Ergenlik hüznü mü sosyal medya etkisi mi?

Güncelleme Tarihi:

Ergenlik hüznü mü sosyal medya etkisi mi
Oluşturulma Tarihi: Mart 30, 2026 10:24

Acaba ergenler mutsuz oldukları için mi sosyal medyaya sığınıyor, yoksa sosyal medya mı onları mutsuz ediyor? Bilim dünyası uzun süredir bu soruyu araştırıyor Nagata ve arkadaşları tarafından geçen sene sonlarında yapılan çalışma bu sis perdesini araladı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

11 bin 876 çocuğu kapsayan çalışmanın verileri sosyal medyanın sadece bir "sonuç" olmadığını bizlere kanıtladı. 9-10 yaşlarında takibe alınan çocukların, kendi kişisel ortalamalarının üzerinde sosyal medya kullandıkları her yıl, bir sonraki yıl depresif semptomların (hüzün, içe kapanma, anlamsızlık hissi) arttığı gözlemlenmiş. Yani dijital maruziyet, bir "öncü sarsıntı" gibi depresyonun habercisi. Kısacası o camın arkasında yavaş yavaş büyüyen anlamsızlık ve derin hüzün var.

‘HAYATIN BİR ANLAMI YOK’
Son yıllarda ergenlerden sık sık “Ne yaparsam yapayım bir şey değişmiyor ya da “Hayatın bir anlamı yok.” cümlelerini duyuyorum. Biliyoruz ki; ergenlik, doğası gereği bir "anlam arayışı" evresidir ve biraz da ergenlik hüznü olur. Ancak bu cümleler dramatik bir ergen dili olarak geçiştirilemeyecek kadar önemli. Ebeveynler ve eğitimciler burada sık bir hataya düşüyor: Sözü tartışmaya açmak yerine düzeltmeye çalışıyorlar.

Haberin Devamı

“Öyle şey mi olur, hayatın anlamı var tabii.”

Bu cevap anlaşılır ama etkisizdir. Çünkü burada çocuk anlam derken felsefi bir cevap aramıyor; duygusal bir temas arıyor. Bu teması sosyal medyada arayan ve onun gibi düşünenler hissedenler olduğunu gören ergen  “Yalnız değilim” hissini yaşıyor. Ancak bu geçici rahatlama, uzun vadede içindeki o boşluğu derinleştiriyor”.  Çünkü anlam, pasif tüketimle inşa edilemiyor. İzleyen zihin zamanla şunu öğreniyor: Benim müdahalem önemsiz ve gereksiz. Bu boşluk ve hüzün, bugün sadece psikolojik danışma odasında değil, zaten bu hüznün önemli bir parçası olan sosyal medya platformlarında da kendine geniş bir alan buluyor. Yani bu boşluk artık yalnız yaşanmıyor; paylaşılıyor, onaylanıyor ve normalize ediliyor. Umutsuzluk yalnız kalmıyor; çoğalıyor. Hatta dijital ortamda bulaşıcı hâle geliyor. Çocuk ilk başta duygularının başkaları tarafından anlaşıldığını ya da onların da aynı şeyleri hissettiklerini görünce başta rahatlasa da sonrasında duygusal bir girdaba sürüklenip hayatın  gerçek zorluklarıyla başa çıkmak yerine, dijital dünyanın pasif tüketicisi haline geliyor.

Haberin Devamı

NELER YAPILABİLİR?
Peki bu girdaba nasıl müdahale etmek gerekir?
Çocuğun ve gencin anlam arayışını, anlamsızlık duygularını ya da çabalamaya dair umutsuzluğunu susturmak değil, duymak gerekir. Çünkü duyulmadığında, ekranlar o sesi devralır. Ve biliyoruz ki ekranlar, anlam öğretmez. Sosyal medyayı yasaklamak yerine, dijital dünyada neyi, neden aradığını çocukla konuşmak ve gerçek dünyada etkide bulunabildiği, iz bırakabildiği, geri bildirim aldığı alanları arttırmak gerekir. Yani anlam ilişkiyle, sorumlulukla ve çabanın gerçek bir karşılık bulmasıyla gelişir.  Somut başarı ve gerçek sosyal temas çocuğun "ekran dışı" bir kimlik inşa etmesine yardım eder. Zaten ihtiyacı da asıl kimliğini inşaa etmektir.

Haberin Devamı

DOÇ. DR. ELİF ULU KİMDİR?
1981 yılında Bursa’da doğdu. Ortaokul ve liseyi İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesinde tamamladı. 2004 senesinde Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans programından birincilikle mezun oldu. 2004 yılında Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2007 yılında yüksek lisans ve 2011 yılında doktora öğretimini aynı bölümde tamamladı. 2022 yılında Doçent unvanı aldı. Halen aynı bölümde görev yapıyor. Uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makaleleri, uluslararası kitap bölümleri ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan çok sayıda bildirisi bulunuyor. Çalışma konuları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, kariyer psikolojik danışmanlığı, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, evlilik ve aile psikolojik danışmanlığı ve bağımlılık danışmanlığıdır. Kendisi EMDR terapisti, aile danışmanı ve bilişsel davranışçı psikoterapisttir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!