GeriEğitim LGS ye nasıl hazırlanmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

LGS ye nasıl hazırlanmalı

LGS ye nasıl hazırlanmalı
Abone Olgoogle-news

Ülkemizde vakaların görülmeye başlamasıyla Kovid-19 salgını toplumun her kesiminden bireylerin hayatını etkilemeye başladı. Okullar kapandı, sokağa çıkma yasakları başladı maske ve dezenfektan kullanımı günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Marketlerin yağmalanması, belirli ürünlerin tükenmesi ve sokağa çıkma yasakları öncesi oluşan izdihamlar toplum genelinde insanların ne kadar büyük bir panik duygusu içinde olduğunun göstergesi oldu. Bu toplumsal değişimlerden etkilenen bir diğer grup ise öğrenciler.

İnternet ve televizyon üzerinden gerçekleştirilen eğitimler, çocukların pandemi sürecinde adapte olmaları gereken konulardan biri oldu. Bütün bunların yanında sınavların nasıl olacağı sorusu uzun bir müddet gündemi meşgul etti, sınav tarihlerine kadar pandeminin seyrinin belirsizliği sınavların nasıl yapılacağı konusunda da bir belirsizliğin ortaya çıkmasına neden oldu. Sınav stresine bir de sınavın nasıl olacağı, yüz yüze gerçekleştirilecek sınavlarda COVID-19 bağlamında alınacak tedbirler ve hali hazırda stresli olan sınav sürecinde bir de maskeyle sınava girme kaygısının da dahil olduğu bir dönem yaşandı.

SINAV TÜM ÖĞRENCİLER İÇİN STRES KAYNAĞI
Bu yıl her ne kadar pandeminin seyri belirsizliğini koruyor olsa da, hayatın normale dönmesine dair atılan adımlar, pandeminin seyrinin yakından takip edilmesi sayesinde olasılıkların belirlenmesi ve bu olasılıklar çerçevesinde planlar yapılması, bir önceki döneme kıyasla daha belirli bir çerçevede sınavın olacağı fikrini gündeme getiriyor. Fakat sınavın hala tüm öğrenciler için oldukça büyük bir stres kaynağı olduğu unutulmamalı, özellikle çocukların pandemi sürecine adapte olma konusunda daha büyük zorluk çektikleri gerçeği göz ardı edilmemeli. Çocukların sınava hazırlandıkları dönemde ebeveyn yaşantıları ve çocukların yaşantıları olmak üzere iki önemli değişken var. Her ne kadar sınava girecek bireyler çocuklar olsa da ebeveynler de sürecin içinde oldukça aktif yer alıyor. Bazen bu aktif oluş çocuklar için faydalı olabilirken bazı durumlarda yıkıcı etkilere sahip olabiliyor. Özellikle kendi hayallerini çocuklar üzerinden gerçekleştirmeye çalışan ebeveynler sürece çok daha baskıcı bir şekilde dahil olabiliyor. Pandemi döneminde pek çok iş yerinin online çalışma yöntemine dönmesi, ebeveyn ve çocuğun birlikte daha fazla zaman geçirdiği, ebeveynin çocuğun sınava hazırlanma sürecine daha fazla dahil olduğu bir durum ortaya çıkardı. Aniden online bir yaşantıya geçen, sosyal yaşantısı tamamen bir anda değişen ebeveynler ve çocuklar bu değişimle birlikte ortaya çıkan agresyon ve belirsizlik nedeniyle birbirlerine karşı daha saldırgan olabiliyor. Özellikle bu dönemde bedensel enerjiyi atma şansı olmayan çocuklar enerjiyi atabilecekleri kaynaklara yönelmeye çalışıyor, fakat hem ebeveynlerin hem de çocukların bu enerjiyi atabilecekleri alanların bulunmaması nedeniyle aile içi çatışmalar daha yoğun yaşanabiliyor.

SINAVA HAZIRLANAN ÇOCUĞUN PROGRAMINA BEDENSEL AKTİVİTELER EKLENMELİ
Bu nedenle ders çalışma rutininin belirlenmesi öncesinde sınava hazırlanan çocuğun programına bedensel aktivitelerin eklenmesi oldukça önemli. Gerek enerjinin atılması, gerekse atıl bedenin atıl zihin anlamına gelmesi nedeniyle çocuğun, ilgisini çeken bedensel aktivitelere yönlendirilmesi önemli. Bedensel aktivitelerin imkânlar dahilinde açık havada gerçekleştirilmesi ise hem farklı duyu organlarına hitap eden uyaranların artışıyla zihinsel gelişimi destekleyecek hem de bedensel ihtiyaçların tamamlanmasını sağlayacaktır. Çocuklar pandemi süreci öncesinde okula gidip gelmek, akranlarıyla ilişkilenmek gibi pek çok aktivite içindeyken bir anda çok istikrarlı bir hayata üstelik bilişsel girdilerin online ortama döküldüğü bir hayata hapsolmuş durumda olurlar. Bu nedenle en azından bedensel bağlamda destekleniyor olması motivasyon ve dikkat adına oldukça olumlu sonuçlar doğuracaktır.

NEFES EGZERSİZLERİ SINAV KAYGISINI AZALTIR
Pandemiyle beraber gündemimize hastalık kaygısı bomba gibi düşmüştü. Gerek maske kullanımı gerek dezenfektan kullanımı olsun pek çok bağlamda hastalık kaygımızın davranışsal dışa vurumunu yaşıyoruz. Bu kaygılar bizde olduğu kadar çocuklarda da yer ediyor. Çocuklar sınav kaygısına ek olarak bu toplumsal kaygıyı da yüklenmiş bir şekilde sınavda başarılı olmaya gayret ediyor. Bu nedenle ebeveynlerin hastalık konusundaki yaklaşımının kaygıdan ziyade kendini korumaya yönelik olmasına dikkat etmek önemli. Yüz yüze sınav durumunda çocuğunuzun sınavdan ziyade hastalık kapma kaygısına sahip olmaması adına gerekli önlemleri nasıl alıyoruz, kendimizi nasıl koruyoruz gibi yaklaşımda bulunmak daha yapıcı olur. Zira bu söylemde hastalık kapmak değil korunmuş olmanın daha önemli ve daha olumlu bir çağrışımı bulunuyor. Bunun yanı sıra maskeyle belirli bir süre kalmak farklı bir solunum ritmine girmek anlamına da geliyor. Belirli nefes alış veriş biçimleri bedene tehlike sinyali vererek kaygı ve panik hissini tetikliyor. Bu nedenle maskeyle nefes alış veriş ritmini sağlıklı bir şekilde tutmayı sağlayacak nefes egzersizleri yapmak, maskeyle nefes alış verişi kontrol etmek, nefes alış verişine dair bir sıkıntı olması durumunda bir doktora danışmak uygun olur. Nefes egzersizleri rahatlama mesajını içermesiyle hem sınav kaygısını azaltıcı bir kaynak olur hem de sınavda maskeli olunması durumunda doğru nefes alabiliyor olmayı sağlar.

PLANLI DERS ÇALIŞMAK ÖNEMLİ
Çocuklar için özellikle bu dönemde ders çalışırken planlı olmak oldukça önemli. Pandemi sürecinde günün planlanması çok daha zor olabiliyor. Okula hazırlanmak, yola çıkmak okulda bulunmak akademik bir sürece girmeye dair bedensel bir hazırlık ve motivasyonken artık benzer hazırlanmış olma duygusu ve motivasyona evde sadece internete bağlanarak ya da televizyonu açarak ulaşmaya çalışan çocuklar için aynı zamanda günü verimli çalışma periyotlarına bölmek zor olabiliyor. Bu noktada haftalık planlar yapılması, gün içinde farklı derslerin çalışılması haftanın sonunda genel bağlamda verim değerlendirmesi yapılması uygun olur. Farklı bir günlük programa dönüşen hayatlarında çocuklar günün en verimli çalıştıkları saatlerini belirlemeli, kalan zamanda muhakkak bedensel ve zihinsel dinlenmeye vakit ayırmalı. Çocuğun yapmaktan keyif aldığı aktiviteler kısıtlanmak bir yana haftanın belirli günlerinde belirli bir sürede yapabileceği bir program hazırlanması onun çok daha verimli çalışmasını sağlayacaktır. Yasaklanan aktivite her daim daha cazip olur. Bu nedenle çocukların bu dönemde bir şeyleri yapmasını sınav sonrasına erteleyerek yasaklamaktan ziyade daha kısa süre ayırarak yapmalarına izin vermek motivasyonlarını arttırır. Belirli bir çalışma programında ilerleyen çocuklar, geliştirmeleri gereken konuları daha kolay belirleyebilir, güçlendirmek istedikleri konulara daha etkili vakit ayırabilir. Çocukların yapabildikleri konulara çalışmaları da oldukça önemli. Matematikte oldukça başarılı olan bir çocuğa “Matematiğe çalışmak yerine tarihe daha çok çalışmalısın çünkü tarih skorların düşük” demek yerine matematikte çalıştığı bir program hazırlamak daha etkili olur. Zira çocuk iyi yapabildiği şeyleri gördükçe özgüveni artar, ruhsal bağlamda örselenmeden sınava hazırlanır.

SINAVA HAZIRLANMA SÜRECİ OLDUKÇA STRESLİ
Sınava hazırlanma evresinde çocukların beslenme ve uyku düzenlerinde farklılaşmalar olur. Özellikle gün içinde sürekli evde olan çocuklar uyku ve yeme alışkanlıklarında bir düzeni oturtmakta zorlanabilir. Bu bağlamda her sabah belirli bir saatte uyanmaları, öğünlerini takip etmeleri, yataktan çıktıktan sonra pijamaları çıkarıp ev içinde giyecekleri kıyafet giymeleri günü düzenleyen bir etki yaratır. Pijama içinde olmak yataktan kalkma eylemini tamamlamayı engelleyecektir bu nedenle bir rutin kazanmak ve yataktan çıkma ritüelini pijamaları değiştirerek tamamlamak, uyku vakti gelince yatağa gidildiğinde tekrar pijamaları giymek, çocuğun kendi uyuma alanında uyuması gibi detaylar sağlıklı bir rutinin kazanılmasına yardımcı olur. Sınava hazırlanmak oldukça stresli bir süreç. Fakat özellikle pandemi sürecinde çok daha büyük belirsizliklerin varlığından dolayı daha stresli bir hal alabiliyor. Bu süreçte ebeveynler ve sınava hazırlanan çocukların destek sistemlerini belirlemiş ve bunlardan destek almış olmaları oldukça önemli. Gerek bedensel gerek zihinsel olarak kendilerine iyi gelen kaynakları belirlemeleri, bu kaynakları gündelik hayatlarına yedirmeleri, süreci çok daha kolay atlatmalarına yardımcı olur.

PROF. DR. HALİL EKŞİ KİMDİR?
1970 Rize-İkizdere doğumlu olan Prof. Dr. Halil Ekşi, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1987’de başladığı Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden 1992’de mezun oldu. 1998’de yüksek lisansı, 2001’de ise doktorasını tamamlayan Ekşi, 2005’in sonunda ‘Eğitim Psikolojisi’ alanında doçent unvanı kazandı. Prof. Dr. Ekşi, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalında 2006-2011 yılları arasında doçent unvanıyla çalıştı. Ekşi, 2011’de profesör unvanı aldı. Psikolojik perspektiften ahlak/moral gelişimi ve eğitimiyle manevi yönelimli psikoterapi ve psikolojik danışmanlık alanlarında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Ekşi, Educational Sciences: Theory & Practice dergisinin baş editörlüğünü ve uluslararası bilimsel bir dergi olan Spiritual Psychology and Counseling (SPC) editörlük görevlerini sürdürüyor. Halil Ekşi’nin uluslararası birçok dergide yayımlanan makaleleri de bulunuyor.

False