GeriEğitim Ne kadar çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız önemli
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ne kadar çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız önemli

Çalışma verimiyle ilgili yapılan araştırmalar hedef belirlemenin öğrenci başarısıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Yalnız, hedefin öğrencinin kendisi tarafından belirlenmesine ve yeteneklerine uygun, gerçekleştirilebilir hedefler olmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Ne kadar çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız önemli
Abone Olgoogle-news

Çok düşük düzeydeki ya da gerçekleşmesi zor üst düzey hedeflerin etkisi sınırlı. Hedefin önemi öğrencinin içindeki enerjiyi harekete geçirmek açısından son derece önemli. Bilişsel motivasyon kuramına göre öğrenenler belirlediği hedefin düzeyi kadar içindeki enerjiyi harekete geçirir. Örneğin, öğrencinin hedefi dersi geçmekse enerjisini ona yetecek kadar harekete geçirir. Eğer hedef en yüksek notu almaksa ve bu da öğrencinin başarabileceğine inandığı bir hedefse, enerji yüksek düzeyde harekete geçer ve büyük olasılıkla öğrenci istediği notu alır.

TEK BAŞINA DERS ÇALIŞMAK BAŞARIYA GÖTÜRMEZ
Zaman yönetimi her alanda olduğu gibi ders çalışma için de oldukça önemli. Zamanı etkili planlamayan öğrenciler, ödevleri ve okumaları erteleme eğiliminde olabilir. Ertelenen ödevler biriktiğinde, yetiştirememe korkusuyla öğrenciler strese girer. Bu stres ve zaman baskısı beyinde bazı kimyasalların salgılanmasına bu da dikkat ve odaklanmanın zorlaşmasına neden olur. Her öğrenci için geçerli olabilecek bir plan ya da ders çalışma takvimi önermek oldukça zor. Bununla birlikte zamanın etkili planlanması için bazı temel ilkeler var. Bu konuda temel ilke okulla ilgili ve okul dışı etkinlikleri listelemek ve dengeli bir planlama yapmaktır. Zaman etkili kullanıldığında hem ders hem de okul dışı etkinlikler için zaman ayrılabilir. Çok ders çalışmak tek başına başarıya götürmez. Önemli olan planlı ve düzenli çalışmaktır. Planlı çalışma öğrenciye ayrıca bir güven ve motivasyon da sağlar. Zaman planlaması dönemlik, aylık, haftalık ve günlük yapılabilir. Bu planlamayı yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

- İlgi, yetenek ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurulmalı,
- Dersle sosyal etkinlik arasında denge kurulmalı,
- Mümkün olduğunca günün aynı saatleri ders çalışmaya ayrılmalı,
- Uykudan ödün verilmemeli.

ARALIKLI ÇALIŞMAYLA BİLGİLER KALICI HALE GELİYOR
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aralıklı ve düzenli çalışmak, yoğun bir biçimde kısa sürede yapılan çalışmaya göre daha başarılı sonuçlar veriyor. Aralıklı çalışma, bilgilerin daha kalıcı hale gelmesini ve kolay hatırlanabilmesini kolaylaştırıyor. Kısa süreli hafızanın kapasitesi sınırlı oluyor. Çok fazla bilgiyi aynı anda hafızaya göndermek, öğrenmede sorun yaşatabiliyor. Bu nedenle çalışmayı zamana yaymak ve öğrendiklerimizi belirli aralıklarla tekrar etmek önemli. Burada önemli nokta, ilk öğrenmeyi anlamlı bir şekilde yapmak ve sonraki tekrarları kısaca gözden geçirme şeklinde olmalı. Tekrarlar ise öğrencinin öğrenme stiline göre; yazarak, okuyarak ya da çizerek yapılmalı. Sonraki tekrarlarda daha önceki öğrenmeler sırasında alınmış notların incelenmesi yararlı oluyor. Peki, tekrarlar hangi aralıklarla yapılmalı? 24 saat içinde yapılacak ilk tekrar çok önemli. Daha sonra haftalık, aylık tekrarlar yapılabilir.

MOTİVASYON VE DİKKAT ANLAMAYI ETKİLİYOR
Daha iyi anlamak için öncelikle öğrenme becerilerine sahip olmak gerekiyor. Nedir bu öğrenme becerileri? Zamanı iyi planlama, etkili okuma, aktif dinleme, not alma, derse aktif katılma, yazma, bilgi kaynaklarını etkili kullanma gibi becerilerdir. Bunlarla birlikte anlamayı etkileyen iki önemli faktör motivasyon ve dikkattir. Derse karşı motive olmuş, dikkatini toplayabilen ve öğrenme becerilerini etkili kullanabilen öğrenciler daima daha anlamlı ve iyi öğrenir. Sayılan bu öğrenme becerilerinin süreci kullanma da önemli olan iki konu var. Bunlar; özümseyerek öğrenme ile öğrenme sürecinin bilinçli izlenmesi ve kontrolü. İster okuyarak ister dinleyerek öğrenelim, bilgileri ezberlemeye çalışmak yerine anladıklarımızı kendi ifadelerimizle not almak önemli. Bu notlar daha sonraki tekrarlar için çok faydalı. Diğer bir nokta da, öğrenme süreci başlamadan, devam ederken ve sonlandıktan sonra süreci bilinçli olarak izlemek ve kontrol etmek. Bunun için önce niçin öğreneceğimizi belirlemek, bir öğrenme planı yapmak ve bu sürede de zihnimizde olup biteni bilinçli kontrol etmek, yani anlayıp anlamadığımızı izlemek. Süreç sonlandıktan sonra da ne kadar öğrenildiği üzerinde düşünülüp, ekstra öğrenmeye ihtiyaç olup olmadığı sorgulanırsa öğrenme daha anlamlı olur.

ÇOK ÇALIŞMAK YERİNE PLANLI ÇALIŞIN
Öğrencilerin sınavlardan önce çalışmaları doğru değil. Bu en sık rastlanan öğrenme yöntemi. Kısa sürede yoğun çalışma, sınavdan geçilmesini sağlayabilir ancak kalıcı ve anlamlı öğrenme oluşmaz. Ayrıca çok çalışmanın kalıcı öğrenme sağlayacağı ve dolayısıyla başarıyı artıracağı anlayışı var. Bu da yanlış. Çalışma zamanını iyi planlamak ve ders dışı etkinliklere de dengeli zaman ayırmak gerekiyor. Çok çalışmak yerine planlı, özümseyerek ve anlayarak çalışmak ve belirli aralıklarla tekrar etmek her zaman daha iyi sonuç verir. Verimli çalışmayı engelleyen çok fazla faktör var. Bunlardan bir kısmı öğrenme ortamıyla bir kısmı da öğrenenin kendi özellikleriyle ilgili. Üzerinde durulması gereken en önemli nokta, öğrenme becerilerinin kazanılmamış olması. Tüm öğrencilere, öğrenmeye başlamadan önce bunun nasıl yapılacağı hakkında temel becerilerin kazandırılması gerekiyor. Bu beceriler birçok ülkede ders olarak okutuluyor. Günümüzde teknoloji bağımlılığı da verimli çalışmayı engelleyen önemli faktörler arasında. Motivasyon eksikliği, hedefsizlik, uykusuzluk, yoğun duygulardan sonra ders çalışmaya başlama gibi faktörler de var. Ayrıca, öğrencinin öğrenme stili de önemli. Onların stiline uygun olmayan yollarla öğrenmeye çalışması ya da öğretilmeye çalışılması öğrenmeyi olumsuz etkiliyor.

SABAH ÇALIŞIN
Ders çalışmada zaman faktörü çok önemli. Bu konuda şu üç noktaya dikkat edilmesi gerekiyor: Öğrenme için ayrılan zaman, daha fazla zamana duyulan ihtiyaç ve öğrenmede en uygun zaman. Öğrenme sürecinde dikkatin daha uzun süre sürdürülebileceği konusundaki görüşler, yeni araştırmalarla çürütüldü. Yaşla birlikte değişmesine karşın bir konu üzerinde yoğunlaştırılmış dikkatin 20 dakikadan fazla olamayacağı belirtiliyor. Kişiden kişiye değişen ders çalışma süreleri, çok uzun olmamalı. Arada mutlaka dinlenmeye zaman ayrılmalı. Hatta 30-45 dakikalık birkaç periyottan sonra daha uzun bir ara verilmeli. Öte yandan, beynimiz öğrenmek için zamana ihtiyacı duyar. Bir konuyu çalıştıktan sonra hemen diğerene geçmemek, önceki konunun beyinde özümsenmesini beklemek gerekiyor. Diğer bir konu da günün hangi zamanlarının öğrenme için en uygun olduğu. Beyinle ilgili çalışmalar, sabah saatlerinin ve yatmadan önceki iki saatin oldukça önemli olduğunu gösteriyor.

PROF. DR. AHMET DOĞANAY KİMDİR?
Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Programları ve Öğretim Bölümünde 1983’te tamamlayan Prof. Dr. Ahmet Doğanay, ilk yüksek lisans derecesini aynı üniversitenin sosyal bilimler enstitüsünde aynı alanda 1986’da yaptı. 1986’da, 1416 sayılı yasayla Amerika Birleşik Devletlerine gönderilen Prof. Dr. Doğanay, Long Island Üniversitesi’nde ilköğretimde program ve öğretim alanında ikinci bir yüksek lisans derecesini tamamladı. Doktora eğitimini ise, 1993’te Pittsburgh Üniversitesi’nde sosyal bilgiler eğitimi alanında yaptı. 1978’de bir yıl sınıf öğretmenliği yapan Doğanay, akademik yaşama 1984’te Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde başladı. Akademik yaşamında, ana bilim dalı başkanlığı, bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, yüksekokul müdürlüğü, senato üyeliği gibi çeşitli idari görevlerde bulunan Doğanay, Üniversitelerarası Kurul üyesi ve Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanıdır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle