Eğitim SERVİSİ
Oluşturulma Tarihi: Ocak 13, 2026 17:26
YÖK tarafından yapılan açıklamaya göre; Türk yükseköğretim sisteminin küresel ve bölgesel rekabette gücünü artırmaya yönelik stratejik hedefleri arasında yer alan “erişilebilir ve kapsayıcı üniversite” modeli, somut uygulamalar ve bireysel başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, üniversitelerin akademik üretim merkezleri olmasıyla birlikte toplumsal sorumluluk taşıyan kurumlar olduğunu vurguladı. Özvar, “Üniversitelerimiz, engelli öğrencileri eğitim hayatının ve kampüs yaşamının eşit ve aktif paydaşları olarak görmeli; kapsayıcı politikaları sürdürülebilir biçimde hayata geçirmelidir. Atılacak her adım, yalnızca engelli öğrencilerimizin değil tüm üniversite mensuplarının yaşam kalitesini artıracaktır” dedi. YÖK tarafından yürütülen “Engelsiz Üniversite Bayrakları” ve “Program Nişanı” uygulamalarının, kapsayıcılığın en somut göstergeleri arasında yer aldığını belirten Özvar, bu sistemle üniversitelerin erişilebilirlik performanslarının açık kriterlerle değerlendirildiğini hatırlattı.
ENGELLİ OLMAMIN BİR DEZAVANTAJI YOK
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak görev yapan doğuştan görme engelli Huzeyfe Aydın (27), eğitim sürecinde kaynakların erişilebilir formatlara dönüştürülmesinin kritik olduğunu vurgulayarak, “Üniversitenin sağladığı kısmi zamanlı asistan destekleri, erişilebilirlik yazılımları, bazen yapay zekâ teknolojileri ve doğru idari iletişimle sorunları aşabiliyoruz. Bunlar sağlandığında geriye kalan, herkes için olduğu gibi çalışmak ve sonuca ulaşmak oluyor” dedi. Derslerde dijital imkânlardan etkin biçimde yararlanıldığını belirten Aydın, sunumların eş zamanlı olarak dijital ortamda paylaşıldığını, öğrencilerin içerikleri farklı formatlarda takip edebildiğini söyledi. Öğrencilerle iletişimin güçlü olduğuna dikkat çeken Aydın, “Engelli bir araştırma görevlisi olmanın belirgin bir dezavantajı yok. Hatta danışmanlığımda yürütülen bir TÜBİTAK 2209 projesi, öğrencilerin engelli bir akademisyenle çalışmaya dair herhangi bir tereddüt yaşamadığını açıkça gösteriyor” diye konuştu.
Aydın’a göre Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen Engelsiz Üniversite Ödülleri, üniversiteler için güçlü bir teşvik unsuru. “Eksikleri gidermek kadar iyi uygulamaların görünür kılınması da önemli. Ödüller, bu alanda çalışan üniversitelere ciddi motivasyon sağlıyor” diyen Aydın, Sakarya Üniversitesi Engelsiz İşlem ve Destek Koordinatörlüğü bünyesinde akademik ve idari personele yönelik çok sayıda faaliyet yürütüldüğünü söyledi.
10 PARMAK ÖĞRENDİM
İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencisi Sümeyye Tokmak da üç yılı aşkın süredir Huzeyfe Aydın ile çalıştığını belirterek, “Bilgisayar kullanmayı biliyordum ama hızım hocam sayesinde arttı. 10 parmak klavye kullanmayı ondan öğrendim” dedi.
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ZİRVEDE
Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Kösoğlu ise
engelsiz üniversite çalışmalarının kurumsal bir zemine oturtulduğunu söyledi. Engelsiz erişimin yalnızca fiziki düzenlemelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Kösoğlu, Yükseköğretim Kurulu’nun Engelsiz Üniversite vizyonu kapsamında Sakarya Üniversitesi’nin engelsiz bayraklar ve program nişanları açısından Türkiye’nin üst sıralarında yer aldığını belirtti. Aralık ayında açıklanan sonuçlara göre üniversitenin 40 program nişanı ile Türkiye genelinde lider konuma ulaştığını kaydeden Kösoğlu, bu başarının “tamamlanmış bir sonuç değil, devam eden bir sürecin göstergesi” olduğunu ifade etti. Yemekhanelerden kütüphanelere, ders materyallerinden sınav uygulamalarına kadar tüm kampüs yaşamının erişilebilirlik ilkesiyle ele alındığını belirten Kösoğlu, üniversitelerde kapsayıcı eğitim anlayışının kalıcı bir politika haline geldiğini vurguladı.