Otizm politikalarında Türkiye nerede?

Güncelleme Tarihi:

Otizm politikalarında Türkiye nerede
Oluşturulma Tarihi: Mart 30, 2026 10:54

Otizm artık sadece tıp dünyasının konuştuğu bir konu değil. Eğitimden istihdama, sosyal politikadan insan haklarına kadar pek çok alanı doğrudan ilgilendiren bir toplumsal mesele haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de otizmle ilgili en kritik soru şu: Artan ihtiyaç karşısında politikalar ne kadar yeterli?

Haberin Devamı

Otizm ilk kez 1943 yılında çocuk psikiyatristi Leo Kanner tarafından tanımlandı. Aynı yıllarda Hans Asperger de benzer özellikler gösteren çocuklarla ilgili çalışmalar yaptı. O dönemlerde otizm hakkında bilgi çok sınırlıydı. Tanı geç konuluyor, eğitim imkanları neredeyse yok denecek kadar azdı ve otizmli bireyler çoğu zaman toplumdan izole ediliyordu.

Bugün ise tablo değişmiş durumda. Bilimsel çalışmalar otizmin bir nörogelişimsel farklılık olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Erken tanı, özel eğitim ve doğru desteklerle otizmli bireylerin önemli gelişimler gösterebildiği artık biliniyor. Bu konuda özellikle Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kurumlar farkındalık çalışmalarını sürdürmektedir.

Ancak Türkiye’de otizm alanındaki gerçek tabloya bakıldığında önemli bir çelişki ortaya çıkıyor: Tanı oranları hızla artarken maalesef destek sistemleri aynı hızla gelişmiyor.

Haberin Devamı

Bugün Türkiye’de yaklaşık 2 milyon otizmli bireyin yaşadığı tahmin ediliyor. Bu durum doğrudan en az 8 milyon aile bireyini etkiliyor. 0-18 yaş grubunda ise yaklaşık 700 bin çocuğun otizm spektrumunda olduğu ifade ediliyor. Ancak bu çocukların yalnızca yaklaşık 42 bini düzenli eğitim hizmetlerinden yararlanabiliyor. Başka bir ifadeyle, otizmli çocukların büyük bir bölümü eğitim ve destek sisteminin dışında kalma riskiyle karşı karşıya.

36 ÇOCUKTAN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR
Tanı oranları da dikkat çekici şekilde yükseliyor. 2000’li yılların başında yaklaşık 150 çocuktan birinde görülen otizm, bugün 36 çocuktan birine kadar yükselmiş durumda. Bu artış bir yandan erken tanının yaygınlaşmasının olumlu bir sonucu olsa da diğer yandan eğitim ve destek sistemlerinin kapasitesini zorlayan bir tablo ortaya çıkarıyor.

Sorunun en görünür olduğu alanlardan biri ise istihdam. Türkiye’de aktif iş hayatında yer alan otizmli birey sayısının yalnızca yaklaşık 100 civarında olduğu ifade ediliyor. Oysa dünyada birçok ülkede destekli istihdam ve korumalı işyeri modelleri sayesinde otizmli bireyler üretim süreçlerine aktif olarak katılabiliyor.

Haberin Devamı

POLİTİKALAR NASIL OLMALI?
Türkiye’de de bu alanda bazı adımlar atılmış durumda. Özellikle 2023-2030 Otizm Spektrum Bozukluğu Ulusal Eylem Planı önemli bir politika belgesi olarak kabul ediliyor. Bu plan kapsamında 30 farklı alanda toplam 78 faaliyet yürütülmesi hedefleniyor. Ancak politika belgeleri tek başına yeterli değil. Asıl mesele bu planların sahada ne kadar karşılık bulduğu. Bugün birçok aile erken tanı sürecinde uzun bekleme süreleriyle karşılaşıyor. Nitelikli özel eğitim hizmetlerine erişim bölgelere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Otizmli bireyler çocukluk döneminde kısmen destek alsalar bile yetişkinlik dönemine geldiklerinde çoğu zaman sistemin tamamen dışında kalıyor. Bu nedenle Türkiye’de otizm politikalarının üç temel alanda güçlendirilmesi gerekiyor:

Haberin Devamı
  • Birincisi erken tanı ve erken müdahale sistemlerinin yaygınlaştırılmasıdır.
  • İkincisi yaşam boyu eğitim ve destek modelinin kurulmasıdır.
  • Üçüncüsü ise istihdam ve bağımsız yaşam modellerinin geliştirilmesidir.

Otizmli bireyler uygun eğitim ve çalışma ortamı sağlandığında toplumun üretken bireyleri olabilirler. Ancak bunun için yalnızca iyi niyet değil, güçlü ve sürdürülebilir politikalar gerekir. Bugün Türkiye’de otizm konusunda en önemli mesele farkındalık değil, uygulama kapasitesidir. Çünkü gerçek kapsayıcılık yalnızca otizmi konuşmakla değil, otizmli bireylerin eğitimde, iş hayatında ve sosyal yaşamda eşit şekilde yer almasını sağlamakla mümkün olacaktır.

 

PROF. DR. SAFİYE SUNAY YILDIRIM DOĞRU KİMDİR?
1992 Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünden mezun oldu. 1994 yılında Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çocuk Gelişimi Bölümü’nde yüksek lisansını, 1999 yılında Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Zihin Engellilerin Eğitimi Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü’nde 2001 yılında Yardımcı Doçent, 2010 yılında Doçent olmuştur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’ne 2011 yılında Doçent olarak göreve başlamıştır. 2016 yılında ise aynı Üniversitede; Profesör kadrosuna atandı. Prof. Dr. S. Sunay Yıldırım Doğru 2000 yılında Almanya Berlin’de Marian Jhon Sonderschule‘da araştırmacı gözlemci olarak yer aldı. Ayrıca 2016 yılında ABD’de Georgia State Üniversitesi’nde Erken Müdahale Konusunda araştırmacı öğretim üyesi olarak, 2018 yılında ise İrlanda Dublin de öğretim üyesi değişimi kapsamında görev aldı. Yazarın uzmanlık alanı özel eğitim ve erken çocuklukta özel eğitim konuları olup yurt içi ve yurtdışında alanı ile ilgili pek çok yayını/atıfı mevcuttur. Yazar Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı ve Özel Eğitim Bölüm Başkanlığı gibi idari görevlerde bulunmuştur. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Profesör olarak görev yapıyor.

BAKMADAN GEÇME!