GeriEğitim Dijital çağda anne-baba olmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dijital çağda anne-baba olmak

Dijital çağda anne-baba olmak
Abone Olgoogle-news

Anne-baba olmak, hiçbir dönemde kolay olmadı. Ama dijital araçların egemen olduğu ve günlük uğraşlarımızın başında bu araçların (bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi) geldiği günümüzde anne ve babaların çoçuklarıyla ilgili kaygılarına yeni bir boyut eklendi.

Yaklaşık 18 milyon öğrencisiyle dünyanın başta gelen en kalabalık öğrenci nüfusuna sahip ülkemizde yarıyıl tatili başladı. Tatille birlikte ailelerin çocuklarını ekranlardan uzak tutma gayretlerinin de arttığı bir gerçek. Tamamen dijitalize olmuş bir dünyada bu ne kadar mümkün ya da gerçekçi?

ÖĞRENME SAHİP OLDUĞUMUZ EN ÖNEMLİ DONANIM
İsterseniz insan öğrenmesinin temel ilkeleri ve dijital bağımlılığın oluşma mekanizmasını birlikte tekrar hatırlayalım. Öğrenme, insanoğlunun sahip olduğu en önemli donanım. Bu sayede insan; araç yapmayı, bunları kullanarak teknoloji üretmeyi, bilim yapmayı ve bunların hepsi sayesinde uygarlıklar kurup bunları bir sonraki nesillere aktarmayı başarabildi. Öğrenmeyi nasıl tanımladığınız aslında hangi bilim dalının penceresinden baktığınızla ilgili. Örneğin bir eğitim bilimci olarak benim için öğrenme ‘yaşantıya bağlı olarak olarak bireylerin bilgi, beceri, tutum ve inançlarındaki yeni oluşumlar ve değişimdir.’ Bir sinirbilimci için öğrenme ‘beynimizdeki trilyonlarca sineptik bağlar arasındaki elektriksel uyarıcılar ve kimyasal mesajların belli süreçler sonunda proteinlere dönüşmesidir.’ Bir anne-baba olarak bunlar sizin için ne ifade etmeli? Aslında öğrenmenin ve ekran bağımlılığının temel ilkelerini hatırlamak çocuğunuzla daha sağlıklı ilişki kurmanızı sağlayacaktır.

BEYİN ÖDÜL İÇİN DOPAMİN SALGILAR
Ekim 2019’da bir televizyon kanalının ‘Sağlık’ editörlerinden Kristen Rogers, 13-18 yaş aralığındaki Amerikan gençlerinin günlük ortalama yedi saat ekran kullandıklarını bildirmişti. Kullanımın okul ödevleriyle bir alakası olmadığı da haberin diğer bir parçasıydı. Bu kullanımın büyük bir kısmını gençlerin sosyal medya kullanımı oluşturuyordu. Peki ülkemizde bu rakamlar farklı mı? Sanmıyorum. Korkarım bu kullanım süreleri Türk gençleri arasında daha da yüksek olabilir. Peki genç nüfüs hatta orta yaş nüfus neden bu kadar ekran bağımlısı ve sosyal medya bağımlısı oldu? Aslında cevap basit. Beynimizde Nukleus Akkumbens (Nucleus Accumbens) denilen bölge, beynimizdeki en önemli ‘Dopamin’ (diğer bir değişle mutluluk hormonu) salgısı yapan merkezdir. Özellikle beynimiz ödül ve pekiştirme için bu merkezden dopamin salgısı yapar ve bu hormonun neden olduğu haz duygusu sayesinde olumlu bir davranışın ödüllendirilmesi, pekiştirilmesi ve tekrarlanması sağlanabilir. Aslında öğrenme ortamında sıkça başvurduğumuz ödül-pekiştirme sistemi bu merkezin uyarılmasıdır. Herhangi bir şeye karşı geliştirdiğimiz aşırı bağımlılık (uyuşturucu maddeler gibi) davranışının gelişmesinden de bu merkez sorumlu. Sosyal medya kullanımındaki tipik davranışlardan biri olan ‘paylaşım’ ve bu paylaşımlara diğer insanların yaptığı ‘beğeniler’, beynemizdeki Nukleus Akkumbens merkezini etkinleştiriyor ve dopamin hormonu salgılatıyor. Bu haz duygusu çocuklarda kontrolsüz ve gözetimsiz sosyal medya ya da ekran kullanımı sonucunda aynı diğer kontrolsüz tekrarlanan davranışlarda olduğu gibi bir bağımlılık gelişmesine neden oluyor. Bireyler, sosyal medya kullanımı esnasında hissetlikleri ‘haz’ duygusunu tekrar ve tekrar hissedebilmek için ekran ve sosyal medya kullanım süreleri ile bu duygunun korunabilmesi için süre, her geçen gün artıyor. İşte çocuklar ve hatta orta yaş yetişkinler arasında ekran kullanımının bu kadar artması, bağımlılık boyutuna ulaşmasının temel nedeni bu.

