Güncelleme Tarihi:

Bu olayla şiddetin artık sadece suç sayfalarında değil çok yakınımızda ailelerin, öğretmenlerin ve en önemlisi çocukların güvende hissetmeleri gereken bir yerde de olabileceği ile yüzleştik. Böyle olaylardan sonra toplum genellikle iki kolay yola sapabilmektedir. Yaşananı anlamlandırmak için bazen meseleyi tek bir nedene indirgemeye çalışır: 'Aile', 'internet', 'oyun', 'ergenlik', 'psikiyatrik sorunlar' gibi ya da faili şeytanlaştırır 'Cani doğmuş' gibi. Oysa şiddet neredeyse hiçbir zaman tek bir sebebin ürünü değildir; bireysel, ailesel, ilişkisel, okul temelli, çevresel ve toplumsal etkenlerin birikimiyle ortaya çıkar. Yani burada aradığımız şey 'kim suçlu?' sorusundan çok, 'hangi riskler bir araya geldi, hangi koruyucular eksik kaldı?' sorusu.
ÖNCEDEN SİNYAL VERİYORLAR
İlk önce biraz öncülleri, riskleri ve bazı işaretleri vurgulamakta fayda var. Bilimsel araştırmalar, okul saldırganlarının yüzde 76'sının sosyal medyada silahlı ve tehdit içerikli paylaşımlar yaptığını ortaya koyuyor. Bu sadece bir istatistik değil; bir uyarı sistemidir. Kahramanmaraş vakasında da saldırganın olay öncesinde arkadaşlarını tehdit ettiği söyleniyor. Diğer bir çarpıcı işaret de saldırganın whatsapp profil fotoğrafına koyduğu kişi. 2014’te ABD'de katliam yapıp intihar eden Elliot Rodger. Bukişi 'incel' (involuntary celibate - gönülsüz bekâr) hareketinin ilham kaynağıdır. İncel kültürü reddedilmeyi nefrete ve bazı durumlarda şiddet fantazilerine dönüştüren tehlikeli bir çevrimiçi ideolojik evrendir.
Bu veri bizi çevrimiçi toplulukları konuşmanın da gerekli olduğu gerçeğine götürüyor. Gençlerin çevrimiçi şiddet ve aşırılık yanlısı ağlarda aidiyet, görünürlük ve anlam arayabildiği,dijital ortamların radikalleşme ve şiddet normalleşmesi için hızlandırıcı rol oynayabildiği üzerinde durmamız gereken bir gerçek. Bu gruplarda gençler nefret dolu ideolojilerden dilediklerini seçip kendi zehirli karışımlarını oluşturuyorlar ve bunları istedikleri gibi dile getirebiliyorlar ve kabul görüyorlar. Bazen de bu platformlarda gerçek ile şaka arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Şiddet "komik" bir imaja dönüşüyor. Algoritmalar da bu içeriği besliyor. Sonra şiddet kimlik noktasına gelebiliyor.
Telegram gruplarında şu anda salgırganı "kahraman" ilan edenler, onun açtığı yoldan yürüyecek yeni çocuklar yetişiyor olabilir. Ve biz, "nasıl olur?" diye sorarken, bir başka okulda, bir başka 14 yaşındaki çocuk, Elliot Rodger'ın fotoğrafını profil resmi yapıyor, "Şaka yapıyorum" diyor, ve kimse onu ciddiye almıyor da olabilir.
SALDIRGANLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Tam da bu nedenle, saldırganı medyada görünür kılmamak ve çocuklar ile gençleri olay anına ait görüntülere tekrar tekrar maruz bırakmamak önemlidir. Asıl yapılması gereken, bu tür vakaların öncüllerine ve uyarı işaretlerine dikkatle bakmaktır. Nitekim literatür, okul saldırganlarıyla ilişkili bazı ortak özelliklere işaret etmektedir:
Derin sosyal izolasyon ve reddedilme hissi: Saldırganların çoğu, kendilerini okul ortamında yalnız, dışlanmış veya akranları tarafından acımasızca zorbalığa uğramış olarak tanımlamaktadır. Bu sadece 'utangaçlık' değil, kronik bir aidiyet yoksunluğudur. Kahramanmaraş failinin de yalnız, pek kimseyle konuşmayan, sessiz biri olduğu ifade edilmektedir.
Travmatik yaşam öyküleri: Bu bireylerin arka planında sıklıkla işlevsiz aile yapıları, ihmal, istismar veya şiddete maruz kalma gibi travmatik deneyimler bulunabilmektedir. Evde şiddet gören veya duygusal olarak terk edilmiş bir çocuk, öfkesini dışa vurmak için kusurlu bir yol haritası çizebilmektedir.
Psikolojik özellikler: Depresyon, narsisistik ve antisosyal eğilimler, empati yoksunluğu ve kontrolsüz öfke bu bireylerde sık dikkat çeken özelliklerdir. Bazı vakalarda tabloya paranoid ya da psikotik belirtiler de eklenebilir.Ancak bunlar her saldırganda görülen temel özellikler değildir. Ayrıca birçok vakada saldırı öncesinde intihar düşüncelerinin bulunması, şiddetin zaman zaman bir 'cinayet-intihar' dinamiği içinde şekillenebildiğini düşündürmektedir. Yani saldırgan aslında ölmek isteyen, fakat bunu yaparken başkalarını da yanında götüren bir 'intihar- cinayet' dinamiği içinde olabilir.
Tabii ki bir çocuğun bu noktaya gelmesi, sadece bireysel bir psikopatoloji meselesi de değildir. İçinde yaşadığımız toplum, çevre şiddeti adım adım normalleştirebilmektedir. Uzun yıllardır yapılan araştırmalar, şiddet içerikli oyunların ve medyanın, özellikle risk altındaki ergenlerde empati yetisini körelttiğini ve çatışma çözme becerilerini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ek olarak ülkemizde ruhsatsız silah bulundurma oranlarının yükselmesi dikkate alınması gerekli bir olgudur ve evde silah saklama güvenliğinin yetersizliği, bu tür olayların öldürücülüğünü artıran en önemli faktörlerden biridir. 14 yaşındaki bir çocuğun 5 silahla okula gelebilmesi, bu gerçeğin en acı kanıtıdır.
Yasımızı tutarken bazen bir çocuğun yalnızca kendi öfkesinin faili olmadığı yetişkinlerin ihmallerinin, şiddeti normalleştiren toplumsal iklimin ve dijital dünyanın zehirli alkışının da taşıyıcısı olur. Elbette failin sorumluluğu vardır. Ama sadece faili konuşup iklimi konuşmazsak, bir sonraki vakayı bekleyen pasif seyirciler haline geliriz. Çünkü şiddet bir anda doğmaz; önce dile gelir, sonra hayalde meşrulaşır, sonra ekranda dolaşır, sonra gruplarda alkış bulur, sonra evde erişim kazanır ve en son okul koridoruna iner.
DOÇ. DR. ELİF ULU KİMDİR?
1981 yılında Bursa’da doğdu. Ortaokul ve liseyi İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesinde tamamladı. 2004 senesinde Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans programından birincilikle mezun oldu. 2004 yılında Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2007 yılında yüksek lisans ve 2011 yılında doktora öğretimini aynı bölümde tamamladı. 2022 yılında Doçent unvanı aldı. Halen aynı bölümde görev yapıyor. Uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makaleleri, uluslararası kitap bölümleri ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan çok sayıda bildirisi bulunuyor. Çalışma konuları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, kariyer psikolojik danışmanlığı, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, evlilik ve aile psikolojik danışmanlığı ve bağımlılık danışmanlığıdır. Kendisi EMDR terapisti, aile danışmanı ve bilişsel davranışçı psikoterapisttir.