Güncelleme Tarihi:

Bu kimlik aylardır sizde ama artık sona geldik. Bu haftasonu çocuklar sınava girecekler. Çocuklar da aileler de rahatlayacak. LGS bir sabah başlayıp birkaç saat içinde bitecek ama çocuğun “Ben zor bir dönemde ailem tarafından nasıl taşındım?” sorusuna vereceği cevap uzun yıllar onun içinde kalacak.
YETERİNCE İYİ ANNE OLMAYA ODAKLANIN
Modern dünya biliyoruz ki, annelere her şeyi mükemmel yapma zorunluluğu dayatıyor: Hem bakım versin, hem ders takibini yapsın, hem motivasyon konuşmaları hazırlasın, hem de kendi kariyerini, hayatını kusursuz şekilde yönetsin. Bu tabii ki mümkün değildir ve çocuğu Cumartesi LGS sınavına girecek bir anne ve bir psikolojik danışman olarak tavsiyem nettir: Artık kusursuz anne olmayı bırakın, “yeterince iyi anne” olmaya odaklanın.
Yeterince iyi anne; çocuğunun her yanlışını düzelten, onu yanlış yapmaktan koruyan anne değildir. O yanlış yaptığında da onun yanında güvenle durabileceğini hissettiren annedir. Belki sınava çalışırken de hataları oldu, az çalıştı çalışmadı, yetişemedi belki. Ama şimdi ne kendiniz ne de onun için geçmişin muhasebesini açma zamanı değil. Geçmişi düşünmek, geçmişe odaklanmak ve değerlendirmek bizi de çocuğumuzu da üzmekten öteye gitmeyecektir.
KAYGI NORMALDİR
Geçmişi bırakalım ama geleceği düşünmek de kaygılandırıyor değil mi? Kaygı normal hatta sizin kaygınız da normal. Önerim de kaygınızı farkederek yönetmeye çalışmanız. İçinizdeki o haklı endişeyi önce kendiniz kabul edin ve buna izin verin. Bir arkadaşla dertleşin, yalnız başınıza yürüyün ama eve döndüğünüzde o kapıdan giren kişi sadece “anne” olsun, sınav koçu değil. Hayat, tek bir sınavın kapısından geçilerek girilen bir koridor değildir bunu unutmayın. Bugün dünyanın en başarılı ve mutlu insanları, sadece 14 yaşındayken en iyi liselere gidenler arasından çıkmıyor. Hayatın esnekliğine güvenin.Çocuklar bebeklikten beri bizim beden dilimizi, tepkilerimizi okur bunu da unutmayın.
O sorunun yanıtını şimdiden verin. Çocukların zihnindeki en büyük ve en korkutucu fısıltı şudur: “Ya başaramazsam aileminyüzüne nasıl bakarım?” Bu kaygı dolu fısıltıyı daha o sormadan, sevginizin ve ebeveynliğinizin sınav kağıdıyla hiçbir bağı olmadığını ona hissettirin hatta söyleyin. Çocuğunuz cumartesi sabahı o kapıdan içeri girdiğinde, arkasında sadece bir okul binası değil; ne olursa olsun sığınabileceği, onu sadece “kendi olduğu için” kucaklayacak devasa bir sevgi kalesi bıraktığını bilsin. Ayrıca kendinizi de ihmal etmeyin ve kendinize de cocuğunuzun aldığı puanın, onun zekasını göstermediği gibisizin de annelik becerilerinizi asla belirlemediğini hatırlatın.
CUMA GÜNÜNE DİKKAT
Biliyorsunuz, MEB hazırlıklar için cuma gününü tatil ilan etti. O cuma gününü çok özel, çok sıra dışı bir “sınav öncesi ritüeline” dönüştürmeyin. Aşırı özen, aşırı üstüne düşme veya normal dışı her aktivite çocuğa “Burada olağanüstü ve korkutucu bir durum var” sinyali verir. Sıradan, sakin, her zamanki gibi bir gün geçirmek en sağlıklı olanıdır.O gün sınav dışı sohbetlere, sessiz yürüyüşlere alan açın.
Sınava beş gün kala annelik biraz geri çekilme sanatıdır. Her şeyi yönetme isteğini azaltmak, çocuğun kendi gücünü hissetmesine alan açmak gerekir. Anne oradadır; ama çocuğun tepesinde değildir. Takip eder; ama sorguya çekmez. Hatırlatır ama boğmaz. Sarılır ama dramatize etmez.
NETLERİ HATIRLAMAYACAKSINIZ
Ve belki en önemlisi şudur... Sınav sabahına kadar çocuğun zihninde kalacak son aile cümleleri, formüllerden ve paragraf taktiklerinden daha etkili olabilir. O yüzden bu beş günde evin dili çok kıymetlidir. Sınav bittiğinde, önünüzde bambaşka bir gerçek duracak: Çocuğunuz artık bir LGS öğrencisi değil, siz artık LGS annesi değilsiniz. Çocuğunuz artık bir lise adayı ve giderek bir genç yetişkin. Bu demektir ki onunla olan ilişkiniz de değişecek. Artık ders programları değil, arkadaşlıklar, kimlik arayışları, belki ilk hayal kırıklıkları ve ilk heyecanlar olacak gündeminizde.
Ve siz, bir gün geriye dönüp baktığınızda, çocuğunuzun kaç net yaptığını değil; onun sınav sabahı size sarılma şeklini, çıkışta gözlerinin içinin nasıl parladığını, o gece evde yediğiniz sıradan yemeğin tadını hatırlayacaksınız.
Yolun sonu neresi olursa olsun; bu süreçte verdiğiniz emek ve sevgi dolu sabır için bir anne olarak kendinize şefkat göstermeyi unutmayın. Ben de öyle yapacağım.
DOÇ. DR. ELİF ULU KİMDİR?
1981 yılında Bursa’da doğdu. Ortaokul ve liseyi İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesinde tamamladı. 2004 senesinde Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans programından birincilikle mezun oldu. 2004 yılında Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2007 yılında yüksek lisans ve 2011 yılında doktora öğretimini aynı bölümde tamamladı. 2022 yılında Doçent unvanı aldı. Halen aynı bölümde görev yapıyor. Uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makaleleri, uluslararası kitap bölümleri ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan çok sayıda bildirisi bulunuyor. Çalışma konuları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, kariyer psikolojik danışmanlığı, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, evlilik ve aile psikolojik danışmanlığı ve bağımlılık danışmanlığıdır. Kendisi EMDR terapisti, aile danışmanı ve bilişsel davranışçı psikoterapisttir.