GeriEğitim Okurken geleceği yakalayın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okurken geleceği yakalayın

“Küçük adımları hor görmek yerinde sayanların ölçüsüdür.” Adaylar, son derece sabır ve emek gerektiren bir dönemin ardından üniversiteli olmayı başardılar. Peki geleceğe ilişkin planlamalarda gençlerin yükseköğretimden beklentisi ne olmalı? Üniversite hayatı nasıl değerlendirilmeli?

Okurken geleceği yakalayın
Abone Olgoogle-news

İnsanlık, kendi iradesindeki dünyayı hızla değiştiriyor, onu yeniden tanımlıyor, refah ve mutluluk için ortaya koyduğu değerleri sürekli güncelliyor. Zamanı yakalama çabası, insanlığı aydınlık ve özgün fikirleri bulmaya iterken; özellikle gençleri sosyal hayatın her alanına dahil olmaya yönlendiriyor.

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak iletişim sınırlarının ortadan kalktığı bu dünyada kişi, bireysel kabiliyetlerini geliştirerek kendilerine yeni ufuklar açacak eğitim faaliyetlerinin içinde yer almak istiyor. Son derece anlamlı olan bu yaklaşım, bireyi sadece temel eğitim süreçleri içinde tanımlamıyor, onu, hayat boyu öğrenme anlayışı içinde açıklıyor. Sürekli ve güncel bilgilere dayalı bu modelde, bilginin kendisi kadar bunu kullanma kabiliyet ve metotlarının da öğrenilmesi gerekiyor. Bu durum temel eğitimin esas amacı olan ‘kalıcı davranış bırakma’ prensibine göre, kişilerin doğru şekilde yetiştirilmesini sağlıyor. Böylece temel eğitimini tamamlayanlar, mesleki kariyerlerine tercih ettikleri üniversite hayatıyla adım atıyorlar. Dünyanın hemen her ülkesinde, küçük farklılıklar olmakla birlikte, benzer bir süreç işliyor: Temel eğitim ve hemen arkasından gelen yükseköğrenim.

Peki, son derece sabır ve emek gerektiren bir dönemin ardından geleceğe ilişkin planlamalarda gençlerin yükseköğretimden beklentisi ne şekilde olmalı? Üniversite hayatı nasıl değerlendirilmeli? Bu sorulara verilecek tek bir yanıt bulmak mümkün değil, çünkü bireysel farklılıklar, girişimler ve hayatın kendi dinamikleri kişi özelinde sonuçları ortaya çıkarıyor.

HAYAT BOYU ÖĞRENİN

Türkiye gibi genç ve dinamik nüfusa sahip bir ülkede, üniversite eğitimi almak ve sosyal hayatın her alanında üniversite hayatını değerlendirmek, kişinin gelecekte ön plana çıkmasında yardımcı oluyor. Bilime ve mesleğe dayalı bilginin öğrenildiği bu dönemde gençlerin öncelikli kazanımı aslında, olay ve konuları ‘derinlemesine analiz etme’ yetisi oluyor. Bu kazanım, ister bireysel hayatta isterse sosyal hayattaki sorumluluklarda olsun, kişiye daha geniş bir perspektif sunuyor. Ancak günümüzde bilgi ve diplomanın tek başına yeterli olmadığını, hayat boyu öğrenme yaklaşımında görüyoruz. Lakin üniversite eğitimi almaya başlayan bir genç, mezun olduktan sonra da mesleki bilgi ve becerisini geliştirecek çabanın içinde olmalı. İşte, bu dönemde alışkanlık kazanmak ve eğitimi içselleştirmek büyük önem taşıyor. Üniversite hayatının kişiye getireceği en önemli avantaj aslında bu. Sürekli öğrenmek, sormak ve sorgulamak.

STK’LARDA GÖREV ALIN

Gençlerin ilgili duydukları alanlara yönlendirilmesi oldukça önemli. Bu noktada meslek örgütlerinde, sivil toplum kuruluşlarında (STK) ya da ilgi duyulan kurumlarda yer almak, öncelikle eğitimin pekişmesini sağlıyor. Bu kurum ve kuruluşlar aracılığıyla insani ilişkiler güçlenirken; öğrenci daha rasyonel bir bakış açısı kazanıyor. Böylece akademik bilgi ile pratiğe dayalı yöntemler daha iyi sentezleniyor. Uzun vadede ise iş bulma, kariyer planlama ve girişimcilik ruhunu ön plana çıkarma konularında bu deneyimler, öğrencisine ciddi yarar getiriyor. Birçok üniversite, öğrencisine bu imkanı sunacak işbirlikleri yapıyor. Bunları değerlendirmek ise kişinin kendi istek ve çabasına kalıyor.

SOSYAL HAYATI ZENGİNLEŞTİRİN

Elbette, sosyal hayatın gençler açısından önemi tartışılmaz. Bu noktada zamanı doğru şekilde kullanmak gerekiyor. Başlanacak aktiviteler, hem uzun vadede dostlukların kurulmasına zemin hazırlıyor hem de bireysel gelişimi zenginleştiriyor. Bu sadece sosyal aktivitelerle değil aynı zamanda zihni güçlendirecek çalışmalarla öğrencinin hedeflerine odaklanmasında kolaylık sağlıyor. Örneğin Satranç Kulübü’ne katılmak bireysel bir spor olarak düşünülse de aslında insan hayatı için önceliğe sahip iki şeyi, iletişimi ve empatiyi geliştiriyor. Basit ya da sıradan gözüken etkinliklerde görev almak, zamanı efektif kullanmayı ve sorumluluk alma duygusu katıyor.

UZMANLARLA DİYALOG KURUN

Üniversiteden mezun olduktan sonra gençleri, beklentilerin yüksek ancak gerçeklerin son derece zor kabul edildiği bir hayat bekliyor. Dolayısıyla karşılaşılabilecek olası sorunlar için hayatın kendi kurallarını doğru yorumlamak önem taşıyor. Üniversiteler bilimsel bakış açısı ve olayları analiz yeteneği de kazandırdığından; bu noktada uzman akademisyen ve mentorlarla diyalog içinde olunması ve çalışma hayatına yönelik ipuçlarının edinilmesi gerekiyor. Akla dayalı kişisel tecrübeler, aslında konuyla ilgili kişilerin paylaşımlarından besleniyor. Bu yüzden hem mesleki hem de ilgi duyulan alanla ilgili kişilerle kalıcı bağlantıların oluşturulması zaruri hale geliyor.

DÜNYAYI TAKİP EDİN

Küreselleşen ve küçülen dünyada, öğrencilerin bakış açısını zenginleştirecek ve birikimlerini artıracak diğer bir konu ise uluslararası çalışmalara katılmak. Yabancı dilin gelişmesinde iyi bir tetikleyici unsur olan bu tür girişimler, uzun vadede kişinin akranları arasında ön plana çıkmasını sağlıyor. Değişim programlarını iyi değerlendirmek, farklı kültür ve uygarlıkların teneffüs edilmesine sebep olurken; ilgi duyulan alandaki literatürün de yakından takip edilmesine olanak sağlıyor. Hayali kurulan hayatın aslında çok daha farklı olabileceği, bu çabalar sayesinde deneyimleniyor.

SANATLA BESLEYİN

Kültür ve sanat faaliyetleri, öğrencinin estetik zevkini ön plana çıkartarak bunu bir yaşam biçimi haline getirmesini sağlarken; kişinin üniversite yıllarında kazanılabileceği davranış setlerini de oluşturuyor. Bilimsel bilgiyi sanatsal anlayışla güçlendirmek ortaya çıkan sonuçları da pozitif yönde etkiliyor. İş hayatındaki küçük bir kazanım, belki de bu alandaki bir çabanın sonucu olarak yıllar sonra kişinin karşısına çıkabiliyor. Bu, zamandan ve mekandan bağımsız olarak düşünce dünyasının sınırlarını genişleterek hayal gücünün etkisini artırıyor. Özgünlük dediğimiz kavram, bu sayede gelişiyor.

STAJ YAPIN

Üniversite hayatında öğrencinin ilgi duyduğu alanlarda staj yapması, profesyonel anlamda temel bilgileri almasına öncülük ediyor. Bunun doğru şekilde değerlendirilmesi gelecekte, kariyer planlarının daha gerçekçi yapılmasını sağlıyor. Bu noktada öğrencilerin üniversite eğitimi sırasında, kendi bölümlerinden destek alması ve stajla ilgili girişimlerde bulunması öğrencinin kabiliyetini artırıyor. Bu dönemde atılan küçük adımlar gelecek için önemli yatırımlar oluşturuyor.

KÜTÜPHANELERİ İHMAL ETMEYİN

Öğrencilerin sınav dönemleri dışında tercihleri arasında yer almayan kütüphaneler, kaynakların ve gerçek bilgilerin olduğu noktalar. Araştırma alışkanlığının kazanılmasında kütüphaneler öğrencilere önemli imkanlar sunuyor. Bu merkezler, alternatifi asla olmayan yerler çünkü alınan eğitimin niteliğini doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla burada geçirilecek zaman, gencin düşünme kabiliyetini ve neden-sonuç ilişkisini birçok kaynakla sorgulayabileceği bir zemin hazırlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle