Mesleki eğitimde dönüşüm

Mesleki eğitimde dönüşüm

Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren ekonomik gelişme ve kalkınma için sanayileşme ilk hedef olarak belirlendi. mesleki ve teknik eğitim, ülkelerin kalkınma ve gelişmesiyle yakın ilişkisi nedeniyle hem hükümetlerin, hem de iş dünyasının odak noktası oldu. Ankara Sanayi Odası kurulduğu günden bu yana mesleki ve teknik eğitime katkı sağlamaya çalıştı ve birçok projeyi gerçekleştirdi. Yapılan doğru uygulamalar desteklendi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içeresinde olmaya önem verildi.

Haberin Devamı

Bugün itibariyle, mesleki ve teknik eğitim bir yol ayrımında. Mesleki ve teknik eğitimde kazandırılan geleneksel bilgi ve beceriler, yeni dönemin talep ettiği bilgi ve becerileri karşılamakta zorlandığı için mesleki ve teknik eğitim daha çok sorgulanır hale geldi. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitimde Vizyon 2023 yol haritasıyla belirlenen yedi başlıkta, 4. Sanayi Devrimi ve dijital dönüşümün gereklerini gözeten, ülkenin sosyoekonomik yapısını gözeten ve gelecek tasavvuru olan, mevcut sorunların çözümünde geçmiş deneyimleri hesaba katan bir  dönüşümü sağlayacak dinamik bir mesleki ve teknik eğitim yapısının inşasını hedefledi.

Bu hedeflerden biri olan ‘Eğitim-İstihdam-Üretim’ ilişkisinde, geçmiş deneyimlerden faydalanılması ve aynı hataların tekrarlanmaması gerekiyor. Mesleki teknik eğitim konusunda toplumsal algının düzeltilmesi için tabela uygulamalara ümit bağlanmamalı. Geçmişte birçok defa okul isimleri, alan ve bölüm adları yenilendi. Örneğin; ağaç işleri bölümünün ismi mobilya iç mimari; giyim bölümü de moda tasarımı oldu. Okulların ismi değiştirildi ancak öğrenci akışı ve toplumsal algıda manidar bir gelişme görülmedi.

Mesleki ve teknik eğitimde günümüze kadar yapılan eleştiriler; mevcut sorunların esas müsebbibinin eğitim sistemi olduğu eksenine oturtuldu. Diğer bir ifadeyle istihdam talepleriyle uyuşmayan müfredat, okul araç gereç donanım eksikliği, öğretmenlerin iş piyasası deneyimi olmaması, yetersiz rehberlik ya da bu eğitime dahil olmuş öğrencilerin düşük akademik becerileri, yaklaşımı sınırlı tuttu ve bütünsel bir yaklaşım içermeyen çözüm önerileri de şimdiye kadar netice vermedi. Bugüne geldiğimizde Milli Eğitim Bakanlığı’nda; mesleki ve teknik eğitime sistem bütünlüğü içerisinde bakan ve çözüm önerilerini yapısal bir yaklaşımla geliştiren, yükseköğretim, istihdam ve eğitimde yük alma anlamında sektör katılımı, çalışma hayatında yasal düzenlemeler içeren, yaşayan bir mesleki ve teknik eğitim eko sistemi inşası anlayışının hakim olduğu görülüyor.

Haberin Devamı

Mesleki ve teknik eğitimden sorumlu Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Sayın Mahmut Özer’in mesleki ve teknik eğitim sorunlarını geçmişte hiç olmadığı şekilde, nerdeyse her ay bilimsel bir makale konusu olarak ele alması, tüm paydaşların geçmişte yaptığı çalışmaları derinlemesine analiz etmesi, ulusal yazılı ve görsel medyada gündeme getirmesi ve bütün konuları sistem bütünlüğü içerisinde, yapısal çözümler içerecek şekilde bir kitap formatında kamuoyunda gündem yapması, döşümün en önemli işaret fişeği oldu.

Mesleki ve teknik eğitim felsefesini yeni ve sağlam bir omurgaya oturtmayı hedefleyen, adeta mesleki ve teknik eğitim ruhunu arayan, dönüşüm sağlamayı amaçlayan, iki yılda tamamlanan ve toplumda ümitleri yeşerten çalışmalardan oluşan ‘Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi - Türkiye’nin Mesleki ve Teknik Eğitimle İmtihanı’ adlı kitap çalışmasıyla yol haritası somut hale geldi. Bu eserde mesleki ve teknik eğitim için ifade edilen çözüm önerilerini burada saymaya kalksak sayfalarca yazmak gerekirdi. Konuyla ilgili taraflara yapısal çözümler sunan kitabı okumalarını öneririm. Belki bizim de göremediğimiz veya eksik kalmış konuları birinci elden öğrenir ve sürece dahil olurlar. Bu kitapta belirtilen görüşler, 2023 Eğitim Vizyonu hedeflerini kapsamakla birlikte, bu hedeflere ulaşmada dönüşümde çözüm önerileri hipotez formatında kalmayıp, geçmiş başarılı örnekleri dikkate alan ve uygulamada ülkemiz sosyoekonomik arka planıyla uyumlu, gelecek vizyonuyla bütünlük sağlayan bir yapılandırma gözetiyor.

Haberin Devamı

Mesleki ve teknik eğitimin; kalkınma, katma değer üretme, refah toplumu olma sorunu olarak milli bir dava olmaktan ziyade, sosyoekonomik yapısı zayıf toplum kesimlerinin mesleki eğitim yoluyla rehabilitasyonu, düşük nitelikli ucuz işgücü temini, yanlış algılar , saha çalışmaları ve ihtiyaç analizine dayalı bilimsel çalışmalar yerine; OECD, AB veya Dünya Bankası gibi kuruluşların şablon rakamlarını çözüm için değer görmesi, sorunları çözüme ulaştırmada fayda sağlayacağının düşünülmesi, ilk düğmenin yanlış iliklendiğinin göstergesi. Bunu biraz açmak gerekirse, çeşitli ülkelerde mesleki eğitime devam eden ortalama öğrenci sayıları, ülkelerin mesleki ve teknik eğitime yöneltme yaşları ya da kendi ülkelerine uygun mesleki eğitime istihdam veya eğitim odaklı yaklaşım önerileri, mesleki ve teknik eğitimin yükseköğretimle olan bağları, her ülke için ayrı bir arka plan içeriyor olmasına rağmen, ülkeler arası ortalama standart bir değermiş gibi referans alınması en büyük yanılgılardan biri.

Haberin Devamı

Her ülkenin tarihi, sosyoekonomik yapısı, gelecek vizyonu farklı ve her ülke kendince uygun yapılar ortaya çıkarıyor. Ülkemizde yapılan mesleki ve teknik eğitim planlamalarında en kolay yol olan uluslararası ortalamalar anlamsız bir şekilde referans değer olarak kabul edildi. Halbuki, mesleki ve teknik eğitimin okuyan öğrenci sayıları, zorunlu ilköğretime devam eden öğrenci yüzdesi gibi sayısal değerler baz alınarak ele alınması doğru olmaz. Mesleki ve teknik eğitim konusunda, zorunlu ilköğretimde olduğu gibi tüm ülkeleri karşılaştırma imkânı sağlayacak yüzdeli bir tablo yapmak mümkün değil. Bu hususta bakan yardımcımızın işaret ettiği ve ülkemizde OECD ortalaması veya sanayisi gelişmiş ülke ortalamaları diye, orta öğretimde nüfusun yüzde 65’inin mesleki ve teknik eğitim göreceği verisinin temelsiz olarak Kalkınma Planlarına ve Hükümet Programlarına girmesi ve mesleki ve teknik eğitimde başarı performans kriteri olarak değerlendirilmesi çok çarpıcı bir örnek.

Haberin Devamı

Paradigma değişikliği olarak, mesleki ve teknik eğitimde istihdam ve eğitim odaklı olmanın kararını vermiş ve bunun gereklerini sistem bütünlüğü içerisinde düşünmüş ve kurgulamış karma bir yapısal dönüşümün; Türkiye Mesleki Eğitim Haritaları ile desteklenmesi, sektör açısından mesleki ve teknik eğitim; eğitim-istihdam uyuşmazlıklarının giderilmesinde kalıcı ve sürdürülebilir bir etki ortaya koyacaktır. Bu bağlamda, il istihdam kurullarının işleyiş ve yapısının da gözden geçirilmesi, il istihdam kurullarının her yıl periyodik olarak güncelledikleri veriye dayalı ayrıntılı meslek haritalarını hazırlamaları ve bu konuda sektörle yakın çalışılması gerekiyor.

Haberin Devamı

Bir kitap olarak kamuoyuna sunulan çalışmada; mesleki ve teknik eğitim yaşanan sorunlara fotoğraf bütünlüğü içerisinde bakan yol haritasında, çözüm için son 20 yılda paydaşlar tarafından hazırlanan raporların görüş ve önerilerine de yer verildi. Ancak burada dikkate alınması gereken husus, mesleki ve teknik eğitim sorunları, ilgili meslek kuruluşlarının önerileri; çalıştay, konferans sonucu üyelerinin ortak görüşlerini yansıtan bir nitelikte olamayıp, daha çok raporu hazırlayan kişinin konjonktüre hizmet eder görüş ve değerlendirmelerinden oluşan bilimsel niteliği ve derinliği tartışılır dokümanlar olmaktan öteye gidemediği akılda tutulmalı. Bu kanıyı destekleyen en önemli gösterge, hazırlanan raporların bir yerinde ‘Bu rapor meslek kuruluşumuz görüşleri olmayıp alana katkı için adı geçen yazara hazırlatılmış rapor’ şeklindeki dipnotlardır. Burada ifade edilmek istenen dönüşüm, yol haritasında her türlü birikimin bir veri olarak dikkate alınmış olduğunu, kapsayıcı bir yaklaşım izlenerek, titiz ve gerçekçi çalışmanın doğru bir zemine oturduğunu gösteriyor.

Bu kapsamlı dönüşüm çalışmasına rağmen, mesleki ve teknik eğitim de son iki yılda getirilen yenilikler, 1999-2013 yılları arasında uygulanan katsayı uygulamasının henüz tam olarak telafi edilemeyen tahribatının etkilerinin tam olarak giderilmesi kolay olmaz. Ayrıca, günümüze kadar OKS, SBS, TEOG, LGS olarak uygulanan ortaöğretimde uygulanan sınav sistemleri, öğrencileri okul türlerine göre kümelendiriyor. Bu uygulamalardan, katsayının kalktığı 2013’te başlayıp 2018’de kaldırılan ve ortaöğretimde her öğrencinin sınava girmesini öngören TEOG sistemiyle puana dayalı olarak genel ortaöğretime yerleşemeyen öğrencilerin zorunlu olarak mesleki eğitim statüsündeki okullara yerleştirilmesi uygulaması doğrudan hedef almamasına rağmen mesleki ve teknik eğitimi, hiçbir yere yerleşemeyen akademik olarak düşük başarı düzeyindeki öğrencilerin zorunlu olarak gittiği okul türü durumunu pekiştirdi. Okullar arasında başarı farkını arttıran ve mesleki ve teknik eğitim kalitesi ve öğrenci yönlenmesi üzerindeki olumsuz etkileri henüz açık olmayan kalıcı etkilerinde yeni yol haritasında dönüşümü zorlayan bir diğer unsur olacağı düşünülüyor.

Yeni modelde sektör olarak beklentimiz, nitelikli personel ihtiyacımızın üretimde kesinti ve kayıplara neden olmadan zamanında karşılanması. Bu konuda meslek odası olarak elimizden geleni yaptık yapmaya da devam edeceğiz. Halen ASO 1. OSB’de bina, ekipman ve işletme olarak kendi kaynaklarımızla kurduğumuz, kar amacı gütmeyen ve mesleki ve teknik eğitim de yük paylaşan, ASO Teknik Koleji, SİMEP, ASOSEM ve benzeri kurumlar; teşvik, projelerden yararlanma anlamında devlet okulları gibi görülmeli ve diğer meslek oda/kuruluşları, OSB’ler tarafından kurulacak benzer oluşumlarca yagınlaştırılması desteklenmeli. Özellikle OSB Yönetimlerince işletilecek mesleki ve teknik okullar desteklenmeli, meslek eğitim kalitesi tartışmalı, kar odaklı özel mesleki teknik kurumlarla aynı statüde görülmemeli. Kamu dışı mesleki teknik eğitim kurumlarının yüzde 5-6 civarında olan payını, yüzde 50’lere kadar çıkaracak düzenlemeler yapılması faydalı olur.

Yeni dönemde kurulan Aselsan, İTÜ Mesleki Teknik hibrit okulları, pandemi döneminde yapılan üretimler, okullarda kalite çalışması, patent üretme, Ar-Ge çalışmaları gibi topluma mesaj veren çabalar, mesleki ve teknik eğitim sosyal statüsü açısından olumlu rol model uygulamalar oldu. Mesleki ve teknik eğitim için 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda hazırlanmış yukarda izah edilen bu kapsamlı dönüşümün kalıcı ve sürdürülebilir olması için, ASO olarak aşağıdaki önerilerimizin tamamlayıcı unsurlar olarak hayata geçirilmesini öneriyoruz:

1- Mesleki eğitim ve öğretimde, formal eğitim dışında farklı öğrenme yollarıyla elde edilmiş kazanımların (bilgi, beceri ve yetkinliklerin) ülkelerarası transferinin sağlanması, tanınması ve biriktirilmesi amacıyla geliştirilmiş bir kredi transfer sistemi (ECVET) ülkemizde uygulamaya kondu. Bu amaçla Mesleki Yeterlilikler Kurumu (MYK) kuruldu. İlköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim dahil genel ve mesleki eğitim öğretim programları ile diğer öğrenme ortamlarında kazanılan tüm yeterlilik esaslarını tanımlayan Avrupa Yeterlik Çerçevesi (AYÇ) ile uyumlu sekiz kademeli Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) oluşturuldu. Mesleki ve teknik eğitimde alanda çalışmak ve kalıcı olmak kaliteli üretim, mesleki yetkinlik için çok önemli. Kalifiye uzman elaman olmak meslekte belli bir kıdemle mümkün oluyor. Mesleki eğitimde alanda çalışmayı teşvik etmek, uzmanlaşmayı sağlamak için meslekte belli süre kalanların önünün açık olması ve mesleğinde ilerleyebilmesinin sağlanması gerekiyor. Bu nedenle meslekte belli süre çalışan elamanların zamanla teknisyen, tekniker ve dar alan mühendisliğine kadar kariyer yolu açık olmalı. Örneğin kaynakçılıkta 10 yıl çalışan çok üst düzey bir usta veya tekniker, kendi yaptığı kaynağın olurunu, yeni mezun ve genel olarak makine mühendisi ünvanlı, her konuda yetkili mühendise imzalatmak zorunda. Halbuki çeşitli üniversitelerimiz, mesela ODTÜ, kaynak mühendisliği adında programlar açıyor ve kaynak mühendisliği diploması düzenliyor. Bu uygulamaların yaygınlaştırılması, ECVET sisteminin sadece denklik için değil, çıkarılacak bir yönetmelikle, esasları belli olacak bir düzenlemeyle alanında çalışanların mesleğinde en tepe noktaya kadar kariyer yolu açık tutulmalı. Bu uygulamayla mühendis olarak mezun olacakların hak kaybı veya belli hakların elden alınması amaçlanıyor, burada ihtiyaçtan doğan, işleyen bir aktif çalışma hayatının kurulması, mesleki teknik eğitime öğrenci akışı sağlanması bekleniyor.

2- Ayrıca, eğitim aldığı meslek alanında istihdamı olan mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarına yönelik farklı ücret uygulamalarının hayata geçirilmesini öneriyoruz. Bu konuda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mesleki ve teknik eğitim gördüğü alanda istihdam edilen mesleki ve teknik ortaöğretim mezunu çalışanlarının halen kendilerinin karşıladığı SGK çalışan paylarının üç yıllık süreyle ilgili fonlardan karşılanması konusunda bir çalışma yaptığını ve bakan yardımcımızın bu konuda paydaşlarla yaptığı yoğun çalışmalarından haberdarız. Bu çalışma yasal bir zemine kavuşturulursa mesleki ve teknik eğitim görülen alanda çalışma, eğitimde fayda-maliyet ve nitelikli personel açığını kapatması ve ülke ekonomisine olağan üstü katkı sağlaması bekleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı çalışmasında bu hususu destekler nitelikte olan çıraklıktan diğer bir konuda, kalfalık eğitimine geçenlere ödenen asgari ücret bedelinin yüzde 50 olarak tespiti yasa teklifinin kısa sürede TBMM’nin takdirine sunulmasını bekliyoruz. Bakanlığın bu çalışmasının yasalaşması için sektör olarak elimizden gelen desteği sunmaya hazırız.

Sonuç olarak; mesleki eğitimde istihdam ve eğitim odaklı ikili karma yapı, mesleki ve teknik eğitime taraf tüm alanda çalışma hayatında hizmet sektörü cazip olan liyakat-ücret-üretim dengesi sağlanması, yükseköğretime geçişte ortaöğretimde alınan derslerin kredilendirilmesi, formal eğitim dışında kazanılan yeterliklerin TYÇ kredilendirilerek belgelenmesi, mesleki eğitime yönelimde tek sınava dayalı toplumu katmanlaştıran yaklaşımların terk edilmesi, sektör katılımının tüm alanlarda sağlanması, 4. Sanayi devrimine yönelik içeriklerin uygun alan ve sektörlerde hayata geçirilmesi bekleniyor. Ülkemizde çoğunlukla mesleki eğitimin kalitesiyle ilişkilendirilen, ancak iş piyasası ve yükseköğretimle ilgili yapılması ve atılması gereken adımların bu defa uygulamaya geçeceği bir dönemdeyiz. Mesleki ve teknik eğitim dönüşüm, sürdürülebilir yapı kurulması için tarihi bir fırsat yakaladı. Mesleki ve teknik eğitim görülen alanda çalışmayı, uzmanlaşmayı teşvik edecek, önü açık kariyer imkânlarının sağlanması, dönüşümün anahtarı olacak. Ülkemizin 10 büyük ekonomi içinde yer alma hedefi için katma değeri yüksek üretimler gerçekleştirmek zorundayız. Bunun için de temel unsur olan insan kaynağımızın niteliğini arttıracak, mesleki ve teknik eğitim sisteminde dönüşümü sağlayacak bu çalışmanın mimarlarına ve emeği geçenlere en kalbi şükranlarımızı sunuyoruz.

NURETTİN ÖZDEBİR KİMDİR?
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir 1953 yılında Yozgat’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlayan Özdebir, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme bölümünden 1974 yılında mezun oldu. Özdebir; 1964 yılından beri Ankara Sanayi Odası üyesi olan ve babası Ekrem Özdebir tarafından kurulan Nuriş Elektrik ve Kaynak makinaları San. Tic. AŞ’de 1974 yılında çalışma yaşamına başladı. Özdebir, halen Şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. 1992 yılında Elektrik Sanayi Meslek Komitesi’nden Meclis üyeliği görevine seçilen Özdebir, 2005 yılında ASO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı oldu. Özdebir, 26 Temmuz 2007 tarihinde Ankara Sanayi Odası’nın 9. Başkanı oldu. Nurettin Özdebir, Ankara Sanayi Odası’nın 29 Ocak 2009 tarihinde yapılan 14'üncü dönem 10 Mayıs 2013 tarihinde yapılan 15'inci dönem ve 10 Nisan 2018 tarihlerinde yapılan 16'ncı dönem seçimlerinde Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine tekrar seçildi. Özdebir, 2009-2013 yılları arasında dört yıl süreyle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sanayi Konseyi Başkanlığı görevini de yürütmüştür. Özdebir, ayrıca 2011-2013 yılları arasında iki yıl süre ile Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapmıştır. Evli ve bir çocuk babası olan Nurettin Özdebir, İngilizce ve Almanca biliyor.

Haberle ilgili daha fazlası: