GeriEğitim Bu üniversiteden 'Nobel Ödülü' çıkacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu üniversiteden 'Nobel Ödülü' çıkacak

Bu üniversiteden 'Nobel Ödülü' çıkacak

Yıldız Teknik Üniversitesi’nin (YTÜ) çiçeği burnunda rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz görevde olduğu altı aylık zaman zarfında önemli işlere imza attı. Özellikle sanayi ile üniversiteyi buluşturan projelere ağırlık veren Yılmaz’ın tek hedefi Yıldız Teknik Üniversitesi’nin bir marka haline gelmesi. Hayallerin sınırı yok diyen Tamer Hoca “Bir gün bu üniversiteden ‘Nobel Ödülü’ çıkacak” diyor.

1987 yılında önce öğrencisi olarak girdiği üniversiteye 32 yıl sonra rektör olan Profesör Tamer Yılmaz Hürriyet Gazetesi’ne açıklamalar yaptı. “Kapım her zaman herkese açık. Öğrenciler bile dilediği gibi gelip odama girebilir. Öğrenciden korkmaya gerek yok” diyen Yılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi ile duygusal bir bağı olduğunu ifade ediyor. 2010 yılında rektör yardımcıyken bir konteyner şeklinde kurdukları Teknopark’ın şimdi Türkiye’nin en önemli teknoloji merkezlerinden biri olduğu söyleyen YTÜ rektörü, kısa zamanda üniversitesi için yaptıklarını şöyle anlattı:

'SANAYİCİLER TEZLERİMİZİ OKUYOR'
"Bir üniversitenin araştırma geliştirme üniversitesi olduğunu doktora öğrencilerinin sayısından ve onların kalitesinden anlarsın. Üniversiteler sadece eğitim öğretim yapılan yerler değildir. Bunun yanında Ar-Ge ve sosyal sorumluğu da eş güdümlü olarak yapmak gerekir. Çünkü hem bilim hem de Ar-Ge’yi doktorada üretirsin. Bizim doktorayı yöneten ‘Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitümüz’ bu sene farklı bir yapıya geçti. Eskiden bunlar bir öğrenci işleri gibi çalışırdı. Öğrenci gelir kaydını yapar doktorasını bitirir diplomasını alır giderdi. Ama şimdi artık doktora öğrencilerini sanayi ile buluşturmaya başladık.               Yani biz burada yaptığımız doktora çalışmalarını anlatıyoruz, çıktılarını paylaşıyoruz ve sanayicinin de problemlerini dinliyoruz. Artık doktora çalışmaları kapalı kapılar ardında hocanın kendi düşüncesiyle ortaya koyduğu problemlerden ziyade sanayinin bir derdinin çözülmesi üzerine yapılmaya başlandı. Çünkü sanayicinin dertleri var orada kıvranıyor ve bunu nasıl çözeceğini düşünüyor. Hoca da burada teorik olarak ona bir konu verecek. Bu şekilde sanayici de doktora tezlerini fonlamaya başlıyor.

SANAYİDEN ÜNİVERSİTEYE FON AKITMAMIZ LAZIM
10 bin tane yazılmış tezi çıkardık. Teknopark aracılığıyla tüm sanayicilere sunmaya başladık. Ben bu konuyu çalışmışım. Bakın burada bir birikim var. Bu tezlerden faydalanın diyoruz. Adına da 10 bin tez projesi dedik ve sanayiciyle buluşturduk. Sanayici diyelim envanterden bir tez gördü. O çıktılara doğrudan ulaşacak ve tez hocası veya doktora öğrencisiyle birlikte çalışabilecek. Sorunun çözümüne yönelik iki tarafın da kazanacağı bir çalışma olacak. Buna kontratlı Ar-Ge projeleri deniyor. Sanayici bunu fonlayacak. Ekip de bunu çalışıp sanayideki problemi çözecek. Yani artık sanayiden de fonu üniversitelere akıtmamız gerekiyor.

20 MİLYON LİRALIK FON KURDUK
Yıldız Teknik Üniversitesi Türkiye’nin en iyi Teknoparklarından birine sahip. Bizim burada 450 tane şirket var. Teknoparklar bu şirketlerden elde ettiği bir kira geliri var. Ancak bundan çok daha değerli olabilecek bir gelir var. Çünkü burada teknoloji ve bilim üretiyorsun. Bunun katma değeri yüksek. Patente dönüştürüp bu patenti satarsan milyon dolar edebiliyor. Kira alacağım diye uğraşmak yerine oluşan değere ortak olursan kazancın da daha yüksek oluyor. Tabi ortak olmak için de katkı sunman lazım. Yatırımcılar buradaki ‘Start Up’lara para veriyor. Daha sonra o şirketlere büyüyünce şirketlerin de payı büyüyor. Biz de diyoruz ki bu modeli Yıldız Teknik Üniversitesi kendi kuracağı fonla yapsın. Biz de fonumuzu kurduk. 20 milyon lirayla başlıyoruz. Hem ekosistemi beslemiş oluyoruz hem de bu ekosistemden kazanmış oluyorsun. Dünyada bu şekilde patent gelirinden milyar dolar kazanan üniversiteler var Stanford, MIT gibi.

ZARAR ETMEDEN YÜRÜYORUZ
Yıldız Teknik Üniversite kuluçkaya da çok önem veriyoruz. Öğrenci ve hocaların kurduğu şirketlere kuluçka diyoruz. Bazı üniversitelerin teknoparkından bile daha büyük kuluçka olarak adlandırdığımız yapı. Teknopark bünyesinde 450 tane firma var, kuluçkada ise 160 firma var. YTÜ yurtdışında kuluçkası olan iki üniversiteden biri. Biz de iyi firmaları oraya gönderiyoruz. Orada hızlandırma yapıyoruz ve oradaki fonlarla tanışmasını sağlıyoruz. Bu işler zor hakikaten ve zarar etmeden yürüdüğümüz bir proje bu. Biz buradaki Ar-Ge’yi destekliyoruz fonluyoruz. Kendi içimizdeki kaynakları buraya aktarmaya başladık. Dış fonları buraya toparlıyoruz. Yatırımcıları bunlarla buluşturmaya çalışıyoruz. Sonrasında bir ekonomi ve katma değer oluşmaya başlıyor.

EĞİTİMİ SEKTÖRLE ORTAK YAPACAĞIZ
Bir senedir eğitimi uzaktan yapıyoruz. Bu süreçte alt yapımızı çok güçlendirdik. Sınavları daha çok proje odaklı yapmaya çalıştık. Şimdi de bazı bölümlerimiz “Cooperative Education” yani kooperatif eğitimi dediğimiz bir sisteme geçiyoruz. Bu bir eğitimi sektörle birlikte yapma modeli. Şu an okulda eğitimi biz yapıyoruz ama sonra onlar bizim yetiştirdiğimiz mimarı, mühendisi alıp ardından bizi eleştiriyorlar. Biz de dedik ki eğitimi birlikte yapalım. Sen de eğitimin içinde ol. Biz 7 yarı yılda dersleri tamamlatacağız, 8’inci yarı yılda tam zamanlı sektörde olacak. Amerika’da birçok üniversite bunu yapıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin geleneğinde de zaten bu var. Pratik ve sektöre yönelik mühendis yetiştirmeye yönelik bir geleneğimiz var. Artık sektörün içerisinde daha fazla olduğu sektörün de eğitime katkı sağladığı bir model bu sene senatodan geçti. 2021 Eylül’den itibaren yani önümüzdeki eğitim öğretim yılında buna başlayacağız. 

4 YENİ ENSTİTÜ KURACAĞIZ
Ben buradan mezunum. Burada akademisyenlik yaptım. Şu an geldiğim noktaya bu üniversite sayesinde geldim. Her şeyi buradan aldım. Öyle olunca buraya vermek de istiyorsun. Tek hedef Yıldız Teknik Üniversitesi markası. ‘Temiz enerji, Biyoteknoloji, Dijital Teknolojiler ve Savunma Teknolojisi’ olmak üzere dört tane yeni enstitü kuracağız şimdi.

HAYALLERİMİZ SINIRSIZ
Burada zaten büyük bir potansiyel var. Tek yapmamız gereken onların heyecanını taze tutup, imkanları biraz artırıp, sinerjiyi oluşturmak. Bütçemiz sınırlı belki ancak hayaller sınırsız. Ben buraya ilk geldiğimde “Nobel Ödülü çıkacak bu üniversiteden” dedim. Neden olmasın? Bu sene en çok TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) ödülü buradan çıktı. Gencecik arkadaşlarımız bunlar. Niye bunlar ileriki yıllarda Nobel Ödülü almasınlar? Hayalleri sınırlamayalım. Ben onun önünü açmaya çalışıyorum."

False