‘Çocuklar öfkeliyse önce kendimize bakmalıyız’

Güncelleme Tarihi:

‘Çocuklar öfkeliyse önce kendimize bakmalıyız’
Oluşturulma Tarihi: Nisan 25, 2026 14:14

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul’da 4’üncü Uluslararası Montessori Zirvesi’ne katıldı. Zirvede konuşan Bakan Tekin, “Okul bahçesinde, koridorda, sınıf kapısında karşımıza çıkan taşkınlığı çocukların anlık öfkesiyle açıklayamayız. Çocuklarımızın dilinde öfke büyüyorsa, önce kendi dilimize bakacağız” dedi.

Haberin Devamı

Bu yıl 4’üncüsü ‘Modern Dünyada Çocuk: Riskleri Anlamak, Potansiyeli Özgürleştirmek’ temasıyla düzenlenen Uluslararası Montessori Zirvesi’nde, hızlı gelişen dünyada çocukların karşı karşıya kaldığı riskler ve onların potansiyelini açığa çıkarmanın önemi ele alındı. Zirveye katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına dikkat çekerek bu yaşananların ardından çocukların dünyasına dikkatle eğilmek gerektiğini belirtti. Modern dünyada çocukların oldukça imkana sahip olduğunu ama aynı zamanda onların ciddi imtihanlardan geçtiğini dile getiren Bakan Tekin, şöyle konuştu:

ÇOCUKLARIN DOĞAL GELİŞİM SÜRECİ ZORLAŞTI
“Son günlerde yaşadıklarımız, çocuklarımıza ne kadar büyük bir dikkatle eğilmemiz gerektiğini, aileyi, okulu ve toplumu bu başlık etrafında ne kadar sağlam bir hassasiyetle buluşturmamız icap ettiğini bir kez daha gösterdi. Bugün çocuklarımız, bilgiden mahrum kalmak bir yana, maruz kaldığı şeylerin çokluğu altında yönünü tayin etmekte zorlanan bir nesil hâline geldi. Telefonun, tabletin, sosyal medyanın ve kesintisiz içerik akışının çocuklarımızın dikkatine, diline, arzu dünyasına, hayaline ve hayata bakışına nüfuz ettiği bir dönemden geçiyoruz. Gündelik hayatın sertleşen üslubu, tahammül eşiği düşen ilişkiler, her şeyi hızla tüketmeye alışmış zihinler, çocuklarımızın yavaş yavaş olgunlaşmasına imkân tanıyan doğal gelişim sürecini zorluyor. Bu sebeple bugün çocukluk meselesini konuşurken müfredatın, yöntemin yahut teknik tedbirlerin ötesine geçen daha büyük bir sorumlulukla yüz yüzeyiz.

YETİŞKİNLERE BAKARAK BÜYÜYORLAR
Hepimiz biliyoruz ki evlatlarımız, en çok bizim onlara ve birbirimize nasıl davrandığımıza bakarak büyüyor. Kendilerine verdiğimiz nasihatten önce, evin içinde kurduğumuz dili, öfke anında gösterdiğimiz tavrı, sokakta sergilediğimiz muameleyi, ekranda normalleştirdiğimiz davranışları görüyorlar. Ekranlarda aşağılamanın, teşhirin ve linç kültürünün bu kadar kolay dolaşıma girdiği bir zamanda, çocuklarımız neyin güç, neyin kabalık, neyin cesaret, neyin zorbalık olduğunu net biçimde ayırt etmekte zorlanıyor. Bu sebeple okul bahçesinde, koridorda, sınıf kapısında karşımıza çıkan taşkınlığı tek bir çocuğun anlık öfkesiyle açıklayamayız. Orada bizim kurduğumuz hayatın, gevşettiğimiz hudutların, ihmal ettiğimiz terbiyenin, çoğalttığımız sertliğin ve dijital dünyanın çocuklarımızın ruhuna taşıdığı hoyratlığın payı vardır. Çocuklarımızın dilinde öfke büyüyorsa, önce kendi dilimize bakacağız. Tahammül zayıflıyorsa, önce kendi ilişkilerimizi gözden geçireceğiz.

Haberin Devamı

KUŞATICI YAKLAŞIMI GÜÇLENDİRDİK
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile hedefimiz evlatlarımızın bilgisini beceriyle, becerisini değerle, değerini de hayatla buluşturan bütüncül bir eğitim iklimini kökleştirmek. Modern çocukluğun yükü, bugün en görünür biçimde bağımlılık eğilimlerinde, dijital savrulmada, okuldan ve hayattan geri çekilmede kendini hissettiriyor. Biz de bu tablo karşısında bağımlılıkla mücadeleyi çocuklarımızın esenliği, karakter gelişimi ve okul aidiyetiyle birlikte ele aldık. Dijital Esenlik Projesi’yle teknoloji karşısında savunmasız kalan iç dünyayı daha yakından gözeten bir koruma yaklaşımı geliştirdik. Bununla birlikte, rehberlik, risk izleme ve erken müdahale kapasitemizi de daha güçlü hâle getirdik. Çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı kırılganlık alanlarını, okuldan kopma risklerini, davranış örüntülerini ve destek ihtiyacını daha yakından izleyen bir yapı kurmaya gayret ettik. Böylece soruna dair işaretleri erkenden fark eden, okulun nabzını tutan, rehberlik ihtiyacını görünür kılan ve zamanında destek sunan daha kuşatıcı bir yaklaşımı güçlendirdik.”

BAKMADAN GEÇME!