Çocuğa konuşma becerisi nasıl kazandırılır?

Güncelleme Tarihi:

Çocuğa konuşma becerisi nasıl kazandırılır
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 10, 2026 10:47

İnsan, normal koşullarda, kendisini diğer insanlardan tamamen soyutlayarak yaşamını sürdüremez. Maddi ya da manevi paylaşım ihtiyacı, onun duygu, düşünce ve isteklerini diğerlerine bildirmesini ve diğerlerinin bildirdiklerini anlamasını; iletişim kurmasını gerektirir. İnsanların iletişim kurmak için kullandıkları en etkili araç dildir; bundan dolayı iletişimin niteliğini dili kullanma becerisi belirler.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Dil, dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin işlevsel bütünlüğünden oluşur. Dil gelişimi daha anne karnında dinlemeyle başlar; doğumdan sonra dinlemeyle birlikte konuşma, okuma ve yazmaya ilişkin yaşantılarla devam eder. Her bir beceriye ilişkin yaşantı diğer becerilerin gelişimini de doğrudan etkiler.

KONUŞMA VE DÜŞÜNME
Dört temel dil becerisinden biri olan konuşma, duygu, düşünce ve isteklerin konuşma sesleri aracılığıyla iletilmesidir. Birey, iletisini anlaşılmasını istediği şekilde düzenleyerek iletir. Bilgiyi düzenleme düşünme ile ilgili bir süreçtir. Düşünme, sadece konuşmayla değil, dinleme, okuma ve yazmayla da ilişkilidir. Düşünme, bir yandan bu becerilerin gelişimini etkilerken bir yandan da bunların gelişiminden etkilenir.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KONUŞMA BECERİSİ
Konuşmayla ilgili herhangi fizyolojik ya da bilişsel yetersizliği ve öğrenme güçlüğü bulunmayan her çocuk, konuyla alakalı uygun ve yeterli uyaranlarla karşılaşırsa konuşmayı okula başlamadan önce, gözlem yaparak, model alarak ve taklit ederek öğrenir. Plansız, neredeyse gelişigüzel yollarla ve kendiliğinden gerçekleşen bu süreçte konuşma becerisinin niteliği yakın çevredekilerin desteğiyle artar. Daha bebeklik döneminin (0-2 yaş) en başında, anne-baba ya da bakımını üstlenenlerin bebekle konuşmaları; ona öyküler anlatmaları bebeğe gözlem yapmak, model almak ve taklit etmek olanağı sağlar. Bebeği ses çıkartmaya, sözcük söylemeye teşvik etmek; çıkardığı seslere ve yerinde kullandığı sözcüklere pekiştirici ve cesaretlendirici tepkiler vermek; nesnelerle adları, eylemlerle adları arasındaki ilişkiyi fark etmesini sağlamak; istediğini anlatması için fırsat vermek sadece konuşma becerisinin değil, düşünme becerisinin gelişimini de destekler.

Haberin Devamı

ÇOCUK AKRANLARIYLA BİR ARADA OLMALI
Ülkemizde, yaygın olsa da öğretim henüz zorunlu olmadığı için okul öncesinde çocuğun konuşma becerisinin gelişiminde ailenin etkisi büyüktür. Erken çocukluk döneminin (2-6 yaş) başından itibaren etkileşimli kitap okumak hem konuşma becerisinin hem düşünme becerisinin gelişimi için önemli. Etkileşimli okuma sırasında, çocuğa görseller gösterilmesi, görsellerle ilgili yazıların okunması ve ardından düzeyine uygun sorular sorularak çocuktan cevaplar istenmesi, görsellere bakarak konuşmasının ve anladıklarını anlatmasının istenmesi bir yandan çocuğun konuşmasını, bir yandan da konuşma becerisinin düzeyinin görülmesini sağlar. Çocuğun sorduğu sorulara cevap vermek; konuşmak, şarkı söylemek, fıkra ya da öykü gibi noktaları anlatmak istediğinde onu sabırla dinlemek, ona uygun dönütler ve pekiştireçler vermek, konuşmaktan çekinmeyen, konuşmaya cesaretli çocuklar yetiştirmek için etkili davranışlardır.

Haberin Devamı

Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacını karşılamak için bir araç olan konuşmanın gelişimi için çocuğun akranlarıyla bir arada olması da çok değerlidir. Çocuklar oyun oynarlarken birbirleriyle anlaşabilmek için konuşurlar; kendilerinde konuşmaya ilişkin ne varsa bunları kullanma fırsatı bulurlar. Oyun oynarlarken birbirlerinden yeni sözcükler, söz kalıpları ve cümle yapıları da öğrenirler.

Okul öncesi dönemdeki çocuğu konuşurken sözcükleri doğru seslendirmesi ve bunları yerinde kullanması, istediğini yeterince anlaşılır kılacak sayıda sözcükten oluşan cümleler kurması, başladığı cümleyi bitirmesi ve göz teması kurması için yönlendirmek ve bu özellikleri aşamalı olarak beklemek uygun olur.

Haberin Devamı

İLKOKULDA KONUŞMA BECERİSİ NASIL KAZANDIRILIR?
Ortalama beş-altı yaşındaki çocuk, aile ve oyun çevresindeki bireylerle, o döneme kadar edindiği konuşma ile ilgili beceri ve alışkanlıklar yardımıyla yeterli düzeyde iletişim kurabilir. Okullaşmayla birlikte çocuğun sosyal çevresi genişler. Artık, o döneme kadar edindiğinden daha fazlasına ihtiyacı vardır. Üstelik okula yeni başlamış çocuğun dili çevresinin dilidir. Bundan dolayı farklı çevrelerden gelen çocukların konuşmaları ve konuşmaya yönelik bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor özellikleri de farklılık gösterebilir. Çocuğun bu döneme kadar edinmiş olduğu konuşma becerisini daha da geliştirmek, yanlış öğrenmelerini düzeltmesini ve eksiklerini tamamlamasını sağlamak konusunda görevi öğretim kurumları devralır. Öğrencilerin istendik beceri ve alışkanlıkları kazanmaları için öğretimin amaçlarının belirlenmesi, bu amaçlara ulaşmayı sağlayacak nitelikte içeriğin ve öğretme-öğrenme ortamlarının düzenlenmesi, sürecin ve sonucun kontrolünün yapılması gerekir.

Haberin Devamı

Okullarda, öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişmesi konusunda, en önemli görev öğrenmeyi kılavuzlayan öğretmene düşer. Oysa bazı öğretmenlerin, dinleme becerisi gibi, konuşma becerisinin gelişimine okuma ve yazma becerilerine göre daha az zaman ayırdıkları söylenebilir. Hemen her derste soru-cevap tekniğini kullandığı sırada öğrencilerinin sorulara zaten konuşarak cevap vermeleri öğretmeni konuşma becerisine yeterince zaman ayırdığı gibi yanlış bir düşünceye götürebilir. Derslerde soru-cevap tekniğini kullanan öğretmenin sorduğu sorulara yanlış ya da eksik cevaplar veren öğrencilerine örseleyici tepki göstermemesi öğrencilerin yeterli cevabı verememe kaygısıyla konuşmaya karşı heveslerini ve cesaretlerini yitirmemeleri bakımından önemlidir. Bununla birlikte öğretmen, öğrencilerin sorulan sorulara kısa cevaplar vermelerini; “şey” sözcüğünü kullanmalarını göz ardı da etmemelidir. Sorulara, “Evet.” ya da “Hayır.” cevabını verenlere, “Neden böyle düşünüyorsun?”, “Bana bunu açıklar mısın?” gibi karşılıklar vermeli; onları daha açık ve yeterince uzun cevaplar verebilmeleri için yönlendirmelidir. “Şey” sözcüğü kullanıldığında “Bunun ne olduğunu söyler misin?” sorusuyla karşılık vererek anlatmak istediklerini karşılayan uygun sözcükleri kullanmalarını sağlamalıdır.

Haberin Devamı

Soru-cevap tekniği öğrencilerin düşünme becerileri gibi konuşma becerilerini geliştirmek için de uygun fırsatlar sağlasa da yeterli değildir. Öğretmen, konuşma becerisinin önemini, bu becerinin ancak yeterli ve uygun etkinliklerle istendik düzeyde gelişebileceğini dikkate almalıdır. İlkokul birinci ve ikinci sınıflarda haftada onar saat, üçüncü ve dördüncü sınıflarda ise sekizer saat olan Türkçe derslerinde her hafta en az ikişer saat sadece konuşma becerisine zaman ayrılmalı; her öğrenciye mutlaka bireysel olarak ya da grupla yeterince konuşma fırsatı verilmelidir. Unutmamak gerekir ki beceri yaparak gelişir. Sadece birinin konuşmasını dinlemek diğerlerinin konuşma becerilerinin gelişimini sağlayamaz. Bunun için öğrencilerin öğretme-öğrenme sürecine etkin katılımı sağlanmalıdır.

KONUŞMALAR PLANLANMALI
Bazı öğretmenler, tüm derslerin öğretim programlarının yoğunluğundan dolayı konuşma becerisine yeterince yer verecek zaman olmadığından yakınabilirler. Gerçekten de mevcut öğretim programları öğrenciler için önemli olan diğer bilgi ve becerilerle doludur. Bununla birlikte öğretmenler konuşma becerisini geliştirme uygulamalarını diğer derslerle birleştirmek için fırsatlar bulabilirler. Yalnızca Türkçe dersleri değil, tüm dersler karşılıklı sorular sorup cevaplar vermeye; okunanların ya da dinlenenlerin sözlü olarak özetini yapmaya; düşünceleri açıklamaya ve tartışmaya fırsatlar yaratan etkinlikler yapmaya uygundur. Bu uygulamalar, bir yandan öncelikle o derslerin amaçlarına hizmet ederken, bir yandan da yalnızca konuşmanın değil, öteki dil becerilerinin ve düşünme becerisinin de gelişimini destekler. Örneğin, sosyal bilgiler dersinde öğretmen, öğrencilerden sözlü sunum yapmalarını isteyebilir. Bu arada diğer öğrenciler yapılan sunumu bir dinleme aracı olarak kullanabilirler. Hayat bilgisi dersinde öğretmen, bazı öğrencilerden sesli okumalarını ve diğerlerinin bunu dinledikten sonra sözlü olarak özetlemelerini isteyebilir. Biraz hayal gücü ve yaratıcılıkla birleştirilmiş öğretim için pek çok fırsat yaratılabilir; birleştirilmiş öğretim aynı anda birden fazla alana ait özelliklerin kazandırılması anlamına gelmektedir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, sesli okuma sırasında dinleme, ardından konuşma yapılabilir. Böyle bir birleştirilmiş öğretim, diğer derslere temel dil becerileriyle ilgili amaçların katılmasının yanı sıra, zamanın etkin kullanılmasını da mümkün kılar.

Öğrencilerin konuşmalarını nasıl planlayacaklarının ve nasıl konuşacaklarının öğretiminde doğrudan öğretim etkili olur. Bu öğretim sırasında konuşma kartlarının kullanılması öğrencilerin planlamaya ve uygulamaya ilişkin özellikleri somut olarak görmelerini sağlar. Öğretmen, bir konuşma etkinliğinde kullanılacak konuşma kartında şu başlıklardan sınıf düzeyine ve konuşma amacına uygun olanlara aşamalı olarak yer verebilir: Konuşma Konusu, Konuşma Amacı, Konuşma Yolu, Çıkarılacak Ders, Verilecek Temel Düşünce, Öykü Unsurları (Kişiler, yer, zaman, olay), Düşünceyi Geliştirme Yolları (Tanımlama, karşılaştırma, benzetme, örnek verme, sayısal veri), Neden-Sonuç İlişkileri, Yeni Sözcükler, Sözcük Türleri, Konuşma Kuralları. Öğretmen önceden hazırladığı sadece başlıkların yer aldığı konuşma kartını tahtaya yansıtabilir ve öğrencilerine dağıtabilir. Karttaki başlıklara ait içerik öğrencilerin yönlendirilerek etkin katılımlarıyla bulundukça yerlerine yazılır. Önce öğretmen bu kartı kullanarak nasıl konuşulacağını örnek konuşması üzerinden gösterir. Daha sonra öğrencilerden konuşma kartlarını kullanarak konuşmalarını bekler. Öğrenciler konuşurlarken onları gözlemler; doğrularını pekiştirmeleri, eksiklerini tamamlamaları ve yanlışlarını düzeltmeleri için uygun dönütler ve tekrar fırsatları verir.

ÖĞRENMENİN KALICI OLMASI İÇİN TEKRAR ÖNEMLİ
Beceri kazanmada ve becerilerin alışkanlığa dönüştürülmesinde tekrar önemli. Öğrencilerin kazandıkları özelliklerin kalıcı hâle gelmesi, bunların değişik durumlar içinde tekrarlanmasını gerektirir. Tekrar alıştırmaları sırasında, öğrencilerin sıkılmamaları, etkinliklere isteyerek katılmaları sağlanmalıdır. Bunun için, öğrencilerin sadece oturdukları sıradan ayağa kalkarak konuşmaları yerine, sınıfın önünde hazırlanan bir kürsüde, zaman zaman bir mikrofon kullanarak, bazen görsel sanatlar dersinde kendilerinin hazırladıkları bir üç boyutlu ekran ya da perde modelinin önünde konuşmalarını sağlamak konuşma ortamını farklılaştırır.

Konuşma becerisinin geliştirilmesinde, dikkate alınması gereken konulardan biri de farkındalıktır. Her şeyden önce öğrencilerin konuşma becerisinin önemini anlamaları sağlanmalıdır. Bunun için onlara günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri, konuşma becerisinin önemine ilişkin örnek durumlar sunmak; bu örnekler üzerinden sorular sorarak onları neden-sonuç ilişkisi kurmaları için yönlendirmek etkili olur. Her konuşma etkinliğinin başında onlara bu etkinlikle kazanacakları konuşma özellikleri konusunda bilgi vermek neyin neden yapıldığını anlamalarını sağlar. Öğrencilerin her konuşmanın bir konusunun ve açıklama, öyküleme, betimleme, ikna etme, istekte bulunma, bilgi alma, eleştirme ya da duygudaşlık kurma gibi bir amacının olması gerektiğini; konuşmanın düz anlatım, sözlü sunum, tartışma, görüşme ya da canlandırma yollarından biriyle yapılabileceğini de bilmelidirler. Tüm bunlar daha ilk sınıflardan itibaren küçük adımlar yoluyla, aşamalı olarak ve birbirinin üzerine eklenerek kolaylıkla sağlanabilir.

GÖZLEM FORMLARI DESTEKLEYİCİ OLUR
Konuşma becerisinin geliştirilmesi amaçlanan dersler, başından sonuna kadar, bir yandan öğretme-öğrenme bir yandan da ölçme-değerlendirme süreçlerini iç içe barındırabilir. Konuşma kurallarına uyma; yeni öğrenilen sözcükleri, anlam özelliği ile ilgili sözcükleri (eş anlamlı, zıt anlamlı, eş sesli, mecaz anlamlı), bağlaçları yerinde ve anlamına uygun olarak kullanma gibi özelliklerin kazanılıp kazanılmadığı, bütün bir ders esnasında öğretmen gözlem formları kullanılarak değerlendirilebilir. Gözlem formları her öğrenci için, farklı derslerde yaptığı konuşmalar dikkate alınarak doldurulabilir. Böylece, öğretmen hangi öğrencileri için ne tür zenginleştirici ve destekleyici etkinlikler düzenlemesi gerektiğine karar vermede zorlanmaz. Böyle bir ölçme ve değerlendirme, bireysel öğretime uygun etkinliklerin düzenlenmesini de sağlar. Öğrencilerin kendi konuşmalarına ilişkin özelliklerin farkında olmaları içinse öz değerlendirme formları kullanmak uygun olur. Zaman zaman öğrencilerin konuşmalarını kaydetmek, konuşmaları bittikten sonra dinleyerek beklenen konuşma özelliklerini gösterip göstermediklerini kendilerinin fark etmesini sağlar. Öğrencilerin akran değerlendirme formları kullanarak konuşan arkadaşlarında ilgili konuşma özelliklerinin varlığını takip etmeleri de kendi öğrenmelerinin sürmesi bakımından etkili olur.

Beceri geliştirmede tekrar ve süreklilik önemlidir; beceri kullanıldıkça gelişir. Edinildiği hâlde kullanılmayan beceriler körelir. Bundan dolayı, konuşma becerisinin kalıcılığı da sürekli bir çabayı ve uygulamayı gerektirir. Öğrencilerin konuşmaya ilişkin özellikleri, Türkçe dersinin dışındaki diğer derslerde de göstermeleri, böylece alışkanlık hâline dönüştürmeleri önemlidir. Konuşma becerisine ilişkin özelliklerin kontrolü yalnızca Türkçe derslerine bırakılmamalıdır. Her derste yapılacak pek çok etkinliğin bunun için bir fırsat olabileceği bilinmelidir. Aksi takdirde öğrenciler, kendilerine kazandırılmaya çalışılan konuşma özelliklerini yalnızca Türkçe dersinin bir gereği olarak algılayabilirler.

Not: Yukarıdaki metin yalnızca aşağıdaki akademik çalışmalarımdan ve ders notlarımdan alıntılanarak Hürriyet Gazetesi için yazılmıştır.

Kaynaklar:
Yangın, B. (2002). Kuramdan Uygulamaya Türkçe Öğretimi, Ankara: Dersal Yayıncılık.
Yangın, B. (2003). Dil Becerilerinin Sürekliliği, Journal of Qafqaz University, 12 Fall., 2003.

DOÇ. DR. BANU AKTÜRKOĞLU KİMDİR?
Doç. Dr. Banu AKTÜRKOĞLU, lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında tamamlamıştır. Gazi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans, Hacettepe Üniversitesi İlköğretimde Program Geliştirme ve Öğretim Bilim Dalında da Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini almıştır. Doçentlik unvanını Sınıf Öğretmenliği Bilim Dalında almıştır.
Dr. AKTÜRKOĞLU’nun Türkçe öğretimi, ilkokuma-yazma öğretimi, temel eğitim Türkçe dersi öğretim programları ve ders kitapları ile öğrenme güçlüğü konularında çalışmaları bulunmaktadır. Hâlen görev yaptığı Hacettepe Üniversitesinin yanında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesinde de lisans ve lisansüstü düzeylerde dersler vermiştir.

BAKMADAN GEÇME!