Okullarda suçun önlenmesi nasıl sağlanabilir?

Güncelleme Tarihi:

Okullarda suçun önlenmesi nasıl sağlanabilir
Oluşturulma Tarihi: Mart 09, 2026 10:46

İnsanların en önemli özelliklerinden biri de saldırganlık eğilimleri ile dünyaya gelmeleri. Toplumsallaşma süreci ile insanlar, saldırganlık eğilimlerini kontrol eder hale gelirler. Ancak herkes bu kontrol sürecini sağlıklı bir şekilde başaramaz. Bu gerçekliğe en önemli örnek Fatma Nur Çelik öğretmenin bir öğrencisi tarafından öldürülmesi.

Haberin Devamı

Suça sürüklenen çocukların özellikleri ve bu tür suçların önlenilmesi pek çok açıdan incelenebilir. Suçlular ile ilgili olarak bir yıl boyunca onlara psikoterapi desteği sunan biri olarak, suça giden yol ve suçun önlenmesi ile ilgili pek çok bilgiye sahip oldum. Bu bilgileri gerek suçlu olan gerekse suçlu olmayan bireyleri karşılaştırarak anlamak oldukça işlevseldir. Bu bağlamda suçlu bireyler, incelendiğinde bu bireylerin dört önemli sınıfta yer aldıkları görülür: 

KENDİLERİNİ SUÇLU GÖRÜRLER
1. Kendilerini olumlu olarak algılayan ve suç işleyen bireyler: Bu bireylerin en önemli özellikleri, çevrelerinde yer alan bireylerle olumlu ilişkiler kurabilmeleri. Ayrıca bu bireylerin algılanan kontrolleri yüksek. Bu bireyler, isterlerse yaşamlarını kontrol edebileceklerine inanır. Bu bireyler suç işleseler de işledikleri suçtan pişman olur. Bu yönleri ile bu bireyler, rehabilite olmaya en yatkın olanlar olur.

Haberin Devamı

2. Kendilerini iyi ama olumsuza gidebilen bireyler olarak algılayan suçlular: Bu bireylerin en önemli özellikleri arasında kendilerini değersiz ve sevilmeye layık olmayan bireyler olarak algılamaları yer alır. Bu noktada bu bireylerin, öz saygıları düşük olur. İkinci önemli özellikleri, başkalarının onlara verdikleri tepkiler üzerinden kendilerini ayarlarlar. İçsel bir düzenleme sistemine sahip değiller. Üçüncü özellikleri ise, dürtüsel bir şekilde davranmaları. Dördüncü olarak kendilerini mutsuz hissettiren kişilere, olaylara, durumlara mesafe koyamazlar. Bir başka deyişle mental kontrol yapamazlar. Sorun çözme yöntemi olarak maddeyi kötüye kullanırlar. Ancak henüz madde bağımlısı değildirler. Altıncı olarak, fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları karşılansa da sevgi ve saygı ihtiyaçları doyurulmaz. 

3. Kendilerini olumsuz olarak algılayanlar: Bu bireylerin en önemli özellikleri, uzun süreli özsaygı düşüklüğünün verdiği etkiye dayalı olarak artık kendilerini değersiz bireyler olarak görmeleri. Bir başka deyişle özsaygı eksikliği özdeğer eksikliğine evrilmiştir. İkinci önemli özellikleri, suçu benliklerine dahil etmeleri. Bir başka deyişle kendilerini artık “suçlu bireyler” olarak tanımlar. Üçüncü olarak, bir önceki grupta yer alan bireyler maddeyi kötüye kullanırken bu grupta yer alanlar artık madde bağımlısı olmuşlardır. Dördüncüsü, bir önceki grup dürtüsel davranırken bu grupta yer alan bireyler artık dürtüselliklerini saldırganlık ve şiddet ile ifade ederler. Beşinci olarak, gelecekleri için oldukça umutsuzdur. Bunun bir sonucu olarak olası benliğe sahip değildirler. Altıncı olarak, kendi benliklerinden uzaklaşırlar. Bir başka deyişle kendilerine yabancılaşırlar. 

Haberin Devamı

4. Kendilerini insanlık dışında kalan bireyler olarak algılayanlar: Bu grupta yer alan bireylerin en önemli özellikleri, benlik bilgisine sahip olmamaları. Kendilerinin kim ve nasıl biri olduklarını bilemezler. İkinci özellikleri ise, kendilerini psikopatolojik bir sınıflandırma içerisinde görmeleridir. Bir başka deyişle kendilerini anormal olarak algılarlar. Üçüncü olarak, kendilerini insan gibi görürler. İnsanlıktan uzaklaşmış aşağılık varlıklar olarak algılarlar.  Beşinci olarak ise, kendilerini hayvan gibi tanımlarlar.

PEK ÇOK DÜZLEMDE MÜDAHALE GEREKLİ
Suç işleyen bireylerin algılarını yukarıda ele aldık. Öte yandan suçun önlenmesi ve suçluların rehabilite edilmesi için suç işlemeyen bireylerin özelliklerinin de ortaya konulması gerekir. Bu doğrultuda suç işlemeyen bireyler de kendilerini üç önemli sınıfa atayarak tanımlar. Bu sınıflar:

Haberin Devamı

1. Kendilerini önleyici faktörlere sahip bireyler olarak algılayanlar: Bu grupta yer alan bireyler, olumsuz özelliklerden arınıktırlar ve birtakım becerilere sahiptirler. Bu bireylerin en önemli özellikleri, problem çözme becerilerine sahip olmalarıdır. İkinci özellikleri ise, öz düzenleme becerilerine sahip olmaları. Üçüncü özellikleri ise, kendilerine ve başkalarına zarar verici olumsuz özelliklerinin olmayışı.

2. Kendilerini geliştirici faktörlere sahip bireyler olarak algılayanlar: İkinci grupta yer alan bireylerin en önemli özellikleri sevme ve bilme kapasitelerini kullanmaları. Sevme kapasitesinin yansıması olarak bu bireyler; güven, ilişki, sabır, zaman, umut, sevgi, şefkat ve inanç yeteneklerini geliştirirler ve kullanırlar. Bilme kapasitesinin yansıması olarak ise; düzen, dakiklik, adalet, sadakat, nezaket, dürüstlük, güvenirlik, tutumluluk, temizlik, başarı ve itaat yeteneklerini geliştirir ve kullanır.

Haberin Devamı

3. Kendilerini gelişimsel ürünlere sahip olarak algılayanlar: Bu grupta yer alan bireyler kendilerini gerçekleştirme yolunda ilerlerler. İkinci olarak, kendilerini kimlik ve benlik sahibi olarak görür. Ayrıca  yetişkin olma yolunda ilerlediklerini ifade ederler. 

Sonuç olarak, çocuk suçluluğu önemli ve karmaşık bir konu. Suça yönelmede bir takım koruyucu ve önleyici etkenler var. Sadece eğitim ortamlarını düzenleyerek suç önlenmez ve suçlular rehabilite edilemez. Bu noktada suç konusu sosyo-ekolojik bir çerçeveden incelenmeli. Suçun önlenmesinde aile, okul, toplum, politika ve birey olmak üzere pek çok düzlemde müdahale gerekli. Özellikle çocuklara, problem çözme becerilerini öğretmek; sevme ve bilme kapasitelerini aktifleştirmek gerekir. Bu doğrultuda çocukların; güven, ilişki, sabır, zaman, umut, sevgi, şefkat ve inanç yeteneklerini geliştirmeliyiz. Ayrıca, düzen, dakiklik, adalet, sadakat, nezaket, dürüstlük, güvenirlik, tutumluluk, temizlik, başarı ve itaat yeteneklerini de geliştirme fırsatını sunmalıyız. Böylece çocuklarımızı kimlik ve benlik dağılımından kurtarıp; onların sağlıklı gelişimsel ürünlere sahip olmalarına yardımcı olabiliriz.

Haberin Devamı

PROF. DR. ALİ ERYILMAZ KİMDİR?
2001 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünden mezun oldu. 2004 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Psikolojisi Anabilim Dalında bilim uzmanlığını ve 2009 yılında Eğitim Psikolojisi Anabilim dalında doktorasını tamamladı. 2004-2010 yılları arasında Pozitif Psikoterapi alanında temel ve master eğitimini tamamlayarak Pozitif Psikoterapist unvanını aldı. 2010-2017 yılları arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri Bölümü, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptı. Ali Eryılmaz hala İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Dünya Pozitif Psikoterapi Derneğinin, sertifikalı temel ve master eğitmeni.

BAKMADAN GEÇME!