GeriEğitim Pandemi döneminde müzik eğitimi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemi döneminde müzik eğitimi

Pandemi döneminde müzik eğitimi

‘Pandemi’ kelimesinin hayatımıza girdiği ilk günden bu yana 1 yıldan uzun süre geçti. Kısa bir zaman içinde de artık neredeyse her gün kullandığımız bir kelime hâline geldi. ‘Yeni normal’ dediğimiz bu süreçte tüm hayatımız, ‘Pandemi’ dönemi koşullarına göre çoktan evrildi bile. Her ne kadar temennim bu kelimeyi kısa süre içinde mümkünse unutmak olsa da, günümüz koşullarında hayatımızı sürdürebilmenin tek yolu, pandemiyle yaşayabilmeyi öğrenmek.

Pandemi sonrası ise hayatımızdaki pek çok şeyin artık eskisi gibi olmayacağı anlaşılıyor.

UYGULAMALI ALANLARDA ZORLUKLAR YAŞANIYOR
Pandeminin her meslek grubuna farklı etkisi oldu. Bazı meslek gruplarının işleri çok daha yoğunlaşırken bazı meslekler olumsuz etkilendi. Eğitime etkisi ise yıpratıcı oldu. Eğitim, hemen her seviyede yaklaşık bir senedir uzaktan yürütülüyor. Bazı branşlarda uzaktan eğitim nispeten daha olumlu yürüse de uygulamalı alanlarda zorluklar var. Bu alanlardan bir tanesi ise ‘müzik’. İlköğretim seviyesinden yüksek öğretime kadar uzanan eğitimin her kademesinde müzik eğitimcilerinin ortak ve benzer sorunları var.

PANDEMİYİ AVANTAJA ÇEVİRMENİN YOLU TEKNOLOJİDEN GEÇİYOR
Eğitimin uzaktan devam etmesi kararıyla beraber müzisyenler ve müzik okulları için yeni bir dönem başladı. Müzik eğitimcileri de diğer tüm alanlarda olduğu gibi bu sürece hazırlıksız yakalandı. Kısa sürede bu sürece adapte olmaya çalıştık. Mekan kavramı bir ianda ortadan kalktı. Kendimizi mekandan bağımsız sanal bir ortamda bulduk. Teknolojiyle artık ‘mecburen’ çok daha iç içeyiz. Tabii ki, eğitim alanında pandemiden önce de teknolojinin gelişimyle beraber çok büyük yenilikler hayatımıza girmişti. Uzunca bir süredir mekandan bağımsız etkileşim kurabiliyor, etkinlikler yapabiliyor, her türlü eğitim olanağından dünyanın diğer ucunda bile olsak faydalanabiliyorduk. Kuşkusuz bunlar oldukça olumlu gelişmeler. Teknoloji, bilgiye ulaşmak isteyen herkesin önünü açtı. Tüm bu olanakları eğitimin bir parçası olarak kullanmak mümkün. Zaten bulunduğumuz şartlarda bu durumu avantaja dönüştürmenin tek yolu teknolojik olanakları daha etkin kullanabilmek. Pek çok müzik eğitimcisinin yeni eğitim mecraları üzerinde çalıştığını gözlemliyoruz. Yeni, farklı, yaratıcı projeler gündeme gelmeye başladı. Dünyanın pek çok bölgesinden sunulan farklı projelere erişim bu dönemde çok daha kolaylaştı. Tüm bunlar sürece olumlu taraftan baktığımızda görebildiklerimiz.

PANDEMİNİN OLUMSUZLUKLARINI SANATLA AŞABİLİRİZ
Temel eğitim sürecinde çocukların müzik eğitimlerinin devam etmesi kuşkusuz çok önemli. Pek çok müzik okulu, sanat merkezi veya kurslar uzaktan da olsa eğitime devam ediyor. Bu dönemde çocukların motivasyonlarını yüksek tutmak, eğitimlerini sürdürebilir kılmak gerekiyor. Salgın dolayısıyla müzik eğitimlerini sonlandırmak veya dondurmak çocuklara yapılan bir haksızlık. Pandemi sürecindeki olumsuzlukları sanat eğitimiyle aşabilir, evlerde kalmaya mecbur olduğumuz bu dönemi bu anlamda bir avantaja çevirebiliriz. Konuya bir diğer boyutundan baktığımızda ise, bireysel çabalarla kurulmuş sanat merkezlerinin hayatlarına devam edebilmeleri için elbirliğiyle sanat eğitiminin sürdürülmesi, teşvik edilmesi gerekiyor. Sanat ve kültür hayatının devamlılığı ülkemizin gelişimi için kaçınılmaz. Sanata sadece altyapı imkânları olan grubun değil herkesin erişebilmesi ise oldukça önemli. Sanatı herkese erişebilir kılma aşamasında yerel belediyelerin rolünün de önemli olduğu kanısındayım. Sanat eğitimin sürdürülebilirliği konusunda süreçteki herkese iş düşüyor; veliler, öğretmenler, öğrenciler ve idareciler.

BERABER MÜZİK YAPABİLMEK YANYANA OLMAYI GEREKTİRİR
Yükseköğretime baktığımızda ise ‘sanatçı yetiştirme’ aşamasında işin rengi biraz daha değişiyor. Teorik derslerde büyük bir sorun yaşanmıyor. Ancak ya uygulamalı dersler? Halen yükseköğretim kurumlarında zorunluluk nedeniyle yürütülen uzaktan eğitim sürecinin, mecburiyet şartlarında öğrencilere motivasyon katabilmek, eğitimi elden geldiğince sürekli kılmak açısından kuşkusuz değeri var. Ancak hepimizin kafasında olan ortak soru şu: Bu şartlar sürerse uygulamalı derslerin durumu ne olacak?
Yükseköğretimde çalgı eğitimi söz konusu olduğunda farklı bir boyut devreye giriyor. Usta ile öğrencinin yan yana, omuz omuza, beraber çalarak yaptıkları eğitim şimdi sanal ortamda devam ediyor. Oda müziği, orkestra, şeflik gibi beraber çalmayı gerektiren derslerse en sıkıntılı ders grubu. Beraber müzik yapmak yan yana olmayı, göz temasını, beraber nefes almayı, aynı ortamda iletişimi; müzisyenlik birlikte olmayı gerektirir. Tüm bunları uzaktan gerçekleştirebilmek pek mümkün değil. Eğitime başlangıçta tekniğin ve postürün doğru oturması gerekiyor. Bu aşamada öğrenciyle yüzyüze olamamak önemli bir sorun.

KONSERLER OLMAZSA OLMAZ
Çalgı eğitiminin bir başka boyutu ise müzik bölümlerinin olmazsa olmazı olan ‘konserler’. Konser performansı çalgı eğitiminin en temel unsuru. Son bir yıldır konserler de farklı bir şekle büründü. Pek çok müzik kurumunda mezuniyet resitalleri artık e-Konser formatında yapılıyor. Posterlerde artık konsere giriş için internet adresleri var.
Yükseköğretim kademesinde uygulamalı derslerdeki bahsedilen bu sorunlar, salgının bulaşma seviyesinin azaldığı, açık havada daha çok zamanın geçirildiği, bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğu yaz dönemine kaydırarak üniversite öğrencilerine yaşanan eksiklikleri tamamlayabilme fırsatı yaratmak, mesleki eğitimlerini alabilmeleri açısından önemli. Üniversitelerin mekandan bağımsız olabildikleri gibi belki de artık dönemden (zamandan) bağımsız hâle gelmeleri de düşünülebilir. Madem uzaktan eğitim hepimizin gündeminde artık var, sanat eğitiminin uzaktan sürdürülebilmesi için gerekli teknolojik altyapının sağlanması ve küçük gruplar hâlinde eksikliklerin tamamlanması en olası çözümler olarak karşımıza çıkıyor.

HER KONUDA YARATICI OLMALIYIZ
Bize her konuda yaratıcı olmak düşüyor. Teknolojinin hayatımızda çok daha fazla yer bulacağı bir gerçek. Müzik sanatı için performans aşamasından eğitim aşamasına kadar yeni, yaratıcı çözümler bulmak durumundayız. Belki de yakın gelecekte seyircilerin uzaktan takip ettiği canlı konserler gerçekleşecek, belki konser salonlarının çehresi değişecek, performans etkinlikleri farklı mecralara kayacak, şimdiden tahminde bulunmak güç. Yakın gelecekte yaşayarak göreceğiz. Pandemi sürecinin kısa sürede tarihe karışması kuşkusuz hepimizin temennisi. Sanat, adapte olmayı çabuk öğrenir. Hangi koşullarda olursa olsun müzik yapmaya devam edeceğiz, etmeliyiz. Unutmayın; sanat iyileştirir.

PROF. DR. ECE KARŞAL KİMDİR?
İzmir’de doğan Prof. Dr. Ece Karşal, müzik eğitimine küçük yaşlarda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda başladı. 1993 yılında konservatuar eğitiminin yanı sıra Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nden de mezun oldu. Konservatuvar eğitimi sırasında matematik eğitmenliği de yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservartuarı’nda lisans ve yüksek lisans, Marmara Üniversitesi’nde ise doktora eğitimini tamamladı. 1999-2008 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü’nde çalıştı. Frankfurt Müzik Akademisi ve Toronto Üniversitesi’nde post doktora çalışmalarında bulundu. Matematik ve müzik ilişkisi ve müziğin bilişsel performans üzerine etkileri ilgi alanları arasında. Pek çok Türk ve Yabancı flütçü ile çalıştı. Solist ve oda müziği sanatçısı olarak yurtiçi ve yurtdışında pek çok konser vemasterclasslar verdi. Prof. Dr. Karşal, halen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümün’de bölüm başkanı olarak görev yapıyor. Aynı zamanda İstanbul Flüt Topluluğu’nun kurucu üyesi, Marmara Flüt Orkestrası’nın kurucusu ve şefidir.

False