Güncelleme Tarihi:

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen “Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Çalıştayı”nın kapanış programında konuştu. Ankara’da gerçekleştirilen programda Tekin, dijital çağda ortaya çıkan risklerin eğitim sisteminin merkezine alındığını belirterek, Bakanlığın sahada karşılığı olan, okul–öğretmen–aile iş birliğine dayalı yeni bir model yürüttüğünü söyledi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki yeni müfredatla 9 farklı okuryazarlık türünü öğretim programlarına entegre ettiklerinin altını çizen Tekin, "Bunlardan bir tanesi RTÜK ile yürüttüğümüz medya okuryazarlığı. SPK ile finans okuryazarlığı, BTK ile yapay zeka okuryazarlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumuyla da kişisel veriler konularında yine bu anlamda farkındalık oluşturacak işbirliklerini birlikte yürütüyoruz" dedi.
Bakan Tekin, son yıllarda sınırla kurulan ilişkiyi sürekli olarak olumsuzlayan, ölçüyü sıradanlık gibi gösteren, itidali zayıflık diye yaftalayan bir dilin egemen olduğunu dile getirdi. Ekranların ilişkileri yüz yüze olmaktan çıkarıp uzaktan bir temasa dönüştürdüğünü kaydeden Tekin, şunları söyledi:
"Karşımızdakinin yüzünü görmediğimizde, sesindeki titremeye, gözündeki doluluğa tanık olmadığımızda kullandığımız kelimelerin ağırlığını daha az hissediyoruz. Anonimlik, hesap verme duygusunu zayıflatıyor. Hız kültürü ise düşünmeye, tartmaya, geri adım atmaya fırsat bırakmıyor maalesef. Böyle bir zeminde kuracağımız her bir cümle, paylaşacağımız her bir görüntü, saniyeler içerisinde büyüyüp bir çocuğun haysiyetini hedef alan toplu bir saldırı halini alabiliyor. Bu yüzden siber zorbalıkla mücadelede elbette ki teknik tedbirleri, platformları, içerik denetimini, hukuki sorumlulukları ciddiyetle ele alacağız. Ancak bununla birlikte eğitim politikalarımızda yıllardır inşa etmeye çalıştığımız o değerler çerçevesini dijital dünyanın şartları karşısında daha da güçlendirmek zorundayız.
Toplumda rol model olanlar bu bilinçle hareket etmeli. Yaptığımız her paylaşımın, ekranlarda söylediğimiz her bir cümlenin, toplumda, çocuklarımızda, bu anlamda mahremiyet, değerler ve siber zorbalığın ikliminin oluşturulması anlamında yaratacağı travmayı hep beraber görmek durumundayız. Bu konularda yapılan paylaşımlar sonrasında, hata ya da yanlışlıkla yapılan paylaşımlar sonrasında kamuoyunda dilenecek bir özür, açık yüreklilikle ifade edilebilecek bir özür dileme sürecinin de bu eğitimin bir parçası olduğunu görmemiz gerekiyor.
ORTOKULLARDA SORUMLULUK TEMELLİ DERS
Bilginin hangi ahlaki iklim içerisinde kullanıldığını eğitimin asli bir meselesi olarak öngörüyoruz. Bu nedenle önce müfredata dokunarak kazanımları, içerikleri ve öğrenme yaşantılarını çocuğun karakter inşasıyla, toplumsal sorumluluk ufkuyla ve dijital dünyadaki duruşuyla aynı bütünlük içerisinde yeniden kurmaya çaba sarf ettik. Ortaokul 6, 7 ve 8'inci sınıflarında yürütülen "Okul Temelli Sorumluluk Çalışmaları" dersinin bu yaklaşımın önemli zeminlerinden biri. Çocuklarımızın dijital dünyada karşılaştığı riskleri konuşabildiği, akran zorbalığıyla siber zorbalık arasındaki ilişkiyi kavrayabildiği, mahremiyetin, saygının ve sorumluluğun ne anlama geldiğini örnekler üzerinden tartışabildiği bir öğrenme alanı inşa ettik. Evlatlarımızın diliyle konuşan, onu suçlamayan, düşünmeye, empati kurmaya, hak arama ve yardım isteme yollarını öğrenmeye çağıran bir yaklaşımı önceledik.
AİLE İLE İŞBİRLİĞİ ÖNEMLİ
Öğretmenler siber zorbalıkla mücadelede çok önemli bir rol oynuyor. Öğretmenlerimizin durumu fark etmenin ötesinde bir donanıma sahip olmasını, öğrencideki en küçük bir işareti okuyabilmesini, ne zaman ve nasıl müdahale edeceğini, hangi aşamada rehberlik biriminden destek isteyeceğini ve bütün bu tabloyu aileyle hangi üslupla paylaşacağını bilmesi gerekir. Bu sebeple rehberlik hizmetlerimizi güçlendirirken, öğretmenlere dönük, çevrim içi ve yüz yüze eğitimlerde dijital güvenlik, mahremiyet, siber zorbalık, akran nezaketi, çevrim içi bağımlılık gibi başlıklarda farkındalık ve müdahale becerilerini destekleyen içeriklere yer verdik. Çocukların ekranla kurduğu ilişki evde yaşananlarla birlikte anlam kazanıyor. Aile Okulu gibi programlarda ebeveynlerle bir araya geliyoruz. Her oturumda, dijital mahremiyeti, ekran süresinin ayarını, dijital bağımlılık riskini, güvenli interneti ve çocukla kurulan sağlıklı iletişimi etraflıca konuşmaya çaba sarf ediyoruz.
UYGULAMALARIMIZI SÜREKLİ GÜNCELLİYORUZ
‘Okul İklimi' çalışmalarımız, rehberlik birimlerimizin kayıtları ve Aile Okulu programlarımızdan gelen geri bildirimler, siber zorbalık karşısında yardım isteme davranışının güçlendiğini, öğretmen ve veli duyarlılığının arttığını, dijital mahremiyet bilincinin daha erken yaşlara indiğini gösteriyor bize çok şükür. Bu işaretleri düzenli saha izlemeleriyle de destekliyor, öğretmen gözlemleriyle, öğrenci-veli değerlendirmelerini bir arada okuyarak uygulamalarımızı sürekli güncellemeye çaba sarf ediyoruz. Nerede etkisi artıyor, nerede etkisiz kalıyor, bunu sahadan öğrenip adımlarımızı ona göre güçlendiriyoruz.”
Diğer yandan Programda RTÜK Başkanı Mehmet Daniş ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan da konuşma yaptı. Çalıştay sonunda hazırlanacak sonuç bildirgesinin, kurumlar arası iş birliğine yönelik bir yol haritası niteliğinde olması bekleniyor.