Çocuklar neden şiddet eğilimi gösterirler?

Çocuklar neden şiddet eğilimi gösterirler

Çağımızda toplumda gittikçe artan saldırganlık sorunlarının ilk nüveleri aslında çocukluk döneminde başlar. Saldırganlığın nedenleri tanınamazsa, uygun çevre ve ebeveyn tutumları sağlanamazsa sorun erişkinlikte daha da kemikleşip suç davranışına kadar giden bir gidiş gösterebilir. Saldırganlık bazen biyolojik yatkınlık nedeniyle bazı psikiyatrik bozuklukların bir parçası olabilir.

Haberin Devamı

Böyle durumlarda ilaç ve psikoterapi gibi tedavi yöntemleri gereklidir. Saldırganlığın nedeni ne olursa olsun çevresel etmenler ilerlemesinde ve durdurulmasında oldukça önem kazanmaktadır. Bu nedenlerle ebeveynler büyük sorumluluk taşırlar.

SALDIRGANLIĞIN NEDENSELLİĞİ: DUYGULU/DUYGUSUZ SALDIRGANLIK
Saldırganlığı yönetebilmemiz için saldırganlığı iyi tanımamız gerekir. Memeli modellerde saldırganlık dürtüsel (duygusal) ve avlanmaya yönelik olarak tanımlanır. Dürtüsel/duygusal nedenle öfke nöbeti ya da saldırganlık gösteren çocuklar ya da bireyler istemli olarak karşı tarafa ya da çevreye zarar vermeyebilirler. Ancak avlanmaya yönelik çıkan saldırganlıkta sakin, hesap yapan bir avcı zihniyeti olduğuna kanaat edilir dolayısı ile bu bireylerde “duygusuz” bir saldırganlık mevcuttur ve kişileri mağdur edebilirler. Anti sosyal davranışlar olarak da adlandırdığımız bu davranışların gelişiminde sosyal faktörler çok önemlidir. Çocuk ve ergenlerde, suç oranının yüksek olduğu, aile içi geçimsizlik, şiddetli cezalandırılmaların sık olduğu, büyüklerin kontrol ve denetiminin olmadığı ortamlar bu davranışlara zemin hazırlarlar. Bu ortamlarda aynı bazen çocuk ve gence uyuşturucu kullanımı gibi kötü alışkanlıklara kolay erişim de sorunu artırmaktadır. Özellikle ergenlikte ortaya çıkan saldırganlık problemleri çevre ile çok ilgilidir ve sosyolojik düzenlemelerle düzeltilebilir. Bazen çocukluk döneminde hiç saldırganlık sorunu yokken gençlik döneminde yetersiz ebeveyn kontrolü, yoldan çıkaran arkadaşlar, madde kullanımı gibi nedenlerden dolayı saldırganlık ortaya çıkabilir.
Despotluk teorisine göre çocuk öfkelenmeye yatkın bir biyolojik yapıya sahip olabilir ancak çocuk öfkesinin yakın çevresini kontrol altında tutabildiği bir güç olduğunu fark ettiğinde bu davranışları güçlendirilmiş olur. Çocukta kazanç elde etmek için saldırgan tutumuna devam eder. Böyle bir durumda çevre ve ebeveyn tutumları oldukça önem kazanır. Çocuk belki elinde olmayan duygusal nedenlerle öfkelenebilir ancak öfkelendiğinde ebeveynin ondan istediği sorumluluktan kurtulduğunu fark ederse öfkelenmeye devam eder. Bir nevi despotluğu öğrenmiş olur.
Dürtüsel/duygusal saldırganlık çocukta düşünmeden hareket etmek, mesela düşünmeden arkadaşına vurmak şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durum çoğunlukla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda görülür. İlaç tedavisi ile büyük oranda düzelir. Bunun yanısıra sürekli olarak tedirgin, huysuz haftada en az iki kez öfke krizi geçiren “duygudurum düzenleme bozukluklu” çocuklar yoğun saldırganlık gösterebilirler. Bu çocukların tedavisi çok zordur, ilaç tedavisi yanı sıra, psikoterapi ve ebeveynlerin eğitimini gerektirir.

Haberin Devamı

SALDIRGANLIĞA YOL AÇAN ÇEVRE KOŞULLARI
Geçmişinde yoğun travmalara maruz kalmış, istismar ve ihmale uğramış çocuklar saldırganlığa çok yatkın olurlar. Bu çocuklar kötü muameleye maruz kaldıkları için dünyayı oldukça “güvensiz” bir yer olarak algılarlar. Bu çocuklar gerçekleri paranoyakça algılayıp aşırı tepki gösterebilirler.
Duygusuz saldırganlık kısmına geçtiğimiz zaman olumsuz çevre koşulları, denetim azlığı, ihmal ile birlikte çocuğun ahlaki ve vicdani gelişiminde bir bozulma söz konusudur. Bu tür saldırganlığa sahip çocuklar ve gençlerde acıma duygusu yoktur. Etraflarına ciddi zararlar verirler geleceğin potansiyel suçluları bu çocuklardır.
Olumsuz çevre koşulları sürekli kötü muamele ve şiddete maruziyet bir süre sonra buna maruz kalan çocuk ve gençte saldırganla özdeşime yol açabilmektedir. Dolayısı ile saldırganı kendine model alma, saldırma davranışını içselleştirme olabilmektedir. Ne yazık ki saldırgan davranışlara maruz kalmış çocuk ve ergenler potansiyel olarak geleceğin saldırgan erişkinleri olacaktır.

Haberin Devamı

ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK NASIL YÖNETİLİR?
Kolay patlayan çocuklar genelde dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik organisazyon sorunu çeken çocuklardır. Yönetsel işlevlerinde bazı zorluklar yaşamaktadırlar. Saldırgan çocuklar çoğunlukla ben merkezcidir, empati ve sosyal incelikten yoksundur. Sosyal beceri zorlukları yaşarlar. Bazen dili anlama algılama , doğru olarak kendini ifade etmede çok zorlanırlar. Burada çocuğun olumsuz özelliklerine odaklanmak yerine sorunu tanıyıp çözmeye odaklanmak ve çocuğun olumlu başa çıkma yöntemlerini kullanmasını sağlamak önemlidir.

EBEVEYNLERE SALDIRGANLIĞI ÖNLEMEK İLE İLGİLİ ÖNERİLER
- Çocuğunuzun sorun çözme becerilerini geliştirmesine yardımcı olun. Stres yaratan sorun nasıl algılanıyor gerçekten çok büyük bir sorun mu yoksa gerginlikten dolayı çok büyük bir sorun olarak mı algılanıyor anlayın. Bunun için önce ortamı ve çocuğunuzu rahatlatın. Eğer sorun büyükse parçalara ayırarak çözmeye çalışın.
- Çocuğunuza onu aşağıya çeken, moralini bozan, gerginlik yaratan ve üzen durumlardan uzak durmasını öğretin.
- Kavga etmenin güçlü olmak anlamına gelmediğini gösterin günlük hayatta kaba ve kışkırtıcı davranışlarla karşılaştığınızda bunlara aynı şekilde cevap vermek yerine görmezden gelin ve onaylamadığınızı ifade edin böylece çocuğunuza uygun model olacaksınızdır.
- Çocuklar ebeveynlerinin yaptıkları ile söyledikleri arasındaki farkı bilir bu nedenle kesinlikle yapmasını istemediğimiz eylemleri yapmamalıyız. İyi rol model olmak oldukça önemlidir.
- Çocuğunuzu dinleyin çocuklar kendilerini dinleyen anlamaya çalışan ebeveynlere daha çok güven duyar ve söylediklerini dinlerler.
- Çocuğunuza empati yapın duygularını anlamasını ve hissetmesini sağlayın, siz onun duygularını görmezden gelirseniz o da duygularını görmezden gelmeye devam edecektir.
- Çocuğunuza diğer insan ve hayvanlara yardımcı olarak iyi model olun, merhamet ve vicdan duygularının gelişmesi için başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını anlamasını sağlamaya çalışın.

Haberin Devamı

PROF. DR. NESLİHAN İNAL KİMDİR?
Prof. Dr. Neslihan İnal, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği başkanıdır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı başkanıdır.1996 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini 2001 yılında tamamlayarak, 2002-2004 tarihleri arasında öğretim görevlisi uzman doktor, 2004-2010 tarihleri arasında yardımcı doçent doktor, 2010-2015 tarihleri arasında doçent doktor, 2015 tarihinden itibaren profesör doktor olarak çalışmaya devam ediyor. Araştırma ilgi alanlarını başta çocuk ve ergenlerde duygudurum bozuklukları (depresyon ve bipolar bozukluk) olmak üzere dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, teknoloji ve ekran bağımlılığı, öğrenme bozuklukları(disleksi) ve çocuklarda psikofarmakolojik ilaç kullanımı oluşturur. Bu konularda pek çok seminerler vermiştir, kırktan fazla makale ve kitap bölümü yazarlığı, kitap editörlüğü mevcuttur. 2003 tarihinde Amerikan Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsünde (NIMH)pediatrik bipolar bozukluk araştırma ekibinde konuk araştırmacı olarak çalıştı. 2008 tarihinde NIH (Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü) Fogarty International Fonu ve Harvard Çocuk Hastanesi desteği ile Michigan Üniversitesi Otizm Merkezi’nde “Otizmli çocuklu anne babalarla yarı-yapılandırılmış ADI-R(tanı koydurucu altın standart görüşme) eğitimi” almıştır. Dr. Abdülkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü Psikodrama temel asistanlık eğitimini 2002 yılında tamamladı. Bilişsel davranışçı terapiler derneği tarafından verilen çocuklarda bilişsel davranışçı terapiler temel teorik eğitimini 2019 yılında tamamlamıştır. Duygudurum bozuklukları alanına TPD duygudurum bozuklukları araştırma ödülü (2002), Bipolar Bozukluklar Derneği Araştırma Proje Ödülü (2009), International Society of Bipolar Disorders (ISBD) bipolar bozukluklar alanında uluslararası genç araştırmacı ödülünü kazanmıştır. Bunlar dışında çeşitli poster ve proje ödülleri mevcuttur. 2012 tarihinde Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Duygudurum Bozuklukları Komisyonu’nu kurmuş halen başkanlığını yürütmekte, 2014-2018 tarihleri arasında Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği yönetim kurulunda önce genel sekreter daha sonra ikinci başkan olarak çalışmıştır. Halen Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisinin (Turkish Journal of Child and Adolescent Mental Health) baş editörüdür. International Journal of Bipolar Disorders dergisinin editörler kurulundadır. Haziran 2018- eylül 2020 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitü Müdürlüğü görevini yerine getirmiştir.