Özgüven eğitimde fark yaratıyor

Güncelleme Tarihi:

Özgüven eğitimde fark yaratıyor
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 04, 2026 10:49

Çocukluk dönemi, bireyin kişilik yapısının, sosyal becerilerinin ve öğrenme alışkanlıklarının şekillendiği en önemli evrelerden biri. Bu dönemde kazanılan olumlu ya da olumsuz deneyimler, çocuğun hem akademik yaşamını hem de gelecekteki toplumsal ilişkilerini doğrudan etkiler.

Haberin Devamı

Bu bağlamda özgüven, çocuğun eğitim hayatındaki başarısını belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkar. Kendine güvenen bir çocuk, öğrenmeye daha açık, hatalar karşısında daha dayanıklı ve hedeflerine ulaşma konusunda daha kararlı olur. Bu nedenle çocuklarda özgüven gelişimi yalnızca psikolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda eğitim başarısının da önemli bir belirleyicisidir. Özgüven eksikliği, öğrenme motivasyonunu düşürerek okul performansını olumsuz etkileyebilir; örneğin, düşük özgüvenli çocuklar sınıf katılımından kaçınabilir ve bu durum genel başarılarını zedeler.

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ NASIL OLUŞUR?
Özgüven, bireyin kendi değerini bilmesi, yapabileceklerine inanması ve karşılaştığı durumlarla baş edebileceğine dair olumlu bir algıya sahip olmasıdır. Çocuklarda özgüven, doğuştan hazır bir şekilde bulunmaz; aile, okul ve sosyal çevre aracılığıyla zaman içinde gelişir. Bir çocuğun fikirlerinin önemsenmesi, çabalarının takdir edilmesi ve başarısızlıklarının yargılanmadan ele alınması, onun kendine olan güvenini artırır. Buna karşılık sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da küçümsenen çocuklarda yetersizlik duygusu gelişebilir. Bu durum, öğrenme isteğini azaltarak eğitim hayatını olumsuz yönde etkileyebilir.

Haberin Devamı

Özgüvenin eğitim başarısına etkisi ilk olarak çocuğun derse katılımında görülür. Kendine güvenen çocuklar sınıf içinde daha aktif olur, soru sormaktan çekinmez ve düşüncelerini daha rahat ifade eder. Bu aktif katılım, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Çünkü eğitim süreci yalnızca bilgiyi dinlemekten ibaret değildir; aynı zamanda sorgulamak, denemek, hata yapmak ve yeniden öğrenmekten oluşur. Özgüveni yüksek olan öğrenciler, bu sürece daha istekli bir biçimde katılır. Kendilerini ifade etme cesareti gösterdikleri için öğretmenleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurar, eksik oldukları konularda yardım istemekten kaçınmazlar.

Bunun yanında özgüven, çocuğun başarısızlık karşısındaki tutumunu da belirler. Eğitim hayatında her çocuk zaman zaman zorlanabilir, düşük not alabilir ya da bir konuda beklediği performansı gösteremeyebilir. Özgüveni gelişmiş çocuklar, bu tür durumları “Ben yetersizim” şeklinde yorumlamak yerine “Daha çok çalışırsam başarabilirim” düşüncesiyle karşılar. Bu bakış açısı, onları vazgeçmek yerine çaba göstermeye yönlendirir. Oysa özgüveni düşük çocuklar, küçük bir başarısızlığı bile kendi değersizliklerinin kanıtı olarak görebilir. Bu da motivasyon kaybına, dersten uzaklaşmaya ve zamanla genel akademik başarının düşmesine yol açabilir.

Haberin Devamı

ÖZGÜVENİN AKADEMİK ETKİLERİ NELERDİR?
Özgüven, aynı zamanda çocuğun öğrenme motivasyonunu artıran önemli bir etkendir. Kendine inanan bir çocuk, hedef belirleme ve o hedefe ulaşmak için emek verme konusunda daha isteklidir. Örneğin bir sınavda başarılı olabileceğine inanan öğrenci, düzenli çalışmayı daha anlamlı bulur. Çünkü emeğinin karşılığını alabileceğini düşünür. Buna karşılık kendine güvenmeyen bir öğrenci, ne kadar çalışırsa çalışsın başarılı olamayacağına inanabilir. Bu olumsuz inanç, çocuğun potansiyelini kullanmasını engeller. Dolayısıyla özgüven, yalnızca mevcut başarıyı değil, çocuğun gelecekteki başarısını da şekillendiren bir güçtür.

Haberin Devamı

Çocuklarda özgüven gelişiminde aile büyük bir rol oynar. Aile ortamı, çocuğun kendisi hakkında oluşturduğu ilk algının temelidir. Anne ve babanın destekleyici, anlayışlı ve teşvik edici tutumu, çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlar. Çocuğun yalnızca sonuçları değil, gösterdiği çaba da takdir edilmelidir. Sürekli yüksek başarı beklemek yerine gelişim sürecini desteklemek, özgüvenin sağlıklı biçimde oluşmasına katkıda bulunur. Ayrıca çocuklara yaşlarına uygun sorumluluklar verilmesi, onların “Ben yapabilirim” duygusunu güçlendirir. Küçük yaşlardan itibaren kendi kararlarını verebilme fırsatı bulan çocuklar, hem bağımsızlık hem de güven duygusu kazanır.

Haberin Devamı

1- Destekleyici aile yaklaşımı: Aileler, çocuğun çabalarını övmeli ve hataları fırsat olarak görmelidir.

2- Sorumluluk verme: Yaşına uygun görevler, bağımsızlık duygusunu artırır.

3- Karar alma fırsatı: Çocukların tercihlerine saygı duymak, güveni pekiştirir.

4- Olumsuz etkilerden kaçınma: Kıyaslama ve eleştiri, yetersizlik hissi yaratabilir.

Okul ve öğretmenler de özgüven gelişiminde en az aile kadar etkilidir. Öğretmenin öğrenciye yaklaşımı, sınıf atmosferi ve değerlendirme biçimi çocuğun akademik benliğini doğrudan etkiler. Destekleyici bir öğretmen, öğrencinin hata yapmasını doğal karşılar ve onu geliştirmeye odaklanır. Böyle bir ortamda çocuk, başarısız olmaktan korkmadan öğrenmeye devam eder. Ancak alay edilme, sert eleştiri ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanma gibi olumsuz yaklaşımlar, öğrencinin kendini geri çekmesine neden olabilir. Bu yüzden eğitim ortamının güven verici, kapsayıcı ve motive edici olması büyük önem taşır.

Haberin Devamı

PEK ÇOK DÜZLEMDE MÜDAHALE GEREKLİ
Özgüven ile eğitim başarısı arasındaki ilişki, sosyal beceriler üzerinden de değerlendirilebilir. Kendine güvenen çocuklar, arkadaş ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurar ve grup çalışmalarında daha etkin rol alır. İş birliği yapabilen, fikrini savunabilen ve gerektiğinde sorumluluk alabilen çocuklar, okul yaşamına daha kolay uyum sağlar. Bu uyum, akademik performansı da olumlu etkiler. Çünkü okul başarısı yalnızca bireysel zekâya değil; iletişim, uyum ve problem çözme gibi becerilere de bağlıdır.

Özgüveni yüksek çocuklar, şu özelliklere sahiptir:

1. Aktif katılım: Sınıfta soru sorar ve fikirlerini paylaşır.
2. Dirençli tutum: Başarısızlığı öğrenme fırsatı olarak görür.
3. Yüksek motivasyon: Hedeflerine ulaşmak için çaba gösterir.

Sonuç olarak çocuklarda özgüven gelişimi, eğitim başarısının temel taşlarından biridir. Özgüvenli çocuklar öğrenmeye daha istekli, zorluklara karşı daha dirençli ve hedeflerine ulaşma konusunda daha kararlıdır. Ailelerin ve öğretmenlerin çocuklara sevgi, saygı ve destek temelli yaklaşmaları; onların hem kişisel gelişimlerini hem de akademik başarılarını güçlendirecektir. Unutulmamalıdır ki başarılı çocuklar sadece çok bilenler değil, aynı zamanda kendilerine inananlardır. Bu nedenle çocukların eğitim yolculuğunda özgüvenin geliştirilmesi, geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biridir. Bu süreç, aile, okul ve toplumun ortak müdahalesini gerektirir; erken yaşta özgüven eksikliğini gidermek, uzun vadeli başarıyı sağlar.

PROF. DR. HASAN BOZGEYİKLİ KİMDİR?
1999 yılında Selçuk Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun oldu, 2001 yılında Selçuk Üniversitesi’nde yüksek lisans derecesini, 2005 yılında yine Selçuk Üniversitesi’nde doktora derecesini almaya hak kazandı. 2013 yılında doçentlik, 2019 yılında profesörlük unvanını aldı. Uzun yıllardır rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında akademik çalışmalarını sürdürüyor. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.Kariyer psikolojik danışmanlığı, kariyer uyumu, istihdam kaygısı, psikolojik danışma ve eğitim bilimleri çalışma konuları arasında yer alıyor. Bu alanlarda ulusal ve uluslararası birçok bilimsel çalışması bulunuyor.

BAKMADAN GEÇME!