GeriEğitim Deprem ve çocuklarda etkileri 
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Deprem ve çocuklarda etkileri 

Deprem ve çocuklarda etkileri 
Abone Olgoogle-news

Deprem gibi doğal afetlerde yaşanan kitlesel travma yaşantıları, gelişim dönemleri devam eden çocuk ve ergenlerde ciddi olumsuz etkilenmelere yol açabiliyor. Her çocuğun tepkisi, yaşanılan bu afet süresinde ve sonrasında farklılıklar gösterebilir. Bu tepkiler, çocukların yaşlarına, gelişimsel düzeylerine ve bu olaydan önceki yaşam deneyimlerine göre değişebiliyor

Bir çocuk aşırı huzursuzluk tepkisi gösterirken, bir diğeri içe çekilme belirtisi gösterebilir. Böyle bir travmanın etkilerinin değerlendirilmesinde, çocuğa özgü özelliklerinin yanısıra, karşılaşılan birincil (depremle oluşan) ve ikincil (sonrasında diğer faktörlerle gelişen) stres faktörlerinin yoğunluk derecesi ve ailenin işlevselliğinin derecesi büyük önem taşıyor. Bu olağanüstü durumlarda alışılagelen günlük rutin aktivitelerin bozulması, ebeveynlere sosyal/ekonomik desteğin sağlanamaması, ebeveynlerden birinin ya da tümünün kaybedilmesi ailenin dayanıklılığını ortadan kaldıracak ve çocuğun olumsuz yönde etkilenmesi çok daha fazla olacaktır.

Ayrıca yaşadığı bu travmatik süreçte medya maruziyetinin olması da yaşadığı travma üzerine eklenen ikinci bir stres faktörü olabilmektedir. Böyle bir maruziyetin, çocuğun yaşadığı travmanın ruhsal belirtilerinin şiddetini arttırabileceği ve uzun dönemde travmayı hatırlatıcı bir faktör olabileceği unutulmamalı.

Deprem gibi ani gelişen afet ya da olağanüstü olumsuz olaylarda çocuklarda genellikle şu belirtiler görülebiliyor:
- Ebeveynlerinden ayrılma korkusu,
- Ebeveynlerine ve/veya yakınlarına yapışma, onlardan ayrılamama hali,
- Hareketliliğinde artış,
- İçe çekilme, kimseyle ilişki kurmak istememe,
- İştahında değişimler,
- Uyku düzeninde değişiklikler,
- Alışageldiği oyunları oynamama, aktiviteleri yapmama,
- Arkadaşlarıyla ilişkiyi kesme,
- Daha önce görülmeyen altını ıslatma, daha çocuksu konuşma gibi bebeksi davranışlar gösterme,
- Yoğun sıkıntı hissi,
- Duygu durumunda değişimler,
- Baş ağrısı, karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler gösterme,
- Dikkat ve konsantrasyon zorlukları,
- Öfke ve/veya inatçılık gösterme,
- O anı tekrar yaşıyor gibi olma ya da aynı olayı yaşayacağı korkusu,
- Ebeveynleri başta olmak üzere yakınlarının başına kötü bir şey gelecek korkusu.

Bu ruhsal belirtiler, çocukların yaşlarına göre de özellikler gösterebilir:
- Okulöncesi bir çocukta daha çok bu belirtiler; uyku-iştah değişimleri, ebeveyninden ayrılma korkusu ve/veya ona yapışma davranışı, kabus görme, karanlıktan korkma, kendilerinin bu olaya neden olduğuna dair düşünceler ve suçluluk hissi, huzursuzluk hali olarak kendini gösterirken,
- Okul çağı çocuğunda bu belirtiler; yaşadığı depremi tekrarlayıcı şekilde hatırlama, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler gösterme, huzursuzluk hali, sıkıntı hissi duyma, algılama ve hafıza sorunları nedeniyle tutarsız davranışlar gösterme-kendinde değilmiş gibi davranışlar sergileme, unutkanlık, okul başarısında düşme şeklinde görülebiliyor
- Ergenlerde ise bu ruhsal belirtiler; yoğun sıkıntı hissi, depresyon, öfke davranışları, yaşanılan travmanın tekrar tekrar gözünün önüne gelmesi, duygusal içe çekilme ve/veya gelecek kaygısı olarak karşımıza çıkmakta, bazen uzun dönemde madde kullanım bozukluğuna kadar gidebilen durumlara yol açabiliyor.

Travmatik olaya maruz kalma bazen çocuklarda uzun süreli olabilmekte ve ruhsal belirtilerinin şiddeti de fazla olabiliyor. Bu durumu oluşturan faktörler ise; çocuğun kaygılarının sürekli olması, ebeveynlerinin aşırı kaygılı ve/veya psikiyatrik sorunlarının olması, ebeveynlerinden ayrı olmaları ya da ebeveynlerinin kaybı, fiziksel yaralanmalar, ev ortamından ayrı olma ve yer değişimleri olabiliyor.

Yakınının ölümüne olan tepkiler çocuğun yaşına, ölümü anlama yeteneğine ve mizacına göre değişiklikler gösterebilir. Aynı ailenin çocukları farklı tepkiler verebilir. Çocukların yaşadıkları kederle baş etmeleri; çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, önceki yaşam deneyimlerine, ölümden önceki ruhsal durumuna, ailesine ve sosyal çevresine göre değişiklikler gösterebilir. Endişeli olma, üzgün olma, kızgın olma, sosyal içe çekilme, ölümle ilgili ısrarcı düşünceleri olma veya yakınlarda ölen kişinin varlığını hissetme, uyku ve iştah değişimleri görülebilmektedir. Ayrıca yaşadığı travmayı hatırlatan yerler, olaylar, insanlar, manzaralar, sesler; kaybettikleri yakınını hatırlatan yerler, nesneler, durumlar veya kaybettiği yakınından sonra yaşamını değiştiren durumlar, insanlar, yerler de çocuğun sıkıntılarını arttırabiliyor. Bu durumda değerlendirilmeleri ve tedavi girişimlerinin başlatılması için çocuk ve ergen ruh sağlığı uzman hekimine başvurulması uygun görülüyor.

Çocuklar yıllar sonra bile depremi hatırlatan görüntüler, sesler, kokular, duyumlarla etkilenmeyi sürdürebilir. Duvardaki çatlaklar, gürleyen sesler, yıkılan binalar, ateş ve duman kokuları ve artçı sarsıntılar, hatırlanan durumlar olabilir. Depremle ilgili deneyim ve kayıpları en şiddetli olan çocuklar-ergenler-erişkinler, en şiddetli ve kalıcı travma sonrası stres ve yas tepkileri gösterenlerdir. Bu durum çocuk-ergen veya erişkin ruh sağlığı uzmanları tarafından tedavi girişimini gerektirir.

Deprem sonrasında çocukların yaşadığı ya da yaşayabileceği olumsuz etkilenmeleri olabildiğince azaltmak için, öncelikle ailelerin onlara destek olmaları gerekmektedir. Ebeveynlerine ya da çocuğun bakımından sorumlu kişilere çocuklarına yardımcı olabilmeleri için dikkate alınması gereken önerileri şu şekilde sıralayabiliriz:
- Çocukların en temel ihtiyacı, ebeveynlerinin yanında kendilerini güvende hissetmeleridir. Çocuklarına güven duygusunu aşılayabilmek, ebeveynlerin sakin olmaları ile mümkün olabilir. Onların beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak, elini tutmak, bazen sarılmak gibi bedensel temasta bulunmak, kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olmaktadır. Kaygılı görünen ebeveyn ya da aile bireylerinin arasında çocuklar, ebeveynlerinin bir yansıması olarak aynı kaygıyı yaşar ve gösterirler.
- Ebeveynlerin ya da çocuktan sorumlu kişilerin, sakin bir ses tonu ile yaşanılan deprem konusunda basit ama doğru bilgiler vermesi gerekmektedir. Bir depremin olduğunu ve artçı şokların beklendiğini anlamaları, onların bilgilenmelerini sağlayacak ve kaygı düzeylerini azaltacaktır. Gerekirse evlerinde yaşayıp yaşayamayacakları veya başka bir yere gidebilecekleri yönünde bilgilendirilmeleri uygun olacaktır. Ebeveynlerin depremle ilgili konuşmaktan kaçınma ya da sürekli depremin şiddetini konuşmak gibi yanlış davranışlar göstermeleri, çocuklarının kaygılarının şiddetinin artmasına neden olur.
- Ebeveynlerin, çocuklarının deprem ile ilgili korku, kaygı ve duygularını ifade etmelerine yardımcı olmaları, onların yaşadıkları deprem anı ile ilgili anlatmak istediklerini dinlemeleri ve empati kurmaya çalışmaları, çocuklarının kaygılarını daha rahat paylaşmalarına olanak sağlayacaktır. Küçük çocuklar kaygı-korku ifadelerini sözel olarak dile getirmekte zorlanabilirler. Duygularını onlarla oyun oynarken, çizdikleri resimlerle daha rahat ifade edebilirler.
- Aile içi stresin fazla olması, çocuklarına aşırı bağımlı hale gelme, aşırı koruyucu tutum sergileme gibi ebeveyn davranışları, çocuklarda var olan ruhsal sorunları veya gelişen ruhsal bozukluk bulgularını pekiştirerek, travma ile baş etmeyi çözümsüz bir duruma sokabilmektedir.
- Rahatlatıcı veya dikkat dağıtıcı aktivitelere teşvik etmek faydalı olmaktadır. Küçük çocuklar, oyuncak bir hayvan veya tüylü battaniye gibi nesnelerle rahatlayabilir. Farklı etkinlikler belirlemek çocukların dikkatlerini başka bir alana çekmek konusunda yardımcı olabilir.

Çocuk veya ergenin yaşanılan böyle bir travmatik deneyim ile baş edebilmesindeki en önemli faktörler; sözünü ettiğimiz güvenlik duygusu, sakinleştirici bir çevre içinde olma, yeterli toplumsal destek, aradaki güçlü bağlar ve umut olarak ifade edilmektedir. Ekonomik destek, sosyal destekler, sosyal bağların kuvvetlenmesi, arkadaş ilişkilerinin sürdürülmesi, okul ve öğretmenlerin çocuğa yaklaşımı konusunda gerektiğinde işbirliği içinde olmak, çocukların bu stresle baş edebilmelerini ve iyileşmelerini kolaylaştıran önemli girişimler. Çocukların iyileşmeleri, ebeveynlerinin ve çocuktan sorumlu kişilerin deprem sonrasında yaşananlarla nasıl baş ettiklerine bağlı.

PROF. DR.IŞIK GÖRKER KİMDİR?
Prof. Dr. Işık Görker, tıp eğitimini 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Zorunlu hizmetini Sağlık Bakanlığı Konya Doğumevi’nde tamamladıktan sonra, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamlayarak erişkin ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı; 1997 yılında aynı üniversitede yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı oldu. Uzmanlık alanlarını içeren uluslararası ve ulusal yayınları ve çalışmalarıyla birlikte kitap bölümleri olan Prof. Dr. Işık Görker, 2010 yılında TÜBİTAK destekli ‘Türkiye’nin Erken Çocukluk Dönemi (1-3 Yaş) Ruh Sağlığı Profilinin Değerlendirilmesi’ başlıklı çok merkezli bir araştırmayla Prof. Dr. Mualla Öztürk Çocuk Ruh Sağlığı Ödülünü aldı. 2013 yılında Türkiye Çocuk ve Ergen Psikiyatri Derneği ve görevini sürdürdüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı ile birlikte Edirne’de düzenlenen 23.Ulusal Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kongresi’nde Eşbaşkanlığı görevinde bulundu. Prof. Dr. Işık Görker aynı zamanda Trakya Demokritus Üniversitesi Tıp Fakültesi üyeliği, İoannina Üniversitesi dış üyeliği, Selanik Aristotle Üniversitesi dış üyeliği ve Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi Tıp Fakültesi üyelikleri ile uluslararası akademik görevlerine devam ediyor. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği’nin Travma Komisyonu, Adli Tıp Komisyonu, Bebek Psikiyatrisi Komisyonu, Otizm Spektrum Bozuklukları Komisyon üyelikleri olan Prof. Dr. Işık Görker, halen Trakya Üniversitesi’nde Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürüyor. Ayrıca Prof. Dr. Işık Görker, Trakya Üniversitesi Engelliler Komisyonu, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulu, Çocuk ve Ergen Ruh sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Kalite Komisyonu ve Trakya Üniversitesi Nöropsikiyatri Staj Kurulu Yürütücülüğü Komisyon üyesi.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle