GeriEğitim 21’inci yüzyıl ve pandemide öğrenci olmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

21’inci yüzyıl ve pandemide öğrenci olmak

21’inci yüzyıl ve pandemide öğrenci olmak

21’inci yüzyılla birlikte sanayi ve teknoloji oldukça gelişti, Endüstri 4.0 sonrası 5.0 dönemi sorgulanır hale geldi. Gelişmiş ülkeler tarafından 21’inci yüzyılda ihtiyaç duyulan insan profili yeniden tanımlandı. Problem üreten değil çözüm ortaya koyan, muhakeme gücü yüksek, teknolojiye hâkim, olabildiğince dil bilen ve takım çalışmasına uygun bireylerin yetiştirilmesi ön plana çıktı.

21’inci yüzyılın getirdiği bu yeni insan tipi arayışı, problemleri de beraberinde getirdi. Bu yüzyılla birlikte insanlar daha fazla teknolojiye bağımlı, daha doyumsuz ve insani ilişkilerde daha kötü sınavlar veriyor. Özellikle gelişmiş ülkeler bu tehlikeyi fark etmiş olup, 21’inci yüzyılın dünyasında sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmelerden geri kalmayarak aynı zamanda topluma uyumlu ve faydalı bireyler yetiştirmeyi hedef edindi. Şüphesiz bu süreçte okulöncesinden üniversiteye eğitim kurumlarına büyük görevler düşüyor.

EĞİTİMİN AMACI SADECE ÖĞRETİM DEĞİL
Eğitimin amacının sadece öğretim olmadığı, yaşanan çağa uygun şekilde bireylerde gerekli bilgi, beceri ve deneyimi geliştirmek olduğu unutulmamalı. 21’inci yüzyılla birlikte ham bilgiyi ezbere bilmenin değil, bilgiyi etkili kullanma becerisinin daha ön plana çıktığını hep birlikte PISA ve TIMSS gibi sınavlar aracılığıyla da gözlemliyoruz. Yaşamış olduğumuz COVID-19 süreciyle birlikte teknolojinin, eğitimin içerisinde daha fazla yer aldığını ve insan ilişkilerinin de buna bağlı olarak daha da zayıfladığını gözlemliyoruz. Eğitim sürecinde öğrencinin sadece zihinsel değil, duygusal, sosyal ve psikomotor (fiziksel) yönden de gelişmesi gerektiği bilinen bir gerçek. Uzaktan eğitimle öğrencilerin daha çok zihinsel gelişimine yoğunlaşıldı, duygusal, sosyal ve bedensel gelişimleri biraz daha arka planda kaldı. Bu durumda pandemi sonrası süreçte çocuklarımızın gelişimi bütünsel bir bakış açısıyla ele alınarak duygusal, sosyal ve bedensel gelişim alanında gerekli olan destek verilmeli. Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki eğitim alanında oluşan bir yıllık bir boşluk bazen gelecek yıllarda 10 yıllarla telafi edilemeyebilir.

Dünyanın küçük bir köy haline geldiği ve dünyanın bir ucundaki virüsün diğer ucuna çok kısa zamanda taşınabildiği günümüzde bu tip küresel krizlerin gelecekte de karşımıza çıkması muhtemel. Bu durumu göz önüne alarak çocuklarımızı bir diğer 21’inci yüzyıl becerisi olan, problemlere karşı daha dayanıklı ve çözüm üreten bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Son söz olarak şu soruları kendimize sorarak yazımı bitirmek istiyorum:
- Okulöncesinden üniversiteye okullar 21’inci yüzyılın hedeflerine uygun öğrenciler yetiştiriyor mu?
- Okullar sadece bilginin aktarıldığı bir fiziksel ortam mı olmalı yoksa öğrencilerin yaşam becerilerinin gelişiminin desteklendiği atölyeler ve inovasyon merkezleri mi olmalı?
- Eğitim alanında verilen kararlarda bilimsel veriler ve eğitim araştırmaları ne kadar kullanılıyor?

PROF. DR. MUSTAFA SAMİ TOPÇU KİMDİR?
Doktora eğitimini 2008 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ilköğretim (fen bilimleri) eğitimi programında tamamlayan Mustafa Sami Topçu, 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Florida Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. 2009-2010 yılları arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde, 2011-2013 yılları arasında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde, 2014-2015 yılları arasında ABD’deki Missouri Üniversitesi’nde sosyo-bilimsel konular ve STEM Eğitimi üzerine araştırmalar yapmak üzere öğretim üyeliği yaptı. Ayrıca 2013 yılından itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görevine devam ediyor. Mustafa Sami Topçu’nun uzmanlık alanları STEM eğitimi, özelde fen bilimleri eğitimidir. Topçu, 2018 yılında TÜBİTAK Yönetim Kurulu tarafından ‘Fen Bilimleri Eğitimi alanında sosyo-bilimsel konular, argümantasyon ve epistemolojik inançlar konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları’ nedeniyle TÜBİTAK Teşvik Ödülü’nü almaya layık görüldü.

False