GeriEğitim Pandemi döneminde yarıyıl tatili
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemi döneminde yarıyıl tatili

Pandemi döneminde yarıyıl tatili

Zordu! Hazırlıklı değildik. Büyük küçük hepimiz doğrudan veya dolaylı olarak bir şekilde etkilendik. Evde kalmanın, uzaktan öğrenmek veya öğretmenin, fiziksel ve/veya sosyal mesafelerin zorluğu; uyum sağlama çabaları, şimdiye ve geleceğe dair endişeler…

 

Öğrenci, öğretmen veya veli hepimiz için son ayların özetiydi bu belki. 'Yeni normal' normalden oldukça farklıydı ve çoğumuz için muhtemelen üretkenliğimizin zirvesinde olduğumuz bir dönem olmadı bu. Tüm stresli dönemlerde olduğu gibi hızlıca pek çok majör uyum yapmak zorunda kalmaktan dolayı sempatik sinir sistemimiz aşırı çalıştı ve bedenimizde savaşma ya da kaçma tepkileri harekete geçerek bizi yordu. Sorun değil! Bazen hiç bitmeyecek gibi görünse de pandemi dönemi de bitecek. Şimdi dinlenip yeni bir dönem için güçlenme ve kendimizi motive etme zamanı!

FARKLI BİR 'NORMAL' AMA HİÇ DEĞİŞMEYEN ÖNERİLER!
Öğrencisi, eğitimcisi ve velisiyle hepimiz çok farklı yaşadık ve bitirdik bu dönemi. Okuluna kısa bir süre gidebilen, hiç gidemeyen, yalnızca sınavlar için okula giden, hiçbir sınava girmeyen öğrenciler oldu. İlk kez e-Karne alan, ilk kez hiç karne alamayan öğrenciler oldu. Çok yorulanlar olduğu kadar çok sıkılanlar, çok çabalayanlar olduğu kadar hiç olmadığı kadar esnek yaşayanlar oldu. Ayrıca, ayırım olmaksızın hiçbirimiz yarıyıl tatili sona erdiğinde nasıl bir başlangıç yapacağımızı, neler yaşayacağımızı bilemiyoruz henüz. Elbette bu kadar farklı yaşantı sonucunda ve bireysel farklılıklar da dikkate alındığında, çeşitli yaşlarda bambaşka ihtiyaçlar içinde olan öğrenci ve eğitimciler olabilir aramızda. Ancak, geçmiş 'normal' dönemlerden bugüne hiç değişmeyecek bir şey var ki o da tatili tatil gibi yaşamadığımızda, uzun vadede hepimizin yorgunluk, tükenmişlik, başarısızlık, hayal kırıklığı, pişmanlık gibi pek çok olumsuz sonuçla karşı karşıya kalabileceğimiz gerçeği. 

Geleneksel olarak yarıyıl tatilleri geldiğinde uzmanlar, derslerin yorgunluğunu üzerinden atmaları için öğrencilerin çokça dinlenmelerini, eğlenmelerini; ailelerin çocuklarına tatilde nitelikli zaman geçirmek üzere rol model olmalarını, onlarla bolca keyifli zamanlar geçirmelerini, başarısızlıkları için onları suçlamak yerine anlayışla dinleyip gelişimlerine destek olmalarını; eğitimcilerin ise öğrencilerine yapamadıklarında kendilerini suçlu ve kaygılı hissedecekleri, okuldan soğuyacakları çok miktarda ve çıtası yüksek ödevler vermek yerine onları daha az sayıda ve eğlenerek öğrenebilecekleri yaratıcı etkinliklere yönlendirmelerini önerirler.

Gelenekselin çok dışına çıkılmış bu dönemde de benzer önerilerin geçerliliğini koruduğunu söylemeliyiz. Çünkü öğrencilerimizin duygularında, düşüncelerinde ve yaşamlarında yaşanan karmaşa yorucuydu; ebeveyn ve velilerin çocuklarının eğitim yaşantılarına destek olma çabaları, onlar için taşıdıkları endişeler yorucuydu, eğitimcilerin yeni bir düzende eğitim öğretimi sürdürme çabaları yorucuydu.

BAZEN YAPABİLECEĞİMİZ EN İYİ ŞEY AN’A ODAKLANMAK
Tatil sona erdiğinde bizi nelerin beklediğini düşünmek yerine, tatili en iyi şekilde nasıl geçirebileceğimize odaklanmak için yapabileceğimiz bazı şeyler olabilir:
- Tatil elbette dinlenmek için. Ama bu, hiçbir rutinimiz olmaksızın dağınık yaşayacağımız anlamına gelmemeli. Düzen ve istikrar, tatilde bile olsak bizim dostumuz. Geceleri belli bir saatte uyumak, sabahları belli bir saatte uyanmak ve en önemlisi 'yeterince uyumak' her yaş grubun için uzun vadede motivasyon ve odaklanma sorunlarını ortadan kaldırır.
- Evde bile olsak giyimimize ve öz-bakımımıza özen göstermek (ki bunu ev kıyafetlerimizle ve terliklerimizle yapmak da mümkün) yine her yaş grubu için daha pozitif kalmanın bir yolu.
- Beden sağlığımız için mümkün olduğunca, kısıtlamalara uygun olarak, açık havaya çıkmak ve fiziksel aktivitede bulunmak her yaş grubu için çokça öneriliyor.
- Sosyal bağlarımızı sürdürmenin hem akıl hem de beden sağlığımıza iyi geldiğini bildiren pek çok araştırma bulunuyor. Pandemiden korunmak üzere fiziksel mesafeye ihtiyaç duysak da fiziksel mesafe sosyal mesafe demek değil. İlişkilerimizi sürdürmek her yaşta, hepimize iyi gelir.
- Ancak gerek sosyal etkileşimler gerekse teknoloji kullanımını uygun dozlarda tutmak için hem çocuk ve ergenlerin hem de yetişkinlerin bu dönemde kontrole ihtiyaçları olabilir. Bu konuda yetişkinlerin çocuklara da kendilerine de kurallar koyup uygulamaları yerinde olur. Ne kadar süre? Ne tür bir ihtiyaç için? Kime/neye zaman ayırılabileceği? gibi konularda sınırlar konulabilir.
- Tatili yeni döneme başlamadan önce bir düzen oluşturmak için kullanmak da önerilebilir. İster öğrenci ister öğretmen olalım çalışmak için kullandığımız mekânları temizleyip düzenlemek ve yeni döneme hazırlamak için tatil bir fırsat. Etrafımızda karmaşa sürerken bu tür düzenlemeler yapmak bize huzur verir.
- Eğitimciler için de dinlenme fırsatı olduğu kadar, tatiller geçmiş öğretim dönemine bakmak, geliştirmek istedikleri yönlerine odaklanmak, yeni bir şeyler öğrenmek ve denemek için bir fırsat.

Pandeminin en kısa sürede hayatımızdan çıkması umut ve dileğiyle!

PROF. DR. NAGİHAN OĞUZ DURAN KİMDİR?
Prof. Dr. Nagihan Oğuz Duran lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladıktan sonra aynı üniversitede 'Üniversite öğrencilerinde bilişsel çarpıtmalar ve uyum sorunları' konulu tez çalışmasıyla yüksek lisans derecesi aldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, 2006 yılında iyilik halini arttırmaya yönelik olarak geliştirdiği sanatla psikolojik danışma programının etkinliğini incelediği tez çalışması ile psikolojik danışma ve rehberlik alanında doktora derecesi aldı. Halen Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görevini sürdüren prof. Dr. Nagihan Oğuz Duran; pozitif psikoloji, pozitif gençlik gelişimi ve okul psikolojik danışmanlığı konularında çalışmalarına devam ediyor.

False