İngilizce öğrenmenin altın kuralı: Severek öğrenmek

İngilizce öğrenmenin altın kuralı: Severek öğrenmek

İngilizce, dünyadaki en geçerli dil. Bazı tahminlere göre 1,5 milyar kişi İngilizceyi günlük yaşamlarında kullanıyor ve 1 milyar kadar kişi de öğreniyor. İngilizce bilimin, siyasetin ve iş dünyasının kabul edilen dili oldu. İnternet ortamındaki kaynakların yüzde 80’i de İngilizce. Dolayısıyla küresel iş yaşamında yer almak isteyen bireylerin İngilizce bilmesi artık bir zorunluluk. Bu durumu göz önüne alınca eğitim sürecinde İngilizce öğrenmenin önemi artıyor. Eğitimciler ve ebeveynler İngilizcenin daha etkin nasıl öğretileceğini sorguluyorlar.İngilizce öğrenmeyi kolaylaştıracak bazı anahtar yaklaşımlar:

Haberin Devamı

1. Tercüme etkin yöntem değil; İngilizce düşünmeyi geliştirmeliyiz.
Küçük yaşlardaki İngilizce öğretiminde dilin somut olması gerekiyor. Okul öncesinde İngilizce öğrenmeye başlayan çocuklar dil yapılarının özelliklerini farkında olmadan dili kalıplar halinde anadili öğrendikleri gibi öğreniyor. Bu çok büyük bir avantaj.
Öğrencinin yaşı ilerledikçe ve soyut düşünce geliştikçe gramere ağırlık verilebilir. İlkokul çağındaki çocuklar okul öncesi çocuklarından farklı olarak öğrenme sorumluluğunu alabiliyor. Dolayısıyla İngilizce öğretiminde okul öncesi çocuklara uygulanandan farklı yöntemler kullanılıyor. Sözcük öğreniminde sıklıkla kullanılan bir yöntem tercüme. Ancak, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki tercüme dil öğrenmede zihnin çalışmasını bir miktar yavaşlatıyor. Sözcükleri İngilizce tanımıyla öğrenmek daha etkin bir yöntem. Diğer boyut ise İngilizce düşünmek. Öğrenci herhangi bir nesneyi gördüğünde Türkçesini düşünüp İngilizce’ye tercüme etmek yerine doğrudan İngilizcesini hatırlamalı. Örneğin ‘kalem’i Türkçe düşünüp tercüme etmek yerine doğrudan ‘pencil’ diyebilmeli. İngilizce düşünmeyi geliştirmenin ve bunu bir alışkanlık haline getirmenin tek yolu ise İngilizce derslerinde sadece İngilizce kullanılması. Sınıf ortamında İngilizce kullanılması dilin kalıplar halinde öğrenilmesine yardımcı oluyor.


2. Düzenli pratik olanağı sağlamalıyız ve İngilizce’yi günlük yaşamın bir parçası yapmalıyız.
Çocuklar İngilizceyi ne kadar çok kullanırlarsa o kadar geliştirirler ve İngilizce konuşma konusunda özgüvenleri artar. Öğrenilen bir sözcüğün veya dil yapısının aktif bellekte bulunması için bir süre sonra tekrar şart; sözcükle yeniden karşılaşılması ve uygun bağlamda kullanılması gerekir. Eğer bu tarz tekrarlar olmazsa sözcükler ve dil yapıları unutulur. Dolayısıyla İngilizce öğrencinin günlük yaşamının bir parçası olmalı. İngilizce öğrenmeye uzun zaman dilimleri ayırmak yerine, zamanı daha kısa dilimlere bölerek kullanmak, öğrenilenleri belli aralıklarla tekrarlamak çok önemli. Örneğin; öğrenci İngilizce’ye günde 30 dakika ayıracaksa bunu zamanı 15’er dakikalık dilimlere bölerek ve araya başka aktiviteler koyarak kullanması öğrendiği dilin kalıcılığını arttırır. Akıcı konuşmanın anahtarı ise pratik yapmak.
Dil hata yaparak öğrenilir. Hiçbir zaman kusursuz bir şekilde İngilizce konuşmaya başlanmıyor. Yapılan hataları düzelterek öğrenmek İngilizce’yi kalıcı yapıyor. En önemli konu ise hataları düzeltmek için İngilizce’yi duymak veya İngilizce okumak.

Haberin Devamı


3. İngilizce okuma ve dinleme fırsatları sağlamalıyız.
İngilizce şarkı dinlemek hem eğlenceli hem de hızlı bir şekilde dil öğrenmeyi sağlar. Aynı şarkıyı birkaç kez dinledikten sonra şarkı sözleri çocukların zihninde hem melodi hem de dil kalıpları olarak yer eder, hem de şarkıyı tekrar dinleyince hatırlanır. Dolayısıyla, şarkı kullanımı dili pekiştirmek için etkin bir yöntemdir.
Çocuğun yaşına uygun içerikli filmler, belgeseller ve oyunlar da dili öğrenmek için etkilidirler. Altyazılı veya altyazısız, ilgi ile izlenen filmler öğrenciye dili farkında olmadan öğretirler. Aynı filmin birden fazla kez izlenmesi dili geliştirmek için önerdiğimiz bir yöntem. Çocuklar İngilizce izledikleri bir filmde ilk izlemede bütün detayları yakalayamayabilir. Fakat ikinci kez, hatta üçüncü kez izlediklerinde sözcüklerin ve dil yapılarının kullanımına dikkat ederek içeriği daha iyi anlarlar, dili öğrenirler. Dolayısıyla İngilizceyi geliştirmek için aynı filmi birden fazla kez izlemeyi öneriyorum. Şarkı dinlerken de aynı ilke geçerli.
İngilizce internet/bilgisayar oyunları da aynı amaca hizmet eder. Tabii ki içeriğin çocuğun yaşına ve bilişsel düzeyine uygun olması çok önemli. Ayrıca, bir önemli konu da ekran karşısında geçirilen süre. Okul öncesi çocukları için bu sürenin 20 dakikayı geçmemesi ve bir yetişkin denetiminde olması gerekli. İlkokul çocukları için ise ekran süresinin 30 dakika ile sınırlanması öneriyoruz. Mobil cihazlarda oyun oynamak veya film izlemeyi süre kısıtlarına sadık kalarak yapmak çocukların okul dışı zamanlarını değerlendirmeleri açısından da önemli; trafikte veya bir şeyi beklerken geçirdikleri zamanı verimli kullanmaları hem oyalanmalarını hem de İngilizcelerini geliştirmelerini sağlar. Ayrıca, mobil cihazlardaki oyunlar ve uygulamalar dilin öğrenilmesi için gerekli olan tekrarları da genelde sağlıyor.

Haberin Devamı

4. Çocuklarımızın İngilizceyi severek öğrenmelerini sağlamalıyız.
İngilizce sadece okulda bir ders değil; İngilizce bilmek yaşam boyu kullanılacak bir beceri ve dili geliştirmek ve öğrenmek ise yaşam boyu sürecek bir uğraş. Dolayısıyla çocuklarımızın İngilizce öğrenmeye olumlu yaklaşmalarını ve motivasyonlarını yüksek tutmalarını sağlamalıyız. Motivasyonu yüksek tutmanın temel yolu ilgi duydukları ve sevdikleri uğraşlarla İngilizce öğrenmeleri. Yaşlarına uygun oyunlar, hikayeler, filmler ilgilerini odaklamayı sağlar.
Öğrenmenin sürdürülebilir olması için başarı şart. Bireyler öğrenmeyi başardıkları sürece öğrenmeye devam ediyor. Özellikle, çocuklar başarısız olduklarında ilgi ve motivasyon kaybı yaşıyor. Bu nedenle İngilizce öğrenme ortamlarını çocukların öğrenip başarılı olacağı şekilde hazırlamak çok önemli. Unutmamak gerekir ki çocuklar ilgi duydukları konuya zaman ayırırlar ve motive olurlar, zaman ayırınca başarırlar ve başarılı oldukları uğraşları ve konuları severler. İngilizceyi sevmeden öğrenmek mümkün değil.
İngilizce öğrenmeye zaman ayıran ve motivasyonu yüksek olan herkes İngilizce öğrenebilir. Bir dili sıfırdan öğrenmeye çalışmanın en zor yanı motivasyonu yüksek tutmak ve zaman ayırmak. İkisi olduğu zaman İngilizce rahatlıkla öğrenilebiliyor. Motivasyon kaybının temel nedeni ise öğrencinin sınavlarda başarılı olamaması. Özellikle ilkokul öğrencilerine sınav yerine ufak İngilizce görevlerin verilmesi ve dil kullanımları ile ilgili hemen geribildirim sağlanması öğrenmeyi destekler. Sınav kaygısına neden olacak değerlendirme yöntemleri ise öğrencinin odağını öğrenmeden ve keyif almadan uzaklaştıracağı ve başarısızlık endişesi doğurabileceği için İngilizceye karşı olumsuz tutum doğurabilir.

Haberin Devamı

PROF. DR. AYŞEGÜL DALOĞLU KİMDİR?
Lisans eğitimini University of Michigan, Ann Arbor, A.B.D., doktora eğitimini ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Bilimleri Bölümünde tamamlayan Prof. Dr. Ayşegül Daloğlu, ODTÜ Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Educational Testing Service (ETS) TOEFL ve TESOL International gibi uluslararası kuruluşların yönetim kurulu üyeliğini de yapan Prof. Ayşegül Daloğlu’nun bilimsel çalışmaları İngilizce eğitiminde program geliştirme, ölçme değerlendirme ve öğretmen eğitimi konularına odaklanıyor.