Güncelleme Tarihi:

Bugün dünyanın ritmi hızlandı, bilgi her yere yayıldı, öğrenme yolları değişti. Ama öğretmenin kıymeti, insan üzerindeki etkisi hiç değişmedi. Çünkü bilgiye erişmek kolaylaştı ama bilgiyi anlamlandıracak yüreği uyandırmak hâlâ öğretmenin işi. Öğretmen, öğrenmeyi yalnızca aktaran değil; merakı uyandıran, düşünmeyi öğreten, insana yol gösteren kişidir. Çocuğun dünyasında kapılar açan, bir cümlenin ardına saklanmış umudu ortaya çıkaran, kalabalığın içindeki o çekingen bakışı fark eden odur.
Bir öğrencinin gözündeki ışıltı, yıllarca sessiz kalan bir çocuğun kendini ifade etmeye başlaması, hayata küsmüş bir gencin yeniden umut bulması… bunların tamamı öğretmenin görünmeyen emeğinin bir sonucudur. Her derece yapan öğrenci kadar, hatasını telafi etmeyi öğrenen, kendini keşfeden, hayatla bağını güçlendiren her genç de öğretmenin eseridir. Bu yüzden söylenir ki, “Bir toplumun yarınları, öğretmenlerin bugünkü gayretinde saklıdır.”
İNSAN YETİŞTİRMEK BİLGİ VERMEK
Son yıllarda teknolojiyle birlikte sıkça sorulan bir soru var: “Yapay zekâ, öğretmenin yerini alabilir mi?” Oysa insan yetiştirmek, sadece bilgi vermek değildir. Bir kalbi anlamak, bir bakışı çözmek, suskun bir çocuğun içindeki fırtınayı hissetmek demektir. Yapay zekâ bilgiyi işler ama bir çocuğun kırılmış kalbini göremez. Veri üretir ama umudu çoğaltamaz. Hesap yapar ama bir gencin hayaline yol arkadaşı olamaz. Öğretmenlik, makinenin değil; vicdanın, yüreğin, insan olmanın mesleğidir. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğretmenin sıcaklığını, şefkatini ve rehberliğini hiçbir programın taklit edemeyeceği açıktır.
Öğretmen yalnızca sınıfta ders anlatmaz; bir duruş gösterir, bir karakter inşa eder, bir model oluşturur. Çocuklar söylenenden çok gördüklerini öğrenir. Bir öğretmenin adaleti, sabrı, özeni ve vicdanı; bütün akademik bilgilerin çok ötesinde bir iz bırakır. Zaman geçer, okul sıraları değişir, insanlar büyür ama bir öğretmenin dokunduğu yürek asla unutulmaz.
GELECEĞİN KAPISI ÖĞRETMENİN MASASINDA ATILIR
Bugün hangimiz, yıllar önce o tılsımlı sözcükleriyle kalbimize dokunan öğretmenimizi unutabilir ki?
Ülkemizin dört bir yanında; sabahın ayazında soba yakarak sınıfını ısıtan, bir öğrencinin derdini kendi derdi gibi görüp sabırla dinleyen, umut etmekte zorlanan bir gence cesaret veren öğretmenlerimiz var. Yorgunluğuna rağmen bir çocuğun gülümseyişinden güç bulan, bir aileye umut olan, bir öğrencisinin hayaline rüzgâr olan öğretmenlerimiz var. Anadolu’nun ücra bir köyünde, büyük şehirlerin gürültülü sokaklarında, bir laboratuvarda, bir atölyede, bir özel eğitim sınıfında… Nerede olursa olsun, gönülden çalışan binlerce öğretmenimiz var ve onlar bu ülkenin görünmeyen kahramanlarıdır.
Başöğretmenimiz Atatürk’ün “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözü, öğretmenliğin taşıdığı sorumluluğu da, umudu da anlatır. Çünkü geleceğin kapısı bir öğretmenin masasından açılır, bir çocuğun kalbine dokunan o sessiz cümleyle şekillenir.
YÜKÜ AĞIR AMA DEĞERİ BİLİNMEYEN MESLEK
Bugün Öğretmenler Günü’nü kutlarken sadece öğretmenlerimizi anmakla yetinmemeli; mesleğin toplumdaki yerini, öğretmene gösterdiğimiz tutumu da yeniden düşünmeliyiz. Çünkü öğretmenlik, yükü ağır ama değeri çoğu zaman görünmeyen bir meslektir. Her dersin ardında saatlerce süren hazırlık, her başarının ardında sabır, her tebessümün ardında gönülden bir adanmışlık vardır. Öğretmene gösterilen saygı, aslında kendi geleceğimize gösterdiğimiz saygıdır. Bir toplumun medeniyeti, öğretmenine verdiği değerle ölçülür. Öğretmenleri yalnızca bir gün değil, yılın her günü hak ettikleri hürmetle, anlayışla ve destekle karşılamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü bir ülkenin kalp atışı, öğretmenin aldığı nefese bağlıdır. Bir yere varacaksak, bu yol birlikte ve öğretmenlerimizin gayretiyle açılacaktır.
Bir Öğretmenler Günü ile diğeri arasında tam 12 ay var. Her gününü, her anını bir çocuğun geleceği için harcayabilecek kaç meslek vardır? Bu sorumluluk, bu kutsiyet öğretmene verilmiştir. Bu yüzden öğretmenlik sadece bir görev değil, hayatı değiştirme fırsatıdır. Bugün, mesleğine gönlünü, sevgisini ve ömrünü koyan tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü en içten duygularımla kutluyorum.
Her sabah bir çocuğun kalbine dokunan, onun geleceğini ve bu ülkenin yarınlarını inşa eden tüm öğretmenlere gönülden teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız.
İyi ki bu ülkenin çocukları sizlere emanet.
DR. MUHARREM BAYRAK KİMDİR?
İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul´da tamamladı. 2009 yılında Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümünden mezun oldu. 2010 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde “Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi” alanında tezsiz yüksek lisans yaptı. 2010-2011 yılları arasında ABD-New York LISMA Language Center´da ESL (English as a Second Language) eğitimi aldı. 2017 yılında İstanbul Arel Üniversitesinde “Türk Dili ve Edebiyatı” alanında tezli yüksek lisans yaptı. 2017 yılında Atatürk Üniversitesinde “Adalet” bölümünde ön lisans eğitimini tamamladı. 2019 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde “Eğitim Yönetimi ve Planlaması” bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2021 yılında İstanbul Kültür Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümünde doktora eğitimini bitirdi. İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde “Türk Dili ve Edebiyatı” öğretmeni olarak göreve başladı. 2017 yılında Beşiktaş Anadolu Lisesinde Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. 2018 yılında Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde “Özel Büro Temsilcisi” oldu. 2019 - 2021 tarihleri arasında Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Ortaöğretim Hizmetleri, Strateji Geliştirme Şubesi, Temel Eğitim Hizmetleri, Mesleki ve Teknik Eğitim Hizmetleri, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri, Hayat Boyu Öğrenme, Personel Hizmetleri, Basın ve Halkla İlişkiler, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme bölümlerinden sorumlu “Şube Müdürü” olarak görev yaptı. Beşiktaş Anadolu Lisesinde “Müdür” olarak görev yaptı. 20 Ağustos 2021 tarihinden itibaren ise Kabataş Erkek Lisesi’nde “Müdür” olarak görev yapıyor.