Güncelleme Tarihi:

Çocuklarda içe kapanıklığın birçok sebebi olabilmekle birlikte aile ortamı bu konuda önemli bir belirleyici. Anne-babanın otoriter, aşırı koruyucu veya reddedici tutumları; çocuğun içe kapanmasında etkili olabilir. Demokratik bir aile ortamında, anne babalar sıcak ve ilgili, sabırlı ve duyarlı bir şekilde çocukları dinler, çocukların görüşlerine önem verir, gerektiğinde çocuğun davranışlarına sınır koyar ancak eleştiri kişiliğe değil çocuğun davranışına yöneliktir. Bu ailelerde yetişen çocuklar genellikle, sosyal yeterliliğe sahip, yardımsever, özgüven ve sosyal sorumluluk sahibidirler. Otoriter tutuma sahip anne ve babalar, çocuğun nedenini kavrayamadığı yasaklar koyar, çocuğun kendini ifade etmesini engeller ve onun kişiliğini eleştirir, çocuğa fiziksel ve sözlü cezalar verirler. Otoriter ailede yetişen çocuklarda, sevginin gösterilmemesi ve sık uygulanan cezalar nedeniyle içe kapanıklık görülebilir. Bunun altında ise çoğunlukla olumsuz benlik algısı, özgüven eksikliği, isteksizlik, korku, depresyon, çekingenlik ve pasif bir kişilik yapısı yer alır.
AİLE TAVRI ÖNEMLİ
Anne babanın aşırı koruyucu tutuma sahip olması da çocuğun okul ortamında içe kapanması için bir belirleyici olabilir. Bu tarz aileler gerektiğinden fazla kontrol, özen ve ilgi göstererek çocuğun her türlü ihtiyacını karşılarken, hareketlerine ve ilişkisine sınırlamalar getirir ve çocuk adına her türlü kararı verirler. Böylece, istemeden de olsa çocuğun bağımsız davranmasını ve kendine güven duymasını engelleyerek, savunmasız, çabuk uyum gösteren, aşırı bağımlı, dıştan denetimli, güvensiz ve utangaç bir kimlik kazanmasına neden olabilirler. Aşırı koruyucu ortamda büyüyen çocuklar, okulda ve diğer ortamlarda çekingen, mutsuz ve içe kapanık olabilir.
SINIFTA ÇEKİNGENLİK OKULLA İLGLİ OLABİLİR
Çocuğun okul ve sınıf ortamında içe kapanık olması; çekingenlik, özgüven eksikliği, kaygı gibi kişisel sebeplerin yanı sıra okulla ilişkili sebeplerden de kaynaklanabilir. Öğretmenin sınıfta cezalandırıcı ve eleştirel bir tutum sergilemesi, sınıf ve okul ortamında akran zorbalığı, okul değişikliği gibi nedenler çocuğun içe kapanmasına neden olabilir. Çocuğun diğer gelişim alanlarındaki problemler, sosyal gelişimini de etkiler. Çocuk iyi bir sosyal gelişim gösteremezse, çevresiyle iletişim kurmakta zorluk çeker ve uyum sağlayamaz. Bu durumda çocukta sosyal kaygı ve stres oluşur. Bunun sonucunda çocukta içe kapanma ve utangaçlık görülür.
ÖĞRETMEN DOĞRU MODEL OLMALI
Günümüzde eğitim sürecinde akademik becerilerin yanı sıra, okul ortamlarında çocukların sosyal sosyal becerilerinin gelişmesi de çok önemli. Okul öncesi ve ilkokul dönemi, çocukların bu becerileri kazanmaya en açık olduğu dönemdir. Bu dönemde öğretmen çocuklar için önemli bir rol model haline gelir. Bu nedenle öğrencilerin sosyal becerilerinin geliştirilmesinde öğretmenlere önemli görevler düşer. Öğretmen sınıf ortamında cezalandıran ve sürekli nasihat veren bir figür olmak yerine, sosyal becerileri kullanma konusunda iyi bir model olmalı. Öğrencilerin derslere aktif katılımlarının sağlandığı etkileşimli bir sınıf ortamı oluşturulmalı. Sınıfta grup etkileşimli etkinliklere yer verilerek her öğrencinin görev alması sağlanmalı ve arkadaşlık ilişkilerinin, yardımseverlik, paylaşımcılık ve sağlıklı iletişim gibi becerilerin gelişmesine fırsat verilmeli. Öğrenciler arasında kaynaşmayı sağlayacak grup ödevleri verilebilir.
Sınıftaki içe dönük öğrencileri tespit eden öğretmen, bu öğrencilere derslerde yapabilecekleri sorumluluklar ve görevler verilerek başarma duygularını desteklemeli. Bu öğrencilerin sınıf ortamında duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine imkan verilmeli. Hata yaptıklarında yapıcı bir şekilde uyarılmalı.
DOĞRU GÖZLEM NEDNELERİ ORTAYA ÇIKARABİLİR
Okul psikolojik danışmanı tarafından içe kapanık çocuklarla bireysel görüşmeler, sosyal beceriye dayalı grup çalışmaları yapılabilir. Ailelerle mutlaka iletişime geçilerek, çocuğun evdeki durumu ve ebeveynlerin tutumları konusunda bilgi edinilmeli. Öğretmenlerin ve psikolojik danışmanlarının çocukları oyun ve etkinlikler sırasında sistematik biçimde gözlemlemeleri, çocukların yaptıkları resimleri, anlattıkları öyküleri yorumlayıp değerlendirebilmeleri önemlidir. Böylece, içe kapanıklığın olası nedenleri belirlenebilir ve aileler bu konularda erken dönemde bilgilendirilebilir.
Okulda akran zorbalığı gibi durumlar varsa, okul temelli önleme çalışmalarının bir uzantısı olarak psikolojik danışmanların, öğretmenlerin ve yöneticilerin; okulun öğrenciler için güvenli, destekleyici ve zorbalıktan arınmış bir iklime sahip olabilmesi için azami gayret göstermeleri gerekir.
AİLELER NE YAPABİLİR?
Aile ortamı çocuk gelişimi açısından, tutarlı ve süreklilik göstermeli. Aile içinde sözel ve fiziksel şiddet, korkutmak, cezalandırmak gibi baskı yöntemlerinin uygulanması, çocuğun içe kapanmasına yol açabilir. Bu nedenle aile ortamında sıkı disiplin altında gergin ortamlar yaratmak yerine, kontrollü, tutarlı ve demokratik bir ortam oluşturmak gerekir. Ebeveynler kendi aralarındaki açık bir iletişim sergileyerek çocuğa rol model olmalı.
Anne babalar evde çocuğa küçük sorumluluklar vermeli ve bunları yerine getirdiğinde takdir ederek çocuğun yeterlilik duygusunu desteklemeli. Çocuğun adına karar verme, onun görev ve sorumluklarını yerine getirme gibi bağımlılık geliştirici davranışlardan uzak durulmalı çocuğun özgüven ve bağımsızlık duygusu kazanabileceği daha özgür ortamlar yaratmaları ve çeşitli fırsatlar sağlamaları gerekir.
Son olarak okul psikolojik danışmanı, öğretmen ve aile iş birliği yapmalı, çocuklar gözlenerek içe kapanıklığı tetikleyen ailesel, bireysel ve okuldan kaynaklı nedenler tespit edilip gerekli önemler alınmalı ve çocuğun değişimi takip edilmeli. Unutulmamalıdır ki iyileşme gibi değişim de zaman alır.
DOÇ. DR. MELDA MELİHA ERBAŞ KİMDİR?
2009 yılında Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olmuş, 2012 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık anabilim dalında yüksek lisans derecesini, 2017 yılında yine Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık anabilim dalında doktora derecesini almaya hak kazandı. 2024 yılında doçentlik unvanını aldı. 2009-2012 yılları arasında özel eğitim-rehabilitasyon alanında özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle çalıştı, 2012-2018 yılları arasında MEB’e bağlı çeşitli kademelerdeki okullarda okul psikolojik danışmanı olarak görev yaptı. 2018 yılından bu yana Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık anabilim dalında öğretim üyesi.
Riskli davranışlar, duygusal zeka, kaygı bozuklukları, depresyon, öfke yönetimi, internet ve oyun bağımlılığı, kişiler arası ilişkiler çalışma konuları arasında. Bu konularda ulusal ve uluslararası birçok bilimsel çalışması bulunuyor. Ergen ve yetişkinlerle Bilişsel Davranışçı Terapiler, Gerçeklik Terapisi ve Adleryen Terapi yaklaşımları temelinde uygulamalarını sürdürüyor.