GeriEğitim COVID-19 sürecinde ölçme ve değerlendirme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

COVID-19 sürecinde ölçme ve değerlendirme

COVID-19 sürecinde ölçme ve değerlendirme

İçinde bulunduğumuz 21’inci yüzyılı kuşkusuz bu yüzyılda doğan çocuklar biçimlendirecek. 20’nci yüzyılın yöneticileri ve bu kişileri seçen insanlar, bu yüzyılın gençlerine birçok doğal ve toplumsal sorunları olan bir dünya bırakıyor. Küresel ısınma, deniz kirliliği, atıklar, savaşlar, açlık, haklardaki eşitsizlik ve niceleri. Bu sorunları; ekonomi, sağlık, eğitim, hukuk, gibi kurumlar ne yazık ki çözemedi. İnsanların bilişsel, duyuşsal ve sosyal öğrenmeleri bu sorunları çözmede yeterli olmadı. İnsan davranışları teknoloji kadar hızlı gelişme göstermedi.

2019’un sonlarında bulaşıcı bir virüs olan COVID-19 tüm toplumları birçok açıdan hazırlıksız yakaladı. Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun toplumların sağlık, ekonomi, eğitim, gibi kurumları COVID-19 karşısında çaresiz kaldı. Genç kuşakların yetiştirilmesi, onlara gerekli bilgi, beceri ve değerlerin zamanında kazandırılması birçok toplumun öncelikli görevi olsa da dünya ülkelerinin ve Türkiye’nin çabalarına bakıldığında ülkelerin öğretim süreçlerini nasıl yönetmeleri gerektiğini bilemedikleri COVID-19 karşısında geçici önlemlerle günü kurtarmaya çalıştıkları görülüyor. Sınıf içi öğretim etkinliklerinin nasıl yapılandırılacağı, ders materyallerinin nasıl hazırlanacağı, derse devamın nasıl sağlanacağı, etkili öğretim yöntemlerinin nasıl kullanacağı ve sınıf içi öğrenme başarının nasıl belirleneceği gibi konular hâlâ yanıtını bulamadı. Tüm bunların yanında bilgisayar ve internet gibi teknolojik olanakların yetersizliği de öğretim sürecini zorluyor.

BUGÜN ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME NASIL YAPILIYOR?
Bugün çevrimiçi öğretim sürecinde ölçme ve değerlendirmenin nasıl yapılacağı eğitim kurumları tarafından en çok sorulan sorular arasında. Türk eğitimi öğrenci merkezli eğitim uygulamalarına geçme konusunda bir atılım yapmış olsa da eğitim uygulamaları hâlâ öğretmen merkezli ve öğretmenler öğrencilerinin derslerde ne kadar öğrendikleriyle daha çok ilgileniyor. Bu durum öğretmenleri kısa yanıtlı, boşluk tamamlamalı, doğru-yanlış, çoktan seçmeli gibi geleneksel ölçme yollarını kullanarak bir sınav yapmaya yöneltiyor. Sınıf içinde kontrollü ortamda uygulandığında öğrenmeler hakkında bilgi veren kısa yanıtlı, boşluk tamamlamalı, doğru-yanlış, çoktan seçmeli gibi sorular çevrimiçi ortamda anlamsız duruma gelebiliyor. Öğretmenler ders başarısının bir ölçüsü olacak bu tür ölçme uygulamalarını kullanma konusunda çeşitli sakıncalar görüyor. Bir yandan öğrencilerin bu tür sınavlarda kullanılan soruların yanıtlarını ders kitaplarında doğrudan bulabilmeleri, yanıtlar konusunda arkadaşlarından destek alabilmeleri verilen başarı puanını anlamsızlaştırıyor ve öğrencilere duyulan güven sarsılıyor. Diğer yandan sınavların belli bir zaman aralığında yapılacak olması öğrencileri sıkıntıya sokuyor, yeterli internet desteğine sahip olmayan öğrenciler kendine tanınan zaman diliminde sınavları yanıtlayamayarak gerçek başarılarını gösteremiyorlar.

ÖĞRENCİ BAŞARISI NASIL BELİRLENMELİ?
Öğrenci başarısı kavramı 1990’lı yıllardan itibaren öğrencilerin; anlama, problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık gibi üst düzey düşünme süreçleriyle ilişkilendirildi. Öğrencinin kitaplardaki bilgileri ve öğretmenlerinin anlattıklarını ezberlemesinden çok bilgilerin gerçek yaşam durumlarında kullanmaları, doğal ve toplumsal sorunlarla ilişkilendirmeleri önemli görüldü. Bu anlayışı benimseyen toplumlar, sosyoekonomik ve kültürel gelişimlerini çocuklarının okullardaki yetişme biçimine bağlı olarak gördü. 20’nci yüzyılın sonlarında benimsenen bu yaklaşım, çok sayıda bilgi yüklü sınav uygulamaları yerine öğrencilerin daha fazla okumasını, araştırma yapmasını ve edindiklerine dayalı görüşlerini yazmasını sağlayan açık uçlu sorularla göreve dayalı ölçme uygulamalarını ön plana çıkardı. Bu durum öğrencilerin yalnızca bilişsel öğrenmelerdeki gelişimlerinin değil, duyuşsal ve sosyal gelişimlerinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) başta olmak üzere okulların, öğretmenlerin bir anlayış değişikliğine gitmeleri eğitimde önemli bir kırılma noktası olacaktır. Türk eğitiminin çevrimiçi ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarına, 21’inci yüzyılın öğrencilerini yetiştirme anlayışıyla bakması önemli. Derslerin kapsamında yer alan temel bilgilerin bilişsel, duyuşsal ve sosyal becerilerle ilişkilendirilmesi ve öğrencilerin bu üç beceriyi aynı anda kullanacakları ölçme uygulamalarıyla karşılaşması önemli. Öğretmenlerin açık uçlu soruları tercih etmeleri, açık kitaba dayalı ölçme uygulamalarına yer vermeleri, öğrencilerin yeteneklerini kullanarak bir işi başarmasını sağlayan göreve dayalı ölçme yaklaşımlarını kullanmaları yerinde olacaktır.

EN ÖNEMLİ GÜÇ ÖĞRETMENLERİMİZ
Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için MEB’in kütüphaneleri, öğrencilere ve öğretmenlere dönük yayınları öğrencilerin ve öğretmenlerin kullanımına açması önemli. Ayrıca öğrencinin becerilerini ve yeteneklerini kullanmasını sağlayacak ölçme ve değerlendirme uygulamalarının öğrencilere katkıları hakkında veliler bilgilendirilmeli. En önemlisi öğrencilere duyulan güven vurgulanmalı, onların katkı almadan kendi bireysel yetenekleriyle çalışmaları yapabilecekleri konusunda güven duyulduğu belirtilmeli. Okul öğrenmelerini gerçek yaşam durumlarında kullanabilme gücünü kazanmanın bir sınav puanından daha değerli olduğu vurgulanmalı. Ölçme ve değerlendirme süreci etkili bir geribildirim sürecine dönüşmeli, ders tekrarı yapmak yerine, öğrenci becerilerinin gelişimine vurgu yapılmalı, öğrencinin ilgisini, merakını çekecek okuma materyalleriyle öğrenciler desteklenmeli. Bu süreci yürütmede en önemli güç öğretmenlerimizdir. Bu yazıda dile getirilen ölçme ve değerlendirme uygulamaları konusunda öğretmenler bilgilendirilmeli, illerdeki milli eğitim müdürlükleri bünyesinde kurulmuş olan ölçme ve değerlendirme merkezlerine sorumluluklar verilmeli. Türkiye’nin, öğrenci yeteneklerini ön plana alan bir eğitim anlayışıyla gelişeceği unutulmamalı.

DR. ÖĞRETİM ÜYESİ ÖMER KUTLU KİMDİR?
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Ölçme ve Değerlendirme Bölümü öğretim üyesi Ömer Kutlu, 2001 yılında aynı üniversite ve bölümde ‘yardımcı doçentlik’ derecesini aldı. 1984-1997 yılları arasında ÖSYM’de test ölçme ve değerlendirme uzmanı olarak çalıştı. Yurtiçinde ve yurtdışında test geliştirme çalışmalarının sorumluluğunu yürüttü. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli birimlerinde test geliştirme ve öğrenci başarısının izlenmesi çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası eğitim araştırmaları çalışmalarına danışmanlık yaptı. Çeşitli kurum, kuruluşa madde yazma ve test geliştirme konularında eğitimler verdi, uygulamalı çalışmaların yürütücüsü oldu. Özellikle öğrenci başarısının geliştirilmesi, açık uçlu madde yazma, üst düzey düşünme süreçlerinin belirlenmesiyle okuduğunu anlama becerilerinin ölçülmesi konusunda okul ve il çalışmalarının sorumluluğunu üstlendi. İlgili konularda yayınlar yaptı ve proje çalışmalarına katıldı. Şu anda kuruculuğunu yaptığı Ankara Üniversitesi Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (ANKÜDEM) müdür olarak görev yapıyor.

False