GeriEğitim Üniversitede ilk sınav: Uyum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üniversitede ilk sınav: Uyum

Üniversitede ilk sınav: Uyum
Abone Olgoogle-news

Üniversiteye giriş stresi bitti ancak kampüse adım atmaya hazırlanan gençleri şimdi zorlu bir sınav daha bekliyor: Uyum süreci… Üniversite ortamına alışmak bazı öğrenciler için zor olabiliyor. Özellikle eğitimi için başka bir şehre giden öğrenciler, uyum sürecini kısa sürede atlatamazlarsa akademik başarıları azalabiliyor ve sosyal ilişkileri zarar görebiliyor. İlk yıl yurtta kalmaları, onların uyum sürecini kolaylaştırıyor.

Üniversiteyi kazanmayı başaran gençler için eylül ayı heyecanlı bir başlangıca işaret ediyor. Yaklaşık 1 milyon öğrenci ilk kez kampüsten içeri adım atacak, pek çoğu yurtlarda kalacak. Ancak üniversiteye uyum süreci bazıları için kolay olmuyor. Özellikle ailelerinden ilk kez ayrılıp başka bir kente okumaya giden öğrenciler yurt yaşamında zorlanabiliyorlar. Bu süreci kolaylaştırmak mümkün.

DEPRESYON GÖRÜLEBİLİYOR
Yaşları ve deneyimleri ne olursa olsun her üniversite öğrencisi bir uyum sürecinden geçiyor. Kimi kolay adapte olurken, kimi için ise bu süreç oldukça zor geçiyor. Üniversiteye başladığında sorun yaşayanlar daha çok ailesinin yanından ilk kez ayrılıp başka bir kente giden öğrenciler.

Öğrenci için yeniden bir ilişki ve yeni bağlar kurma süreci başlıyor. Bu bağı kuramayan ve yeni ilişkiler geliştiremeyen öğrencilerde yalnızlık ve mutsuzluk hissi oluşabiliyor. Bu da çökkünlük haline neden olabiliyor. Depresif semptomlar yaşayabiliyorlar. Bunun yanı sıra kaygı problemleri de ortaya çıkabiliyor. Bu süreçte üniversitelerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerine büyük iş düşüyor. Depresyon akademik başarıyı düşürebiliyor. Derslere, sınavlara devamsızlık söz konusu olabiliyor. Uyum sürecini atlatamayan bazı öğrenciler sınıf tekrarı yapmak zorunda kalıyor.

NE YAPMAK LAZIM?
Yeni üniversitelilere, öğrenci kulüpleri, spor faaliyetleri ve etkinliklere katılmalarını öneririm. Çevreleri genişledikçe, yeni insanlar tanıdıkça öğrencilerin yalnızlık hissi azalacaktır. Kendilerini daha iyi, daha mutlu hissedecekler. Yeni insanları tanıdıkça, etkinliklere katıldıkça problem zaman içinde azalmaya başlar.

YURTTA KALMAK AVANTAJLI
Başka bir kente öğrenim görmeye gidenlerin ilk yıl yurtta kalmaları uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Yurtta kalmanın üniversiteye kolayca ulaşmak, derslere zamanında yetişmek, güvenli bir alanda yaşamak, daha küçük bir alanın temizliğinden sorumlu olmak, daha kolay bir biçimde dostluklar geliştirmek, ders çalışma ve sosyal etkinliklere daha kolay katılma gibi avantajları var. Daha önceden tanımadığınız biriyle aynı odada kalmak başlangıçta zor olabilir. Oda arkadaşlarına önyargısız bir şekilde yaklaşmak gerekir.

YURTTA KALANLARA ÖNERİLER
Aynı odayı paylaşacak yurt arkadaşlarına şu önerilerde bulunabilirim:
Farklı yaşama alışkanlıklarına sahip olsanız da odayı beraber kullanacağınız için belirli ortak kurallar oluşturmalı, kuralları koyarken her iki tarafın da çok zorlanmadan uygulayabileceği şekilde ortak noktayı bulmaya özen göstermelisiniz. Bu kuralların gerçekçi olmasına dikkat edin. Odanızdaki genel ve özel temizlik alanlarını belirleyin ve hangi sıklıkla, nasıl temizlik yapılması gerektiğine karar verin. Odaya konuk kabul edip etmeyeceğinizi, kabul saatlerini belirleyin. Hangi saatlerde odada ders çalışılacağını, birisi ders çalışırken diğerinin neler yapıp yapamayacağını konuşun. Uyku düzeniniz, nereleri ve nelerinizi paylaşmak sizin için uygun, yemekleri beraber mi yemeyi tercih edersiniz gibi konuları konuşun.

ANLAŞMAZLIK OLDUĞUNDA NE YAPMALI?
Oda arkadaşları arasında anlaşmazlık çıkması da normal. Sizi rahatsız eden bir durum olduğunda bunu biriktirmeden, derinleştirmeden arkadaşınızla paylaşmanız hem o konuyu tartışmanızı hem de duruma daha kısa sürede çözüm bulmanızı sağlayacaktır. Konuşmayı baş başa ve arkadaşınızı suçlamadan, ben dili kullanarak yapmaya özen gösterin. Kuralları uygulamakta zorlanıyorsanız yeniden gözden geçirin. Oda arkadaşlarının bazen sürekli beraber olmak, aynı şeyleri yapmak isteyerek ‘yapışık ikizler sendromuna’da kapılabilir. Ne kadar iyi anlaşırsanız anlaşın, farklı bireyler olduğunuzu, arada farklı şeyler yapmaya ihtiyaç duyabileceğinizi unutmayın. Yalnız kalmak istediğiniz anlar da olacaktır ve evinizdeki gibi kendinizi kapatabileceğiniz bir odanız yok burada! Bu gibi durumlarda, ihtiyaç duyulduğunda odada birbirinize yalnız kalma olanağı yaratmanız herkese çok iyi gelecektir.

ELİF EYLEM ALKAN KİMDİR?
Klinik Psikolog Elif Eylem Alkan, 2014'te İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans programından mezun oldu. Ardından Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı’nı 2017'de ‘Nikotin Bağımlılığında Aleksitimi ve Sıkıntıya Dayanma’ adlı teziyle tamamladı. Lisans ve yüksek lisans eğitimi sırasında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri kliniğinde staj yaptı. Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde psikanalitik psikoterapiler ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) üzerine teorik eğitimini tamamladı. Dr. Psk. Başak Bahtiyar’dan BDT yönelimli süpervizyon alarak klinik uygulamaya adım attı. Daha sonra Dr. Psk. Güzide İpek Pur Karabulut’tan psikodinamik yönelimli süpervizyon aldı. Elif Eylem Alkan, çeşitli eğitim kurumlarında ve danışmanlık merkezlerinde farklı yaştaki bireylere seminerler verdi ve danışmanlık hizmeti sağladı. Çalışmalarına Maltepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi’nde klinik psikolog olarak devam ettiriyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle