Dijital oyunların akran zorbalığına etkileri nelerdir?

Güncelleme Tarihi:

Dijital oyunların akran zorbalığına etkileri nelerdir
Oluşturulma Tarihi: Aralık 22, 2025 10:16

Oyun kavramı esasen çok boyutlu ve geniş bir yapıyı temsil ediyor. İnsanoğlu var olduğundan beri çocuk-yetişkin demeden oyunlar oynar ve bu sayede bazen eğlenme ve sosyalleşme, bazen de öğrenme ve gelişme ihtiyacını karşılar. Bugün, yetişkinlik ve yaşlılık döneminde olan insanların birçoğu çocukluğunda; misket, yakar top, saklambaç, yakalamaç, yağ satarım bal satarım, koşu yarışı, sek sek, ip atlama, körebe, SOS, isim-şehir gibi “sokak oyunu” olarak tabir edilen birçok oyunu oynamıştır. Ancak günümüzde futbol, basketbol ve voleybol gibi yaygın sporlar dışında sokak kültürü ve sokakta oynanan oyunlar neredeyse terkedilmiştir diyebiliriz.

Haberin Devamı

Bunda yaşanan paradigma değişimi ile birlikte, ebeveynlerin sokakları güvensiz olarak görmesi, çocukların yeterince sosyalleşmemesi, dijital medya ve oyunlara maruz kalma ve günün büyük bölümünde dijital araçlarla meşgul olma gibi birçok sebep bulunuyor. Evde “güvenli” ortamda bulunan çocukların, oyun olarak genel anlamda telefon, tablet ve bilgisayarda belirledikleri oyunları oynadığını müşahade etmekteyiz.

Peki, son yıllarda yaygınlaşan ve çevrimdışı ve çevrimiçi oynanabilen binlerce dijital oyunun çocuklara ne düzeyde etkisi oluyor? Bu soruya bilim dünyası, yaptıkları çalışmalarla yanıt vermeye çalıştı. Burada yazıyı uzatmamak adına bu çalışmalardan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim ancak, genel anlamda dijital oyunların özellikle gençler üzerinde hem olumlu, hem de olumsuz etkiler yarattığına dair çalışmalar mevcut. Elbette bu oyun platformları; dil öğrenme, ders çalışma veya dersteki öğrenmeleri pekiştirme, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerisi geliştirme, yarışma tarzı oyunlarla genel kültür elde etme gibi faydalı şekilde kullanılıyor. Ancak diğer taraftan bakıldığında, özellikle şiddet içeren oyunların, gençlerin saldırganlık, düşmanlık, öfke düzeylerinde artışa, empati ve duyarlılık düzeylerinde azalışa yol açtığı tespit edildi. Şiddetin meşrulaştırıldığı ve ön planda tutulduğu oyunları oynayan gençlerin, günlük yaşamlarında şiddete ilişkin duygu, düşünce ve davranışlarında da artış görüldü. Şiddet içeren bu oyunların, okulda zorba ve kurban olma ve siber zorbalık ile de yakın ilişkili olduğunu görüyor. Bu tarz oyunlara çokça maruz kalan çocuk ve gençlerin, gerek okul gerek de arkadaş ortamlarında, oyunda gördüğü şiddet öğelerini arkadaşlarına uyguladığı, hem öğretmenler hem de aileler tarafından dile getiriliyor.

Haberin Devamı

KATEGORİLERE DİKKAT
Bu sebeple en önemli noktalardan biri, özellikle çocuk yaşlardan itibaren zorbalığın önüne geçebilmek için dijital materyallerin, anne ve babaların rehberliğinde kullanılması gerekliliğidir. Çocuklar bu noktada daha dijital dünya ile tanıştırılmadan önce risk faktörleri hakkında bilgilendirilmeli, oynayacağı oyunlar ebeveyn rehberliğinde belirlenmeli ve zararlı içeriklere sahip olanlar elenmeli, oyunda geçirilen zaman sınırsız ve belirsiz olmamalı ve çocukların mutlaka belli saat aralıklarında girmesi sağlanmalıdır. Ayrıca yine ebeveynler, çocuklarına uygun oyun seçerken PEGI kısaltması ile anılan ve yaklaşık 20 yılı geçkin süredir oyunları derecelendiren Avrupa Oyun Bilgi Sistemi’nden de faydalanabilirler. Bu sistem oyunları yaş kategorisi ve uygunluk derecesine göre sınıflandırılır. Örneğin PEGI 3 kategorisindeki oyunlar tüm çocuklar için uygunken, PEGI 18 kategorisi, 18 yaş üstü kimseler için uygun olup şiddet, saldırganlık, cinsellik, madde ve diğer bağımlılıkları teşvik edici öğeleri içerebilir. Bu cihetten bakıldığında, çocuklara önceden bu sınıflandırmaları öğretmek, onlara bu konuda yol gösterici olmak ve yaşına uygun olmayan oyunlara girişi engellemek doğru yöntemler olacaktır. Aksi takdirde kendisi için en uygun olan oyunu bilmeyen çocuk ve gençler, rastgele bir şekilde özellikle 18 yaş üstü oyunlarla bu içeriklere maruz kalıp maalesef istenmeyen davranışlar sergileyebilir.

Haberin Devamı

GENÇLERE ÖRNEK OLABİLİRİZ
Elbette dijital medya alanında çalışan kimselerin de empati, saygı, sevgi, arkadaşlık, yardımlaşma vb. değerleri içeren oyunlar kurgulaması ve çıkarması bu konudaki muhtemel önerilerden biri. Elbette zararlı içeriklere sahip ve gençleri kendisine bağımlı kılan oyunları üretenlerin, ciddi paralar kazandıkları için bu konuda önlem almalarını beklemek çok da mantıklı değildir. Bu sebeple bizler aile, akraba ve komşuluklarda belki birkaç tane fiziksel oyun oynayarak çocuk ve gençlere örnek olabilir, onları da yapboz ve blok oyuncaklarla oynamaya teşvik ederek bunları tekrar yaygın hale getirebiliriz. Elbette belediye ve diğer kurumların çocukları spor ve sanata teşvik edecek salon, bina ve yapılarla birlikte her çocuğun küçüklükten itibaren mutlaka bir etkinliğe katılmasının teşvik edilmesi de faydalı bir çözüm olacaktır. Okullarda da yönetimlerin, zorba davranışların altındaki sebeplere inmesi ve okul psikolojik danışmanları ve sınıf rehber öğretmenleri ile ortak çalışmalar planlaması gerekir. Bu noktadaki çözüm, topyekûn bir çalışmayı ve uzun dönemli bir çabayı gerektirdiği için, mutlaka toplumun her bir ferdi bu konuda duyarlı olup gençliğe örnek davranışlar sergilemelidir.

Haberin Devamı

PROF. DR. GAZANFER ANLI KİMDİR?
Prof. Dr. Gazanfer Anlı, Bursa Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri, yüksek lisans ve doktorasını ise Sakarya Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler programlarında tamamladı. Çalışma konuları pozitif psikoloji, eğitim psikolojisi, aile danışmanlığı, çözüm odaklı terapi, internet ve sosyal medya bağımlılıkları olarak çeşitleniyor. Ayrıca, Aile Danışmanlığı Program Koordinatörlüğü ve Sağlıklı Yaşam ve Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü gibi görevleri yürütüyor. Bugüne dek MEB, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kızılay gibi kurumlar bünyesinde; pozitif psikoloji, etkili iletişim, gençlik ve sosyal medya, toplumda ailenin önemi gibi birçok seminer verdi. Bugüne dek 30 makale, 36 kongre bildirisi, 3 kitap bölümü ve 1 kitap editörlüğü ve hâlihazırda araştırmacısı olduğu bir Avrupa Birliği projesi bulunuyor.

BAKMADAN GEÇME!