Depremle kalıcı mücadele çocuklarla mümkün

Depremle kalıcı mücadele çocuklarla mümkün

Deprem, insanlık tarihi boyunca mütemadiyen yaşanan ve en fazla ölüme yol açan doğal afet olayıdır. Ülke olarak depremler yüzünden çok büyük acılar yaşadık ve yüzbinlerce insanımızı kaybettik. Geçen haftalarda yaşanan Düzce depremi ve sonrasında Erzurum depremi hepimizi endişelendirdi ve acaba beklenen depremler yaklaşıyor mu? Diye düşündük. Depremin ne zaman olacağını tahmin etmek henüz mümkün değil ama depremin yıkıcı etkilerini ve olası can kayıplarını azaltmak hala mümkün. Kaygı içerisinde beklemek yerine harekete geçmek daha makul ve mantıklı bir seçenek olarak önümüzde duruyor. Durumun ne kadar ciddi olduğunu görmek için araştırmalara birlikte göz atalım.

Haberin Devamı

Türkiye’de 1990 yılında 344 deprem meydana gelirken, 2020 yılında 33 bin 821 deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre bir yıllık süreçte meydana gelen deprem sayısında yüzde 44 artış gözlendi. Yakın geçmişte dünya genelinde meydana gelen bazı depremler incelendiğinde; Bam (İran) depreminde (2003) 26 bin insan, (Bouchon vd., 2006), Hint Okyanusu depreminde (2004) 283 bin insan (Spence, 2007), Haiti depreminde (2010) 316 bin insan (Daniell vd., 2013) ve Tohoku (Japonya) depreminde 15 bin 894 insan (National Police Agency, 2018), hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1998-2017, yılları arasında depremler yüzünden 750 bin insan ölmüştür. Bu oran doğal afetler nedeniyle yaşanan ölüm oranlarının yarısından daha fazladır. Deprem nedeniyle dünya genelinde 125 milyon insan yaralanmış, evsiz kalmış veya yaşadığı bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. (World Health Organization [WHO] ,2021).

Haberin Devamı

DEPREMDEN EN FAZLA ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR
Depremden en fazla etkilenen grupların başında ne yazık ki çocuklar gelmektedir. Küçük çocuklar afetleri anlayabilir ve afetlerden hem duygusal olarak hem de psikolojik olarak etkilenebilirler (Osofsky ve Reuther, 2013). Farklı ülkelerde yaşanan depremler ve diğer doğal afetler sonrasında okul öncesi dönem çocuklarında, enürezis, davranış bozukluğu, uyku bozukluğu (Deering, 2000), travma sonrası stres bozukluğu (Mahmoudi-Gharaei vd., 2006), davranış problemleri (Fujiwara vd., 2014), vücut kitle indekslerinde artış (Yokochi vd., 2016), intihar düşüncesi eğilimi (Fujiwara vd., 2017), dil ve erken okuryazarlık beceri düzeylerinde düşüş (Gomez ve Yoshikoma, 2016) gözlendi.. Bununla birlikte çocuklar uygun müdahale yaklaşımları ve eğitim programlarıyla desteklendiklerinde afetlerden daha az etkileniyorlar.
Deprem ve diğer doğal afetlere karşı afet öncesi mücadele, bilimsel ve ekonomik açıdan en avantajlı yöntem olmakla birlikte afet sonrası olası can ve mal kayıplarını önlemek içinde en akılcı çözümdür. İnsanları bilişsel ve duygusal olarak deprem gerçeğine hazırlamak ve afetlerle başa çıkmak için gerekli yaşam becerilerini kazandırmak afet eğitiminde temel önceliktir. Ronan ve Johnston (2001), afetlerin oluş nedenleri ve afetlerle nasıl mücadele edileceği konusunda çocuklara nitelikli bir eğitim verilmesi halinde afetlerin olumsuz etkilerinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ve afet eğitimi ile çocukların afet farkındalığını artırılabileceğini belirtiyor. Shaw vd. (2004), okullarda verilecek eğitimle çocuklarda “afetlere hazırlık kültürü” oluşturulabileceğini belirtmektedir. Bir toplumda depreme hazırlık kültürünün oluşması ve bu kültürün çocuklar yoluyla nesilden nesile aktarılması tartışmasız en ekonomik ve etkili mücadele yöntemidir.

Haberin Devamı

EN HIZLI VE KALICI ÖĞRENME ÇOCUKLUK YILLARINDA
Erken çocukluk yılları insan yaşamında en kalıcı öğrenmelerin gerçekleştiği kritik bir dönemdir. Dolayısıyla diğer öğrenme alanlarında olduğu gibi deprem eğitiminde de en hızlı ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşeceği evre, erken çocukluk yıllarıdır. Birleşmiş Milletler Sendai Afet Riskini Azaltma Çerçeve Programında çocukların ve gençlerin, toplumun dönüşümünde ve toplum güvenliğinin geliştirilmesinde “değişimin aracıları” olduğu belirtilmektedir (United Nations [Un], 2015). İnsan yaşamını derinden etkileyen ve kalıcı izler bırakan erken çocukluk yıllarının, çocuk ve toplum açısından faydaya dönüşebilmesi, çocuğun içinde var olduğu aile, okul ve toplumun niteliği, bu çevre unsurlarının çocuğa sunduğu eğitim olanakları ve deneyimler ile doğru orantılıdır.

Haberin Devamı

En fazla ölüme ve yıkıma yol açan doğal afet olarak “deprem” hakkındaki temel bilgilerin, deprem anındaki ve deprem sonrasındaki doğru davranış biçimlerinin erken yaşlardan itibaren çocuklara kazandırılması “yaşamsal” öneme sahip bir öncelik ve sürdürülebilirliği en yüksek olan müdahale yaklaşımıdır. Depreme yönelik eğitim etkinlikleri ve bilinçlendirme çalışmaları çocukların deprem hakkındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin artmasını sağlamaktadır (Sapsağlam, 2019). Ronan vd. (2010) tarafından yaşları 7-18 arasında olan 407 çocuğa afet eğitim programı uygulanmış ve araştırma sonucunda eğitim programlarına katılan çocukların, afetlere hazırlık ve tepki davranışları konusunda bilgi düzeylerinde önemli derecede artış görülmüş, afetlere yönelik ev temelli tehlike ayarlama becerileri gelişmiştir. Fetihi ve Gülay, (2011), okul öncesi eğitim sınıflarında yapılan etkinliklerin çocukların deprem kavramı hakkında bilgi sahibi olmalarını, yaparak ve yasayarak öğrenmelerini sağladığını belirtir.
Çocukların çeşitli eğitimlerle afetlere hazırlanması noktasında bir tartışmanın olacağını düşünmüyorum. Burada önemli olan husus çocuklara ne öğretileceğinden ziyade nasıl öğretileceği üzerinde durulmasıdır. UNICEF tarafından hazırlanan “Acil Durumlara Yönelik Hazırlanan Psikolojik Programların Değerlendirilmesi İçin Rehber” isimli çalışmada, çocuklara yönelik hazırlanan psikososyal programların, süreç olarak planlama, uygulama ve değerlendirme adımlarını, içerik olarak beceri ve bilgi, duygusal iyi oluş ve sosyal iyi oluş boyutlarını içermesi gerektiğini belirtir. (Unicef, 2007).

Haberin Devamı

OYUN EN ETKİLİ VE KALICI YOLDUR
Çocuklara yönelik bir deprem eğitimi programı, çocukların gelişim özellikleri ve ruh sağlıkları dikkate alınarak, bilgi, duygu ve beceri içeren, iyi planlanmış bir anlayışla hazırlanmalı. Oyun, çocuklar için en kalıcı ve eğlenceli yoldur. Dolayısıyla çocuklara yönelik deprem eğitim programları oyun ve materyal temelli olmalı. Böyle bir programın olmazsa olmazlarından biri de “aile katılımını” içermesidir. Çünkü aile okuldaki formel eğitimin pekiştirildiği veya sürdürüldüğü yerdir. Drama, hikâye, gözlem, deney gibi diğer bazı etkinliklerinde kullanıldığı bir eğitim programıyla çocuklara deprem eğitiminin verilmesi ülkemiz ve tüm dünya için hayati bir öneme sahiptir.
Çocuklar büyüme, gelişme ve öğrenme potansiyelleri ile ülkemizin ve tüm dünyanın umududur. Gazali, çocukları “içine girdikleri kabın şeklini alan bir suya” benzetmiştir. Evet çocuklar içinde var oldukları çevreye göre anlayış, değer, bilgi ve beceri kazanırlar. Onlara depreme duyarlı, zengin uyaranlar barındıran, bilgi, beceri ve duygu içeren uyarıcı bir çevre sunduğumuzda ülkemiz ve insanlık için en doğru yatırımı yapmış olacağız. Çocuklar insanlığın umudu ve geleceğidir. Onlara kazandırdığımız tüm güzel duygular, bilgiler ve beceriler aslında ileride almak üzere verdiğimiz ödünç bir karşılık gibidir. Erken çocuklukta başlayan ve yaşam boyu süren bir “depremle mücadele kültürü” için daha fazla geç kalmamak dileğiyle.

Haberin Devamı

DOÇ. DR. ÖZKAN SAPSAĞLAM KİMDİR?
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış makaleleri, yayınlanmış kitapları, kitap bölümleri, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri ve bilim kurulu üyelikleri bulunuyor. Avrupa Birliği, TÜBİTAK, Üniversiteler ve Kalkınma Ajansları tarafından desteklenmiş çok sayıda projede yürütücü, araştırmacı, akademik danışman ve eğitmen olarak görev aldı. Ulusal ve uluslararası etkinliklerde konuşmacı ve panelist olarak görev almış, ulusal televizyon kanallarında programlara katılmış ve çeşitli röportajları yayınlandı. Yurt dışındaki çeşitli üniversitelerde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi. Bazı ulusal gazetelerde ve dergilerde köşe yazıları, şiirleri ve röportajları yayınlandı.