GeriEğitim En birleştirici eylem ‘bilim’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En birleştirici eylem ‘bilim’

En birleştirici eylem ‘bilim’
refid:28446773-spot ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Ebola virüsüne olası bir çözüm 7 milyar insanı ilgilendiriyor. Peki, hangi ülkenin “medya-eğitim-siyaset” üçgeni bu kelimeyi “asli birleştirici” olarak kullanıyor? Benim farkında olduğum böyle bir ülke yok.

İnsanlık olarak, “alternatif birleştiriciler” aramaya vaktimizin olmadığı açlık, savaşlar, hastalıklar, çevre sorunlarına ancak bilimsel bir yaklaşımın çare olacağı çağımızda bu mümkün olabilir mi? Evet olabilir.

“Gıda-enerji-çevre” dengelerini kuramayan bir insanlık önümüzdeki 100 yıl içinde çatışmalarla kendini yok edebilir. Bu yok oluşa engel olmanın tek yolu ise insanlığı birleştirmek. Bir çeşit “küresel bilim seferberliği” başlatarak bu konuda ciddi bir adım atabiliriz. Yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen, bilimin diline hâkim insanlar sevgiyle, “din-dil-etnik köken” kavramlarının pompalanmasıyla hızla ayrışmaya devam eden insanlığa göre daha hızlı, karşılıklı güven inşa edebilir.

Bu güven ise karşılıklı dayanışma duygusunu pekiştirir. Ortak çözümlerle perçinlenen güven ve dayanışma duygusu zamanla kalıcı barışı getirir. Sınırları yok eder. Aksi takdirde, gelecek nesillere korkuya dayalı ve çatışma olasılığı yüksek bir dünya bırakma olasılığımız çok yüksek. Ama umut var, hep oldu ve olmaya devam edecek. Çünkü,

Farkındalık artıyor

Dünyada “hâkim siyaset-eğitim-medya” üçlüsünün fünyesini çekebilecek bir farkındalık gelişiyor. Bu farkındalık “kültür” kelimesinin art niyetli kullanımıyla ilgili. Doğru kullanım, olumlu değişimi başlatabilir. Hâkim sistem, “kültür” kelimesini “olmak” veya “durum” olarak kullanıyor. Bulunduğumuz coğrafya, “olduğumuz durumun” belirleyicisi.

Halbuki, kültür kelimesi Fransızca “cultiver” yani “yetiştirmek” kelimesinden geliyor, kısaca bir “eylem.” “Olmak” olarak tanımlamak ayırıyor, sınır çiziyor, duvar inşa ediyor. “Yapmak” olarak tanımlarsak, “olduğumuz” durum önemini kaybediyor, “yaptığımız şey” önem kazanıyor. Kısaca kültür kelimesinin “yapmak” olarak algılanması birleştiriyor.

“Olduğumuz şey” rastlantı, “yaptığımız” ise irademizin sonucu. Tarih içinde insanlık rastlantılar yüzünden çatışmış, iradeyle sarılıp, inşa etmek, yaraları sarmak yerine. Hakim sistem çatışmalardan kazanıyor. Kültürü “olmak” olarak kullanıp, bizimle aynı dil, din, ırk, veya takımdan olmayanları “düşman” olarak gösterip, hepimiz “kolay tetiklenebilen oy” haline getiriyor.

Kültürün “olmak” değil, “yapmak” olduğunu farkındalığı hızla yayılıyor. Bu farkındalığın yayılması en kısa sürede dünyada “siyaset, eğitim, ve medya” üçlüsünün dilini değiştirecek.

Ayırıcı kelimeler azalıyor

Eğitim ve iş dünyasının tercihi “birleştirici-süreci destekleyen” kelimelerin kullanımına kayıyor. “Ayırıcı-süreci dışlayan” kelimelerin kullanımı azalıyor. “Sonuç, rekabet, yarış, sınav, yaratıcılık, kaynak paylaşımı kavramları” korkuyu besleyip, süreç yerine sonucu öne çıkarıp, takım çalışmasına engel oluyor, ayırıyor.

Süreç dışlanınca, hırsızlık ve suç olasılığı artıyor. Hatta, en küçüğümüzün bile hata yapma serbestisi elinden alınıyor. Ortaya çıkan sonuç, ister okul, ister iş dünyasında olsun, korkuyla güdümlenen köleler. En basit bilimsel yaklaşım bile dışlanıyor: Deneme-yanılma. Olumsuz kelimeleri dışlayan, olumluları içeren eğitim ve iş dünyasının değişen dili güven, içerme, ve karşılıkı dayanışma duygusunu arttırıyor.

Eğitim süreci her gün sorgulanıyor

“Fikir-yetenek-kaynağın” eşdeğer olarak algılanması yayılıyor. İlkokul seviyesindeki gençlerin yüzde 65’inin bugün var olmayan işlerde çalışacak olması eğitim sürecininin her gün sorgulanmasına sebep oluyor. Diğer taraftan internet sayesinde bilişim işlerinde fabrikaya göre çok daha ileri seviyede “fikir-yetenek-kaynak” olgularını tamamlayıcı, olmazsa olmaz, eşdeğer olgular olarak konumlandırıyor.

Katma değerli üretim isteyen her ülke fikir kelimesine değer veriyor. Hatta, bu üçlüyü eşdeğer olarak gören ve fikirleri koruyan ülkeler en akıllı insan ve kaynağı çekiyor. Siz çocuklarınızın nerede yaşamasını istersiniz? Cevabım belli: “Fikir-yetenek- ve kaynağın” eşdeğer olduğu yerde.

Dünyanın en iyi okullarında mucit ‘katılımcılar’ var

Bu kavramların “aşağıdan yukarı” (öğrenciler, veliler, öğretmenler, gönüllüler, destekçiler tarafından) yaşanabildiği bir süreç var. Her yıl 80 ülkede 9-16 yaş arası 265 bin öğrenci FIRST LEGO League (FLL) denilen bir tematik bilimsel turnuva süreci yaşıyor. Ülkemizde bu etkinlikler Bilim Kahramanları Derneği gönüllüleri ve destekçileri sayesinde düzenleniyor ve 11’inci yılında. Bu yıl 35 ilden 1650 genç katılıyor.

Her sezonun farklı bir teması var. Bu yılın sezon teması “senin dünyan, senin sınıfın” eğitimin geleceği. Gençler 18 yaş üstü öğretmenin rehberliğinde 2-3 ay okullarında çalışıp, şubat-mart aylarında yapılan önce yerel, sonra başarılarına göre ulusal ve uluslararası turnuvalara katılıyorlar. Takımlar Avrupa ve Kanada Şampiyonluğu dahil 18 uluslararası ödül kazandılar. Son 4 yıldır her sene patent başvuruları oluyor. Dünyanın en iyi okullarında burslu okuyan, mucit olan “katılımcılar” var.

Katılımcıların elbecerileri, özgüvenleri, başkalarına güvenleri, ifade, dinleme, paylaşım, sunum, zaman kullanım becerileri gelişiyor. Birçok katılımcı daha küçüklerin yetişmesine destek oluyor. Fark ettikleri: Farklılıkları birleştirmenin zenginliği, bilimin kolay erişilebilir ve eğlenceli olması.

Devlet okulu katılımı, dezavantajlı genç katılımı her sene artıyor. Geleceğin katma değerli üretim yapma kapasitesi olan bilim insanları, mühendisleri, girişimcileri, toplum ihtiyaçlarına duyarlı, gönüllü çalışması ihtimali artmış küresel vatandaşları yetişiyor.

Küresel bilim seferberliği başladı

FLL süreci her kesimi birleştiren, her görene umut veren, her katılanın kazandığı bir etkinlik. Farkında olmayabilirsiniz ama küresel bilim seferberliği başladı. Farkında olmanız, yaymanız, ve desteğiniz sayesinde süreci hızlandırıp, bu gezegeni kendi elimizden kurtarabiliriz. Bu yüz yılda kurtarırsak, bir sonraki durak uzay: Belki de çocuklarımızın yaşam kalitesini en olumlu etkileyebilecek adım.

İstanbul, Bursa, Ankara, ve İzmir turnuvaları bitti ama görmek isterseniz bir şansınız daha var: Ulusal turnuva 21-2 2Mart’ta İzmir’de yapılıyor*. 14 ilden gelen 470 kadar çocuk ve genci üretim, takım çalışması, toplumun yaşam kalitesini arttırabilecek çözümler gibi kavramlarla birleşip, insanlık 2.0’ı yaşarken görüp, umutla dolabilirsiniz. Etkinlikler halka açık. “Söylemedi” demeyin.

- Ulusal turnuva 21-22 Mart’ta Cumartesi Pazar her gün 09:00 – 18:00 arası Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde (Bayraklı, İzmir) Erişim için link: http://bit.ly/1zpM3yn


False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle