Güncelleme Tarihi:

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılında yayınlanan raporuna göre 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 91,3’ü internet kullanıyor. Yine yüzde 66,1’I sosyal medya kullanıyor. Bu rakamların yıllar yılı giderek artmış olmasını da göz önüne aldığımızda yukarıdaki ‘NEREDEYSE HER EV’ tanımı birçoğumuza uyuyor.
Dijital çağın sunduğu olanaklar kadar bedelleri de var. Çocuklarımız bilgiye erişmekte hiç zorlanmıyor ama dikkati toplamakta, sabır göstermekte, yüz yüze iletişim kurmakta zorlanıyor. Birçok öğretmen artık sınıfta göz teması kuramamaktan yakınıyor. Çocuklar sürekli bir ‘uyarı bombardımanı’ altında yaşıyor; beyinleri uyarılmış ama kalpleri giderek bağlantısız. Sadece çocuklar için değil ailelerde de aynısı geçerli. Eve geldikten sonra yemek masası dahil akşamın neredeyse tümünü tek kelime dahi etmeden geçiren çiftler aileler azımsanmayacak düzeyde…
ÇOCUKLARA DA DETOKS GEREK
İşte bu yüzden ‘dijital detoks’ sadece yetişkinlerin değil, çocukların ve ailelerin de ihtiyacı haline geldi. Detoks kavramı her ne kadar diyet/beslenme gibi alanlarda duymaya alışık olduğumuz bir kavram olsa da bugün artık günümüzde ‘Dijital detoks’ kavramı giderek artar hale geldi. Hatta ‘Dijital Detoks Turizmi’ düzenleyen oteller, firmalar bireyleri hem tatil yapmaya hem de bu süreçte dijital detoksu deneyimleye çağırıyor. Peki bizim bunu kendi kendine yapabilme gücümüz yok mu? Aileden evimizden başlayarak bazı kurallar koyarak dijital detokslar yaparak hem ruhsal hem fiziksel olarak daha sağlıklı bir aile kurumu oluşturamaz mıyız?
Dijital detoks dediğimiz şey, ekranları tamamen yasaklamak değildir. Tam tersine, teknolojiyi bilinçli kullanmayı, gerçek hayata yeniden temas etmeyi öğrenmek demektir. Evde ekran süresi aslında bir ayna gibidir. Çocuk ne kadar çok telefona bakıyorsa, çoğu zaman ebeveyn de o kadar bakıyordur. Anne babalar farkında olmadan ekranla kurdukları ilişkiyi ‘normal’ hale getiriyorlar. Oysa çocuk, gözlemleyerek öğreniyor. Akşam yemeğinde herkes kendi ekranına gömülmüşse, o sofrada artık paylaşım değil, yalnızlık var demektir.
Birçok araştırma dijital detoksun uykuya, yaratıcılığa, akademik başarıya, empati ve iletişim kurmaya etkisini son yıllarda oldukça fazla şekilde ortaya koymaya başladı. Daha iyi uyuyan, daha çok oyun oynayan, daha fazla kitap okuyan çocukların dikkat, empati ve yaratıcılık becerileri güçleniyor. Sadece çocuklar değil, aile içi ilişkiler de toparlanıyor. Sohbet geri geliyor, birlikte gülmek yeniden mümkün hale geliyor.
DİJİTAL DETOKS NASIL YAPILIR?
İlk adım, ‘yasak’ değil, ‘denge’dir. Ailenin belirgin amaçlar oluşturarak bu detoksa neden ihtiyaç duyduklarını çocuklarına ve diğer aile üyelerine anlatmaları ile başlamak gerekir. Çünkü çocuklar kurallara neden uymak zorunda olduklarını da bilmeye ihtiyaç duyarlar. Sonra ‘Dijital Detoks Programı’ oluşturmaya başlayabilirsiniz. Ancak burada önemli olan bunun sadece ebeveyn tarafından belirlenmemesi. Örneğin bir akşam evde tüm aile üyeleri ile toplanıp ‘Aile Konseyi’ oluşturabilir, her aile üyesinin fikrini alarak ortak bir program oluşturup altına imzalarınızı atıp evde herkesin göreceği bir yere asabilirsiniz. Bunun yanı sıra evde ‘Ekransız alanlar (mutfak, banyo gibi)’ ve ‘Ekransız zamanlar’ (her akşam 1 saat gibi) oluşturabilirsiniz. Tüm bunları yaparken çocuklara bu zamanlarda yapacakları alternatifler üretmek de gerekir. Onlara ekransız zaman sunarken bu zaman aralığında birlikte oyun oynama vakit geçirme, yürüyüş yapma gibi etkinlikler planlayın. Bu iletişiminize iyi geleceğinden emin olabilirsiniz. Tüm bunları yaparken bu kuralların sadece çocuklar için değil herkes için geçerli olduğunu bilmeli ve onlara model olmalısınız. Ve son olarak bu kurallara uyduğunuz zaman aile olarak kendinize bir ödül belirleyebilirsiniz.
Evde günde bir ‘ekransız saat’ belirlemek bile büyük fark yaratır. Örneğin akşam yemeği sonrası tüm cihazları bırakıp 30 dakika birlikte oyun oynamak ya da yürüyüşe çıkmak. Başta zor gelir ama sonra sohbetin, sessizliğin, hatta can sıkıntısının bile tadı çıkar. Ama hâlâ geç değil. Birlikte ekranı kapatıp göz göze gelmek, bir kitabın sayfasına dokunmak, bir çocuğun kahkahasını duymak… Dijital detoks, bir yasak değil; yeniden bağ kurma çağrısıdır.
DOÇ. DR. H. İREM ÖZTEKE KOZAN KİMDİR?
Yazar, 2009 yılında Selçuk Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde lisans eğitimini, 2011 yılında ise yüksek lisansını dereceyle tamamladı. 2015 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’ndan doktora derecesi ile mezun oldu. Doktora araştırmasını, Amerika Birleşik Devletleri’nde The University of Kansas Psikoloji Bölümü’nde ‘yakın ilişkilerde bağlanma’ alanında yürüttü. Çeşitli ulusal ve uluslararası prestijli dergilerde makaleleri yayımlanan yazarın, kitap ve kitap bölümleri de bulunuyor. Ayrıca birçok ulusal ve uluslararası projede yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı. Çalışma alanları arasında yetişkinlikte bağlanma, yakın ilişkiler, aile, teknoloji ve internet kullanımı yer alıyor ve sistemik terapi ekolünde çalışıyor. Evli ve iki çocuk annesi olan yazar, halen Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.