yaş gurubu çocuklar için 3 aşamalı bir tutumdan bahsedebiliriz. Birinci aşamada depremle ilgili gerçekçi ve bilimsel bir açıklama yapmak. Depremin jeolojik açıklamasını çok detaya girmeden görsel destek kullanarak, örneğin legolarla anlatmak doğru bir yöntem. İkinci fazda çocuğa güven vermemiz gerekiyor. ‘Deprem olmayacak’ gibi gerçekçi olmayan tesellilerde bulunmak, en ufak sarsıntıda çocuğun güvenini azaltır. Eğer depreme dayanıklılık testleri yapılmış bir yerde yaşanıyorsa aile bunu çocukla paylaşmalı ve ona güven vermeli. Üçüncü aşamada ise çocuklara hayatta kalma becerilerinin öğretilmesi gerekiyor. Bu en önemli aşamalardan. Yani çocuğun psikolojik sağlamlığını oluşturduk, ona güven duygusu aşıladık, güvenli şekilde deprem gerçeğiyle yüzleştirdik ama deprem anında ne yapması gerektiğini öğretmezsek kendini koruyamaz. Anne-babanın sakin, açıklayıcı ve destekleyici tavrı ortalama düzeyde kaygı yaşayan bir çocuğu yatıştırmaya yeter. Ancak ebeveynler sükunetini korusa da çocuk büyük tepkiler veriyorsa burada kaygılı bir mizaç söz konusu. Böyle durumlarda çocuklar için profesyonel destek alınması gerekir.
‘GÜVENLİ YERE GİDİYORUZ’ VURGUSU YANLIŞ
İstanbul’da yaşanan depremden sonra pek çok aile şehri terk etti. Ancak kısa bir süre sonra geri dönüş ihtimali söz konusu. Böyle durumlarda 2-3 günlük kaçışlar bizim çocuğun düzeni açısından çok önerdiğimiz tutum değil. Bu kaçış kısa süreli bir rahatlama sağlasa da hem anne baba hem de çocuk için dönüş çok daha kaygılı bir hal alabilir. Şehirden ayrılıyorsak bile bunu çocuğa doğru anlatmak gerekir. ‘Daha güvenli bir yere gidiyoruz. Deprem yüzden kaçıyoruz’ demek yerine; ‘biraz tedirgin olduk, yaşadıklarımız bizi yordu, bir iki gün dinlenmeye gidiyoruz’ diyerek yansıtmak daha doğru olur. Güvenli bir yere gidiyoruz vurgusunu çok yaparsanız, güvensiz olduğu düşünüldüğü için bırakılan yere geri dönüş daha sancılı olacaktır.
OKULA DÖNÜŞTE BUNLARA DİKKAT
Aileyle yan yana geçen bu günler okula dönüş anında da bazı zorluklara neden olabilir. Halihazırda depremle ilgili kaygı altyapısı olan çocuklarda okula dönüş daha sancılı olacaktır. Ebeveynlerin sakinliği burada çok önemli. ‘Çok korktu okula yollamayayım’ demek sorunu derinleştirebilir. Ancak çocuk okula gitmekte çok zorlanıyorsa kısa süreli olarak kademeli bir alıştırma yöntemine gidilebilir.
ÖĞRETMENLERE GÖREV DÜŞÜYOR
Prof. Dr. Zeynep Deniz Yöndem - Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretim Üyesi: “Çocukların, travma sonrası iyileşmesinde önemli katkısı olan okulun iyileştirici, güçlendirici etkisinden yararlanabilmek için, eğitimcilere ve diğer okul personeline önemli sorumluluklar düşer. Eğitimciler travmatik olayı doğrudan ya da dolaylı olarak yaşayan çocuk ve gençlere nasıl yaklaşım sergileyecekleri ve travmaya duyarlı okul ortamlarının hazırlanması için etkin çaba göstermeli. Deprem kaygısı yaşayan çocukla doğru bir iletişim dili kurulmalı. Kaygılanmanın, korkmanın normal olduğunu hem ebeveyn hem öğretmen bilmeli ve bu durum çocuklara doğru iletişimle ifade edilmeli.”

