GeriEğitim Ustalardan canlı sınıf önerileri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ustalardan canlı sınıf önerileri

Ustalardan canlı sınıf önerileri
Abone Olgoogle-news

Öğretmenler ve öğrenciler pandemi sürecinde yeni bir uygulamayla tanıştı: Canlı sınıf. Öğretmenler artık öğrencilerine sınıfta tahtanın önünden değil, ekranlar aracılığıyla kameranın önünden sesleniyor. Ancak uzmanlar gerçek sınıf ortamıyla canlı sınıf ortamının farklı olduğu görüşünde. Teknolojik araçlar yardımıyla uzaktan gerçekleşen canlı derslerde, sadece öğretmenin anlatıcı durumda olmadığı, öğrencilerin de katılımının sağlandığı interaktif bir ortam oluşturulmasını öneriyorlar.

Öğrencilerine uzaktan seslenen öğretmenler için, uzaktan eğitim uzmanı Prof. Tuna Tuğcu ve izleyicilerine ekranlardan ulaşan meslek ustalarının önemli önerileri var.

YAŞ GRUPLARINI GÖZETİN
Canlı sınıfta dersler nasıl işlenmeli, öğrencilerin dikkatli nasıl çekilir? Uzaktan eğitim alanında uzman olan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tuna Tuğcu, derslerin 30 dakikayı geçmemesi, öğrencilerin derse hazırlıklı gelmesi ve interaktif şekilde dersin işlenmesi gerektiğini belirterek, şunları söylüyor:
"Hocalık hayatımın tamamında online eğitimle uğraştım. Ama her zaman yüz yüze eğitimin daha etkili olduğunu söylerim. Hiç ders yapmamaktansa pandemi sürecinde uzaktan eğitim yapmak bir seçenek. Canlı sınıf her yaş grubundaki öğrenciler için farklıdır.

DERSLERİ KISA TUTUN
Canlı sınıflarda ders sürelerini kısa tutmak gerekiyor. Sadece çocukları ya da gençleri değil bir yetişkini de ekran karşısına koysanız ve uzun uzun biri ders anlatsa, konsantrasyon sağlayamaz. Uykusu gelir. Bu açıdan dersin 25-30 dakika olması doğru. Günde 2.5, 3 saat de yeterli. Ders öğrencilere okuma araştırma ödevleri verilmeli. Öğrencinin hazırlık yapması sağlanmalı. Artık öğretmen anlatsın öğrenci dinlesin diye bir şey yok. Öğrenci araştırmalı, düşünmeli, kritik etmeli. Sınıflar çok kalabalık olmamalı. Çok kabalık olduğunda öğrenci ve hoca arasındaki göz temasını koparmış oluyorsunuz.

İNTERAKTİF OLUN
Bu işlerde interaktif olmak önemli. Diyelim ki matematik dersinde üçgenler anlatılıyor. Önce konuyu anlatırsınız. Sonra öğrencinin deneme yanılmasıyla ilgili şeyler yaparsınız. Örneğin, üçgenin iç açılarını yanlış yazarsınız, öğrencin onu yakalaması gerekir. Öğrenci bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 olduğunu bilir, siz bilerek yanlış yazdığınızda itiraz eder ve sizi düzeltir. Öğrencinin içeriğin içinde hareket imkânı vardır. Budur öğretici olan.

GÜLER YÜZLÜ OLUN
Ayşenil Şamlıoğlu (Tiyatro ve sinema oyuncusu):
Öğretmenler ekran karşısında çok enerjik olmalı. Çocukların her an dağılabileceği gerçeğinden yola çıkarak anlattıkları konu içerisinde o konunun el verdiği ölçüde araya şakalar, ilgisini çekecek küçük sevimli anılar eklemek lazım ki, çocuklar "Aa ne oluyormuş" diye baksınlar. Tabi, sınıf kademesine göre bu anlatış şekli farklılık gösterebilir. Küçük çocuklar için daha oyun gibi anlatmakta yarar var. Anlatılan bir şeyi bir şekilde ilerledikten sonra dönüp özet olarak pekiştirmekte yarar vardır. Aklından gidebilir çocuğun. Önemli noktalarda çocuğun not alması, konuyu aklında taşıması, pekişmesi anlamında daha sağlıklı olur. Ekran karşısında güler yüzlü olsunlar. Anlatma şekilleri derse bağlı olarak da değişebilir. Ders taklit, oyunlarla süslenebilir. Onlar da oyunculuk da yapmalılar. Çok şey bekliyoruz öğretmenlerden ama dersin zevkli hale gelmesini sağlamaları lazım. Bakanlık tarafından öğretmenler için ekran önü eğitimi verilebilir. Bence bu şekilde daha sağlıklı olabilir.

DERSİ PERFORMANSA ÇEVİRİN
Mert Fırat (Tiyatro ve sinema oyuncusu): Her şeyi oyunla öğretmek, oyunla anlatmak mümkün. Gençler ve çocuklar her şeyi ekrandan izlemeye alışkınlar ancak ekranın eğitim aracı olarak kullanılmasına alışkın değiller. Her gün kullandıkları ekran bir eğitim aracına dönüştü. Arkadaşlarımızla görüntülü konuşurken, bir hikaye anlatırken birbirimizi saatlerce dinleyebiliyoruz. Dersi de bir hikaye formatına getirdiğimizde araya küçük küçük sorular katıldığında derse katılım sağlanabilir, dikkat toplanabilir. Beş, yedi dakikada bir onların da katılımını sağlayabileceği bir akış geliştirilirse olumlu dönüşler alabileceklerini düşünüyorum. Gördüğüm bir örnekte Danimarka'da hoca Instagram'dan canlı yayın açmıştı ve tek tek öğrenciler yayına alıyordu. Kimin ne yorum yaptığını da takip eden biri vardı. Söylenenin anlaşılması da çok önemli. Çok yüksek ya da alçak tonda, hızlı ya da aşırı yavaş değil de dersin günlük konuşma tonunda anlatılması daha iyi olur. Ses ayarı zaten öğrencinin elinde. Dersi bir performansa çevirmek, öğrencinin derse katılmasını sağlayacak ve onu uyanık tutacaktır diye düşünüyorum.

GÜNLÜK HAYATTAN SORULAR SORULABİLİR
Erdal Özyağcılar (Tiyatro ve sinema oyuncusu): Oyunculuğumun dışında, kamera önündeki oyunculuğumun dışında bana da kamera uzatsalar ben de heyecanlanıyorum. Bu çok farklı bir şey. Onlar da öğretmen. Kamera önünde ders anlatmak zamanla alışabilecekleri bir şey. Ben kendi adıma bir oyuncu olarak şunu şöyle yapın diyemem. Öğretmenler kamerayı unutup sınıf sıcaklığıyla derslerini anlatabilirler. Belki anlatım arasına güncel bir konu konuşabilirler ya da öğrencilerin hoşlandığı bir şeyden konu açabilirler. Öğrencinin birine tatilde neler yaptığını sorabilir, bir başkasına nereden derse katıldığı gibi dersin dışında güncel hayattan sorularla dikkati çekebilirler. Öğrencilerin huyunu suyunu bildikleri kadar ders dışı soru sorabilirler. Dikkat dağıldığında ders dışı konuyla dikkati toplayıp tekrar derse dönebilirler.

İLGİ ÇEKİCİ DERSLER TASARLAYIN
Tunç Arslanalp (CNN Türk spikeri, diksiyon eğitmeni):
Online süreci etkin hale getirmek ve öğrencilerin motivasyonlarını artırmak için öncelikle öğretmenlerin net, belirgin yönergeleri olmalı. Ekran karşısında çocuktan ne bekliyoruz? Kameranın açık olması, mikrofonun söz hakkının dışında kapalı tutulması, dersten beş dakika önce bilgisayarın başında hazır olunması, materyallerin eksiksiz olması vb. beklentiler açık bir şekilde ifade edilmeli ve bunların takibi yapılmalı. Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu öğrenciler için cazip, ilgi çekici, merak uyandıran dersler tasarlamak. Saatlerce ekran karşısında zaman geçiren bir öğrencinin ilgi çekici olmayan bir ders içeriğine merak ve ilgiyle yaklaşmasını ve bu derste bir gelişim göstermesini beklemek çok da gerçekçi değil. Öğretmenin öğrenciyle ilgili tüm süreçleri yakından takip etmesi ve bu takibi öğrencisine hissettirmesi öğrenci-öğretmen etkileşimini de derslerden elde edilecek verimi de öğrencinin derse olan ilgisini de artıracaktır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle