İntihal, ülkemiz ve yaratıcılık

İntihal, ülkemiz ve yaratıcılık

İntihal, en kestirmeden, başkasının fikrinin, sözünün veya her türlü eserinin (müzik, heykel, roman vb.) tümünü veya bir parçasını alıp, bunu kendine mal edip, bu mal edişle de insanları veya insanlığı aldatmak demek.

Haberin Devamı

İntihal edilen nesne veya kavramın bilim, edebiyat veya sanat eseri olması, çoğu kez yanlış bilindiği gibi, gerekli de değil. İntihalin, herhangi bir maddi/manevi çıkar amacıyla yapılması diye bir ön koşul da yok. Aldatma amacı ise olmazsa olmaz bir koşul. İntihalin öz Türkçesi, aşırmak. Ancak benim de yıllardır severek kullandığım bu sözcük, intihali tam tanımlamıyor.

Ünlü Amerikan yargıcı R. Posner’in vurguladığı gibi hırsızlık veya aşırmada durum farklı. Birisi benim saatimi çalarsa ben saatsiz kalırım. Halbuki intihal veya Batı dillerindeki eşanlamlısı plagiarism’de durum farklı. Aşırılan esasında yerinde duruyor. İntihalin ana unsuru, aşırmak veya hırsızlık değil de taklit gibi.

İntihal, aydınlanmadan bu yana uygar dünyada çok yüz kızartıcı bir davranış olarak kabul ediliyor. Amerikalı dil bilimci T. Pappas ‘Plagiarism ve Kültür Savaşı’ başlıklı kitabında aynen şöyle diyor:
“Hayır, aşırmak ne vatana ihanet ne de seri halinde cinayettir. Ancak bir aldatma ve kandırma örneği olması nedeniyle önemli bir suçtur. Aynı suç telif hakkı ve patenti ilgilendirdiğinde ise ceza yaptırımı gerektirir. Aşırmacı hava basmak yolunda bir centilmenin gözünden gözlüğünü aşırıp, yol kesen eşkiyaya benzer. Aşırma şeytanca bir kandırmacayla olmadığı gibi görünme çabasının bir alaşımı.

Aşırmakta göz boyama ve onursuzluk kokusu vardır. Bu nedenle de aşırmak sadece aşırıcının karakterindeki zayıflığı göstermekle kalmaz. Aşırmak aynı zamanda aşırmaya kültüründe yer verip onun yeşermesine neden olan ülkenin genel karakterinin de bir aynasıdır ve o ülkenin eğitim sistemi, okur yazarları ve hatta o ülkenin tüm insanlarının eleştirisel ve yaratıcı yetenekleri hakkında kitaplar dolusu bilgi verir.”

Haberin Devamı

Ülkemizde intihal çok yaygın

Üzülerek belirteyim ki intihal ülkemizde çok yaygın. Yukarıda vurguladığım taklit-intihal ilişkisi bağlamında, bu bir yerde adeta kaçınılmaz. Maalesef, iki yüzyılı aşan ‘muasır medeniyet seviyesi’ne ulaşma çabamızın iyi bir kısmı, yaratıcılık yerine taklitle geçmiş. Ancak hemen altını çiziyorum ve ülkemdeki güncel kutuplaşmanın her iki zıt ucunun da diyeceğimin hakkını teslim etmesi gerek. Herhangi bir kavramın İngilizce veya Fransızcasını söylemek o kavramı nasıl daha önemli hale nasıl getirmiyorsa, dua okurken ayn çatlatıp, kaf patlatmak da bizi daha dini bütün yapmıyor.

Uygarlığın temelinde özgünlüğün yeşerttiği yaratıcılık yatar. Suriyeli şair Ali Ahmet Said (Adonis) 2006’da, “Araplar olarak yaratıcılığımızı yitirdik. O nedenle yeryüzünden de giderek silineceğimizi düşünüyorum” derken kısa bir zaman içinde ülkesinin başına gelecekleri görmüş gibiydi. Tarihçiler katılır mı merak ederim. Osmanlı’nın çöküşünde üniversitesizliğin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum, buna koşut olarak da, ülkem üniversitelerinin güncel özgünlük/yaratıcılık düzeyinden büyük endişe duyuyorum.

Haberin Devamı

Bir yandan ülke ekonomimizin dünyada 17’nci sırada olmasından övünüyor, diğer yandan da herhangi bir üniversitemiz dünya üniversiteleri bilim üretimi sıralmasında diyelim 500’üncülükten 400’üncülüğe yükselince bayram ediyoruz. Yoksa dünya uygarlığına, uygarlık için iyi üniversitelere gerek yok demeye mi soyunduk?

İfade özgürlüğü ve intihal sıklığı arasında yakın ilişki var

İntihal yaygınlığı, ülkem üniversitelerinin yaratıcılık yetersizliğinin belki de en çarpıcı göstergesi. Ancak işin acı tarafı bunun böyle olduğu biliniyor da, maalesef başta birçok aydınımız olmak üzere, bunu hâlâ intihal büyük bir uygarlık ayıbı ve düşmanı olarak düşünmüyoruz veya düşünüyor da dile getirmekten korkuyoruz.

Haberin Devamı

Bir süre önce önemli bir anesteziyoloji dergisine gönderilen bilimsel yazılarda saptanan intihal sıklığı ile aynı ülkelerin Freedom House uluslararası verilerine göre ifade özgürlüğü sıralaması arasında bir kıyaslama yapmıştım. Oldukça çarpıcı olarak bir ülkenin ifade özgürlüğü notu ile aynı ülkeden gelen yayınlardaki intihal sıklığı arasında yakın bir istatistik ilişkisi vardı.

Baktığım örnekte, intihal içeren yazılar Norveç, İsveç, Almanya, İspanya, İngiltere yerine maalesef ülkemiz, Çin, Mısır, G. Kore ve Hindistan’dan geliyordu. Bu da doğal olarak çok beklenmeyen bir sonuç değildi. İkinci grup ülkelerde hem yaratıcılık hem de intihal dahil, etik değerler olabildiğince sorunlu. İntihal gördüğümüzde, okuduğumuzda, duyduğumuzda, Şair Adonis’in 2006’da yaratıcılık hakkında söylediklerini sakın unutmayalım.



Haberle ilgili daha fazlası: