GeriEğitim Üstün yeteneklilere nasıl yaklaşılmalı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üstün yeteneklilere nasıl yaklaşılmalı?

Üstün yeteneklilere nasıl yaklaşılmalı?
Abone Olgoogle-news

Belirli bir alanda yaşıtlarının ötesinde performans gösteren ve standart testlerle, uzmanlar tarafından tanı konulabilen çocuklara üstün yetenekli deniyor. Bu alanlar zeka, yaratıcılık, eleştirel düşünme gibi bilişsel alanlarda gözlemlenebildiği gibi bedensel veya sanatsal gibi yetenek alanlarında da gözlemlenebilir.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 1974’te yapılan tanımda; bir zeka testinde kendi yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında IQ’sü 130 üzeri olan üstün zekalı, 120 üzeri olan ise üstün yetenekli olarak kabul ediliyor. Bu tanım üstün zekayı tek boyutlu bir yapı olarak kapsıyor ve bireyi tamamen test sonucuna göre tanımlıyor. Dünya genelinde üstün zeka tanımlarında tek boyutluluktan çok boyutluluğa geçiş söz konusu. Bu geçiş MEB’in üstün zeka yerine özel yeteneği tercih etmesinde etkili oldu. Üstün yeteneklilerin eğitimi konusunda uzman Renzulli, “Üstün yeteneklilik, üç temel özellik arasındaki ilişkiden oluşur. Bunlar; yetenek, genel ve özel yetenek, yaratıcılık ve motivasyondur. Üstün yetenekli çocuklar, bunların birleşimini geliştirme yeteneğine sahip ve bunları insan performansının önemli alanlarından birinde kullanabilenlerdir” şeklinde üstün yeteneklilik kavramında yaratıcılığın da önemli yeri olduğunu vurgulayarak bunun üzerine bu tarihten itibaren geleneksel zeka testleri ve zeka bölümü puanlarının üstün yetenekliliği tanılamada yetersiz kaldığı düşünülüyor. Aynı zamanda bu çocukların, yüksek akademik başarı, keşfetme yeteneği, yaratıcılık yeteneği, liderlik yeteneği, bireysel ve bireyler arası ilişkilerde başarı, görsel ve performansa dayalı sanat dallarındaki yeteneği olmak üzere birçok alanda başarı gösterdikleri gözleniyor.

BELİRTİLER KÜÇÜK YAŞLARDA BAŞLAR
Çok küçük yaşlardan itibaren çocukların üstün yetenekli olma durumlarını haber veren işaretler gözlemlenebilir. Ama bu durum, çocukları üstün yetenekli olarak etiketleyebiliriz anlamına gelmez. Çocukların fiziksel, duygusal duyarlılık katsayılarının yüksek olması, uyku düzenleri, dili erken öğrenme, okumayı kendi kendine erken yaşta sökmesi, akıl yürütme ve muhakeme etme yeteneklerinin yüksek seviyelerde olması, kendi akranlarından ziyade daha büyüklerle vakit geçirmek istemesi gibi etkenler bu çocukların üstün yetenekli olma potansiyeline işaret edebilir. Bunlar sadece bir işaret olduğundan daha yakından tarama ve tanıma çalışmaları yapılmalı.

