Güncelleme Tarihi:

ABD’nin ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden Harvard, Trump hükümetinin uyguladığı bütçe sınırlamaları nedeniyle çok sayıda doktora programında kontenjanları azaltma yoluna gidiyor. Akademik fon kesintilerine bağlı kontenjan azalmasına vize problemleri de eklenince kaliteli öğrencilerin başka ülkelere yönelmesi bekleniyor. Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Mehmet Furkan Burak Türkiye’nin tersine göçe hazır olması gerektiğini vurguladı. MIT ve Stanford sonrası ODTÜ’ye dönen Prof. Dr. Elif Uysal da ABD’de yaşanan gelişmelerin Türkiye için bir fırsat penceresi olabileceğini ifade etti. Teksas Üniversitesi Austin Kampüsü’nden Profesör Jeff Andrews ise pek çok nitelikli akademisyenin bölgeden ayrıldığını açıkladı.
1873 yılından beri Harvard öğrenci gazetesi olarak faaliyet gösteren The Harvard Crimson’da yayımlanan bir makalede fen bilimlerinden sosyolojiye onlarca doktora programında büyük çaplı kontenjan kesintileri ya da kapanmalar yapılacağı duyuruldu. Bütçe baskısı nedeniyle alınan bu kararın tüm dünyada akademinin yönünü önemli ölçüde etkileyeceği konuşuluyor. Nitekim dünya çapında saygın bir yükseköğretim derecelendirme kuruluşu olan Times Higher Education (THE)’nın Küresel İlişkiler Koordinatörü Phil Baty, daha önce Hürriyet’e yaptığı açıklamada; ABD’deki gelişmelerin Avrupa ve Asya’daki üniversitelere hem akademisyen hem de öğrencilerin ilgisini artırabileceğini söylemişti.
KALİTELİ ÖĞRENCİLER YENİ YER ARAYIŞINDA
Dönemsel olarak ABD’de uluslararası öğrenciler kendilerini çok güvende ve garantide hissetmiyorlar. Uluslarası öğrenci başvurularında ciddi azalma var. Dünyanın kaliteli öğrencileri şu an başvursa vize alamayabiliyor, vize alsa bir sonraki yıl ne olacağını bilmiyor. Okulunu bitirse yapacağı staj için dezavantajlı olduğundan tercihler ABD’den kayıyor. Bu ne kadar devam eder öngörmek zor ancak entelektüel dünya ve öğrenciler yeni yer aramaya başladı.
TERSİNE GÖÇE HAZIR OLMAK LAZIM
Uluslararası öğrencilerin yeni yurt arayışında kim kaliteli eğitim ve okul sonrasında fırsatlar oluşturursa avantaj sağlar. Türkiye’nin bu konuda potansiyeli yüksek ve tersine göçe hazır olmalı. Akademik yapıyı küresel bir platforma oturtmak, kuvvetlendirmek ve sürdürülebilir kılmak lazım. Üniversite açmak yeterli değil. Sayıdan ziyade kaliteye odaklanmak gerekli. Farklı dillerde araştırma yapan hocalar kritik rol oynar. Araştırma, geliştirme, eğitim ve sonrasındaki iş, staj imkanlarını öğrencilere bir paket halinde sunmak gerekiyor.
EN İYİ MEZUNLAR BİLE TEKLİF ALMADI
M.I.T’de yüksek lisans, Stanford’da doktora yaptıktan sonra Türkiye’ye dönen ve ODTÜ Elektrik- Elektronik Mühendisliği bölümü öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Elif Uysal ise yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendirdi: ”ABD’de kamu kurumlarında başlayan ani küçülme politikasından Türkiye’deki TÜBİTAK’a karşılık gelen Ulusal Bilim Kurumu (NSF), Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) ve NASA gibi kuruluşlar da etkilendi. Bunun etkisini 2025’in ilk aylarında lisansüstü öğrenci kabullerinde net biçimde gördük. Pek çok akademisyen, bekledikleri yeni araştırma fonlarını alamadı, bazı onaylanmış fonlar kesildi. Önünü göremeyen öğretim üyeleri, yeni lisansüstü öğrenci alımında sınırlamaya gitti. Türkiye’deki en iyi mezunların, bu yıl ABD üniversitelerden daha aç kabul veya burs teklifi aldığı gözlendi. ABD’den akademisyen göçünün arttığı da görülüyor. Bu tablo, Avrupa, Asya ve Türkiye gibi bölgelerde daha fazla genç akademisyenin kalmasıyla sonuçlanabilir.
ABD’NİN ÖNCÜ KONUMU ZEDELENEBİLİR
Harvard Crimson’un makalesinden özellikle temel bilimler ve sağlık alanlarında ciddi bir küçülmeye gidildiği anlaşılıyor. Küçülmenin devam etmesi, uzun vadede ABD’nin bilim ve teknoloji alanındaki öncü konumunu tehdit edebilir. Harvard gibi araştırma ekosisteminin yönünü belirleyen bir kurumun bu ölçekte doktora kontenjanlarını daraltması, yalnızca ABD için değil, küresel akademi için de bir paradigma değişiminin sinyali. Harvard’ın hamlesi, aslında yeni “stratejik sürdürülebilirlik” döneminin kurallarını işaret ediyor. Türkiye açısından bakıldığında, bu fırsat penceresi epey değerli. Akademik kurumlarımız ve fon sağlayıcı kuruluşlarımız, yeni programlar ve pozisyonlar açarak bu küresel daralmayı avantaja çevirebilir.”


