Güncelleme Tarihi:

Öğrencilerin günlük hayatlarında karşılaştıkları olay ve olguları fen bilimleri açısından değerlendirebilmeleri, onların dünyayı daha bilinçli gözlerle anlamalarını sağlar. Bu farkındalık, doğayı ve teknolojiyi anlamanın yanı sıra gözlem yapma, hipotez kurma, deney tasarlama, veri toplama, analiz etme ve sonuç çıkarma gibi bilimsel süreç becerilerinin gelişimini de destekler. Böylece öğrencilerin, yaşamın karmaşık problemleri karşısında sorgulayıcı bir bakış geliştirmesine katkı sağlanmış olur.
Bir öğrencinin, bir bilim insanının araştırma sürecinde izlediği yöntemleri anlaması, onun gelecekteki başarılarının da temelini oluşturur. Çünkü merak eden, sorgulayan, neden-sonuç ilişkisini görebilen bireyler; karşılaştıkları sorunlara çözüm üretirken fen bilimlerinden yararlanır. Fen bilimlerinin hayatın her alanına dokunduğunu fark eden öğrenciler, öğrenmeye daha istekli, üretmeye daha hevesli olurlar.
FEN BİLİMLERİ ELEŞTİREL DÜŞÜNME YETİSİNİ GÜÇLENDİRİR
Ülkemizde bireylerin fen okuryazarı olarak yetişmeleri hedefleniyor. “Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı” da bu vizyonla; öğrencilerin günlük yaşam sorunlarına karşı sorumluluk almalarını, bu sorunları çözerken fen bilimleri bilgisini; analitik düşünme, yaratıcı problem çözme, iletişim ve takım çalışması gibi yaşam becerileriyle birleştirmelerini amaçlar. Fen bilimleri konularının günlük yaşam örnekleriyle desteklenmesi, bilimin soyut bir alan değil, yaşamın doğal bir parçası olduğunu öğrencilere hissettirir.
Fen bilimleri eğitimi, öğrencilerin eleştirel düşünme yetilerini güçlendirir. Öğrenciler, kişisel yaşamlarından başlayarak yerel, ulusal ve küresel ölçekteki sorunlara bilimsel gözle bakabilir. Örneğin, besinler ve özellikleri konusunu öğrenen bir öğrenci, kişisel düzeyde kendi sağlıklı beslenme planını hazırlayabilir; yerel düzeyde obeziteyle mücadeleye katkıda bulunabilir; küresel düzeyde ise sağlıklı yaşam alışkanlıkları üzerine araştırmalar yapabilir. Bu süreç, fen bilimlerinin öğrencilerin yaşam kalitesine ve toplumsal farkındalığına doğrudan katkı sunduğunu gösterir.
FEN GELECEKLE İLİŞKİLİ
Fen bilimleri, öğrencinin yaşam yolculuğunda bir rehberdir. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını, çevre bilincini, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretir. Elektrik, enerji, manyetizma gibi konuların günlük hayatta karşılıklarını gören öğrenciler, teknolojiyi sadece kullanan değil, anlayan ve üreten bireylere dönüşür. Bu farkındalık, öğrencilerin sürdürülebilir bir dünyanın bilinçli vatandaşları ve geleceğin bilim insanları olarak yetişmesine katkı sağlarken onlarda geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunu da güçlendirir.
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) da öğrencilerin okulda edindikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamlarında kullanma yeterliklerini ölçer. Fen bilimlerini günlük yaşamla ilişkilendirebilen öğrenciler, yalnızca akademik sınavlarda değil, yaşamın kendisinde de başarılı olur.
Bu süreçte fen bilimleri öğretmenlerine büyük sorumluluk düşüyor. Öğretmenler, derslerini yaşamla ilişkilendirdikçe öğrenciler fen bilimlerinin doğrudan hayatla bağını kurar. Öğrencilerin öğrendikleri bilgileri gündelik yaşamlarında uygulayabilecekleri ortamlar yaratmak, onların bilime karşı ilgisini artırır. Botanik bahçeleri, bilim merkezleri, akvaryumlar, gözlem evleri gibi okul dışı öğrenme ortamları, öğrencilerin fen bilimlerinin yaşamın kendisi olduğunu fark etmelerine yardımcı olur.
Fen bilimlerini yaşamla iç içe öğretmek, öğrencilerin öğrenme isteğini güçlendirir, bilime yönelik kalıcı bir merak oluşturur. Çünkü fen bilimleri, yalnızca doğayı anlamak değil; yaşamı anlamlandırmanın en güzel yoludur.
PROF. DR. MAHMUT SELVİ KİMDİR?
1975 yılında Mersin’in Silifke ilçesinde doğdu. İlkokulu Silifke’de, ortaokul ve liseyi Manisa’nın Salihli ilçesinde tamamladı. 1993 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Bölümünü kazandı. 1997 yılında mezun oldu. 1998 yılında Kırıkkale iline öğretmen olarak atandı. Kırıkkale’de yaklaşık olarak 1,5 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1999 yılında Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı. 2000 yılında “Kadmiyum Klorür (CdCl2.H2O) Metal Tuzunun Su Kurbağaları (Rana ridibunda Pallas, 1771) Üzerindeki Akut Toksik Etkisinin Araştırılması ve Davranış Değişimlerinin İncelenmesi” başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı. 2005 yılında ise “Ağıza Uygulanan Yabancı Maddelerin Kan ve Kalp Dokusuna Etkilerinin İncelenmesi” isimli doktora çalışmasını tamamladı. 2008 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi A.B.D’na Yardımcı Doçent olarak atandı. 2009 yılında “Hayvan Fizyolojisi ve Ekofizyoloji” alanında Doçentlik unvanını aldı. 2014 yılı kasım ayında profesör ünvanı aldı. 2016-2017 yılları arasında Gazi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2021-2024 yılları arasında Gazi Üniversitesi Vakfı Özel Okullarında Kurucusu Temsilcisi olarak görev yaptı. 17 Ağustos 2020-06 Eylül 2024 tarihleri arasında Gazi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. 08.05.2023- 06 Eylül 2024 tarihleri arasında Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi (EFDEK) Başkanlığını yürüttü. Evli ve iki çocuk babasıdır.