Dijital ve gerçek dünyanın yol ayrımında çocuk olmak

Güncelleme Tarihi:

Dijital ve gerçek dünyanın yol ayrımında çocuk olmak
Oluşturulma Tarihi: Aralık 22, 2025 10:26

Zamanın da bir ruhu vardır. Ve zamanın ruhu, her şeye tesir eder, her zerreye siner, her sahneye akseder.  Günümüz çocukları için, dijital bir dünyanın içine doğuyorlar ve gözlerini dijital bir dünyaya açıyorlar desek sanırım abartmış olmayız. Hatta bazı çocukların dijital yolculuğu henüz dünyaya gelmeden başlıyor. Adına açılan bir sosyal medya hesabıyla…X bebek dünyaya geliyor. Ultrason görüntüleri, özel tasarım kıyafetler, özel hazırlanmış odalar…

Haberin Devamı

İlk çocukluk yıllarını da kapsayan erken çocukluk dönemi (0-8Yaş) doğum sonrası gelişim ve öğrenmenin en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemde çocuklar, gelecek yaşamlarını da etkileyecek ve şekillendirecek olan bilgileri, becerileri, inanç ve değer yargılarını, yaşam alışkanlıklarını kazanırlar. Ve bu kritik dönemde çocuğun içinde var olduğu çevre, gelişim ve öğrenme süreçlerinde oldukça etkilidir.

İnsanlık tarihi boyunca pek çok düşünür, çevrenin insan üzerindeki etkisini atlatmıştır. Mesela Aristo; 'İnsan sitesinin ürünüdür' der. Gazali: 'insan, içine girdiği kabın şeklini alan bir su gibidir' der. İbn Haldûn: 'Herkes içinde büyüdüğü çevrenin çocuğudur' der. Erik Erikson, insanın kişiliğinin 'içinde büyüdüğü çevrenin beklentilerine göre şekillendiğini' söyler. Lev Vygotsky: 'çocukların kendinden büyük bireyler ve çocuklarla etkileşimleri sonucu öğrendiğini' belirtir. Urie Bronfenbrenner ise 'çocukların çevrelerindeki ekosistemler (sosyal bağlamlar) içerisinde öğrendiğini' belirtir. 

Haberin Devamı

FİZİKSEL VE SOSYAL ÇEVRELER NE KADAR GÜVENLİ?
Dünya bildiğimiz dünya değil. Bu yeni dünyada bizleri dijital göçebeler olarak adlandırıyorlar. Çocuklarımızı dijital yerliler olarak. Dünyayı da 'sanal evren', 'dijital fanus', 'elektronik köy' gibi kavramlarla tanımlıyorlar. Elektronik köy; samimiyetten ve gerçeklikten uzak, insan istifi, tehlike, tehdit ve zorbalık batağı. Ve bu dijital dünya reel dünyanın canına kastetmiş durumda. Ona yaşama fırsatı vermek istemiyor. Araştırma sonuçları bu acı gerçeği yani çocukları her gün biraz daha derine çeken dijital bataklığı çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor En son yapılan araştırmalardan biri bu konuda önemli kanıtlar sunmaktadır. Buna göre;

• Dünya çapında, günlük ortalama ekran kullanım süresi 6 saat 40 dakika.

• Günlük ekran kullanım süresinde 2013’ten bu yana günde 30 dakikadan fazla arttı.

• Güney Afrikalılar günlük 9 saat 24 dakika ekran kullanım süresiyle dünyada en fazla ekran kullanım süresine sahip.

• Yaklaşık her 5 Çin vatandaşından 4’ü, çevrimiçi oyun veya video oyunu oynuyor.

Haberin Devamı

• 0 ila 2 yaş arasındaki çocukların neredeyse yarısı (%49’u) akıllı telefonlarla etkileşim içerisinde.

• 15 yaşından küçük çocuklar günde ortalama 9 saat ekran kullanım süresine sahipler (Howarth, 2024).

18’NCİ AYA KADAR EKRAN KULLANILMAMALI
Amerikan Pediatri Akademisine göre çocuklar 18. aya kadar kesinlikle ekran kullanmamalı, 18.-24. aylar arasında sadece çalışan ebeveynler için 30 dakika ebeveynlerle görüntülü görüşme şeklinde kullanım ve iki-beş yaş aralığında ise günde en fazla bir saat ekran süresi önerilmektedir (AAP., 2019). Bu kural ekran içeren tüm elektronik aletlerin kullanımını kapsamaktadır. Benzer şekilde Dünya Sağlık Örgütü bir yaşından önce hareketsiz, oturarak ekran kullanımının olmaması gerektiğini ve iki yaşından büyük çocuklarda günde en fazla bir saat hareketsiz ekran kullanımının olması gerektiğini belirtmektedir (WHO., 2019). Bu tavsiyeler ideal olana dair. Bir de reel olan yani yaşamda geçerli olan pratikler var. Peki gerçekte böyle mi? Ne yazık ki ideal ve reel arasında çok büyük farklılıklar söz konusu. Bugün çocukların ekran kullanım süresi korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Hatta bazı çocukların uyku süreleri ekran kullanım sürelerinden daha az.  Çocuklar; parkları, sokakları ve sokakta oynanan oyunları terk edeli çok oldu. Artık dijital oyunlarda; insan öldürerek, banka soyarak, bitki ve hayvanları katlederek, şehirleri yok ederek, camilere ateş ederek, insanlara ve diğer canlılara işkence yaparak eğleniyor çocuklar. Çocukların insan öldürerek puan toplamasını bir türlü kabullenemiyorum. Bu durum size de ürpertici gelmiyor mu? 

Haberin Devamı

BAŞARILARININ DÜŞMESİNE NEDEN OLUYOR
Araştırma sonuçlarına göre şiddet içeren oyunlar çocuklarda; saldırganlık ve şiddet davranışlarına yol açıyor (Bluemke, Friedrich ve Zumbach, 2010; Fischer, Kastenmüller ve Greitemeyer, 2010). Dijital oyunlarla çok fazla meşgul olmak çocukların akademik başarılarının düşmesine neden oluyor (Anand, 2007). Etkileşimli özellikleriyle sosyal medya, gençleri, yasadışı uyuşturucuları ve diğer maddeleri kullanmaya teşvik ediyor ve bu süreçte medya içeriklerindeki ünlüler ve reklamlar etkili oluyor(Nwafor vd., 2022). Araştırmalar, televizyon programlarında, filmlerde, müziklerde ve dergilerde çok fazla cinsel içerik bulunduğunu ve cinsel içeriklere maruz kalan çocukların cinsel ilişkiye daha erken yaşlarda başladıklarını gösterir (Collins vd., 2017).

Haberin Devamı

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Peki çocukların dijital dünyayla ilişkisi nasıl olmalı? Dikkat edilmesi gerekenler neler?Doğru olan şey; teknoloji ve medyayı tamamen yasaklamak veya tamamen serbest bırakmak yerine bilinçli kullanmak. Yaşam aslında bir dengeden ibaret değil mi? Bu süreçte de dengeli olmak, kararlı olmak ve bilinçli olmak zorundayız. Ebeveynlerin işine yarayacağını düşündüğüm bazı tavsiyeler vermek isterim. Çünkü teklifsiz tenkit; tahriptir. Salt eleştiri veya durum tespiti yerine çözüm de önermek gerek. 

• Çocuklarda öz denetim ve irade kontrolü geliştirilmeli. 

• Medyanın ve aşırı ekran kullanımının zararları konusunda çocuklar bilgilendirilmeli. 

Haberin Devamı

• Çocukların dijital ayak izleri mutlaka takip edilmeli. 

• Çocukların ve ebeveynlerin dijital medya okur-yazarlık becerileri geliştirilmeli. 

• Çocuklara medya platformlarında kişisel bilgilerini (isim, yaş, okul, adres, telefon numarası, konum bilgisi) paylaşmamaları gerektiği öğretilmeli.

• Ev içerisinde teknoloji içermeyen alanlar oluşturulabilir. 

• Ev içerisinde ve ev dışındaki ortamlarda teknoloji içermeyen zamanlar oluşturulabilir. 

• Ebeveynler medya ve ekran kullanım alışkanlıklarıyla çocuklara örnek olmalı. 

• Çocukların odak noktası değiştirilmeli. 

• Ekran kullanımı sırasında cips, hamburger, sandviç, atıştırmalık vb. tüketilmemesine özen gösterilmeli. 

Ekran kullanımı ile ilgili kurallar tutarlı olmalı ve mutlaka takip edilmeli. 

• Katılımcı etkileşimini destekleyen (soru soran-aktivite yaptıran) içerikler ve programlar tercih edilmeli. 

• Kimse izlemediğinde veya çocuklar başka bir şeyle meşgulken ekranlar kapatılmalı.

• Elektronik aletler için evde bir park alanı oluşturulmalı. 

• Çocukların yatak odalarına televizyon, oyun konsolu, internet vericisi konulmamalı.

• Birlikte geçirilen nitelikli zamanlar ve anlar oluşturulmalı.

Ebeveynler olarak bugün, zamanın diğer devirlerinden farklı olarak iki farklı dünyaya karşı çocuklarımızı savunmak zorundayız. Reel dünyaya ve dijital dünyaya. Ve sadece iki seçeneğimiz var; teslim olmak ya da savaşmak. 
Gelin, hep birlikte, çocuklarımızın yaşamını adeta esaret altına almış olan tüm dijital fanusları kıralım. Çocuklarımızı bu dipsiz dehlizlerin, karanlık kuyuların ve sanal evrenin içerisinden çıkaralım. Gökyüzünü, güneşi, yıldızları, kuşları, çiçekleri, toprağı, bitkileri, kısacası yaşadıklarını fark etsin çocuklar. Fanusların olmadığı bir dünyada büyüsünler.

PROF. DR. ÖZKAN SAPSAĞLAM KİMDİR?
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış makaleleri, yayınlanmış kitapları, kitap bölümleri, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri ve bilim kurulu üyelikleri bulunuyor. Avrupa Birliği, TÜBİTAK, Üniversiteler ve Kalkınma Ajansları tarafından desteklenmiş çok sayıda projede yürütücü, araştırmacı, akademik danışman ve eğitmen olarak görev aldı. Ulusal ve uluslararası etkinliklerde konuşmacı ve panelist olarak görev almış, ulusal televizyon kanallarında programlara katılmış ve çeşitli röportajları yayınlandı. Yurt dışındaki çeşitli üniversitelerde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi. Bazı ulusal gazetelerde ve dergilerde köşe yazıları, şiirleri ve röportajları yayınlandı.

BAKMADAN GEÇME!