DUYGU İLE HAFIZA ARASINDA GÜÇLÜ BİR İLİŞKİ VAR
İsterseniz şimdi öğrenme nedir sorumuza tekrar dönelim. Hiç şüphe yok ki öğrenmeden başlıca sorumlu organımız beynimiz. Beynimizin üçte ikisinden fazlasının sudan oluşmasına rağmen yaklaşık 100 milyara yakın nöron hücresi ve bu nöronların etrafındaki 1000-10 bin arası sinaps denilen bağlantı noktaları sayesinde beynimiz sürekli öğreniyor ve bunları hafızasında tutabiliyor. Öğrenmenin fizyolojisi ve psikolojisi hala karmaşıklığını ve gizemini korusa da, bilim insanları her geçen gün bunun sırlarını keşfediyor ve gün ışığına çıkarıyor. Aile olarak öğrenmeyle ilgili temel ilkeleri sizinle paylaşmak isterim. Öncelikle biolojik bir canlı olarak öğrenme bizim için en yaşamsal fonksiyon ve hayatta kalma mekanizması. İnsanoğlu akıllı canlılar olarak evrilmişse bunun en önemli nedenlerinin başında ‘öğrenme’ yetisi geliyor. Bu nedenle beynimizde iki önemli bölge Amigdala (Duygusal beynimiz ya da Limbik Sistemin bir parçası olan ve duygusal hafıza ve tepkilerin oluşumundan sorumlu nöronların oluşturduğu bölge) ve Hipokampus (Hafıza ve yön bulmada önemli rol oynayan nöronlardan oluşan bölge) yan yana evrilmiş ve gelişmiştir. Bunun anlamı duygularımızla hafızamız arasında güçlü ve direk ilişki vardır. Yani duyguyla eşleşen öğrenme, yaşantılarının hafıza oluşturması ve bunların hatırlanması daha kolay olacaktır. İster sınıfta isterse evde olsun, herhangi bir duyguyla eşleşmeyen öğrenme, yaşantılarının çocuğun öğrenmesine çok da bir katkısı olmaz. Belki de bu yüzden sınıflarda herhangi bir duyguyu harekete geçirmeyen sıkıcı konu anlatımları yüzünden çocuklar okula ve öğrenmeye karşı olumlu bir tavır geliştiremiyor ve bu işi daha iyi başaran YouTube kanallarını okullara ve öğretmenlerine tercih ediyor.

ÖĞRENMEDE ÜÇ TEMEL İLKE: G.İ.T.
Öğrenmeyle ilgili bilmemiz gereken önemli diğer bir ilke ise yeni öğrendiğiniz bir kavram, olgu ya da nesne beynimizde tek bir nöronda depolanmıyor. Aslında beynimizdeki nöronlar bazı tür bilgileri hafızada tutmak için uzmanlaşmışdır. O yüzden silindir şeklindeki bir su şisesine baktığımızda bu şişenin geometrik şekli, rengi, suyun kokusu ve tatı farklı nöronlarda depolanıyor. Bunun öğrenme açısından önemi şu: Benzer şeyler, benzer nöronlarda depolanıyor. Yani öğrenme esnasında üç temel ilke çok önemli: G-İ-T (Gurupla, İlişkilendir, Tekrarla). Beynimizin en etkili öğrenmenin gelişmesinde takip ettiği yol bu. O yüzden çocuklarımızın, kendi el yazılarıyla not alarak, gruplayarak ve yeterli sayıda tekrar ederek bir içeriği çalışmaları, onların başarısındaki en önemli yoldur. Her ne kadar parmaklarımızı öğrenme ortamında etkin kullanırsak (bu yüzden el yazısıyla not almak ve özet çıkarmak bunun en etkili yöntemleridir) bunun öğrenmeye katkı sağlayacağını bilmek gerekiyor. Tekrar, öğrenmede ve özellikle hafızanın oluşumunda en önemli etkinliktir. Tekrar sayısı, her çocuk için farklıdır, çünkü her çocuk farklı zeka düzeyine sahiptir ve zeka beynin işlem yapma hızıdır.

UYKU DÜZENİ DE ÖNEMLİ
Düzenli uykunun öğrenme üzerindeki etkisini unutmamak gerekiyor. Hafızanın oluşumunda düzenli uykunun yeri yatsınamaz. Bu yüzden yatak odasında tutulan her cep telefonu, aslında hafızanın oluşumunu tehdit eden araçların başında geliyor. Peki bu gerçekleri çocuğunuzla paylaştığınızda herşey toz pembe mi olacak? Tabii ki hayır. Anne baba olarak şu gerçeği asla unutmayın: Söyleneni yapmakta çok da iyi olmayan çocuklar, gördüğünü yapmakta ise bir harikadır.

Herkese güzel bir yarıyıl tatili dilerim.

PROF. DR. SONER YILDIRIM KİMDİR?
1990’da Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. Öğretim teknolojileri alanındaki yüksek lisans eğitimini 1993’te Michigan State Üniversitesi’nde; aynı alanda doktora eğitimini South California Üniversitesi’nde 1997’de tamamladı. 1998’den bu yana ODTÜ Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Prof. Dr. Yıldırım. 1998’den beri çesitli uluslararası kuruluşlarda öğretim teknololojisi projelerinde uluslararası uzman olarak yer alıyor. 1998-2000 yılları arasında Dünya Bankasında, 2002-2006 yılları arasında Strasbourg’daki Avrupa Konseyi’nde ve 2004’ten bu yanada Avrupa Birliği Avrupa Eğitim Vakfı’nın (ETF) çeşitli projelerinde görev aldı. Araştırma konuları arasında eğitimde sosyal medya kullanımı, elektronik performans destek sistemleri, öğrenme analitikleri ve nomofobya önemli yer tutuyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle