Sessiz çocuklar bize ne söylüyor?... Utangaç çocuklar için ailelere ve öğretmenlere öneriler

Güncelleme Tarihi:

Sessiz çocuklar bize ne söylüyor... Utangaç çocuklar için ailelere ve öğretmenlere öneriler
Oluşturulma Tarihi: Haziran 01, 2026 10:30

Sınıfta en çok hangi çocuklar dikkat çeker? Genellikle hareketli, kuralları zorlayan ya da yüksek sesle kendini belli eden çocuklar. Sessiz, uslu ve geri planda kalan öğrenciler ise çoğu zaman ‘sorunsuz’ olarak değerlendirilir. Oysa tam da bu nedenle en çok gözden kaçan grup, utangaç çocuklardır. Çünkü sorun çıkarmadıkları için ihtiyaçları da fark edilmeyebilir.

Haberin Devamı

Utangaçlık tek başına bir bozukluk değildir. Çoğu zaman çocuğun mizacının bir parçasıdır. Çocuk yeni ortamlarda temkinli olabilir, kendini ifade etmek için zamana ihtiyaç duyabilir, kalabalıkta hemen konuşmak istemeyebilir. Ancak okul, utangaç çocuklar için aynı zamanda zorlayıcı bir alandır. Söz almak, görünür olmak, hata yapma ihtimaliyle karşı karşıya kalmak, yeni arkadaşlıklar kurmak, teneffüste bir gruba katılmak ya da sınıf önünde konuşmak dışarıdan küçük görünebilir; ama bazı çocuklar için ciddi bir yük anlamına gelebilir. Bu nedenle sessizliği her zaman rahatlık veya uyum işareti olarak görmemek gerekir.

HER SESSİZ ÇOCUK YALNIZCA UTANGAÇ DEĞİLDİR
Her utangaç çocuk mutsuz, yetersiz ya da klinik düzeyde kaygılı değildir. Bazı çocuklar çekingen olsalar bile sıcak, uyumlu ve sosyal olarak işlevsel olabilir. Yani sessiz olmak her zaman kırılgan olmak anlamına gelmez.

Haberin Devamı

Ancak her sessiz çocuğu yalnızca ‘utangaç’ diye etiketlemek de doğru değildir. Burada önemli olan, utangaçlık ile sosyal kaygıyı birbirine karıştırmamak. Bazı çocuklar aslında yoğun biçimde yargılanmaktan korktukları, hata yapmaktan çekindikleri ve görünür olmaktan kaygı duydukları için geri çekilirler. Utangaç çocuk genellikle zamanla açılabilir; ilişki kurma isteğini korur. Sosyal kaygıda ise çocuk çoğu zaman istemesine rağmen geri çekilir. Başkalarının kendisini olumsuz değerlendireceğinden korktuğu için söz almaz, hata yapmamak için susar, dikkat çekmemek için geri planda kalır. Bu nedenle ailelerin ve öğretmenlerin kendilerine şu soruyu sorması gerekir: Bu çocuk sadece sakin ve temkinli mi, yoksa yoğun kaygı yaşadığı için mi geri çekiliyor? Çünkü ikisine verilecek destek aynı değil.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

AİLELER NE YAPMALI?
Ailelerin en sık yaptığı hata, iyi niyetle çocuğun yerine konuşmak ve onu zorlandığı her durumdan kurtarmaktır. Kısa vadede bu yaklaşım rahatlatıcı görünür. Çocuk zorlanmaz, mahcup olmaz, ağlamaz. Ancak uzun vadede çocuğa şu mesajı verebilir: “Bu durum gerçekten zor ve sen bununla tek başına baş edemezsin.” Bu da çekingenliğin aşılmasını zorlaştırabilir.

Haberin Devamı

Peki aile ne yapmalı? Öncelikle çocuğun duygusunu küçümsememeli. ‘Abartıyorsun’ ya da ‘Bunda korkacak ne var?’ demek yerine ‘Zorlandığını görüyorum’ diyebilmek önemli. Ancak yalnızca anlamak yetmez; çocuğu küçük ve yönetilebilir adımlarla desteklemek gerekir. Örneğin misafir geldiğinde çocuktan uzun bir konuşma beklemek yerine önce selam vermesi, sonra kısa bir cümle kurması, ardından küçük bir sohbete katılması desteklenebilir. Yeni bir ortama girmeden önce prova yapmak, karşılaşacağı durumu önceden konuşmak ve küçük hedefler belirlemek de çok yararlı olabilir.

Ailelerin kaçınması gereken bir başka tutum da kıyaslamadır. ‘Bak herkes konuşuyor, bir tek sen böylesin’ gibi cümleler çocuğun cesaretini artırmaz; tersine, utancını büyütür. Çocuğun adına sürekli cevap vermek, her zorlandığı durumda araya girmek ya da her performans gerektiren durumdan muaf tutulmasını istemek de dikkatle ele alınmalıdır. Elbette bazı durumlarda geçici düzenlemeler gerekli olabilir; fakat asıl amaç çocuğu hayatın her zorluğundan korumak değil, dayanıklılığını adım adım artırmaktır.

Haberin Devamı

ÖĞRETMEN NE YAPMALI?
Utangaç çocuklar için sınıfta en etkili destek çoğu zaman büyük müdahaleler değil, küçük ama düzenli düzenlemelerdir. Öğretmen, çocuğu bir anda sınıfın merkezine itmek yerine katılımını küçük görevlerle destekleyebilir. Önce ikili çalışmalar, sonra küçük grup etkinlikleri, ardından kısa sınıf katkıları bu açıdan çok işlevsel olabilir. Çocuğa düşünme süresi vermek, önceden hazırlık yapma fırsatı sunmak, sözlü katılım kadar yazılı katılımı da değerli görmek ve onu güvenli hissettiren bir sınıf iklimi oluşturmak önemlidir.

Utangaç çocuklar özellikle anlık performans beklenen durumlarda bildiklerini daha az gösterebilirler. Bu nedenle öğretmenin değerlendirmeyi yalnızca ‘hemen parmak kaldırma’ ya da ‘anında cevap verme’ üzerinden yapmaması gerekir. Bazı öğrenciler için önceden hazırlanma fırsatı, bazıları için küçük grup içinde deneme imkânı, bazıları için de yapılandırılmış söz alma seçenekleri daha uygun olabilir. Bu yaklaşım hem daha adil hem de daha destekleyicidir.

Haberin Devamı

Sınıf iklimi burada belirleyicidir. Hata yapmanın ayıp olmadığı, alay edilme riskinin düşük olduğu, öğrencilerin birbirini küçümsemediği bir ortam utangaç çocukların katılımını artırır. Çünkü bu çocukların ihtiyacı çoğu zaman ‘daha çok zorlanmak’ değil, daha güvenli bir sosyal alan bulmaktır.

Bu noktada okul psikolojik danışmanının rolü de çok önemlidir. Psikolojik danışman, öğretmenlerin gözlemlerini sistemli biçimde değerlendirebilir; çocuğun yalnızca utangaç mı olduğunu, yoksa sosyal kaygı belirtileri gösterip göstermediğini ayırt etmede yol gösterici olabilir. Ayrıca sınıf rehberliği çalışmaları, küçük grup etkinlikleri, sosyal beceri ve kaygıyla baş etme çalışmaları yoluyla önleyici destek sunabilir. Aileyle iş birliği kurarak çocuğun yerine konuşma, kıyaslama ya da aşırı koruma gibi tutumların nasıl etkiler doğurabileceğini paylaşabilir. Böylece öğretmen, aile ve psikolojik danışman aynı hedef etrafında buluşur: çocuğu zorlamak değil, onu destekleyerek güçlendirmek.

Haberin Devamı

NE ZAMAN DESTEK ALINMALI?
Her çekingen çocuk için profesyonel destek gerekmez. Ancak bazı işaretler varsa beklememek gerekir. Çocuk haftalar ve aylar boyunca sınıfta hiç söz almıyorsa, okulda konuşması belirgin biçimde kısıtlıysa, arkadaş ilişkilerinden sürekli kaçınıyorsa, sunum, yoklama ya da grup çalışması gibi durumlarda yoğun bedensel kaygı yaşıyorsa, okula gitmek istemiyorsa ya da bu durum akademik ve sosyal işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa değerlendirme gerekir.

Özellikle çocuk evde rahatça konuştuğu hâlde okulda ya da yabancıların yanında neredeyse hiç konuşmuyorsa daha dikkatli olunmalıdır. Böyle durumlarda okul psikolojik danışmanının görüşü alınmalı, gerekirse çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında uzman desteğine başvurulmalıdır. Erken fark edilen güçlükler, çocuğun yaşamını daha fazla daraltmadan ele alınabilir.

ÇOCUĞU GÜVENDE HİSSETTİRMEYE ÇALIŞIN
Utangaç çocukların ihtiyacı çoğu zaman daha çok baskı değil, daha çok güvendir. Ailelerin ve öğretmenlerin temel sorusu şu olmalıdır: ‘Bu çocuğu bugün biraz daha rahat, biraz daha güçlü ve biraz daha güvende nasıl destekleyebilirim?’ Doğru yaklaşım, çocuğu bir anda değiştirmeye çalışmak değil; kendi hızında ama geri çekilmeden ilerlemesine eşlik etmektir.

Çünkü bazı çocuklar yüksek sesle yardım istemez. Onları fark etmenin yolu, seslerine değil, sessizliklerine dikkat etmektir.

PROF. DR. FULYA TÜRK KİMDİR?
Prof. Dr. Fulya Türk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını ve doktorasını Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde tamamladı. Dr. Türk, 2002-2013 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda ve farklı şehirlerde psikolojik danışman olarak görev yapmıştır. 2018 yılında PDR alanında doçent, 2025 yılında profesör unvanını almıştır. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi PDR anabilim dalında çalışmaya devam etmektedir. Dr. Türk, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği ve Kognitif-Davranışçı Terapiler Derneği ve Akran Arabuluculuk Derneği üyesidir. Dr. Türk’ün çalışma alanları, okul temelli programlar, psiko-eğitim grupları, çatışma çözme, müzakere ve akran arabuluculuk, bilişsel-davranışçı terapi, kısa süreli çözüm odaklı psikolojik danışma ve kabul ve kararlılık terapisi olup, bu konularda çok sayıda uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi, sözlü bildiriler ve kitap bölümleri ve editörlükleri bulunmaktadır.

BAKMADAN GEÇME!