Güncelleme Tarihi:


Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel – Anadolu Üniversitesi Rektörü: Artık eğitimde teknolojiyi insan zekâsının derinliğiyle yönettiğimiz bir bilinçli dijital dönüşüm dönemindeyiz. Yapay zekâ, pasif bir araç olmaktan çıkarak öğrencinin potansiyeline göre öğrenme yolları öneren bir destek mekanizmasına dönüşürken, bu yaklaşım “insan merkezli yapay zekâ” olarak tanımlanıyor. Ancak dönüşümün belirleyici unsuru teknik değil; insani ve felsefi. Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’ın 1959’da vurguladığı gibi, makine hesaplayabilir ama anlamlandıramaz. 2026 eğitim trendleri de tam olarak bu ayrımı esas alıyor: Müfredatlar kod yazmayı değil veriyi etik süzgeçten geçirmeyi, insanın estetik ve ahlaki muhakemesini korumayı hedefliyor.
OKUL SINIRLARI ESNİYOR
Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin – Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı: 2026 yılında yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öğrenme ortamları, öğrencilerin hızına, ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış içerikler sunarken; hibrit ve çevrim içi öğrenme modelleri geleneksel okul yapılarının sınırlarını daha da esnetiyor. Demografik değişimler, eğitimde eşitsizlik ve erişim sorunları ile çevresel ve küresel krizler unsurlarıyla birlikte ele alındığında, eğitimin toplumun tamamında şekillenen dinamik bir sistem olduğunu daha net görebiliriz.

SABAH BİREYSEL, ÖĞLEDEN SONRA BİRLİKTE EĞİTİM
Prof. Rupert Wegerif - Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi: Teknoloji ve yapay zeka eğitimde büyük ölçüde olumlu bir etki yarattı; öğretmenlerin, asıl önemli olana, yani öğrencilerle çalışmaya daha fazla zaman ayırmasını sağladı. Artık daha radikal denemeler de ortaya çıkıyor. Bazı ülkeler, her çocuğa kişisel bir yapay zekâ öğretmeni erişimi sağlama fikrini araştırıyor. Örneğin El Salvador’da, öğretmen kapasitesinin sınırlı olduğu alanlarda yapay zekâ destekli birebir öğrenmenin nasıl tamamlayıcı olabileceğini inceleyen ulusal girişimler başlatıldı. Başka yerlerde ise yeni okul modellerinin erken denemelerini görüyoruz. Sabahları yapay zekâ destekli, yapılandırılmış ve bireyselleştirilmiş öğrenme; öğleden sonraları ise grup çalışmaları, yaratıcı projeler, problem çözme ve meydan okuma temelli öğrenmeye ayrılan zamanlar. Bu tür girişimlerin 2026’da giderek artacağını düşünüyorum.
EĞİTİMDE DİJİTAL ETİK
Prof. Dr. Artun Avcı – Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi: Küresel eğitim politikalarının, özellikle iletişim alanında eleştirel medya okuryazarlığını, etik ve kamusal sorumluluğu, ifade özgürlüğünü ve insan haklarına dayalı iletişim anlayışını 2026’da daha fazla merkeze alması gerekiyor. Eğitimin de bilgi aktarmakla birlikte değerlerinin farkında olan, bu değerleri savunabilen ve dijital kamusal alanın etik sınırlarını korumak için sorumluluk alabilen yurttaşlar yetiştirmeyi hedefleyen bir anlayışla yeniden ele alması zorunlu.
BECERİLER DEĞİŞİYOR
Prof. Dr. Vesile Alkan - Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölüm Başkanı: Öğrenme–öğretme süreci ve öğrencilerin geleceğe hazırlanma biçimi hızla dönüşüyor. Böylece yapay zekâyı etkili biçimde kullanabilecek yetkinliklere duyulan ihtiyaç artıyor. Yapay zekâ yetkinliklerinin her kademede ders olarak ele alınması, erken yaşlardan itibaren kullanım, riskler ve etik boyutların müfredata girmesi gündeme geliyor. Teknolojik değişim, yaşam boyu öğrenmeyi ve beceri çeşitliliğini zorunlu kılarken; empati, liderlik, iş birliği, yaratıcılık ve stratejik düşünme gibi insani becerilerin değeri de belirgin biçimde yükseliyor.
KÜRESEL MESELELER ANA KONU OLACAK
Prof. Dr. Seydi Ahmet Satıcı - Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi: 2026, akademik başarı kadar zihinsel sağlık, dijital denge ve anlam duygusunun da eğitim politikalarının merkezine yerleştiği bir eşik yıl olacak. Eğitim kurumları, bireyleri yalnızca iş gücüne değil; belirsizlikle baş edebilen, farklılıklarla birlikte yaşayabilen ve kolektif faydayı önceleyen yurttaşlar olarak yetiştiren kamusal alanlara dönüşüyor. Bu bağlamda iklim krizi, dijitalleşme ve toplumsal eşitsizlikler gibi küresel meseleler, müfredatın ‘ek başlıkları’ değil, eğitimin ahlaki omurgası hâline geliyor.
DOĞRU CEVAPTAN DOĞRU SORUYA GEÇİŞ
OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher: Geçmişte eğitim, öğrencilere doğru cevapları öğretmeye odaklanıyordu. Gelecekte ise onları daha iyi sorular sormaya, sorgulanmadan kabul edilen varsayımları tartışmaya, problem çözen bireyler olmaktan çıkıp problemi keşfeden bireyler hâline gelmeye yönlendirmesi gerekecek.

‘Külyutmaz’ hocalar yapay zekâya karşı