EĞİTİM PROGRAMLARI ONLARIN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMALI
Üstün yetenekli çocuklar akranlarından bilişsel gelişim açısından hızlı oldukları için normal gelişim gösteren öğrenciler için hazırlanan eğitim programları, onların öğrenme ihtiyacını karşılamıyor, hızlı öğrendikleri için okulda sıkılıyor, ilgi ve isteklerini kaybediyorlar. Bu bireyler, daha hızlı öğrenme, sorgulama, bağımsız öğrenme ve belirli bir konuya daha uzun süre konsantre olma gibi özellikleriyle akranlarına göre üstünlük gösteriyor. Bu nedenle üstün yeteneklilere uygulanacak öğretim programı da onların özelliklerine göre ve eğitim gereksinmelerini karşılayacak şekilde olmalı. Normal eğitim ortamı kronolojik yaşa uygun olan gelişimsel özellikler hedef alınarak hazırlanıyor. Üstün yetenekli öğrencilerin potansiyellerini bu tip eğitim ortamlarında gerçekleştirmeleri zor. Bu nedenle onları zorlayacak, ilgilerini canlı tutacak, entelektüel gelişimlerini destekleyecek ve kendi hızlarında ilerlemelerine fırsat sağlayacak bir eğitim ortamı sağlanması gerekiyor. Üstün yetenekliler, ihtiyaçları karşılanmadığında büyük işlere imza atabilecek zihinlerini kaybedebilir. Yaşayacakları sosyal ve duygusal problemleri de göz ardı edemeyiz. Bu problemler okulla ve eğitimle ilgili olumsuz tutum geliştirme, akademik seviyenin kendi potansiyellerinin altında kalmaları sebebiyle oluşan sıkılma haliyle sınıfta davranış bozuklukları geliştirme, ciddi arkadaşlık problemleri ve kendini ifade edememe olabilir.

BİLSEMLER KAPASİTELERİNİ GELİŞTİRMELİNİ SAĞLIYOR
Üstün yetenekli çocuklar için söylediğim konular tamamıyla çocuğun kendi okul ortamında üzerinde durulması gereken konular. Bu açıdan duruma baktığımızda devlet okulu olarak, fen liseleri ve yeni uygulamaya konulan ARGEM okulunda örgün eğitim yapılıyor. Özel okul bünyesinde birçok yerde üstün yetenekli öğrenciler için çalışma yapıldığını duyuyoruz ama buralarda verilen eğitimin içeriği konusunda pek bir bilgi sahibi değiliz. Bunların yanı sıra MEB bünyesindeki Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ise, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarına devam eden ve üstün yetenekli olduğu uzmanlar tarafından saptanan öğrencilere, okullarındaki eğitimlerini aksatmayacak şekilde bireysel yeteneklerinin bilincinde olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak için destek eğitimi veriyor.

TOPLUMUN YÜZDE 3’ÜNÜ OLUŞTURUYORLAR
Üstün yetenekli çocuklar, toplumun yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturan özel bir gruptur ve doğal olarak özel gereksinimleri bulunmaktadır. Ailelere, çocuklarının gelişen ve geliştirilmesi gereken yeteneklerini bir uzmandan duymaları ve bu doğrultuda onları evde de desteklemelerini öneriyorum. Ancak buradaki önemli husus, anne babalar rollerini unutmamalı ve öğretmen rolüne bürünmemeli. Ailede verilecek eğitim, iyi bir iletişimden geçer. Birlikte geçirilen vakit, ailece yapılan sohbet ve tartışmalar çocukları besler. Ancak şöyle de bir gerçek var ki, anne babalar çocuklarının duygusal tepkilerini ve ihtiyaçlarını takip etmeli. Verdikleri sözlü ve sözsüz mesajları iyi analiz edebilmeli ve gerekirse bir uzmanla mutlaka görüşmeliler.  Çocuklarının duygusal değişimleri, uyku ve iştah değişiklikleri, arkadaş grubunun farklılaşması, daha fazla yalnız zaman geçirmek istemeleri, aileyle zayıflayan ilişkiler ipucu olarak görülebilir.

ÖĞRETMENLER ÖĞRENCİLERİ DESTEKLEMELİ
Her çocuk farklıdır ve farklı gereksinimlere ihtiyaç duyar. Bu anlamda öğretmen kendi öğrencileri içerisinde dikkatli bir gözlem ve diğer alan uzmanlarının desteğiyle var olan farklılıkları ve ihtiyaçları gözlemleyerek bir ihtiyaç analizi yapmalı. Elbette bunun için öğretmenin kendini alanla ilgili geliştirmesi, yeni yayınları takip etmesi ve uygun hizmet içi eğitimlere katılması çok önemli ve gerekli. Üstün yetenekli çocukların bilişsel, duygusal ve fiziksel anlamda yaşıtlarına oranla daha yüksek seviyelerde bir seyir izlediklerinin farkında olmalı ve öğrencinin bu gelişimini desteklemek için alan uzmanlarının desteğiyle gerekli farklılaştırma ortamını sağlamalı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle